Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


Erk ile erkek

Erkekliğin saldırganlıkla, meydan okumayla, savaşçılıkla, avcılıkla tıka basa doldurulmuş, hazzı kıyıcı zaferlerde bulan tanımını silmek; karşılığında kocaman, uğultulu bir boşluk bırakmak gerek

25/02/2007 (2522 defa okundu)

YILDIRIM TÜRKER (Arşivi)

Erkek üzerine yazmak zordur.
Erkek, sert bir kabuktur.
Esinlediği dil, kendine benzer. Kaslı, noktalaması esintisiz bir dil.
Erkle tartılan, erkle tanımlanan, serüveni erk peşinde bir varoluşun sıkılan bekçisi.
Sıkılmak, erkeğin kronik derdidir.
Erkeklik söylencesini erk kökünden kurtarıp onu düşgücünün tekinsiz kuytularına emanet etmek için yola çıkan, sıkça kendi kabuğuna toslar.
Söylenceden kopmak hiç kolay değildir. Çoğu, zamanla kabuğunu tanır, onu sevmeye, sevdirmeye çalışır.
Erkek, kabuğuyla tanımlanır.
Erkek, erkinin doruğundayken de sürüklendiğini hisseder. Bütün çatlakları sıvamış, kendi hayatından şöyle ya da böyle bir yükselme serüveni çıkarmıştır. İçin için uğuldadıkça, bastırmak için gürültü yapar. Sızıntı gürleşmesin. Suyunca çatlamasın erkeklik aynası.
Hiçbir erkek, kendiliğinden erkek kalmaz. Erkeklik, sıkı sıkıya uyulması gereken bir akittir. Emek ister. Kabuğa sığana dek.
Sonrası kolay. Kanat çırpmaya gerek kalmadı. Süzülerek varır hikâyesinin sonuna.
Erkek, önceden ve toptan teslim olmanın adıdır.
Erkek, buralı olmadığını bilir. Sakardır, sarsaktır, geç öğrenir.
Tutunmak için kendine ve dünyaya binlerce söz vermesi gerekmektedir.
Derin bir suçluluğa, işgal altındaki bir dünyaya doğar. Daracık gözerimi, meşruiyetinin sınırını belirler.
Yegâne meşruiyetin erk olduğunu bilir. Dünyalıymış gibi davrandıkça dünyayı incitir.
Dünyayı incittikçe varoluşunu meşrulaştırır.
Erkek, bir meşruiyet sorunsalıdır.
Erkek, zalim olmadan kendi olması imkansız, lanetli bir yaratıktır.
Daha küçücük bir adam tomurcuğuyken bildiği yasakların karşısında hırçın bir yasakçı. Erkeklik, hiçbir zaman ulaşamayacağı hayali bir zirve.
Kamaşma anlarında, korkunun burgaçlanarak bedene girdiği yerin, o büyülü kaldıraçın ucunda yapayalnız. Orada biraz soluklansa.
İnziva, erkeğe en çok yakışandır.
Kişinin dünyayı ve içinde kaybolmuş kendini dinlediği inziva hali, erkeğin kendi çıplağına dokunduğu yegâne uzaydır.
Kendini her gün tüketip yeniden kuran münzevi, bir gün erkle tartılmaktan istifa edecektir.
Meğerki erkle tartılmanın tüketici gerilimi, yerini şahane bir huzursuzluğa bıraksın.
Erkek dilinin buyurgan imlâsı dışına taşamadığım için, taşaklarımda ince bir sızıyla erkeğe yine de suskunluğu biçiyorum.
Öte yandan münzevinin yepyeni bir dile duracağına inanıyorum. İtirafsız, yargısız, rekabetsiz, erkin her türünden soyunmuş bir dile.
Erkeğin, bir söylence olarak tükenip gitmemesi için dünyaya esrimeyle tutunması gerektiğine inanmak istiyorum. Gürültücü haylazla dünyanın efendisi arasında bir sarhoşluk anı olmalı. O anı bütün bir hayata yayabilir misin? Sana reddedilmiş erkekliğin küfrüyle saldıracaklar. Olsun. Bak, buradan görünen ufuk sonsuz.
Erkten soyunabilmenin, bir hiç olabilmenin yolunu nasıl döşemeli?
Erkek, erkeğe dokunabilmeli sözgelimi. Simgesel olarak da, gerçekten de. Erkek olmanın imkânlarını zenginleştirmek, erkini tehlikeye attığın oranda mümkün.
Erkek, erkeğin kapısında tanıyacak kendini. Birlikte korkarak, inzivanın kuytularında birlikte soluklanarak. Erkek arkadaşlığını, uçurum kenarına taşımak gerek. Erkekten korkmadığında erkek olmak da kıyıcılığından silkinir belki.
Erkeğin özgürlüğü, erkin her türünü sorgulayarak başlar. Erkin her türlü uygulamasından feragat edebildiği ölçüde özgürleşir, erkek.
Öyleyse; sinsilikten, ketumluktan, yalnızlıktan gerçek inzivaya.
Kontratlardan gayri meşru bir varoluşa.
Ebedi rekabetten dostluğa.
Kolay çatılmış akıldan Heves'in kuracağı tuzaklara.
Erkekliğin saldırganlıkla, meydan okumayla, savaşçılıkla, avcılıkla tıka basa doldurulmuş, hazzı kıyıcı zaferlerde bulan tanımını silmek; karşılığında kocaman, uğultulu bir boşluk bırakmak gerek.
Genet'nin siyahlar için sorduğu can alıcı soruyu erkek adına gasp ederek soralım haydi: "Erkek ne? Cinsiyeti ne bir kere?"

Yıldırım Türker'in bu yazısı, Toplum ve Bilim dergisinde yayınlandı.

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Erkek Kimliği  (Yazan: Halim )
  • Karanlık çağın robotları  (Yazan: Ahmet SANCAKLI)
  • cesur bir erkek  (Yazan: Cuma Baz)
  • ARTIK ERKEKLER KONUŞULMALI  (Yazan: YUNUS ADIYAMAN)
  • Erkek olmak ya da olmamak!  (Yazan: aziz yılmaz)
  • Kral çıplak  (Yazan: nurgül cangüleç)
  • Aynı yolun yolcusu  (Yazan: nurgül cangüleç)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 21 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
    » Anadolu'nun 'Romeyika'sı ölüyor - VAHİT TURSUN
    » Sen de gitme hala! - YALÇIN APAYDIN
    » Seçmeler
    » Pretoryen güçler ve rejim - AHMET İNSEL
    » Görüntüsüz aydınlar - HASAN BÜLENT KAHRAMAN
    » DİSK'in arşivi açıldı - ZAFER AYDIN
    » Mersin örneği - MURAT ALTUN
    » Demokratik Türkiye tercihi - E. FUAT KEYMAN
    » Ara seçim ve erken genel seçim - ALİ ÇOLAK
    » 'Arka bahçe'nin Kürtleri - ORHAN MİROĞLU
    » Ve beraber ölürüz... - FERİDE ZÜLFÜ
    » Kürt sorunu, ne sorunu? - NECMİYE ALPAY
    » Tanrı çevreci mi? - AYŞEGÜL DİKENLİ WILLIAMS
    » Şair roman yazınca - AHMET GÜNTAN
    » Bitmeyen 'devlet başkanlığı' tartışması - MURAT SEVİNÇ
    » Kurtlar Vadisi terörü - HALİL NALÇAOĞLU
    » Mehtaplı gecede yakamoz olur mu? - CANER FİDANER
    » Afrika'nın beyazları - ERMAN ATA UNCU
    » Suçlu üniversite hastaneleri mi? - ŞÜKRÜ HATUN
    » Taş var, köpek yok - NAİM DİLMENER
    » İzlanda'dan sessiz bir çığlık - ÖZGE ÖZDÜZEN

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #148
    "Ay sen yine çıktın mı, yine parlak mısın, sıcak mısın, akşama kadar hep öyle kal emi, canım benim, sarıcığım."
    Esra Ceyhan, sabah kalktığında hava güneşliyse, pencereden dışarı bakarken bu sözleri sarf ediyor

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.