Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / Radon gazı öldürüyor
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  20 Kasım 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Her rüzgarla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar olsan da bir ota değmezsin.
Mevlana
Tarihte Bugün
Takvimler 20 kasım tarihini gösterdiği zaman...

1922 yılında,
Lozan Konferansı başladı.
1943 yılında,
İstanbul Teknik Üniversitesi kuruldu.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


Radon gazı öldürüyor

Radon gazının kanserojen etkisinin yanısıra, anormal artışı da depremin ön habercileri arasında.
ABD'de ve Kanada'da her yıl 10-15 bin kişi radonun yol açtığı akciğer kanserinden ölüyor. Risk altındaki ülkemizde de durum saptaması yapılmalı

30/11/2003 (3120 defa okundu)

ŞÜKRÜ ERSOY (E-mektup | Arşivi)

İnsan sağlığını tehdit eden çevre tehlikelerinin çoğu insan kaynaklı olmakla birlikte bazıları doğal kaynaklı. Bunlardan en tehlikeli olanı kapalı alanlarda hava kirlenmesine yol açan radon gazı. Radon gazının ortaya çıkışı ölümlere uzun vadede neden olabiliyor. Bu tehlike, kansere neden olabilen diğer hava kirleticileri (benzen gibi) ile pestisidlerin neden olduğu çevre felaketleri kadar tehlikeli. İnsan vücudu çok az miktarda radyasyona dayanıklı olmakla birlikte bu doz artığında tehlike baş gösterir. Radonun yaydığı radyasyon insan vücuduna sindirim ya da solunum yoluyla girer. Akciğerin en küçük dokularına kadar nüfuz eden radyoaktif partiküller ciğerin dokularına zarar verir. Uranyum madencilerinin üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar solunan radonun akciğer kanseri riskini artırdığı gözlendi. Radyasyonun en büyük etkisi yaşayan organizmanın genetik maddesi olan DNA üzerinde olur. DNA'daki bu değişimler mutasyon olarak adlandırılır. Eğer hücrelerde mutasyon olursa, değişiklikler gelecek nesillere de geçebiliyor. Örneğin, Hiroşima ve Nagazaki atom bombalarının radyasyon etkisi, etkilenmiş bireyler ve onların çocukları üzerinde halen devam ediyor.
Bizleri tehdit eden radyasyonun yüzde 82'lik çoğunluğu doğal kaynaklardan (kozmik, kaya ve topraklardan vs), az bir kısmı da (yüzde 11'i) insani kaynaklardan (tıbbi işlemler, nükleer tıp vs) ortaya çıkıyor. Bu doğal kaynakların yüzde 11'lik kısmı da zaten insan vücudunda bulunuyor. Radonun Amerika ve Kanada'da her yıl 10-15 bin kişinin akciğer kanserine yakalanmasına neden olduğu tahmin ediliyor. Bu araştırma Amerika'da her 25 bin kişiden birinin radondan öldüğünü gösteriyor. Bu oran sigarada her 1800 kişide bir kişi, nükleer endüstride 2.6 milyon kişide bir kişidir. Bu nedenle sağlığı tehdit eden radyasyon riskinde radon gazı yüzde 55'le en başı çekiyor.
Son yıllarda artan akciğer kanseri vakalarına neden olarak, tüm ilgiyi doğal radyasyon kaynağı olan uranyum-238'in radyoaktif bozunma ürünü radon çekiyor. Radonun yarılanma ömrü 3.8 gün (91 saat 48 dakikadır). Yani kısa ömürlü bir radyoaktif gazdır. Renksiz, kokusuz ve tatsız olması neniyle kolayca tanınamaz. Bozunma sırasında alfa taneciği yayınlayarak canlı dokuları iyonize eden radon yaşayan organizmaların moleküler yapılarına zarar verir.
Radon dışarıdaki havaya karıştığında zararsızdır. Bina, tünel ve maden ocağı gibi kapalı alanlarda yoğunlaşabilir. Binalarda radon gazının yoğunlaşması birkaç yolla olabilir.
1- Radon suda çözünebildiğinden kuyu sularına karışabilir ya da musluk sularından yayılabilir. 2- Binaların temelindeki kayaçlardan sızabilir ve özellikle iyi havalandırılmayan bodrum boşluklarında yoğunlaşabilir. 3- Granit, jips, Portland çimentosu, volkanik cüruftan yapılmış bazı inşaat malzemeleri ile fosfat gübreleri gibi maddelerden yayılabilir. Fakat en önemlisi temel toprağından sızan radondur. Sızma basınç değişimlerine tepki olarak ortaya çıkar. Bina içindeki alçak basınç radonun temel toprağına çıkmasına neden olurken yüksek basınç ise radonun toprak içinde kalmasını sağlar. Basınç değişimlerini sağlayan koşullar bina üzerinde etkili olan rüzgarlarla olur ve alçak basınç sistemlerinin geçişi gibi meteorolojik faktörler buna etki eder. Sonuç olarak, radon yoğunlaşmaları göreceli olarak kısa vadeli periyodlarla ciddi değişmeler gösterebilir. Yapılan araştırmalara göre Amerika'da yeni tip modern binalar, geleneksel eski tip yapılara kıyasla bu açıdan daha çok risk taşıyor (O bölgenin yapı tiplerini bilmediğimden bu durum ülkemiz için nasıldır doğrusu bilmiyorum). Radonun ana kaynağı olan kayaçlar, granitler, fosfatça zengin kayaçlar, siyah şeyiler, uranyum madeni artıkları, uranyumlu kayaçlardan türemiş buzul çökelleridir.
Zararlı radon birikmelerine karşı temel boşlukları, kapalı alanlar iyice havalandırılmalı. Binaları sızdırmaz kılmak için etkili yöntemler geliştirilmeli. Eğer binalara giren su yeraltı suyundan elde ediliyorsa su borularla binalara taşınmadan önce dinlendirmek için bekletme havuzları inşa edilmeli.

Radon artışı depremin habercisi
Şimdi bu konuyu ülkemiz için değerlendirelim. Radonun kaynağı olan kayaçlar ülkemizde yaygın ve bol biçimde bulunuyor. Örnek verecek olursak Uludağ, Marmara Adası, Batı Anadolu'nun büyük bir bölümü, İstanbul çevresindeki Çavuşbaşı bölgesi granitler üzerindedir. İstersek bu örneklere yüzlercesini ekleyebiliriz. Üstelik yüzde 92'si deprem bölgesi olan ülkemizde aktif fayların hareketlerine bağlı olarak bu kuşaklarda zaman zaman radon gazının artığı yazılı ve sözlü basında sıkça yer alıyor. Bildiğiniz gibi anormal radon gazı depremin ön habercileri arasında olup gelecek depremleri de işaret edebiliyor. Yerleşim alanlarımızın büyük bir bölümü bu kuşaklar üzerinde bulunduğuna göre burada yaşayan vatandaşlarımızın deprem tehlikesi yanında bu tür radyasyon kaynaklı ölümcül kanser riskiyle de karşı karşıya olduğu ortada. Ülkemizde kanser hastalarının yüzde kaçının radon sonucu hastalandığı konusunda bilgi bulunmuyor. Bu konuda tıpçıların, fizikçilerin ve yerbilimcilerin (hatta sosyal bilimcilerin) belli bölgelerde araştırmalar yapması gerekiyor.
İlgili kamu kuruluşlarının projeler oluşturmaları sağlanmalı. Seçilecek pilot bölgelerle ülkemiz için durum saptanması yapılmalı. 1986 yılında Çernobil nükleer santral kazasından sonra sorumsuz yetkili ve bakanlarımızın açıklamaları ve yaklaşımları hâlâ hafızalarımızda. Günümüzdeki kanser vakalarının kaçta kaçının Çernobil'den kaynaklandığını bileniniz var mı? Kurumlarının bu konuda istatistik ve envanter çalışmaları var mı? Böyle çalışmalar için engel nedir? Amerika'nın nükleer kazalar için ayırdığı ödenek iki milyar dolar. İstenirse radon sorununun basit önlem ve çalışmalarla üstesinden gelinebilir.
Prof. Dr.ŞÜKRÜ ERSOY: YTÜ

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • KANALIZASYON, FOSEPTİK, RADON   (Yazan: NAFIZ YALCIN)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 10 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    6

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
    » AKP'nin "İslami terörle" imtihanı - AHMET İNSEL
    » Küreselleşme ve terör - MUSTAFA KEMAL COŞKUN
    » Seçmeler
    » Terörün tohumunu Kur'an'da aramak... - LEYLA İPEKÇİ
    » Fesat ve terör - MAHMUT MUTMAN
    » Yahudi ve Ermeni düşmanlığı - ADNAN GÜMÜŞ
    » Azınlıkları hoşgörmek - MEHMET ALİ GÖKAÇTI
    » Dünyanın şapkasına konuştuğu adamlar - ŞEBNEM İŞİGÜZEL
    » Biz şeytanı böyle bilmezdik - ALİ MURAT İRAT
    » Sabah sabah e-devlet - ECEHAN BALTA
    » Paradigma felci - DOĞAN KÖKDEMİR
    » ''Yarım başbakan''ın karşılanışı - ÜMİT FIRAT
    » Neden böyleyiz? - FAHRETTİN ÇİLOĞLU
    » Uzaktan öyle mi gözüküyor? - EZGİ A.
    » Logolu-renkli ecstasic mutluluklar - TUNCA ARICAN
    » Tartışılması gereken - DENİZ KESKİN
    » Gitmek nereye? Öteki kim? - IŞIL SÖNMEZ
    » Paris'te bir karşılaşma - LALE MÜLDÜR
    » Bana burcunu söyle... - NALAN T. TÜRKMEN
    » O bir rahibe - EKİM YÜCEL
    » Müthiş ikili sularımızda - ZEYNEP AKSOY
    » ''Yaşam boyu öğrenciyim'' - ASU MARO
    » Dumanlı Yol'un kurdu - FIRAT AYDINKAYA
    » Kıyıda köşede kalmış şarkılar - NAZAN ÖZCAN
    » Şarkılar yazdı söylensin diye - NAİM DİLMENER
    » Starın günahı - EROL MUTLU
    » Erotik pop'un prensesi - NOYAN AYAN

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #102
    "Beni yardın be adam."
    Berlin Film Festivali'nde Solaris için "Çok sıkıcı," diyen Ahmet Boyacıoğlu, George Clooney'yi çileden çıkartıyor. Bu arada Clooney, argoyu da iyi sökmüş.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.