Günün Sözü
Ahlakta, sanatta olduðu gibi hiç konuþulmaz, ancak yapýlýr. Ernest RENAN
Tarihte Bugün
Takvimler 18 mayýs tarihini gösterdiði zaman...1931 yýlýnda, Cumhuriyet Halk Fýrkasý’nýn Üçüncü Büyük Kurultayý toplandý. 1955 yýlýnda, Çýraðan Sarayý Emekli Sandýðý'na devredildi.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr. |
Türkiye'de insan haklarý
|
|
Cihan Baysal ve Zehra F. Kabasakal Arat.
|
New York Eyalet Üniversitesi "Human Rights in Turkey"i yayýmladý
19/08/2007 (2246 defa okundu)
CÝHAN BAYSAL (ArÅŸivi) ''Karanlýðý resmetmek güzeldir çünkü her þeye raðmen içinde ýþýðý barýndýrýr". Siyaset bilimci ve New York Eyalet Üniversitesi Purchase College öðretim üyesi Prof. Dr. Zehra F. Kabasakal Arat, editörlüðünü yaptýðý kitabýn tanýtým yazýsýnýn giriþinde, Van Gogh'dan bu alýntýyý kullanýyor. Ýnsan haklarý konusunda geçmiþ sicili karanlýk Türkiye'nin, karanlýðýn içindeki aydýnlýðý yakalayarak ilerleyebilmesi olanaklý mý? Pensilvanya Üniversitesi Yayýnlarý tarafýndan Ýngilizce olarak basýlan 'Türkiye'de Ýnsan Haklarý' kitabýnýn editörü Prof. Dr. Zehra F. Kabasakal Arat ile kitabý ve Türkiye'de insan haklarý konusunda konuþtuk.
Yanýlmýyorsam, bu kitap Türkiye'de Ýnsan Haklarý üzerine yabancý dilde yayýnlanmýþ ilk geniþ kapsamlý derleme. Yurtiçi ve yurtdýþýndan birçok kalem farklý konularda katkýda bulunmuþ.
Kitaba katkýda bulunan 21 kiþi farklý bilim dallarý ve ülkelerden ve farklý yaklaþýmlara sahip. Ortak yanlarý insan haklarýna 'taraf' olmalarý. Eserde haklarýn kapsamý, BM ve Avrupa mekanizmalarý, Küresel Ýnsan Haklarý Rejimi ve Avrupa Ýnsan Haklarý Rejimi esas alýnarak oluþturuldu. Birçok yazar Cumhuriyet'in kuruluþundan bu yana olan geliþmeleri ele alýyor fakat hepsi güncel konu ve sorunlara da giriyor. Kitap, bir anlamda, Türkiye'yi tanýmlamada çokça baþvurulan merkez-çevre paradigmasýnýn dýþýna çýkarak Türkiye'nin tarihini ve siyasetini insan haklarý açýsýndan deðerlendiriyor. Deðiþik gruplarýn dile getirdiði insan haklarýný, devletin 'hak talepleri'ne nasýl karþýlýk verdiðini ve uluslararasý insan haklarý rejiminin, ülkedeki insan haklarý söylemini nasýl etkilediðini de inceliyor. Kuþkusuz, Türkiye'nin zaman içinde karþýlaþtýðý meseleler belli tarihsel koþullar içinde biçimlenmiþ ve kendine özgü. Ancak bu sorunlar, ulusal güvenlik, baðýmsýzlýk, ekonomik geliþme ve insan haklarýna saygý gibi (çoðu zaman birbirleriyle çeliþtiði düþünülen) amaçlarý hedefleyen tüm toplumlarda yaygýn. Dolayýsýyla, Türkiye'nin insan haklarý siyasalarýndaki deðiþiminin þeklini ve yönünü saptamak, belirli haklarýn oluþabilmesine ve yasallaþabilmesine yardýmcý olan ya da engelleyen faktörlerle, bu faktörlerin etkileþimlerini ortaya koymak, bazý genel kurallarýn açýða çýkarýlmasýna yardýmcý olabilir.
Türkiye, BM merkezli küresel insan haklarý rejimi ile Avrupa insan haklarý rejimlerinin iþtirakçisi ve insan haklarýný destekleyen birçok uluslararasý sözleþmeye de dolayýsýyla taraf. Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nin ülke üzerindeki etkisi ve yasal norm oluþturma iþlevi ise gözardý edilemez önemde. Bu mekanizmalar neden iþletilmiyor? Devlet isteksiz davransa da insan haklarý savunucularý bu mekanizmalarý kullanamaz mý?
BM ve Avrupa insan haklarý rejimleri birbirlerinden çok farklý. Kitapta bunu inceleyen, Füsun Türkmen arkadaþýmýzýn çok güzel bir yazýsý var. Avrupa insan haklarý rejimi, mükemmel olmasa da daha donanýmlý ve dolayýsýyla da daha etkili olabilen bir rejim. Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi (AÝHM) rejimin yaptýrým gücünü artýran bir mekanizma. Aslýnda Türkiye vatandaþlarý AÝHM'i kullanmayý hýzla öðrendi ve gittikçe daha etkin bir þekilde kullanýyorlar. Kitaptaki yazarlardan Baskýn Oran ve Thomas Smith, ayrý ayrý, AÝHM'in Türkiye için bir üst mahkeme konumuna gelmiþ bulunduðunu ve mahkeme kararlarýnýn yeni yasalarýn içeriklerini saptamada iþlevsel olduðunu söylüyorlar. Kanýmca, bu yeterince kullanýlmayan Anayasa'nýn 90. maddesinin açtýðý kapýdýr. O da sanýyorum Türkiye'de yargý sistemine olan güvensizlik, yargý sürecinin uzun ve yorucu olmasý ve nihai karar olumlu olsa da yargý yoluyla hak aramanýn getirdiði "kutuplaþma" ve "zýtlaþma" ortamýnýn geri tepmesinden çekinilmesi gibi çeþitli caydýrýcý nedenlere dayanýyor. Ýhlallerin çokluðuna karþýn, bu konularda deneyimli hukukçularýn azlýðý da ayrý bir sorun. Ama sanýrým zamanla hem içeride, hem dýþarýda yargý mekanizmalarýna daha sýk gidilecektir.
Türkiye'de son yýllarda çok geliþen bir sivil toplum var. Ýnsan haklarý hareketi, hak ihlallerine zaman zaman ülke çapýnda dikkat çekebilirken, sosyal ve ekonomik haklar konusunda neden geri duruyor? Türkiye'deki insan haklarý hareketini deðerlendirebilir miyiz?
Türkiye'deki insan haklarý hareketi, klasik liberal felsefenin kýsýtlý insan haklarý anlayýþýný izliyor. Ekonomik ve sosyal haklarýn geri planda kalmasýnýn bir nedeni bu. Kýsaca, insan haklarý temelde devlete karþý özgürlük talepleri olarak algýlanýyor ve sunuluyor. Oysa, 1945'lerden bu yana oluþan 'küresel insan haklarý' söyleminde, insan haklarý sadece devlete deðil topluma karþý da talep edilir. Dolayýsýyla özel alaný da ve elbette sosyal ve ekonomik haklarý da içerir. Türkiye açýsýndan ise ortada ironik bir durum var çünkü insan haklarý ile ilgili STK'larýn üye ve yöneticilerinin geçmiþlerine bakýnca onlarýn bir zamanlar ekonomik haklara önem veren sosyalist ideolojileri savunmuþ olduklarýný görmek mümkün. Türkiye'deki insan haklarý söylem ve hareketinin bir zayýf noktasý da, bölünmüþ ya da bütünleþmemiþ ve kendini halka benimsetememiþ olmasý. Ýnsan haklarý dernekleri, kadýn gruplarý ve örgütleri, sendikalar ve çevreciler taleplerinin ortak paydasýnýn insan haklarý olduðunu görmez gibiler ve yeterince dayanýþma içinde deðiller. Sorunlarýný ve taleplerini insan haklarý baðlamýnda dile getirmede ve Türkiye'nin taraf olduðu insan haklarý sözleþmelerini kullanmada da en baþarýlý grup olarak kadýn haklarý savunucularýný görüyorum.
Tarihimize baktýðýmýzda ve baþka toplumlarla kendimizi kýyasladýðýmýzda Osmanlý'dan gelen hoþgörü üzerinde genel bir fikir birliði vardýr. Ülkedeki gayrimüslim cemaatlerin dillerine, dinlerine ve yaþam tarzlarýna karýþýlmadýðý vurgulanarak onlara karþý nasýl da büyük bir hoþgörü ile yaklaþýldýðý hep dile getirilir. Bunun yaný sýra, Kürt vatandaþlarýmýz arasýndan belli mevkilere gelmiþ olanlardan örnekler verilerek, hiçbir etnik ayrýmcýlýk yapýlmadýðý da ispatlanmaya çalýþýlýr. Kitapta bu ezberi bozma çabasý var diyebilir miyiz?
Maalesef bu konuyu tüm boyutlarýyla ele almýþ deðiliz; birçok azýnlýk grubunun adlarýný bile zikretmemiþ durumundayýz. Fakat bazý örnekleri yan yana koyunca yeterince çarpýcý bir tablo çýkabiliyor. Bu sýrf Türkiye hakkýnda "kabullenilmiþ doðrularý" sorgulamak açýsýndan deðil. Türkiye deneyimi, azýnlýk haklarý konusunda bazý "genel" varsayýmlarý da sorgulamamýza yol açýyor. Þöyle ki, genel olarak hoþgörü ve ayrýmcýlýðýn karþýt olduðu düþünülür. Ayný þekilde, kimliklerin tanýnmasý ve asimilasyon da birbirinin karþýtý olarak kabul edilir. Oysa, Türkiye'de gayrimüslim ve Kürt vatandaþlarýn deneyimlerini karþýlaþtýrdýðýmýzda bu sözcükler ve tanýmladýklarý davranýþlarýn karþýt olmadýklarýný görüyoruz. Gayrimüslim vatandaþlarýn varlýklarý hoþgörülmüþ, kimlikleri tanýnmýþ ve dil, din ve eðitim konularýnda büyük ölçüde özgür býrakýlmýþlar. Ancak, gayrimüslim vatandaþlarýmýz ayný zamanda 'yabancý' olarak algýlandýðýndan dýþlanmýþ, askeri ve sivil bürokrasi ile siyasette yer alamamýþ ve zaman zaman da açýkça ayrýmcý politikalara tabi olmuþlar. Öte yandan, Kürt vatandaþlar ise kimlikleri bastýrýlarak asimilasyona tabi tutulmuþ ve asimilasyonu kabul ettikleri sürece de toplumsal ve siyasal katýlýmda ayrýmcýlýk yaþamayarak en üst mevkilere kadar gelebilmiþler. Bu iki yöntem de insan haklarý ihlali içerir. Kuþkusuz, asimilasyon bir hak ihlalidir. Öte yandan, farklý olanlarýn ve azýnlýk kimliklerinin sadece hoþgörü ile tanýnmasý da gerçek anlamýyla bir tanýma deðildir, yetersizdir. Kimliklerin tanýnmasý, 'insan onurunu korumada' eþitlik saðlayacak þekilde tüm vatandaþlara karþý eþit muameleyi gerçekleþtiremediði sürece tam anlamýyla bir kimlik tanýmasý sayýlmaz.
Kitap Türkçe yayýnlanacak mý?
Kitap Ýngilizce literatürde bir eksikliði karþýlamak üzere hazýrlandý. Sanýrým birçok insan haklarý sorununun birarada ele alýndýðý ve bazýlarýnýn tarihsel boyutunun deþildiði bu kitap Türkiye'de de bir okur kitlesi bulacaktýr. Henüz kitabýn Türkçe'ye çevrilmesi yönünde bir giriþim yok. Ama eminim, telif hakkýný elinde tutan Pensilvanya Üniversitesi Yayýnevi konunun Türkiye için öneminin bilinciyle, Türkçe basýmýyla ciddi olarak ilgilenen yayýnevlerine olumlu yaklaþacaktýr.
|
Þu ana kadar deðerlendirmeye katýlan 1 üyemizin puan ortalamasýný yanda görebilirsiniz. Puan verme iþleminden yalnýzca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 10 |
'Radikal2' ekimizdeki diðer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #391
"Herkes merakla benim ne söyleyeceðimi merak ediyor." Akademi Türkiye'nin sunucusu Öykü Serter...
Haber Arama
Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.
|