Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


Che ya da Feyyaz...

Che ya da Feyyaz...
1986-87 Beşiktaş: Ayaktakiler Samet, Jurkoviç, Gökhan, Kadir, Ali, Metin, Ulvi, oturanlar Rıza, Ziya, Feyyaz ve Fikret. (Resim, Web Kartallarının sitesinden alındı)
O büyük gün öncesi, Beşiktaş takımı futbolcularına hitaben Beşiktaşlı Feyyaz ve kardeşim Cemil'e dair bir hikâye

30/04/2006 (4572 defa okundu)

ZEKİ DEMİRKUBUZ (Arşivi)

Yıllar önceydi. Bir akşam uzun zamandır görmediğim annemleri ziyarete gittim. Gece, o zaman 12 yaşlarında filan olan kardeşimin odasını paylaştık. Yerimi yadırgadığım için sabah ezanında uyanmışım. Evdekileri uyandırmamak için kalkamadım tabii ve yatağımda, sessizlik içinde beklemeye başladım... Sıkıntıdan yıllar önce benim, artık kardeşimin olan odamızı incelemeye, burada geçmiş yıllarımı, gençliğimi, anılarımı düşünmeye başladım. Benden sonra pek bir şey değişmemişti. Köşede eski bir büfe, üstünde yattığımız karşılıklı iki çekyat, yerde çocukluğumdan beri kullandığımız Isparta halısı ve boyaları dökülmüş duvarda bir benim, bir de Che'nin gençlik fotoğrafları... Tek değişiklik, ikisinin ortasına özenle asılmış büyükçe bir posterden yarısı ayakta, yarısı oturarak bana bakan, üstlerinde siyah beyaz çubuklu formalarıyla Beşiktaşlı futbolculardı... Ben de Beşiktaşlı sayılırdım ama o zamanlar futbolla da, futbolcularla da pek aram yoktu. İçlerinden bir tek arada bir üniversitede gördüğüm Metin Tekin'i tanıdım. Tam posteri incelemeye başlamış, futbolculara, formalarına filan dalmıştım ki bir anda içim ürpererek tam karşımda yatan kardeşimi fark ettim. Bana doğru yan yatmış ve gözleri açıktı. Ne bir kıpırtı, ne de bir hayat belirtisi olmadan öylece bana, aslında beni de aşıp ötelere bakıyordu. Nasıl korktuğumu anlatamam... Uzun süre hareket edemeden, bir tek kelime söyleyemeden, aklıma gelen binbir kötü düşünceyle bekledim. Ve sonunda kendimi toparlayıp usulca "Cemil" diyebildim. Cemil bir ölünün canlanışı gibi yavaşca kıpırdadı ve daldığı yerden sıyrılıp sessizlikte fısıldadı.
"Efendim abi". Rahatladım. "Napıyorsun sen, uyumuyor musun...?" "Yok abi".
"Oğlum n'oldu, korkutma beni, sabahın bu vaktinde ne düşünüyorsun?" Cemil biraz bekledi ve seslendi. "Abi, Feyyaz na'pıyodur şimdi?.."

Che kıskanırdı
Cemil'in ne kadar kendine dönük, ne kadar saf bir çocuk olduğunu biliyordum, ama duyduğuma yine de inanamadım. Uzun süre cevap veremeden öylece yüzüne baktım. Sonra başımı kaldırıp duvardaki postere... Önce bu Feyyaz'ın, bu siyah beyaz çubuklu formalının içlerinde hangisi olduğunu bulmaya, sonrada bir futbolcu parçasının beni, belki Che'yi bile kıskandıracak biçimde bir çocuğun kalbine, düşlerine, hayallerine böylesine nasıl girebildiğini anlamaya çalıştım... Ama bunu anlamak zordu. Hele benim gibi kendini beğenmiş bir solcunun anlaması daha da zordu. Çünki bunu anlamak için maç sabahları erkenden ve kalbin ağrıyarak uyanmak gerekiyordu. Sıkıntı içinde, sinirle maç saatini beklemek, çubuklu olmasa bile siyah ya da beyaz bir forma giyip kar demeden, çamur demeden yollara düşmek gerekiyordu. Bunu anlamak için Dolmabahçe'ye yakınlaşıp tezahüratları duyduğunda panik olmak, geç kaldım endişesi ile adımları sıklaştırmak gerekiyordu. Bunu anlamak için yağmurda bilet kuyruğu beklemek, en acısı yemeden içmeden bütün hafta biriktirdiğin harçlıklarınla açıktan da olsa bir bilet alıp İnönü'de, mümkünse Kadıköy'de ya da başka bir yer, mesela İzmir'de, bir FB maçında Beşiktaşlı bir taraftar olmak gerekiyordu...
Neyse. Cemil şimdi 30'unun üstünde. İşsiz. Onun bu Feyyaz sevgisi yetmezmiş gibi üstüne bir de Sergen Yalçın, Tümer Metin, İlhan Mansız ve Pascal Nouma sevgisi de eklenince kaldıramadı çocuk. Kendisi de çok çekti, bize de çok çektirdi. Beşiktaş'ta oynayabilmek için çok ter döktü, çok çalıştı, stad kapılarında ömrünü yedi. Ama bu a...na koyduğumun hayatı Fener'e bir gol atma fırsatı vermedi çocuğa. Olsun, hiç önemli değil. İyi, dürüst ve namuslu bir adam oldu Cemil. Hiç yoldan çıkmadı. Bendeniz abisi, arkadaşları ve ailesi onu seviyor. Ama bu aralar sabahları pek erken kalkmıyormuş. Duyduğuma göre 4 Mayıs sabahını bekliyormuş...
Madem bu hikâyeyi anlattım şunu da eklemeden geçemiyeceğim. Biz, Cemil büyüdükten sonra birbirimize ilk kez İnönü'de, kapalıda, bir FB maçında Carew gol attığında uzun uzun sarıldık. Ve ikimiz de neredeyse ağlayacaktık.
Büyük Beşiktaşımızın sevgili futbolcularına...

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Feyyaz Kim,Che Kim  (Yazan: dara hasankeyf)
  • ürperti...  (Yazan: neşe bilgen)
  • Grileşme beşiktaş...  (Yazan: )
  • Beşiktaş derbi keyfi bu pazar  (Yazan: Ömer Çelik)
  • Eski dostlar...  (Yazan: Cafer ÖZTÜRK)
  • BEŞİKTAŞ  (Yazan: muharrem demir)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 11 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
    » Türk'ün acıyla imtihanı - NAZAN ÜSTÜNDAĞ
    » Winterbottom'ın cesareti - ERMAN ATA UNCU
    » Seçmeler
    » Tanışmanın yolları - YILDIRIM TÜRKER
    » Nükleer santrallere hayır! - MAHİR ULUTAŞ
    » Yorgun Sisyphos ve mağrur Prometheus - AYŞE HÜR
    » AKP seçmen profilinde değişim - UMUT ÖZKIRIMLI
    » Peder Bey'in yargısı - KEMAL ŞAHİN
    » AB sürecinin hakiki destekçileri - SEFA FEZA ARSLAN
    » Sakalı ve hırkayı görüyorum da, derviş nerede? - HARUN ÇIRAK
    » Atılabilir genç, atılabilir yabancı - AHMET İNSEL
    » Entelektüel au pair'ler... - AYTEN ALKAN
    » Baharı bekleyen kumrular gibi - CAN YAMAN
    » Tarih nerede biter, sanat nerede başlar? - SEDAT PALUT
    » Allianoi'nin kaderi - UĞUR BİRYOL
    » Ulusal münazara turnuvası - BAŞAK TURAN
    » Radikal'in genç okurları
    » İstanbul'da at cambazları - GÖKHAN AKÇURA
    » Göbek dansı sevmeyenler aranıyor - DİLEK BAŞER
    » Küçük şarkılar evreni - NAZAN ÖZCAN
    » Bir numaralı halk düşmanı - HİLMİ TEZGÖR
    » Ankara'da kadınlar yarışıyor - S. RUKEN ÖZTÜRK
    » Haydi, 1 Mayıs İşçi Filmleri Festivali'ne!
    » Yoksullukla mücadele ağı genişliyor - BAŞAK EKİM

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #218
    "(Cemil Çiçek'in) hazırlattığı yeni Türk Ceza Kanunu tasarısında evlilikte tecavüz 'aile mahremiyetine karışılmaz' gerekçesiyle suç tanımına girmiyor. Tecavüz ettiğiyle evlenene ceza yok. Kadınlar tecavüzcüleriyle mesut bir hayat sürebilir."
    Yıldırım Türker...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.