Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir. Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...1921 yılında, Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu. 1995 yılında, Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır. |
Kürt sorunu ve sokak çocukları
|
Diyarbakır'da, giderek büyüyen sokakta yaşayan çocuk nüfusu, bir toplumsal trajediye dönüşmek üzere.
|
26/12/2004 (1682 defa okundu)
MAHMUT VEFA (E-mektup | Arşivi) Sokak çocuklarının, başta kapkaç olmak üzere karıştığı suçlar, bütün basın yayın organlarında ağırlıklı konu olarak yer aldı. Bu suçlara karışan çocukların hemen tümünün, başta, Diyarbakır olmak üzere bölge illerinden geldikleri de ana başlıklar arasındaydı. Bu konuda, farklı kesimlerden, çözüm önerileri sunuldu. Ancak hemen hemen hiçbiri sorunun kaynağını belirtme ihtiyacı hissetmedi. Diyalektiğin keşfinden bu yana, bir sorunun, kaynağı ya da gerekçeleri ortaya konulmadan, hazır reçeteler ile çözülemeyeceği biliniyor. Sorunun temel nedenlerinin ortaya çıkarılması ve çözüm süreçlerinin devreye konulması gerekir.
Homojen bir ulus yaratma politikalarına ve çözümsüzlüğe Kürtler tepki gösterdi, isyan etti. Birçok kesimin 29. İsyan olarak adlandırdığı silahlı çatışma, PKK tarafından 1984 yılında başlatıldı. Ülkenin güneydoğusundaki sınır bölgesinde başlayan silahlı çatışmalar ivme kazanarak geniş bir alana yayılma eğilimi gösterdi. Çatışmaların genişlemesi ve kitlesel bir yapıya doğru gelişmesi üzerine, Çiller/Güreş ekibi, o güne kadar uyguladığı klasik jandarma güçleri ile çatışmaları önleme stratejisini değiştirerek, topyekün bir karşı saldırı kampanyasını geliştirdi. Bu arada bölgedeki normal yapı kaldırılarak, bölgenin 23 ilinin idari yapısını kendisine bağlayan Olağanüstü Hal Bölge Valiliği kuruldu. Bu valiliğin yetkilerinden biri de 435 sayılı KHK ile tanınan köy boşaltma yetkisidir.
Bu çerçevede, iki olgu temel alındı: Bölgede dağınık şekilde ikamet eden sivil halkın hızla silahlandırılarak koruculaştırılması ve PKK'ya karşı kullanılması ya da korucu olmayan köylerin, mezraların boşaltılması ve/veya yakılması. Böylece düşük yoğunluklu bir savaş boyutuna gelen çatışmalarda, PKK militanlarının gerekli desteği alacakları bir halk kitlesi olmadan bölgede barınamayacağı ve operasyonlarla yok edileceği hesaplandı. Binlerce köy-mezranın boşaltılması ve/veya yakılmasının ve milyonlarca insanın göç ettirilmesinin temel nedenleri bunlardı.
PKK üyelerine yardım ettiklerinden şüphelenilen köyler, hiçbir gerekçe gösterilmeden bürokratların veya köy korucularının "hükümet yanlısı değildir" kararları doğrultusunda boşaltıldı ve/veya yakıldı. Bu boşaltma ve yakma uygulamaları herhangi bir kural olmadan ve tazminat verilmeden yapıldı, inkardan gelindi. Zamanın Başbakanı Tansu Çiller, Tunceli'deki köylerin PKK helikopterleri tarafından yakıldığını beyan etti!
Çocuk şehirleri
1995 yılında verilen bir soru önergesine, İçişleri Bakanı'nın verdiği cevapta Batman'da 37 köy, 54 mezra, Bingöl'de 150 köy, 194 mezra, Bitlis'te 76 köy, 95 mezra, Diyarbakır'da 115 köy, 196 mezra, Hakkari'de 38 köy, 93 mezra, Tunceli'de 154 köy, 657 mezra, Şırnak'ta 96 köy, 110 mezra.... bölge genelinde 982 köy ve 1,674 mezranın boşaltıldığı, bu yerlerden toplam 49,593 aile ve 310,921 kişinin göç ettiği ifade edildi. TİHV raporlarına göre boşaltılan yakılan köy-mezra sayısı en az 3,500 civarında. İHD, bu sayıyı 3,246, GÖÇ-DER ise 4,500 olarak veriyor. TBMM Göç Araştırma Komisyonu'nun yaptığı araştırma sonucu belirlediği sayı ise 2,663'tir.
Sayısı binlerle ifade edilen köy-mezra boşaltıldı, küçük şehir-kasabalardan da önemli bir kitle göç etti, 1-3 milyon arasındaki insan, başta bölgenin büyük illeri ile Çukurova, Ege bölgesi ve İstanbul iline yerleşti. GÖÇ-DER'in raporuna göre, göç eden hanelerde ortalama insan sayısı 8 olup, çoğunluğu 0-14 yaş aralığında. Nüfus artış oranı da dikkate alındığında, başta Diyarbakır olmak üzere göç alan illerin birer çocuk şehrine dönüştüğünü söylemek abartılı olmaz.
Göç edenlerin yüzde 90'dan fazlasının hiçbir mesleğinin olmadığı, tarım ya da hayvancılık dışında iş bilmedikleri gerçek. Bu olgu, şehirlerde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğunun bile işsiz olduğu ya da çok az çalışma imkanı bulduğu bir ortamda, işgücü-emek piyasasında büyük bir kaosun nedeni oldu. Emeğin fiyatı daha da ucuzladı, insanlar geçici de olsa iş bulamaz hale düşünce, en şanslılar, hamallık ya da bölgenin kalkınma motoru olan seyyar satıcılığı becerebildiler! Bunları da beceremeyenler, metropollere dağılmış durumda. Göç eden aile bireylerinden ancak yüzde 18.1'i düzenli bir gelire sahip, geriye kalan yüzde 81.9'luk kesim çalışmıyor. Bu, bölgede adeta sosyal bombalar ortaya çıkardı: Sokak çocukları ve fuhuş.
Dönemin Diyarbakır Kolordu Komutanı Yaşar Büyükanıt 1998 yılı 30 Ağustos resepsiyonunda, sokak çocuklarının sayısını 2,370 olarak verdi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün 1999 yılındaki rakamı ise 2,540'tır. Son 4 yılda bu sayı, korkunç bir hızla arttı. Hacettepe Üniversitesi'nin son araştırmasına göre Diyarbakır'da sokakta çalışan çocukların sayısı 20,000 ile 28,000 arasında. Bunlardan 300 ile 500'ü sürekli olarak sokaklarda yaşıyor. Van, Batman, Siirt vd. bölge illerinde de durum pek farklı değil.
İstanbul'da durum
İstanbul gibi illerde, bu sayının ne olduğu ise bilinmez. Bu konuda sağlıklı çalışmalar da yok. İstanbul Üniversitesi Cerahpaşa Tıp Fakültesi Adli Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Gökhan Oral'ın yaptığı araştırmaya göre, İstanbul ilinde yaşayan sokak çocuklarının yüzde 92'sinin aileleri ile birlikte "Doğu ve Güneydoğu"dan gelen kişilerden oluştuğu belirlendi. 2001 yılında yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara göre, göç eden ailelerin çocuklarının yüzde 40.7'si okula gitmiyor.
Tüm bu veriler daha da detaylandırılabilir. Ancak, sorun gittikçe büyüyor, sosyal yaşamı risk altına alıyor, bütün can yakıcılığı ile orta yerde durmaya devam ediyor. Bu nedenle süratle müdahaleyi ve insancıl çözüm projelerinin ortaya konulmasını gerektiriyor. Sorunun çözümü yönünde bir çok farklı fikir öne sürülüyor. Hatta bir belediye başkanı, bu çocukların bir adaya hapsedilerek rehabilite edilmelerini önerebilmişti.
Kimi politikacı ve bürokrat, terörü bitirdiklerini, belini kırdıklarını, büyük kahramanlıklar yarattıklarını söyleseler de, "terör"ü bitirme konseptinin ortaya çıkardığı bu sorun, sosyal yaşamı terörize etmeye ve on binlerce "sokak çocuğu terörist" yaratmaya aday. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde, bu çocukların, hırsızlık, kapkaç yapmak gibi nispeten masum sayılabilecek eylemler-fiillerle yetinecekleri sanılmamalı. Bunlar, şu ya da bu şekilde büyüyecekler ve esas o zaman, Türkiye'nin, bölgenin "yitik kuşağı" ya da potansiyel kriminal tipleri olarak, toplumu fiilleri ile sarsmaya başlayacak, demokrasinin, sosyal barışın en büyük tehlikelerinden biri olmaya aday olacaklar.
Kürt sorunu çözülmeli
Yerel yönetimler, STÖ'ler soruna eğilmiyorlar. Belki, bütçelerinin yetersizliği, olanakları vb. yeterli olmayabilir. Ancak, bu konuda küçük de olsa, örnek herhangi bir çalışma yürüttüklerini duymadım. Bölgedeki soruna duyarlı olan siyasal yapılar da, konuyla ilgilenmektense birbirleri ile didişmeyi yeğliyor. Onlar da bu konuda kamuoyuna mal olmuş herhangi bir proje ya da çözüm önermediler. Bölgedeki sorunlar üzerinden siyaset yapanların, toplumun gerçek sorunlarına bu kadar uzak durmaları ancak "yabancılaşma" olgusu ile açıklanabilir. Sorunun temeli iyi anlaşılır ya da doğru konursa çözüm yollarının geliştirilmesi de mümkün. Bunun için temel çözüm, kısa vadede boşaltılan köylere geri dönüş imkanlarının hızla oluşturulması, gerekli altyapı ve ekonomik imkanların bu köylerde yaratılmasıdır. Bu çözümü, bölgede işsizliği azaltacak, istihdamı artıracak yatırımların hükümetçe yapılamasını içerecek, genel planlamanın bir parçası olarak ele almak daha doğru. Gerekirse, yoksul ailelere doğrudan gelir desteği biçiminde yardımlar da söz konusu olabilir. Özellikle okul çağındaki çocuklara eğitim ortamlarının yaratılması, bu çocukların ailelerine okula gelen her çocuk için maddi katkı sağlanması, geçici bir çözüm olabilir.
Fakat bütün bu çözümler, temel sorun olan Kürt sorunun çözümü ile bağlantılıdır. Ancak Kürt sorunu, siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel vb. bütün boyutları ile çözümlenirse, "sokak çocukları" olgusu sona erebilir. Aksi takdirde, Kürt sorunu ortada durdukça, her zaman on binlerce "sokak çocuğunu" sokaklara salma potansiyelini de içinde barındıracak.
MAHMUT VEFA: Avu.
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 4 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 10 |
'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #301
"...Ayakkabı Dünyası'nın yeni vizyona giren reklamında Nil Karaibrahimgil'in söylediği şarkının sözlediği sözler bunlar." Ali Atıf Bir'in 'söz' kelimesinden türettikleriyle anlatmaya çalıştığını biz pek anlayamadık.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|