Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


Polat Alemdar Irak'dan bildiriyor

Polat Alemdar Irak'dan bildiriyor
Türk sineması, kendi politik gerçekliğini ve mesajlarını, kendi iç hesaplaşmalarını postmodern bir ruhla, Hollywood'vari bir siyasal pornografiyle veriyor.
Polat Alemdar'ın film boyunca yaptığı tüm icraat, ideolojik-stratejik planda mat edemediği rakibini kaba kuvvete dayanarak yenmesi, çuval olayının ve Irak zulmünün, vizyondan ve akıldan yoksun bir intikamıdır

12/02/2006 (4402 defa okundu)

ALPEREN ATİK (E-mektup | Arşivi)

Bir efsaneyi emekliye ayırmanın yolu filmini çekmektir. Bir dönemin erkek efsanelerinden Deliyürek bugün unutuldu. "Yusuf Miroğlu" hayaliliği öne sürülemeyecek kadar gerçek iken çekilen filminden sonra yerini "Polat Alemdar"a bıraktı. Rauf Denktaş ile gerçekliğin aynı karesine giren "Polat Alemdar" çekilen 'Kurtlar Vadisi Irak' filminden sonra hafızalarımızdan ayrılıp köşesine çekilecek mi? Polat Alemdar, Sharon Stone ve Andy Garcia karşısında Firavun-Musa hikâyesini ustalığıyla konuştururken, "çalışma arkadaşlarıyla" beraberken, "güleyim de boşa gitmesin" esprilerini de yapabilen karakteri oturmamış bir karakterdir. "Polat Alemdar" ciddiyken komik, komik iken bayat olmayı başarabilen, psiko(pato)lojisi incelenmeye değer Oedipus'u geride bırakabilecek çapta bir "Freudluk vaka"dır. İsmini mahkeme kararıyla Polat Alemdar yapıp gazetelere bu değişikliği ilan edenler, dizideki Çakır öldüğünde gıyabi cenaze namazı kılanlar ile birlikte ele alındığında, Polat Alemdar bu "arıza toprakların" bir ürünüdür. Bir pop idolü, mitolojik yarı-tanrı, geleceğin başbakanlık adayı (Arnold Schwarzenegger ve Ronald Reagan'ı düşünün) olmasının dışında bu yazının devamında görebileceğimiz gibi ünü dünyaya yayılmaya aday bir porno yıldızıdır.
Tüm sinematografik başarıları, Türk sinemasının teknolojik açıdan ulaştığı noktayı belgeleyişi ve bu belgeselini 'Deliyürek' filminden ödünç alınma tekniklerle başarıyla devam ettirişinin dışında değinilmesi gereken nokta, mesajlar ve mesajlardan da önemlisi o mesajın veriliş biçimidir. Bu filmin tartışılmak için çekildiği noktasının yapımcılar röportajlarında üstünde önemle durdular. Çuvalın intikamını alma amacıyla beraber mesaj veren ve bir sahnesinde özeleştiri yapan bir film...

Pornografi
Mesaj vermek için pornografinin (1) nimetlerinden yararlanmak, bu filmin Türk sinemasına getirdiği yeniliktir. Pornografiden kastım, simgelerin sıralanışı, kameranın ve anlatımın simgelere odaklanış ve onu kör gözüm parmağına sokuş biçimidir. İzleyicide gizliyi çözmeye dair erotik hevesi ve hayal gücünü öldüren bir açıklık ve rahatsız edecek kadar yakına odaklanış biçimi, erotik olanı pornodan ayırır. Pornografide her izleyici konu hakkında bir önbilgi veya önyargıya sahip olmaksızın, o mesajı hür düşüncesiyle farklı yönlere götürmeden anlamalıdır. Kamera, izleyicinin hür düşüncesine boyun eğdirip, tasma takıp yaratılan hayali dünyada gezdirmelidir. Türk izleyicisinin düşünsel sindirim ve özümseme faaliyetinden yoksun olduğunu veri kabul edip mesajları paket halinde verince, büyük kitlelere ulaşmak da garanti olacaktır. Anafikri ve mesajları bulmayı kitleye bırakmadan özetleyen konu kişileri, iç-çelişkisiz saf iyi ve saf kötü, Hıristiyan bağnazlığı ve Yahudi tüccarlığına karşılık "İslam'ın o engin hoşgörüsü" gibi unsurlar, akıl karışıklığı istemeyen veya kendi görüşlerini sınamadan, değiştirmeden görmek isteyen kitle için düşünülmüş ayrıntılar. Dünya medyasında yayınlanarak yer etmiş resim karelerinin film içinde aynen canlandırılışı, düğün konvoylarına saldırılar, hapishane işkenceleri, canlı bombalar gibi gerçek parçalarının, gerçekdışı ama makul bir şekilde ucuca eklenişi de bu pornografiyi tamamlıyor. Seyircinin konforu için düşünülen bir diğer olanak ise film ana karakterlerinin hiçbirinin yeni olmayışı.

Hz. Hamza'nın dirilmiş hali
Mukteda Es Sadr'ı temsil ettiğini düşündüren din adamı karizmatik duruşuyla 'Çağrı' filmindeki Hz. Hamza'nın dirilmiş hali. ABD'nin müstemleke valisi ise 'Arabistanlı Lawrence'ın beyazperdede başka bir isim ve zamanda dirilişi. Söz konusu karakterlerin çıkış noktaları da Ortadoğu konulu filmler ve mitlerden devşirilmiş, ki izleyici kendini yormasın. ABD cephesindeki tek hümanistin organ mafyası oluşu eşine çizgiromanlarda rastlanabilecek türde bir saf iyi ve saf kötüye işaret ediyor. Filmin bilinçaltına ulaşan anafikrini "Keşke Irak'a girseydik, kırmızı çizgilerimiz pembe olmadan savunsaydık"ı doğuran "Adriyatik'ten Çin Denizi'ne" söyleminin bir yavrusu, "zulmü sadece bizim yönetimimiz altında yaşamayan bu topraklarda" mealindeki sözde aramak gerekir. Bu tüm cihanı "adil bir şekilde yönetme" hasretimize karşılık, kurduğumuz ve koruduğumuz bayat düzen, yani ABD'li subayın ağzından kendimize yaptığımız özeleştiri de atlanmamalı. Bu özeleştiri kısmı, Irak politikamızın dişe dokunur tek eleştirisi olmakla beraber, Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihine ve "ülkeyi yöneten zihniyet"e eleştirileri de içeriyor. Bu özeleştirinin altında ezilen ve burnundan soluyup köpürmek dışında tek kelime cevap veremeyen Polat Alemdar'ın film boyunca yaptığı tüm icraat, ideolojik-stratejik planda mat edemediği rakibini kaba kuvvete dayanarak yenmesi, çuval olayının ve Irak zulmünün, vizyondan ve akıldan yoksun bir intikamıdır. Kaldı ki, o "Amerikalılarla çatışmayın" emri veren üst otoriteye Polat Alemdar neden bir şey yapmıyor-yapamıyor? Rambo'nun Vietnam görevi dönüşü, üstlerinden birinin odasını basıp ağır makineli tüfekle terör estirişini hatırlarsak, kahraman-kahramancık farkını rahatça anlayabiliriz. ABD'yi karşısına alacak kadar cesareti ve gücü olmayan, silahları ve politikalarıyla olmasa da, gönlü her zaman mazlumun yanındaki "bize", fantezi boyutunda verdiği sahte zafer ve anlık tatmin duygusu test edilmeye değer... Türk sineması kendi politik gerçekliğini ve mesajlarını kendi iç hesaplaşmalarını postmodern bir ruhla, Hollywood'vari bir siyasal pornografiyle veriyor. Bu pornografi hem merkez ülkelerinde hem çevre ülkelerinde, hem merkeze (ABD işgali ve terörist algısının yersizliği) hem de çevreye (intihar eylemlerinin ve adam kaçırmaların İslam'ın ruhuna aykırılığı) verdiği, ikisinin arasında köprü olduğunu savunan, ortayolcu Türkiye'nin mesajlarını ileteceğe benziyor.

ALPEREN ATİK: Mülkiye (AÜSBF), yüksek lisans
1. Yazının kullandığı "pornografi" kavramı hakkında referans olarak bkz. Slovaj Zizek, 'Yamuk Bakmak', Metis, 2004, çev. T. Birkan.

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • polat veya aptal  (Yazan: HALİM BEKAR)
  • masal  (Yazan: huseyin yetkin)
  • kurtlar vadisi ırak  (Yazan: orhan türkoğlu)
  • teşekkür  (Yazan: METİN ACAY)
  • Dünyayı Kurtaran Adam  (Yazan: Volkan ÇİLİNGİROĞLU)
  • Bir Diriliş  (Yazan: )

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 7 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    8

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
    » Temsil savaşları - AYŞE KADIOĞLU
    » Karikatür krizi, hukuk ve hukuk ötesi - OSMAN CAN
    » Seçmeler
    » 11 Eylül sonrası ve medeniyetler - E. FUAT KEYMAN
    » Etnik milliyetçilik - TARIK ZİYA EKİNCİ
    » Arsız liberalizm - AHMET İNSEL
    » Kısaca Tolkien ve 1453 - ARİF ÇAĞLAR
    » En alıngan aygıt: Devlet
    » Şeyh Said'den Dersim'e - AYŞE HÜR
    » Tanrı'nın parmağı - BARIŞ İLHAN
    » "İnsanlığın ayrı zevki vardır" - SALİH ÖZBARAN
    » 14 Şubat ve eks sevgililer - FERİDE CİHAN GÖKTAN
    » Sağcı ya da solcu olmak - HASAN KİRMANOĞLU
    » Eğitim ve medya okuryazarlığı - SAVAŞ ÇOBAN
    » Uzun ince bir yolda - MERT EMCAN
    » Miles tanrı gibi çalıyor! - DONAT BAYER
    » Sanat ve pornonun sınırları - ZEYNEP AKSOY
    » Zalimin rişte-i ikbalini bir âh keser mi, Ece?.. - BİRHAN KESKİN
    » Karakter güdümlü füze - ERMAN ATA UNCU
    » Starlet Oscar yolunda - NAZAN ÖZCAN
    » Madonna'dan Felluce'ye

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #40
    "Allah canımı almadan inşallah tekrar GS yöneticisi olurum. Başka hiçbir arzum yok. Galatasaraysız yaşayamam. Çocukluğumda cikletlerden Galatasaraylılar'ın resimleri çıkardı. Galatasaray'ın delisiyim ben. Kaybetmesine dayanamıyorum takımın. Mesut Yılmaz'ın"
    Galatasaray'ın ünlü karakteri Abdurrahim Albayrak "Tekrar yönetime dahil olur musunuz?" sorusu karşısında hızını alamıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.