Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / 'Ortak düşman' emperyalizmdir!
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  22 Eylül 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Sonsuzluğun sonu yine sonlu bir sonsuzluktur; çünkü onu böyle düşünen biziz.
Cemil Sena
Tarihte Bugün
Takvimler 22 eylül tarihini gösterdiği zaman...

1943 yılında,
Ankara Fen Fakültesi kuruldu.
1958 yılında,
İzmir Alsancak Limanı ve Hububat Silosu hizmete girdi.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


'Ortak düşman' emperyalizmdir!

Kuzey Irak'ta sınıra yakın köylerde yaşayanlar hep endişeli.
Kürt sorunu, ayrı bir dil konuşan ve kendilerini Kürt diye tanımlayan bir halkın yok sayılması temelinde gelişti, ancak bugün artık karşı milliyetçiliktir

06/01/2008 (1599 defa okundu)

MEHMET BEKAROĞLU (Arşivi)

İsmini nasıl koyduğumuz önemli, çünkü koyacağımız isim çözüm önerimizi de büyük ölçüde belirleyecek. Bugün Türkiye'nin güneydoğusunda diğer bölgelerinden farklı şeyler oluyor diye buna "Güneydoğu sorunu" dersek çok yanılırız. Burada ekonomik ve sosyal olarak geri kalmışlık var diye, bu soruna salt ekonomik ve sosyal sorun olarak bakarsak da bir yere gidemeyiz. Hepimizi acıtan, binlerce kurban vermemize sebep olan bir "terör" olgusu var. Fakat konuya sırf bu çerçeveden bakarsak yine içinden çıkamayız. Nitekim çıkamıyoruz. Aynı şekilde yıllarca devam eden baskı politikaları, yasaklar ve hak ihlalleri dolayısıyla ciddi bir insan hakları sorunuyla karşı karşıyayız ama bu da sonuç, tüm insan hakları sorunları çözülse de iş bitmiyor. Nitekim AB sürecinde önemli açılımlar söz konusu olmasına rağmen terör devam etti.
Herkes farklı açılardan bakabilir, ancak bu sorunun temelinde Kürt halkının kimliğinin reddedilmesi yatıyor. Osmanlı'dan kalma Anadolu ahalisinden tek dili (Türkçe) konuşan, tek inancı (devletin/Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tanımladığı Sünni-Hanefilik) paylaşan modern bir Türk ulusu inşa projesi uygulanırken Türk olanlarla diğerleri, Sünni-Hanefi olanlarla diğerleri, modern/laik olanlarla diğerleri, en nihayet projenin uygulayıcıları ve kurulan statükodan yararlananlar ve diğerleri arasında çelişkiler/çatışmalar çıktı. Bugün bu ülkede yaşanan beş temel sorun olan milliyetçilik/Kürt sorunu, din sorunu, mezhep sorunu, fakirlik/adalet sorunu ve vesayet/demokrasi sorunu bu şekilde ortaya çıktı. Türkiye, çoktan çağdışı olmuş 19. yüzyıl pozitivizminden mülhem "modern Türk ulusu inşa etme" projesini gözden geçirmediğinden tıkandı, nefes alamıyor.
Terörü besleyen milliyetçilik/Kürt sorunudur. Kürt sorunu, ayrı bir dil konuşan ve kendilerini Kürt diye tanımlayan bir halkın yok sayılması temelinde gelişti, ancak bugün artık söz konusu olan bir karşı milliyetçiliktir. Kendimizi ve başkalarını aldatmayalım, bugün Kürtler için tanınmak, dilini konuşabilme, hatta dili ile eğitim yapabilme, diğer bireysel ve kültürel haklara sahip olmanın çok ötesine geçti. Talep edilen ulusal haktır, Kürtler ayrı bir ulus olarak tanınmak istiyorlar. Kürtler derken Kürt entelijansiyasını kast ediyorum. Hep böyledir, bütün milliyetçilikler aydınlar tarafından inşa edilir ve sonra da ulusal felaketler ve zaferlerle halka mal edilir. Kürt aydınları da bunu yapıyor. Bugünkü uluslararası anlayışa göre ulus olarak tanınmanın nihai ve en açık biçimi ayrı bir ulus devlet olmaktır. Elbette Kanada'da olduğu gibi çok uluslu modeller de deneniyor ama farklı bir ulus olduğunu uluslararası camiaya kabul ettirmiş topluluklar kendi devletlerini talep etme hakkını kazanırlar. Ne var ki, Kürtler açısından bugünkü koşullarda bunun gerçekçi olmadığı görüldüğünden ulus olarak tanınmanın daha yumuşak halleri konuşuluyor. Anayasal tanınma, federasyon, özerklik vs. ulus olarak tanınmanın ilk adımlarıdır ve geçici bir dönemi ifade eder, nihai amaç bir Kürt ulus-devletinin kurulmasıdır, dahası Kürt siyasi hareketi uzun vadede birleşik bir Kürdistan'ı hedefliyorlar.

Kürtlerin aleyhine
Bu böyledir, ne var ki, Türkiye'nin ve bölgede Kürtlerin yaşadığı diğer ülkeler olan İran, Irak ve Suriye'nin bölünerek bir ya da birden fazla Kürt devletinin kurulması ne gerçekçidir ne de başta Kürtler olmak üzere bölge halkının menfaatinedir. Bunun yapılmaya kalkılması, bu bölgede onlarca yıl sürecek bir kanlı hesaplaşma anlamına gelir ki, akan kanın durdurulması temel noktasından hareketle böyle bir çözüm önermek akıl işi olmasa gerek. Bu sonuca vardığınız andan itibaren şu sorunun muhatabısınız: Şu anda gerçekçi görünmese de bölgedeki bütün ulusların bir veya daha fazla ulus-devleti varken niçin Kürtlerin olmasın? Bu soru şöyle de sorulabilir: Gerçekçi değil gerekçesi ile Kürtlerin devlet olmasını istememek ne kadar adildir? Görüldüğü gibi, milliyetçiliklerden hareketle konuştuğumuzda gerçeklikle adalet çelişiyor, işin içinden çıkamıyoruz. "Milliyetçilik", bir ulusun biricikliği ve üstünlüğünü esas alır, ölçü ulusun çıkarıdır, o ulus için iyi olan her ne ise hak da odur. Oysa adalet, eşitliği gerektirir. O halde milliyetçiliklerin dışında ölçülere ihtiyacımız var. Bölünmeden Kürtlerin ve diğer bütün ulusal yapıların tanınmasını ve onuru ile yaşamasını sağlayacak bir çözüm üzerinde düşünmemiz gerekir.
Bu bölgede Türk, Kürt, Arap, Fars ve diğerleri hep vardı, elbette bu bölgede siyasi kavgalar, nüfuz savaşları hep oldu, ama bu kavgalar hiçbir zaman Türklük, Kürtlük, Araplık ve Farslık üzerinden olmadı, hiç kimse soyunu sopunu üstünlük aracı olarak görmedi. Ne zaman ki, emperyalizm üzerimize çöktü, ne zaman ki düvel-i muazzama aramıza nifak tohumları ekti, vücudumuzu eklem yerlerinden ayırarak paramparça etti, o gün bugündür bu coğrafyada soy sop davası aldı başını yürüdü. Elbette eskiye dönmek diye bir şey yok, ama geçmişten hareketle yeni ve yine güzel bir gelecek inşa edilebilir. Bunun için herkesin kendisi olarak kalabileceği, bireysel ve kültürel haklarına sahip olacağı, kendi dili ile eğitim görebileceği, kültürünü geliştirebileceği, herkesin güvende olacağı, karnının doyacağı, onuruyla kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin geçimini sağlayabileceği, haksızlığa uğrayanın hakkının kendisine teslim edileceğinden emin olacağı, insanların kendi yöneticilerini kendi hür iradeleri ile seçebileceği şartların oluşturulması zorunludur. Yani bütünlükçü bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Sadece milliyetçilik/Kürt sorunu değil, din sorunu, mezhep sorunu, vesayet/demokrasi sorunu ve fakirlik/adalet sorunu eşzamanlı ele alınmalıdır.
Böyle bir irade olsa bile bütün bunları Türkiye'nin tek başına yapması mümkün değil, o nedenle konuya bir bölge politikası olarak bakmalıyız. Sadece üzerinde konuştuğumuz Kürt sorunu değil, yukarıda saydığımız bütün sorunlar her zamankinden daha çok bölgeselleşti, uluslararasılaştı. Uluslararasılaşmış derken elbette sorunu Amerika'nın çözmesini ya da Amerika'yla birlikte çözmeyi kastetmiyoruz. Bölgeyi etnik-dini-mezhebi farklılıklar üzerinden parçalayıp yönetmek isteyen bir emperyal güçten Kürt sorunumuzu çözmek için yardım beklemek abesle iştigaldir. Bugün yaşamış olduğumuz bölünmüşlük, geri kalmışlık ve demokrasi eksikliğinin temelinde emperyalizmin bölgemizdeki varlığı ve faaliyetleri vardır. Emperyalizmi bölgemizden kovmak esas amacı etrafında bir bütünleşme olmazsa ne Türkiye ne bir başka bölge ülkesi, ne Kürt sorununu ne de başka bir sorununu çözebilir. Şu garip değil mi? Amerika, PKK'yi Türkiye'nin, Irak'ın ve kendisinin düşmanı ilan edecek, ama aynı PKK'yi, PJAK ismiyle bir başka bölge ülkesine, İran'a saldırma konusunda teşvik edecek, dahası silahlandıracak, eğitecek, istihbarat yardımı yapacak.
Evet, bölgenin birliğinden, entegrasyonundan bahsediyorum. "Geç bunları, bu bir hayalden ibaret" mi diyorsunuz? Peki o zaman Türkiye niçin AB'ye girmeye çalışıyor, AB ütopya mı? Çok uzak değil, bundan 60 yıl önce, ll. Dünya Savaşı'nda Avrupa ülkeleri birbirlerinden 50 milyonun üzerinde insan öldürdüler. Şimdi AB projesi ile tek devlete doğru gidiyorlar. Bölge ülkeleri arasında böyle bir savaş hiç olmadı, 100 yıldır bu coğrafyada yaşanan çatışmaların tamamı emperyalizmin bölgemize yüklediği milliyetçiliklerden kaynaklanıyor. Dün İngilizler ve Fransızlar milliyetçilikler icat ederek bizi böldüler, bugün Amerika aynı şeyi yeni milliyetçilikleri kışkırtarak yapıyor.
Bizim bölgeyi birleştirmek için Avrupalılardan çok sebebimiz ve imkânımız var: Emperyalizmi bölgemizden kovmak, kaynaklarımıza ve onurumuza sahip çıkmak, insanlarımız için barışı tesis etmek, çocuklarımıza müreffeh bir gelecek kurmak. Bunu hiçbir bölge ülkesi tek başına yapamaz, bu, ancak bir birlik düşüncesi ile mümkün olur. Kürt meselesi de nihai olarak ancak bu şekilde çözülebilir. Bütün bunların olabilmesi için bölge halkını birbirine yanaştıracak bir çimentoya ihtiyaç var. Bazıları yine dudak bükecek ama bu çimento, uygarlığın ilk filizlendiği, bir dizi parlak uygarlığın vatanı ve aynı zamanda farklı uygarlık dünyaları arasında asırlarca köprü olagelmiş bu bölgenin emsalsiz tarihsel miras ve birikimidir. Beslendiğimiz bu zengin tarihsel kültürel mirasın çoğul karakterinden katılımcı, eşitlikçi ve özgürlükçü değerleri damıtarak, önümüze dikilmeye çalışılan kaotik ve karanlık geleceğe meydan okuyabilir, emperyalizmin başta bölgemiz olmak üzere bütün dünya üzerinde icra edegeldiği mütehakkim, saldırgan, sömürücü ve yağmacı politikalarına karşı sadece kendimiz değil bütün dünya için yeni bir düşünüş ufku, bir önermeler dizisi üretebiliriz.
Türk uçaklarının ABD'nin istihbaratı ile Kuzey Irak'taki PKK kamplarını bombalamasını ve bu duruma dünyanın ses çıkarmamasını büyük bir başarı olarak takdim edenler yanılıyor. Daha önce olduğu gibi bu yeni "başarı" da hiçbir sorunu çözmeyecek, aksine mevcut kin ve düşmanlıkları artıracak. Çözümün adresi Washington değil, Ankara, Diyarbakır, Bağdat, Şam, Tahran ve Erbil'dir.

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Ortak düşmanlar  (Yazan: aziz yılmaz)
  • Antiemperyalizm demişken  (Yazan: aziz yılmaz)
  • Yoksunluk İlmeği  (Yazan: )
  • ve çözümsüzlük başlar..  (Yazan: )
  • beyin aydınlanması  (Yazan: fulya safati)
  • görebildiğimiz kadar yasıyoruz  (Yazan: )
  • PKK  (Yazan: Ahmet SANCAKLI)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 15 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    8

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
    » 2007'nin farklı yüzleri - E. FUAT KEYMAN
    » Şov devam etmeli - MERT EMCAN
    » Taksim'deki yılbaşı - TUNCAY TAS
    » Hyperlink liberalizm - ERMAN ATA UNCU
    » Seçmeler
    » Bayraktan yana tarafsız olmak - BASKIN ORAN
    » Kırk katır, kırk satır - HAMİT ERDEM
    » BBC ve Türk medyası, fark ne? - DOĞAN DURGUN
    » ''Medeni yaşam içinde İslam'' - AHMET İNSEL
    » Çıkmaz sokak - ÜMİT KARDAŞ
    » Liberal sol? Olmaz böyle bir şey - MUSTAFA KEMAL COŞKUN
    » Devrimci sol ve Türkiye - MUSTAFA Ö. SOYLU
    » resfest-tr'ye başvur!
    » Ege'den inciler - MURAT UTKUCU
    » Sudaki umut
    » İspanyol gribi Türkiye'yi vurdu mu? - ÖNDER ERGÖNÜL
    » Alevi açılımı dedikleri - ERDOĞAN ALÇINKAYA
    » 1980 sonrasında doğan dört genç - DENİZ GÜL
    » Bugünden geleceğe bakınca - İSMAİL TUFAN
    » Yavaş yaşa! - SEMA ÖĞÜNLÜ
    » Balkabağı - SERAL TOPKAYA
    » Kent temizlenirken... - CİHAN UZUNÇARŞILI BAYSAL
    » Küçük bedenlere büyük gelen acılar - ÖZNUR TURALIOĞLU

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #300
    "Bu iddialar beni çok yıprattı. Özellikle de arkadaşlığımızın porno filme benzetilmesi..."
    Avukat Ali Rıza Dizdar'ı taciz ve tehdit ettiği iddia edilen Mahiye Yalçın, Glenn Close ve Michael Douglas'ın oynadığı Öldüren Cazibe adlı porno (!) filmden bahsediyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.