Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / Mahalle baskýsý
Radikal-çevrimiçi
<  Ý N T E R N E T  B A S K I S I  >  19 Mayıs 2013 
 Kodunuz: Åžifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 YaÅŸam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Birlikte, amaçta azimli olan ýsrar eden ulus, kendini beðenmiþ ve saldýrgan her düþmaný sonunda gurur ve saldýrýsýndan dolayý piþman eder.
ATATÜRK
Tarihte Bugün
Takvimler 19 mayýs tarihini gösterdiði zaman...

1881 yýlýnda,
Atatürk'ün doðum yýldönümü.
1919 yýlýnda,
Atatürk'ün Samsun'a çýkýþý. Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramý

Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr.

Haberi YazdýrYazdýr Haberi YollaYolla Radikal2 


Mahalle baskýsý

Þerif Mardin.
Neoliberalizmi hiç sorgulamadan, AKP'sinden TSK'sýna kadar cümleten kabul ediyorsak, geçim güvencesi olmayan kitlelerin aynen Avrupa ve ABD'de olduðu gibi ýrkçýlýk, þovenizm, köktendincilik veya þiddete baþvurarak kendilerini avutmayacaklarýnýn garantisi nedir?

23/09/2007 (4274 defa okundu)

ZEYNEP GAMBETTÝ (ArÅŸivi)

Ruþen Çakýr, Malatya cinayetinden sonraki bir yazýsýnda (Vatan, 21.05.2007), "Sorun AKP deðil, çözüm de AKP deðil" diye yazmýþtý. Çakýr nicedir kliþelere itibar etmeme gereðini vurguluyordu. Ne yazýk ki, Þerif Mardin'le yaptýðý röportajlarýn kendi gazetesi dahil olmak üzere anaakým basýndaki yankýsý yine kliþeler üzerinden oldu. Þerif Mardin'in gerek Ayþe Arman'a, gerekse Ruþen Çakýr'a anlatmaya çalýþtýðý olgular, nüanslar, ikilemler bir elin tersiyle kenara itildi ve "Bakýn korkmakta haklýyýz"ýn kanýtýna dönüþüverdi. Her geliþmeyi siyah beyaz ekseninden görmeye alýþmýþ derinlik yoksunu Türkiye basýnýnda bu defa da baskýn çýkan takýntý, bu ülkenin en büyük sorununun türban olduðuydu. Din deðil, türban! Baþka hiçbir þey bu ülkede bu kadar ýsrarla ve "derinlemesine" irdelenmemiþtir herhalde. Ýrdelenseydi eðer, basýn birazcýk da olsa çeliþkilerin ve karanlýklarýn üzerine cesaret ve kararlýlýkla gidebilseydi, bugün zaten çok ama çok baþka bir yerde olurduk.
Mardin'in siyaset bilimci Chantal Mouffe'tan yaptýðý bir alýntý büyük ihtimalle fazla dikkat çekmemiþtir: "Demokrasi diye bir þey yoktur, demokrasi uðrunda çaba vermek vardýr." Mardin'in bundan çýkarsadýðýný aktarmakta fayda var: "Çünkü demokrasi her gün yeniden inþa edilen bir þeydir. Ve insan haklarýna tecavüz varsa, insanlarýn teyakkuzda olmasý gerekir. Kendimi yeteri derece politikaya girmemiþ biri olarak görüyorum, biraz da suçluluk duyuyorum..." Anlattýklarýnýn siyaseti gerek zihnimizde, gerekse pratiklerde kurgulama þeklimizle alakalý olduðunun bundan açýk ifadesi olabilir mi? Orduya, devlet adý altýnda putlaþtýrýlan kurumlar bütününe, cumhuriyetin ta kendisi olduðu varsayýlan bir siyasi partiye sýrtýný dayamaksýzýn, "armut piþ, aðzýma düþ" (veya bunun Türkiye kamusal alanýndaki tezahürü olan "ordu gel, bizi kurtar") tembelliðine düþmeksizin yürütülen bir sorgulamanýn tüm aðýrlýðýný taþýyor bu cümleler. Kimseden bir satýr intihal etmeden, hakkýyla uluslararasý nam kazanmýþ bir sosyal bilimcinin kendiyle olan hesaplaþmasý olarak okunabilecek bu dürüst itiraf, tam da sorunun kaynaðýna iniyor ve aslýnda hepimize soruyor: "Biz demokrasi uðruna ne çaba verdik?"

Ýkiyüzlüler ama...
Bu noktada gözden kaçan en önemli tartýþma, Mardin'in "mahalli örgütlenme" olarak açmaya çalýþtýðýdýr kanýmca. Arman'la röportajýnda Türkiye'de siyasetin kör noktasý olagelen bu örgütlenme þeklinin kýsa ve þematik bir tarihçesi aktarýlýyor. Bu anlatý hem bir tespit hem de eleþtiri iþlevi görüyor. Tespit edilen olgu, muhafazakârlarýn yöntemleri iken, eleþtirilenin laik-demokrat kesim olduðu belli deðil mi?
Halkta zihinsel bir dönüþüm yaratma arzusuyla, yeni birtakým deðerleri yukarýdan empoze etmeye çalýþan bir cumhuriyetin baþvurduðu zorlayýcý yöntemlerin gerekliliði ve yeterliliði tartýþýlmadý, merkeziyetçilikten ödün verilmedi. Tüm bunlar elbet biliniyordu ama altlarý yeterince doldurulmuyordu. Zira merkez/taþra uçurumunu kapatmaya yeltenen muhafazakârlar (DP'den baþlamak üzere) her defasýnda fýrsatçýlýkla suçlanýyordu. Muhafazakârlarýn ikiyüzlülüðünden veya takiye yaptýðýndan baþka bir þey konuþulmuyordu. Ýkiyüzlüydüler gerçekten, ama sonsuz bir enerjiyle kapý kapý, mahalle mahalle örgütlenmede baþarýlý olduklarý da bir gerçekti. Yerelin sorunlarýný görüyor, ama öyle, ama böyle çözüm üretiyorlardý. Laik-demokrat kesim ise yereldeki somut sorunlardan ya bihaberdi ya da bunlarýn makro politikalarla ("geliþme", "modernleþme" gibi) aþýlabileceði konusunda kendini kandýrýyordu. Daha da kötüsü, okullar ve milli törenler aracýlýðýyla ezberletilen içi boþ sembollerin gerçek bir dönüþüm yaratmaya yeterli olacaðýný sanýyor, enerjisini bu sembolleri daha da yüksek sesle haykýrmaya harcýyordu. Muhafazakârlarýn örgütlenme biçimine bakýp kendine ders çýkarmak yerine, daha da merkeziyetçi ve zorlayýcý olmak gibi bir refleks edindi yýllarca.
Bu baðlamda, Mardin'in "risk alabilme" vurgusu, "korkmakta haklýymýþýz" diye düþünenlerin ýsrarla atladýðý bir önerme olsa gerek. Demokrasinin gayet uzun ve çetrefilli bir mücadele olduðu gibi bildik bir tespitin içini doldurmadýðýmýz da bu sayede bir kez daha gözler önüne serildi. Riskin var olmadýðý bir dünya, farklýlýðýn da var olmadýðý bir dünyadýr. Böylesi bir dünya tahayyülünün birlik, beraberlik ve bütünlük ülküsüyle ne denli örtüþtüðü açýktýr. Hakim cumhuriyetçi zihniyetin dün de, bugün de esas korktuðu, kendinden farklý olanla etkileþim içine girmektir. Kendi doðrularýnýn sorgulanmasý karþýsýnda tartýþarak ikna etme deneyiminden geçmemiþ, hele de farklýlýkla yüzleþmenin kendini de sorgulamak anlamýna geldiðini hiç aklýna getirmemiþ, yerel mücadele geleneði olmayan bir seçkinler kesiminin, taban siyasetine ve demokratik örgütlenmeye itibar etmesi düþünülemezdi zaten. 84 yýldýr deðil bunu denemek, baþlamayý bile Avrupa ülkelerinin geçmiþ olduklarý zaman zarfýna, yani yüzyýllar sonrasýna havale etmek sorunun çözümü deðil, kaynaðýdýr oysa.

Birlikte eylem
Solun bu ülkede darbe öncesinde yapmaya çalýþtýðý, ama gerek fazlaca sekter, gerekse fazlaca ezberci olmasý yüzünden baþaramadýðý dönüþüm, yerel pratiklerin evrilmesiydi. Ýþçi sýnýfý, iþyeri veya sendika örgütlenmesi içinde kendi çýkarlarýnýn farkýndalýðýna kavuþacak, gerçek kurtuluþun nerede olduðunun ayýrdýna varacaktý. Bu anlayýþýn kökeninde, pratikler ile düþünce arasýnda diyalektik bir iliþki olduðunu gören Marx vardýr elbet. Ama bugün bunu Ýslamî kesim yapýyor ve baþarýlý oluyorsa, kitlelerin veya kameralarýn önünde demeç vermekten baþka siyaset türleri olduðuna, solcu olsak veya olmasak da kanaat getirmemiz gerekir.
Demokratik taban örgütlenmesinin bir boyutu yereldeki sorunlara gerçek çözümler üretmek ise, diðer bir boyutu birlikte eyleme pratiðinin önünün açýlmasýdýr. Taþranýn cahil ve yönetime muhtaç olduðu fikri son derece sorunludur, çünkü varsaydýðý yaratýðý kendisi üretir. Çözümler birlikte üretilmedikçe, doðrular farklýlýklara raðmen birlikte tespit edilmedikçe, þu anki þizofrenik halimizin devam etmemesi tahayyül edilemez. Birilerinin etken olarak özneleþtiði, diðerlerinin (çoðunluðun) edilgen tüketiciler olarak nesneleþtirildiði bir toplumda demokrasinin okulda öðrenilmesine imkan yoktur. Cumhuriyetçi gelenek, çok partili sisteme geçtikten sonra bile demokrasiyi salt merkezî bir 'yönetim tarzý' olarak görmekten ileri gidememiþ, demokrasinin (bisiklete binmek gibi) yapýlarak benimsenen bir 'etkileþim tarzý' olabileceðini hiç akla getirmedi, hiç pratiðe geçirmedi. Eðer bu ülkede, ilk millî kongre sayýlan Sivas'tan önce, Anadolu'nun farklý yerlerindeki tabandan gelen bir ivmeyle toplanan yerel kongrelerin varlýðý resmî tarihten ve toplumsal hafýzadan tamamen silinmiþ ise; eðer kadýn hareketinin Osmanlý'nýn son dönemlerinden Cumhuriyet'in baþýna uzanan mücadelesi, 1934'te kadýnlara oy hakkýnýn "verilmiþ" olmasý anlatýsý ile örtülmüþ ise; eðer her tür halk örgütlenmesi "isyancý" olarak nitelendirilip kanla bastýrýlmýþ ise; kendilerini kamusal alanda var etmeye çalýþan farklý etnik ve dini kimlikler, sürekli olarak þüpheli damgasý yemeye devam ediyorsa; artýk kutsallaþmýþ olan laik sembolleri farklý tanýmlayan herkes aforoz ediliyorsa; o ülkede istediðiniz kadar anayasa yapýn, demokrasi benimsenmez.
Mardin'in ortaya attýðý diðer bir kavram olan "mahalle baskýsý" da kanýmca bu noktada devreye giriyor. Epeyce konuþulduðu halde tam da anlaþýlamadýðýný düþündüðüm bu kavramýn da, biraz daha irdelendiðinde, ne denli derinlikli ve kapsayýcý olduðu, sadece dini kesimleri anlatmadýðý açýk: Milliyetçilik de bir mahalle baskýsý yaratabilir, Kemalizm de. Apartmanlara bayrak asma furyasýnýn da gösterdiði gibi, birtakým davranýþ þekilleri aðýr bastýðýnda, üstelik bunlara çok yüklü sembolik anlamlar atfedildiðinde, farklý davrananlarýn damgalanmasý ve dýþlanmasý kaçýnýlmazdýr. Toplumsal baskýya dayanabilme haddinin hiç de yüksek olmadýðý bu ülkede, "çoðunluðun tiranisi" sadece AKP'nin iktidara geliþiyle ortaya çýkan bir olgu deðil. Gayrimüslimlerin kamusal alanda adlarýnýn Türkçe versiyonlarýný kullanmalarýndan tutun Aleviliðin gizlenmesine kadar, mahalle baskýsýnýn türlü bin hal ve biçimler aldýðý daima görüldü. Ýslamcý kesimin mahalle baskýsýndan korktuðumuz kadar, bir refleks haline getirdiðimiz cumhuriyetçi ve milliyetçi mahalle baskýlarýndan da korkmamýz gerekmez mi o halde?
Ve son olarak: Demokratik bir açýlýma bir gün kavuþsak bile, piyasa güçlerinin ve büyük holdinglerin egemenliðinde olan bir ekonomi karþýsýnda edilgen nesneler olarak kalmaya devam ediyor ve neoliberalizmi hiç sorgulamadan, AKP'sinden TSK'sýna kadar cümleten kabul ediyorsak, geçim güvencesi olmayan kitlelerin aynen Avrupa ve ABD'de olduðu gibi ýrkçýlýk, þovenizm, köktendincilik veya þiddete baþvurarak kendilerini avutmayacaklarýnýn garantisi nedir?

ZEYNEP GAMBETTÝ: Boðaziçi Üni., öðretim üyesi

Bu haber için okuyucularýmýzýn yorumlarý
Aþaðýda bu haber için okuyucularýmýzýn yaptýðý yorumlarý görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen týklayýn ve tüm okurlarýmýzla paylaþýn!
  • HERKESE BASKI  (Yazan: )
  • mahalle  (Yazan: yalçýn soysevinç)
  • Nitelikli ve özenli bir yazý  (Yazan: Ahmet Aksay)
  • Toplumsal gerçeklerimiz  (Yazan: aziz yýlmaz)
  • Röportajlardan yansýmayan  (Yazan: Ahmet Aksay)
  • Sol siyaset...  (Yazan: HALÝL GÜVEN)
  • Mahalle BASKISI  (Yazan: Fehmi Ilhan)
  • Mahallenin esamisi...  (Yazan: )

  • Þu ana kadar deðerlendirmeye katýlan 10 üyemizin puan ortalamasýný yanda görebilirsiniz. Puan verme iþleminden yalnýzca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9

     'Radikal2' ekimizdeki diðer haberler
    » Bienal, anayasa ve Türkiye'de modernlik - AYÞE BUÐRA
    » Laiklikten Ýslami hayata? - CEMÝLE ÖZVERÝ
    » Anayasal yurttaþlýk ve topraðýn kokusu - HAMÝT GEYLANÝ
    » Barýþ süreci için...
    » SEÇMELER
    » "Sevgili Atatürkçüðüm" - YILDIRIM TÜRKER
    » 301 ve egosu þiþkinler - AHMET ÝNSEL
    » Ulusalcý þehir efsanelerimiz - BASKIN ORAN
    » Ebru, merkez sol ve sivil anayasa - E. FUAT KEYMAN
    » Yeni Anayasa'nýn önemsiz konusu - BÜLENT DURU
    » Haydi Novamed grevcileriyle dayanýþmaya! - YILDIZ CANDAN
    » Türüt, barýþ ve psikolojik sayýltýlar - ONUR GÜLBUDAK
    » Cumhuriyet'in rengi - ÇAÐRI DOÐAN
    » Çürüyen solun mezar kazýcýlýðý mý? - HALÝL GÜVEN
    » Aðýdý eksik yakýlmýþ bir yas öyküsü - MEHMET TUNÇ
    » Okullu DJ'ler
    » Günýþýðýna çýkan gerçek - ÝKBAL POLAT
    » Okul yolu düz giderse - MEHMET ÞARMAN
    » Hazýr ol, rahat ol... - ATALAY ERGEZEN
    » Yeni sisteme hoþgeldiniz çocuklar - SADIK KARTAL
    » Heigl's anatomy - ERMAN ATA UNCU
    » Durupdururken bir albüm - NAZAN ÖZCAN
    » TELEVÝZYONA TEPEDEN BAKIÞ
    » Ýstanbul'da bir azize - MERT EMCAN

    Haberi YazdýrHaberi Yazdýr Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #550
    "I wait outside... To you... Outside, dýþarsý demek."
    Gelinim Olur musun'un kararsýz damat adayý Bahadýr, gelin adayý Sinem'e önce þifreli, sonra altyazýlý sinyal gönderiyor...

    Haber Arama
    Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.

    Künye | Reklam Tarifesi | Ýletiþim Sayfasý | Eski Sayýlar | Sýkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleþmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriÄŸin hakları DoÄŸan Gazetecilik A.Åž.'ye aittir. Hiçbir ÅŸekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.