Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / Türk ve Ermeni
Radikal-çevrimiçi
<  Ý N T E R N E T  B A S K I S I  >  21 Mayıs 2013 
 Kodunuz: Åžifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 YaÅŸam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Bir insana söz anlatmak için yakasýný, paçasýný tutmanýz yersizdir. Sizi dinlemek istemiyorsa, dilinizi tutun daha iyi olur.
Chesterfield
Tarihte Bugün
Takvimler 21 mayýs tarihini gösterdiði zaman...

1930 yýlýnda,
Türkiye ile Macaristan arasýnda ticaret antlaþmasý imzalandý.
1955 yýlýnda,
Türk Havayollarý Anonim Ortaklýðý kuruluþ kanunu kabul edildi.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr.

Haberi YazdýrYazdýr Haberi YollaYolla Radikal2 


Türk ve Ermeni

Mustafa Kemal Atatürk.
Gazetelerde kamuoyunu etkileyecek konumlara sahip köþe yazarlarýnýn, hakaretlerde bulunmadan önce bu insanlarýn yazdýklarýna bakmalarýnda, sadece kamuoyuna yanlýþ bilgi vermemeleri açýsýndan deðil, mahcup duruma düþmemeleri açýsýndan da fayda var

12/11/2006 (2595 defa okundu)

TANER AKÇAM (ArÅŸivi)

"Ermenilere yönelik yeni bir Türk þiddeti olmayacaðýnýn garantisini veririz."
Mustafa Kemal


Ingilizce son çýkan kitabýma baþlýk olarak koyulan, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1915'de yaþananlarý "fazahat" (utanç verici iþ) olarak tanýmlayan sözünün gerçek olup olmadýðý ciddi bir polemik vesilesi oldu. Ýddia önce Sabah gazetesinde dillendirildi (Sabah 29 ve 30 Ekim 2006). Bunu Zaman Gazetesinden A. Turan Alkan'ýn, Atatürk'e ait böyle bir sözün mevcut olmadýðý iddiasý takip etti (Zaman, 30 Ekim 2006). Ertuðrul Özkök bu iddiayý sadece köþesine taþýmakla kalmadý, ayrýca þahsýma yönelik son derece aðýr hakaretlerde bulundu (Hürriyet 31 Ekim 2006). Her iki yazar da, Atatürk'ün gerçekten bu sözleri sarf ettiðini öðrendiklerinde, hatalarýný düzeltip kýsmi bir özeleþtiri yaptýlar (Turan Alkan, Zaman, 1 Kasým 2006; Ertuðrul Özkök, Hürriyet, 1 Kasým 2006). Eleþtiri bu sefer de, benim Atatürk'e ait bu sözleri baðlantýsýndan kopartarak kullandýðým ve çarpýtarak anlamýný bozduðum biçimini aldý (Atatürk Araþtýrma Merkezi Baþkaný Mehmet Saray'ýn açýklamasý, Zaman, 4 Kasým 2006).
Öncelikle belirtmek isterim ki, mesele, basýnda iddia edildiði gibi, Atatürk'ün 1915'e iliþkin ne söyleyip söylemediðiyle sýnýrlý deðil. Onun 1915'i kýnadýðý sözlerini (ki yukarda aktardýðým bir baþka örneðinde daha gördüðümüz gibi oldukça fazla sayýda var), 1915'te Ermenilere katliam yapýlmadýðýna dair sözleriyle karþý karþýya getirmek de deðil. Yaptýðým bir "alýntýlar savaþý"na davet hiç deðil, çünkü karþý karþýya olduðumuz sorunu, bu yaklaþýmla halledebilmemiz mümkün deðil. Ben, bugünkü tarih algýlamamýza, tarihi kavrayýþýmýza ve yorumlamamýza iliþkin son derece ciddi bazý iddialarda bulunuyorum. Eðer deyim yerindeyse, yaptýðým iþin "revizyonist tarihçilik" olarak adlandýrýlmasýný öneriyorum.
Þahsýma yönelik hakaretleri bir kenara koymak koþuluyla, gazetelerin alýntýnýn doðruluðu, çarpýtýlýp çarpýtýlmadýðý konusunda gösterdikleri hassasiyeti anladýðýmý ve saygýyla karþýladýðýmý özel olarak bildirmek istiyorum. Bu titizliðin sürdürülmesinde ciddi yarar olduðuna inanýyorum, fakat iki küçük hatýrlatmayla.
Birincisi bilinmesi gerekir ki, tarihin algýlanma ve yorumlanmasý konusunda, egemen düþünce tarzlarýný sorgulayan ve "yeniden gözden geçirme" veya "düzeltme" (revizyonizm) önerenler bunu esas olarak iki tarzda yaparlar. Birincisi, yeni bulduklarý birtakým belge ve bilgileri gün ýþýðýna çýkartýr, bu belgeler üzerinden eski tarz yorumlarýn geçersiz olduðunu iddia ederler ya da ikincisi, insanlarý, herkes açýsýndan ulaþýlmasý mümkün olan belgeleri bir baþka gözle okumaya davet ederler. Hangi tarzda yapýlýrsa yapýlsýn, önemli olan þudur ki, "revizyonist tarihçiler" iddialarýnda haklý olabilmek için bir konuda hata yapmamak zorunda olduklarýný bilirler: Kullandýklarý kaynaklar. Ne kadar radikal olup olmadýðýndan baðýmsýz, önerilen "yenilenme" veya düzeltmenin ciddiye alýnmasýnýn yolu ancak ve ancak kullanýlan kaynaklarýn saðlamlýðýndan geçer. "Hata yapmak kula mahsustur" denir. Þüphesiz ki ben ve benim konumumda olan sosyal bilimciler de hata yapabiliriz. Ama özellikle Türkiye'de, tartýþýlan konunun aþýrý "hassas" karakteri nedeniyle "sýfýr tolerans" ile çalýþtýðýmýzý, baþkalarýna gösterilen hoþgörünün bize gösterilmeyeceðini, en küçük bir hatamýzýn yakalanmasý durumunda "ipe çekileceðimizi" biliriz. Tekrar etmek gerekirse, iddialarýmýzýn ciddiye alýnmasý kaynak kullanýmýmýzdaki titizlikten geçer.
Ýkincisi, kaynaklarýn kullanýmýnda, bana ve benim gibi düþünenlere yönelik gösterilen bu aþýrý titizlik ve olumlu "tahammülsüzlüðün" daha da geniþ bir alana yayýlmasýný öneriyorum. Türk Tarih Kurumu adýna yayýnlanan kitaplarýn ayný titizlikle mercek altýna alýnmasý ve gözden geçirilmesinin þart olduðunun bilinmesini istiyorum. Bu kurumun baþýndaki partizan tarihçiler, yayýnladýklarý eserlerde Osmanlý, Alman, Ýngiliz ve Amerikan belgelerini kasýtlý olarak çarpýtmakta, içeriklerini deðiþtirmekte ve açýkça belge tahrifatçýlýðý yapmakta hiçbir mahzur görmüyorlar. Türk tarihçiliði açýsýndan da büyük bir skandala denk düþen bu giriþimler karþýsýnda, basýnýmýzýn sessiz kalmasýný çok anlayamadýðýmý itiraf etmek zorundayým.

Revizyona tabi tutulmak istenen
Eðer köþe yazarlarý, yazýlarýný yazmadan önce yayýnladýðým kitaplardan bir tanesinin bile kapaðýný kaldýrmak zahmetine katlanmýþ olsalardý, hem alýntýlarýn yapýldýðý kaynaklarý görecek ve mahcup olmayacaklar hem de tarihe bakýþýmýzýn hangi temellerde nasýl deðiþtirilmesi gerektiði konusundaki görüþlerimi öðrenmiþ olacaklardý. Sonuçta tüm iddialar son derece ayrýntýlý biçimde 'Ýnsan Haklarý ve Ermeni Sorunu' adlý kitabýmda dile getirilmiþti.
Mustafa Kemal'e ait alýntýnýn arkasýnda bilinmesi gereken "revizyonist tarih tezi" þudur: 1918-1923 arasýnda dönemin aktörleri iki ayrý ve ama birbirleriyle ilintilendirilen iki temel sorunla uðraþýyorlardý. Taraflar bu sorulara verdikleri cevaplara göre oluþuyor ve birbirleri ile iliþkilerini esas olarak buna göre belirliyorlardý. Birinci soru, Osmanlý Devleti'nin toprak ve egemenlik hakkýyla ilgiliydi. Ýkinci soru, Osmanlý Ýttihat ve Terakki Parti'sinin savaþ döneminde kendi vatandaþlarýna karþý iþlediði cinayetler konusunda ne yapýlacaðý idi. Bugün ikinci soru unutturuldu, tarih anlatýmýndan silindi. Ben bunu yeniden yazýyor ve mevcut tarih yazýmý ve algýlamasýnýn bu temelde deðiþtirilmesi gerektiðini öneriyorum.

Osmanlý'nýn egemenlik haklarý
Birinci soru etrafýndaki tartýþma þuydu: Osmanlý devletinin egemenlik haklarý aynen korunmalý mý? Bu devlete ait topraklar üzerinde yeni devletlerin kurulmasýna müsaade edilmeli mi? Eðer yeni devletler kurulacaksa bunlarýn sýnýrlarý nasýl belirlenecek? Birbirinden çok farklý önerilerin bulunduðu bu soruya verilen cevaplar iki ana grupta toplanabilir. Bir tarafta en azýndan 1918 Mondros Ateþkes Anlaþmasýyla belirlenmiþ sýnýrlar içinde bile olsa Osmanlý egemenliðinin sürmesi gerektiðini savunanlar vardý. Diðer tarafta ise sýnýr konularýnda aralarýnda anlaþmazlýk olsa bile, iþgal edilmemiþ bölgeler de dahil Osmanlý topraklarý üzerinde deðiþik devletlerin kurulmasý gerektiðini savunanlar bulunuyordu. Lozan ve Sevr anlaþmalarýnýn bu iki anlayýþa denk düþtüðü biliniyor.
Ýkinci soru etrafýndaki tartýþma þu idi: Savaþ sýrasýnda iþlenen cinayetler ve bu suçu iþleyenlere ne yapýlacak? Cezalandýrma nasýl olmalý? Ýþlenen cinayetlerin cezasýz kalmamasý gerektiði konusunda herkes hemfikir olmakla birlikte, bu cezanýn neleri ve kimleri kapsamasý gerektiði konusunda farklý görüþler vardý. Bir taraf, cezalandýrmanýn sadece suçlu görülen kiþilerin yargýlanmasý ve de bunlarýn sayýlarýnýn Ýttihat ve Terakki yöneticileriyle sýnýrlý olmasý gerektiðini savunuyordu. Diðer taraf, cezalandýrmanýn hem suçlu sayýsýnýn oldukça geniþ tutularak kiþilerin yargýlanmasý hem de Osmanlý egemenliðine son verilerek, parçalanma cezasý biçiminde olmasý gerektiðini savunuyordu.
Mustafa Kemal'in bu konudaki tutumu özetle þudur: Lozan'da kýsmi olarak gerçekleþen Misak-ý Milli'nin kabul edilmesi koþuluyla, savaþ sýrasýnda cinayet iþleyenlerin yargýlanmalarý iyi olur ve gereklidir. Yani Mustafa Kemal, a) savaþ sýrasýnda cinayetler iþlendiðini biliyor, bunu açýkça kabul ediyor ve kýnýyordu, b) bu suçu iþleyenlerin yargýlanmasý gerektiðini, Ekim 1919'da Amasya Protokolü'nde dile getirildiði gibi, "adlen ve siyaseten elzem" addediyordu. Fakat onun þartý Misak-ý Milli sýnýrlarýnýn kabul edilmesiydi. Bu þart yerine getirilmeyince, Sevr anlaþma koþullarýnýn belli olmasýyla birlikte tavrýný deðiþtirdi. Yani 1915 konusundaki tavrý, bugünkü "inkar" politikasýyla taban tabana zýttýr. Bugün Mustafa Kemal'in l. Dünya Savaþý yýllarýnda iþlenen cinayetler karþýsýnda takýndýðý tutum tamamýyla unutturuldu ve yok sayýlýyor. Ýþte revize edilmesi, yenilenmesi gereken budur.
Eðer 1918-1923'e damgasýný vuran iki farklý soruyu "toprak ve sýnýr sorunu" ile "insan haklarý" sorunu olarak tanýmlayabilirsek, bu tarih bugün esas olarak "toprak ve sýnýr" tarihi olarak okutuluyor ve öyle de algýlanýyor. Ýkinci boyut "insan haklarý" boyutu tamamýyla unutuldu ve yok sayýlýyor. Ben bu tarihin "toprak ve sýnýr tarihi" olarak algýlanmasýnýn eksik ve yanlýþ olduðunu, tarihin bu boyutuyla ilgili sorunun çözülmüþ telakki edilmesi ve bu anlamda "kapatýlmasý" gerektiðini ve ama "insan haklarý"yla ilgili boyutunun çözülmemiþ olduðunu ve açýlmasý gerektiðini düþünüyor ve savunuyorum. Özellikle AB'ye üye olmak isteyen bir Türkiye açýsýndan tarihle bu tarzda bir yüzleþme kaçýnýlmaz bir gerekliliktir.
Dolayýsýyla, günlük gazetelerde ilan edilen "soykýrýmý ispat etmek", "Türkiye'yi suçlamak" gibi iddialarýn gerçekdýþý olduðunun altýný özellikle çizmek isterim. 1915'te yaþananlarýn soykýrým olarak adlandýrýlabileceðini söylemekle, "soykýrýmý ispat etmek çabasý" arasýnda ciddi bir fark var. Ýsteyen istediði kavramý kullanmakta özgür ama görülmesi gereken þudur: 1915'te Osmanlý Ermeni vatandaþlarýna karþý iþlenen cinayetler ve katillere ne yapýlmasý gerektiði sorusu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluþ yýllarýnda uðraþýlan sorunlarýn baþýnda geliyordu. Ve Mustafa Kemal'in bu soruya verdiði cevap, bugünkü devletin resmi politikasýyla taban tabana zýttýr. Onun, savaþýn o zor koþullarýnda takýndýðý tutumu benimsemek, bugün için yeterli olmasa bile, çözüme doðru bir baþlangýç için son derece olumlu zemin teþkil edecektir.

"Türklük" üzerine
1915 konusunda eleþtirel düþünceler geliþtirmek isteyen insanlara karþý yapýlan en önemli suçlama ve hakaretin, bizlerin "Türklüðe hakaret" ettiðimiz, "Türkiye'ye küfür ettiðimiz", "Türk milletini soykýrýmcý olarak suçladýðýmýz" vb. gibi iddialar olduðu bilinir. Bu suçlamalar her ne kadar ucuz, asýlsýz ve gerçek dýþý iseler de iþaret ettiði soruna yakýndan bakmakta fayda var. Taraflarýn birbirlerini kolektif kavramlarla tanýmlamalarý ve birbirleri hakkýnda kesin kanaatlere sahip olmalarýnýn yarattýðý sorunlardan söz ediyorum.
Görülen o ki, iki toplum arasýnda gerek tarih ve gerek bugünkü iliþkiler sadece ve sadece "Türk" ve "Ermeni" kavramlarýyla ele alýnýyor ve açýklanýyor. Ayrýca bu kavramlar da son derece negatif içerikle tanýmlanýyor. Bugün bir Türk için "Türk" demek "Ermeni olmayan ne varsa" odur. Bir Ermeni için ise "Ermeni" demek "Türk olmayan" bir þeydir. Her iki taraf da ötekini, kendisinin zýddý ve negatif olarak tanýmladýðý için, bir tarafýn ileri sürdüðü diðer tarafça kolaylýkla "hakaret", "küfür etmek" olarak telakki edilebiliyor. Bu nedenle, "1915'te Türkler Ermenileri soykýrýma uðrattý" cümlesi de, "1915'te Ermeniler Türklere ihanet etti ve katletti" cümlesi gibi taraflarda ciddi tepkilere yol açýyor. Çünkü, bugünkü Türk ve Ermeni kendisini doðrudan bu cümlelerde ifade edilen Türk ve Ermeni'yle özdeþleþtiriyor ve sonuçta kendisine hakaret edildiði sonucuna ulaþýyor.
Bu son derece kurgusal olan "Türk" ve "Ermeni" tanýmlarýnýn tarihi anlamamýza yardýmcý olamayacaðýný bilmek gerekir. Örneðin Ermenilerin imha edilme eyleminin baþ mimarý Bahaettin Þakir, Türktür ve ama onu 1916'da yakalayabilseydi, idam edeceðini söyleyen III. Ordu Komutaný Vehip Paþa da Türk. Yozgat Boðazlayan'da Ermenileri katletmekten suçlu bulunup idam edilen Kaymakam Kemal, Türktü. Ama onun cinayetlerini, "dine karþý aðýr suç" sayan ve "Allah'ýn gazabýndan korkarým" diyerek karþý çýkan, daha sonra da Kemal'in idamýna yol açacak en aðýr ifadelerden birisini veren Müftü Abdullahzade Mehmed de Türktür. Bu soyut kavramlar sadece geçmiþi deðil, bugün de birbirimizi anlamamýzýn, tanýmamýzýn önündeki en ciddi engellerdendir.
Bu konuyla uðraþmaya baþladýðým andan bugüne kadar, AGOS'ta yazdýðým yüzlerce makale de dahil, tüm kitaplarýmda bu konuya deðindim. Son kitabýn hem Türkçe hem de Ýngilizcesinde sadece "Türk" ve "Ermeni" kavramlarýný kullanarak tarih yazmanýn ne kadar tehlikeli olduðunun altýný çizdim. Konu hakkýnda yazýlan eserler içinde benim yazdýklarýmýn, taraflarý, kolektif kategoriler dýþýnda, sosyal aktörler olarak (parti, sýnýf, grup ne ise ona göre) tanýmlama çabasý nedeniyle özel bir yere sahip olduðuna inanýyorum.
Karþý tarafý monolotik, tekçi kavramlarla tanýmlamak yanlýþtýr. Örneðin, Türk'e ve Türklüðe hakaretle hiçbir sorun çözülemeyeceði gibi Ermeni insanýna hakaret ederek de bir yere varýlamaz... Bugünkü Türk'ü düþman gören, bugünkü Ermeni'yi düþman gören bir bakýþ sorun üretmeye devam eder. Birbirleriyle ciddi sorunlarý olan topluluklar arasýnda, sorun çözme yolunda atýlmasý gereken ilk ve en zor adým, asýrlarýn birikimiyle oluþmuþ bu önyargýlarýn kýrýlmasýdýr. Tarihte yaþanmýþ bir olayýn ne olduðuyla bugün onunla nasýl iliþki kurulacaðý iki ayrý olgudur. Tarihte yaþanmýþ olandan bugün için kin ve nefret çýkartabileceðiniz gibi, bu kinin ve nefretin doðmasýna neden olan þeyleri ortaklaþa kýnayarak karþýlýklý saygý temelinde güçlü bir gelecek kurmak da mümkündür.
Gazetelerde kamuoyunu etkileyecek konumlara sahip köþe yazarlarýnýn, hakaretlerde bulunmadan önce bu insanlarýn yazdýklarýna bakmaklarýnda, sadece kamuoyuna yanlýþ bilgi vermemeleri açýsýndan deðil, mahcup duruma düþmemeleri açýsýndan da fayda vardýr.

Bu haber için okuyucularýmýzýn yorumlarý
Aþaðýda bu haber için okuyucularýmýzýn yaptýðý yorumlarý görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen týklayýn ve tüm okurlarýmýzla paylaþýn!
  • ayaklanmalarýn gölgesinde  (Yazan: Ahmet SANCAKLI)
  • Ermeni Sorununa deðin  (Yazan: M.Mesut Uzal)
  • Ermeni sorununa deðin 2  (Yazan: M.Mesut Uzal)
  • Önemli olan  (Yazan: Oktay Nurata)
  • Soykýrým  (Yazan: umut yavaþ)
  • Yusuf Halacoglu  (Yazan: Sahin Karakaya)
  • Uzlaþabilmek  (Yazan: M.Mesut Uzal)
  • Biz ve Onlar 1  (Yazan: Ozan Oyarkilicgil)
  • Biz ve Onlar 2  (Yazan: Ozan Oyarkilicgil)
  • gerçekler  (Yazan: derviþ demir)
  • Resmi Tarih daha doðru-1  (Yazan: Mahmut Hakan Bezirci)
  • Resmi Tarih daha doðru-2  (Yazan: Mahmut Hakan Bezirci)
  • Resmi Tarih daha doðru-3  (Yazan: Mahmut Hakan Bezirci)
  • olay tarihsel baðlamý aþtý  (Yazan: celalettin aþkýn)
  • ikinci soruya yanýt!  (Yazan: levent yalçýn)
  • hesaplaþma  (Yazan: Beyza Çakýr)

  • Þu ana kadar deðerlendirmeye katýlan 22 üyemizin puan ortalamasýný yanda görebilirsiniz. Puan verme iþleminden yalnýzca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    8

     'Radikal2' ekimizdeki diðer haberler
    » Siyasetin Ecevit'i, Ecevit'in siyaseti - HASAN BÜLENT KAHRAMAN
    » ''Sen olduðundan güzel'' - GÖNÜL PAÇACI
    » Adý umut olan adam - YALNIZ TÜTELOÐLU
    » Unut demek dile kolay - NAÝM DÝLMENER
    » Aðýr abi romantik takýlýyor
    » Savulun Lilette'ler geliyor - N. BUKET CENGÝZ
    » Mekân belleði - CENK TAÞBAÞLI
    » Ateistler de bir karar versin - NURETTÝN DURMAN
    » Þimdi Ortega zamaný
    » Medeniyetler ittifaký ve AKP - ALÝ BALCI
    » Solun oy kazanýmý nereden gelecek? - OÐUZ OYAN
    » Avrupa baþkenti olmak - ASU AKSOY
    » Kendinden korkan Türkiye - AHMET ÝNSEL
    » Türkiye-AB iliþkilerinin geleceði - E. FUAT KEYMAN
    » Avrupa'da ýrkçýlýðýn buharlaþmasý - AYÞE KADIOÐLU
    » Ýþgalin sonu - YILDIRIM TÜRKER
    » SEÇMELER

    Haberi YazdýrHaberi Yazdýr Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #262
    "Peki abi, bütün dünya kötü, bir tek sen mi sütten çýkmýþ ak kaþýksýn ya?"
    Zaman'dan Nuriye Akman'ýn Cem Uzan'la söyleþisinde son soru... Röportaj boyunca siz'li-biz'li olduklarýný da belirtmekte fayda var...

    Haber Arama
    Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.

    Künye | Reklam Tarifesi | Ýletiþim Sayfasý | Eski Sayýlar | Sýkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleþmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriÄŸin hakları DoÄŸan Gazetecilik A.Åž.'ye aittir. Hiçbir ÅŸekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.