Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


Zehirli havuç

Zehirli havuç
Popüler kültür, umutsuzlukları ve hayal kırıklıklarını unutturmak için yeni düşler vaat eder. Düşleri canlı tutmak için ise, başarı örnekleri verilmesi gerekir

09/10/2005 (427 defa okundu)

GÜVEN SELÇUK (Arşivi)

İrfan Erdoğan, 1999 yılında kaleme aldığı 'Popüler Kültür: Kültür Alanında Egemenlik ve Mücadele' adlı makalesinde etkileyici bir örnek verir: Red Kit'in direnen Düldül'ü kandırışı... Bir dal, dalın ucuna bağlı bir ip ve ipin ucunda sallanan havuç. Red Kit atın üzerinde, dal elinde ve havuç Düldül'ün gözünün önünden on santim ötede asılı, "gel beni ye" diye sallanıp duruyor. Düldül televizyonun önünde, kulaklarında walkman, havuca yetişmek için koşuyor. Red Kit özgür, Düldül özgür, havuç popüler. Red Kit umutlu, Düldül umutlu, Red Kit mutlu, Düldül mutlu; ancak havuç hâlâ Red Kit'in mülkiyetinde. Ya Düldül yerse? Yesin, arada bir diş atanlar olmalı ki, umutlar erişilir gibi görünsün. Havuç zaten kaybedilme olasılığı olan bir yem ve yemin maliyetinin birçok katı zaten çıkarılmış.
Popüler kültür, umutsuzlukları ve hayal kırıklıklarını unutturmak için yeni düşler vaat eder. Düşleri canlı tutmak için ise, başarı örnekleri verilmesi gerekir. Bu örnek, günümüzde yaşadığımız birçok olay için de geçerli, tıpkı "Gelinim Olur musun?" yarışmacısı Ata Türk ve annesi Semra Yücel örneğinde olduğu gibi. Havuç gerçekten de dişlenmiş, umutlar ve hayallerin gerçekleşebileceği gözler önüne serilmiştir. Ata'yı diğer örneklerden ayıran fark, sunulan bu taze, sulu ve lezzetli havucun (masaldaki Pamuk Prenses'in yediği elma misali), zehirli olabileceği ihtimalini (ki gerçekten de ecstacy, eroin ve esrara bulanmış bir havuç bu) insanların gözüne sokmasıdır. İşin içine ölüm girince, konular bir parça daha ciddi tartışılır. Ana haber bültenleri psikiyatr/psikolog, sosyolog, her nevi toplum bilimci ve havucu daha önce dişleme şansına erişmiş figüranlarla doldurulur. Yarışmaları düzenleyip starları yaratan ve reytingleri toplayıp ceplerini dolduran televizyonlar, bu kez de bilimadamları ve eski yarışmacıların yorumları eşliğinde timsah gözyaşları dökerler. Üstüne üstlük çaresiz bir biçimde çıkış yolu arayan insanları bir yandan kullanan, bir yandan da bir iki aylığına star yapan güç, yarattığı star artık para (reyting) etmez hale gelince, onunla inceden alay etmeye bile başlar (Ali Kırca'nın ATV ana haber bülteninde konuyu yorumlatmak üzere çağırdığı bir diğer eski star Caner'e, masada bulunan bardağı kafasında kırıp kırmayacağını sorması gibi)... Popüler kültürün, bir cenaze ritüelini bile nasıl değiştirdiğini görürüz. Ünlü ve medyatik insanları görmeye gelen izleyiciler, eski starlar ve yeni star adayları, televizyon kanalları, çıkan hengame, kavga dövüş, bayrağa sarılı bir tabut ve şehitlik olgusu, vatan sağolsun, bayrak sağ olsun nidaları, gelinen noktada kimin suçlu ve hatalı olduğunun gösteriyi (cenaze törenini) izleyenler tarafından sıcağı sıcağına tartışılması, teknolojinin nimeti havada uçuşan ve tabutu görüntüleyen cep telefonları, program sunucusunun da arkalarda saf tutması ve gözyaşı dökmesi, vb. daha birçok olay eşliğinde tam bir panayır görüntüsü...

İnsanın sessizliği
Yanlış-bilinç üreten ve bu sayede insanları sisteme entegre edip, uyumlulaştıran, homo-faber'i homo-docilis'e (uysal insan) dönüştüren popüler kültür, gelinen noktada artık paçalardan akan bu rezillik karşısında bile sessizliğimizi korumamızı sağlıyor ve farklı bir yaşam olabileceğini düşünmemizi engelleyip, bunun olabileceğini fark etsek bile mücadelenin anlamsızlığını ve bir işe yaramayacağını vurguluyor.
Öte yandan olay, birçok yönüyle bir 'case study' (örnek olay çalışması) olmaya uygundur. Popüler kültür, kapitalist yaşam tarzının ideolojik olarak yeniden üretilmesinin önkoşullarını hazırlar ve statükonun yayılma-onaylanma ortamını yaratır. Bu açıdan bakıldığında yine Erdoğan'ın deyimiyle, "Kültürle üretilen, belli biçimdeki maddi yaşam ve bu yaşamın ideoloji ve bilincidir". Popüler kültürün gizlediği gerçekler, ürettiği sahte-bilinç ve tüm bu toplumsal kontrol mekanizması, gerçekten de Foucault'cu anlamda "panoptican" bir hapishanede yaşadığımızı hissettiriyor. Kendine, çevresine ve tüm olan bitene yabancılaşmış insanlardan oluşan bu amorf kitle, M. Berman'ın sözünü ettiği modern dönemin "Faustian insan"ını da olanaksız kılıyor. "Popüler kültürün aldığı bir can daha" ya da "genç yaşta sönen hayatlar" gibi beylik ve klişe tanımlamalara sığınarak, yaşanan olayı salt bireysel, ahlâki ya da psikolojik argümanlarla açıklamak, sorunun tam olarak anlaşılmasını engelleyip, bizleri önemli yanılgılara götürebilir. Bunun yerine, kültür alanının doğrudan ilintili olduğu sosyolojik, ekonomik ve politik kategoriler dahilinde, varolan kapitalist sistem, mülkiyet ilişkilerinin kültürün üretimindeki belirleyiciliği, popüler kültürün ideolojik işlevleri ile ilişkilendirilerek yapılacak maddi temelli irdelemeler, olayın daha kapsayıcı ve derin bir bakış açısıyla değerlendirilebilmesini sağlayacaktır.

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • popüler ve kültür  (Yazan: saadet demir)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    8

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
    » Suçlu ayağa kalk!.. - NAZAN ÖZCAN
    » SEÇMELER
    » Kürt sorununda yeni sayfa açmak - AHMET İNSEL
    » Ekolojik ve sosyal bir Avrupa'ya dahil olmak - ALPER AKYÜZ
    » Kürtler S-D hakkını kullandılar mı? - AYŞE HÜR
    » AB ile silah - YILDIRIM TÜRKER
    » Silahşörler - HAKAN ERKAYA
    » AB ülkelerinin Türkiye karşıtlığı kültürel mi? - HASAN KİRMANOĞLU
    » HALKIN ARASINDA-2 - ŞEBNEM İŞİGÜZEL
    » "Merhaba"ya kafa karıştırıcı elveda - ALTUĞ AKIN
    » Beden algıları bozulan kadınlar - TUĞBA BENLİ ÖZENÇ
    » Alzheimer ve aşk acısı - CİHAN GÖKTAN
    » Sakın delirme! - FERİDE ZÜLFÜ
    » Yönetilemeyen şirketler - MEHMET UFUK PEKER
    » Öğretmene yakışır şeyler - ÖZGE KARADAĞLI
    » Okul kıyafetleri - ZEKİ İLHAN
    » Genç okurlar için
    » Büyük Amerikan turu - MERT EMCAN
    » Bir adamın hazinesi - N. BUKET CENGİZ
    » Belen Kahvesi enstalasyonu - BAYRAM CANDAN
    » Sanat yıkıcı mı, yoksa yakıcı mı? - ADNAN YILDIZ
    » Şaşkın casus - ERMAN ATA UNCU
    » Aşk olsun internette
    » Soytarının intikamı - ELVAN UYSAL
    » Antalya'daki tartışma - S. RUKEN ÖZTÜRK

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #399
    "Ayşe Dubai'ye gitsin mi, gitmesin mi?(Ayşe Arman'ın yazısının başlığı)"
    Ya kardeşim bize ne?

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.