Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / İnşaat'ın gündelikçisi
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  22 Ekim 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Gerçek, onu öğrenen için, onu söyleyenden daha yararlıdır.
Blaise Pascal
Tarihte Bugün
Takvimler 22 ekim tarihini gösterdiği zaman...

1853 yılında,
Ermeni Maarif Komisyonu kuruldu.
1975 yılında,
Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil, büyükelçiliği basan 3 terörist tarafından şehit edildi.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


İnşaat'ın gündelikçisi

Tiyatrodan ve TV dizilerinden tanıdığımız Yeşim Büber ilk sinema filmi "İnşaat"ta temizlikçi kız Nazife'yi oynuyor

23/11/2003 (2978 defa okundu)

NAZAN ÖZCAN (Arşivi)

Gündelikçi Nazife nerde, kuaförden yeni çıkmış, durmadan kabarık bulduğu saçlarını bastırmaya çalışan Yeşim Büber nerde? Ömer Vargı'nın sinemalarda bu hafta başlayan "İnşaat"ında Yeşim Büber o kadar başarılı ki bir an insan ikisini karıştırıyor. Hele hele Açık Tiyatro'nun "Katil Uşak"ında oynayan psikiyatr hiç değil. Genç bir kadından çok genç kız havası var. Maviş gözleri kıskanılacak derecede parlıyor. Belki bu yıl ilklerin yılı olmasındandır. İlk sinema filmi, ilk tiyatrosu ve ilk kez hala oluşu.
İnşaat'ta ilk gününüz nasıldı?
Çok heyecanlandım. Ekip çok sıcak olduğu ve kimse benim ne yaptığıma yukarıdan bakmayacağı için rahatladım. Tadını çıkar diyerek rahatladım. Şevket Çoruh, Emre Kınay ve benim de ilk sinema filmim. İlk kez birlikte çalışıyoruz. Gerçekten çok güzeldi.
Set zor muydu?
Prodüksiyon çok güzeldi. Orada rahatsız olabileceğimizi düşünüp bizim için başka bir yer hazırlanmıştı. Odalarımız, kanepemiz, klimamız, play station'ımız, televizyonumuz, mutfağımız filan vardı. Her şey öyle takır takır gitti ki iki gün önce bitti çekimler.
Oynadığınız Nafize nasıl bir karakter?
Bir gündelikçi, bir popçunun yanında çalışıyor. Nazife'nin duygusal zekası gelişmiş. Cin bir tarafı var, olayları organize edebiliyor. Sudi'nin (Şevket Çoruh) memleketlisi, beraber kaçıp gelmişler. Sudi buna âşık aslında. Nazife'de böyle bir şey yok. Ali'yle (Emre Kınay) aramızda bir şeyler oluyor.
"Ben onun gibi bir gündelikçi hiç görmedim" diyorsunuz.
Çok özel olduğu için değil. Yani gündelikçi nasıl olur gözleme şansım olmamıştı. Çünkü temizliği kendim yaparım, yemeği de. Bir ay çok yoğun çalışıyorum diyelim, en çok özlediğim şeylerden biri evde yemek yapayım, arkadaşlarım gelsin, birlikte yiyelim.
Filmde harika çilleriniz vardı, gerçekten çilli misiniz?
Evet, ben de seviyorum onları. Hiç makyajsız oynadım. Yazın güneş olunca, onlar böyle çamur sıçramış gibi oluyor.
Film vizyona girdi ve bu arada siz bir de oyunda oynuyorsunuz.
Açık Tiyatro'nun 'Katil Uşak'ı. Bu da ilk oyun. Bu sene ilklerin yılı oldu benim için. Lale Mansur ile 'Nasıl Evde Kaldım' dizisinde oynamıştık. Oradan tanışıyoruz, aynı sahnede doğru olur diye düşünmüşler, bana teklif getirdiler. Ben uçarak kabul ettim tabii.
Ayrıca da Serseri Aşıklar dizisi var değil mi?
Evet. Dizilerden para kazanıyoruz, herkes bilir niye dizi yapıldığını. Ayrıca diziler egzersiz olanağı sağlıyor insana.
Dizi, sinema ve tiyatro oyunculuğu farklı şeyler mi?
Oyunculuk asla birbirinden farklı bir şey değil. Ama mesela 'İnşaat'ın senaryosunu iki ay önce aldım. İki ay boyunca sindire sindire çalışabilirsin, dizide böyle bir şey olmuyor. Dizide bir çekim programı var ve çok aksatamazsın. Oyunculuk farklı değil ama tiyatro ile kamera farklı. Kamerada büyük hareketler fazla geliyor, ama sahnede küçücük bir bakış ya da hareket asla belli olmuyor.
Sizin hikâyeniz nasıl başlıyor?
Aydın doğumluyum, 1977. Annem terzi, babam serbest meslek, bir abim bir de ablam var. İlkokuldan sonra, İzmir'e gittik, 1.5 yıl İzmir'de kaldık. Ailesel nedenlerden, ekonomik olarak zor bir çocukluk geçirdim. Sonra İstanbul'a geldik. Orta ikideydim. Liseyi bitirdikten sonra resim okumayı istiyordum. Özel bir okulda hazırlık yapmaya başladım, bir mimarlık eğitimine katıldım. Ama Mimar Sinan'ı kazanamadım. Sonra para kazanmam gerekti. Sonra çok tesadüfi bir şekilde televizyona girdim.
Nasıl bir tesadüf bu?
Zaten bir mankenlik ajansına kayıtlıydım. İzmir'de bir tanıdığımız Neşe Erberk'in arkadaşıymış. Mankenlik yapmadım ama reklam filmlerinden para kazanıyordum. A'dan Z'ye programı eskiden HBB'deydi. Yapımcısı bana yardım et dedi. Onun kamera arkalarını, aktüellerini hazırlamaya başladım. Derken Show TV'de 'Zeynep' diye bir diziden başrol teklifi geldi. 20 yaşındaydım. Bir deneyeyim dedim, sonra baktım ki ben oyuncu olmak istiyorum. Sonra iki yıl Can Gürzap'ın oyunculuk okuluna devam ettim. Okulu bitirdikten sonra, diziler devam ettim. 'Kırık Ayna', 'Nasıl Evde Kaldım', 'Çaylak', 'Yer Altında Dünya Var'.
Birden kendinizi kamera önünde mi buldunuz?
Hayır, o arada bir kültür sanat programı hazırlayıp sundum. BRT'de bir buçuk sene boyunca Bilişim ve Sinema programı hazırladım, Number 1'da kültür sanat programı hazırladım sundum. Kamera önü öyle başladı.
Kamerayı seviyordunuz yani?
Ben kameradan hiç korkmadım ve kamera önünde olmaktan hep keyif almıştım. Programı sunma kısmı da beni çok mutlu ediyordu. Hâlâ kamera arkası ile ilgiliyimdir. Kimse bana kameranın şurasında duracaksın demez, bilirim zaten. Ben hakikaten kendime oyuncu olmak istiyor muyum diye sorduğum da 'belki' cevabını verdim. Oynadıktan sonra 'Tamam buldum' dedim.
Çocukluğunuzda böyle yetenekleriniz var mıydı?
Ortaokul ve lise boyunca zaten sürekli tiyatro yaptım. Sonra resme merak sardım birdenbire. Ama kazanamadım. İyi ki kazanamamışım, kazanamayınca çok yeteneğim yokmuş onu anladım. Uzun zamandır yapmıyorum, küçük küçük çizmeler dışında.
Yemek, resim dışında ilgilendiğiniz başka neler var?
Seyahat etmeyi severim, iki gün olsa da bir yere giderim. Motosiklet merakım var, kullanıyorum zaten. Yelken yapıyorum, at biniyorum.
Özgürlük arayışı mı bu?
Oyunculukta da öyle, kendi sınırlarınızın dışına çıkıyorsunuz. Grup halinde bir şey yapmaktan çok, yalnız bir şey yapmaktan keyif alıyorum. Doğaya ciddi bir takıntım var, ağaç böcek deyin, kendimi parçalayayım. Hayvanları seviyorum, atlara tapıyorum. Geçen yıl, 'Kırık Ayna'nın çekimlerinde at orda duruyordu, ben de bir gün lazım olur diye bir deneyeyim dedim. Lazım oldu da. Orada çok güzel bir çiftlik buldum. Bir tane de atım vardı, âşıktık birbirimize.
Sinema aşkı var mı peki?
Var öyle bir hastalığım. Haneke'yi asla kaçırmam, Kubrick'in filmleri evdedir. Türk sinemasından Serdar Akar, Zeki Demirkubuz'un filmlerini seviyorum. Isabelle Hupert'i çok seviyorum. Kıskanmamak mümkün değil. Niye onun yerinde ben değilim değil, ben de onun gibi bir oyuncu olayım.
Filmden sonra inşaattaki işçilere farklı bakmaya başladınız mı?
Bana sorulacak bir soru değil. 15 yaşında birilerinin yanında işçi olarak çalışmaya başladım. Yarım gün tezgâhtarlık yapıyordum, beyaz eşya satan bir yerde. Dolayısıyla bu duyguyu çok iyi biliyorum. Bu ailemden bana mirastır, etrafımdakilere çok duyarlıyımdır, hiyerarşiden nefret ederim, bu sistemden de. İyi ki de böyle bir yaşantım olmuş, neyi ne kadar bilirseniz o kadar hissedebilirsiniz. Aç kalmadık elbette ama çok istediğim bir şeyi alamadığım çok oldu.
Acısını çıkartıyor musunuz şimdi?
Tam tersine yapamıyorum. Mülkiyet duygusundan olduğunca kaçınmaya çalışıyorum. Birileri çok zor durumda olunca ben kendi hayatımı onlardan çok uzak yaşayamıyorum. Beyoğlu'nda yaşıyorum Etiler'de oturmayı hiç düşünmedim. Mahelleyi seviyorum, daha yakın ilişkileri seviyorum. Aksi takdirde mutlu olamam.

Okuyucu yorumları
Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 20 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
6

 'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
» Terör, uluslararası sistem ve Türkiye - BÜLENT ARAS
» Şehitler dünyası - YILDIRIM TÜRKER
» Seçmeler
» Antisemitizmi hoşgör(me)mek - RIFAT BALİ
» Kör gözüm seyreyle... - ALTAY ÖMER ERDOĞAN
» Barışa ''hoşgörü'' yeter mi? - MURAT AKSOY
» Solda seçim ittifakı arayışları üzerine - ENGİN ÖNEN
» Küreselleşme: "Anti" mi "alter" mi? - AHMET İNSEL
» Laiklik ve demokratikleşme - E. FUAT KEYMAN
» ABD üniversitelerinde yeni-McCarthizm - KADRİ YAMAÇ
» Liberal hezeyanlar - EMRAH GÖKER / New York
» Ödenen bedel ve sahip olunan - NURAY ÖNOĞLU
» Hop dedik, dünya zaten kurtulmuştu ki... - AHMET BÜKE
» Fes, yelek ve meyankökü - ALPER KIRKLAR
» Kadın dayanışması - HANDAN ÇAĞLAYAN
» Bir pozitif ayrımcılık örneği - NAZMİYE GÜÇLÜ
» Nihil ergo sum - TÜRKAY NEFES
» Önce düşünce sonra sound - KEREM CEM ÇALIŞKAN
» Tedirginliklerin arasından geçen örme süveter - IŞIL ÇOBANLI
» Şehirli kadınlar ve erkekler - HİLAL ÖZGELDİ
» Çocuk parklarında ''tehlikeli oyunlar'' - OYA AYMAN
» Hasretinle yandı gönlüm - NAİM DİLMENER
» Fransızca söyleyen iki dev - DONAT BAYER
» Keşke her mevsim yaz olsa! - MERT EMCAN
» Sinema bayramımız - VEDAT TÜRKALİ
» Uyarlama sezonu

Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

ÖZLÜ SÖZ #499
"Mümkün olmayan insanlarla bile oynadım. Bunlar Türk sinemasının dört kadınıdır. Allah böyle belâları Türk sinemasının başına bir daha nasip etmesin. Beni Allah onlarla çalışmaktan korusun ve alıkoysun. Kifayetsiz muhterisler."
Fikret Hakan'ın, sinemanın dört 'as'ına giydirmesi ayıplandı, anlam verilemedi filan da biz daha çok 'mümkün olmayan insan'a takıldık. Bu görünmez adam gibi bir şey mi?

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.