Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  10 Mart 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kızgınlık geçici bir deliliktir. Bu yüzden duygularınıza sahip olun. Yoksa onlar size sahip olurlar.
Horace Mann
Tarihte Bugün
Takvimler 10 mart tarihini gösterdiği zaman...

1977 yılında,
CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e Amerika gezisi sırasında New York'ta suikast girişiminde bulunan Stavro 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1979 yılında,
Adıyaman MHP İlçe Başkanı vurularak öldürüldü.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Sanal Alem 


M. Serdar Kuzuloğlu Ruhu olan makinelerin çağı

15/01/2007 (4568 defa okundu)

M. Serdar Kuzuloğlu

Geçtiğimiz haftayı farklı ortamlarda internet ve teknoloji hakkında saatler süren sohbetlerle geçirdim. Hatta bir tanesi akademisyenlerin ağırlıklı olduğu bir televizyon programıydı.

Bu sohbetler sırasında teknolojiye yönelik yaklaşımların çoğunun körün fili tarifi misali yapıldığını hayretle gözlemledim. Örneğin hayatında hiç elektronik ticaret yapmamış birinin internette veri güvenliğine ait bir kamyon lafı var. Benzer şekilde doğru dürüst internet hizmetlerinden faydalanmamış kişilerin önyargı duvarları öyle yükselmiş ki, kendi gölgelerinde boğulmuşlar. Gerçek hayatında sosyal ilişkilerle haşır neşirmiş gibi internetin insanları birbirinden kopardığından söz edenler de cabası. İnsanları, bilgisayarları ve benzeri sistemleri birleştirmek için kurulan bir ağın insanları birbirinden koparmakla suçlanması ironi değil de nedir?

Bir de tam olarak neyin neyden kaynaklandığını bilmeyen ya da yepyeni şeyleri onlarca yıl öncesinin klişeleriyle değerlendirip yorumlamaya çalışanlar var. Kendi gazetemde bile kimi satır aralarında izlerini görüyorum. Örneğin dün daha anlattığı şeyin adını bilmeyen birisinin sayfalara sığmamış fikirlerini okudum. Web.2 diye bir terim 'uydurup' Web2.0'ı anlatmaya çalışmış. Kimileri için ihmal edilebilir bir ayrıntı da olabilir pekâlâ...

Reddetmenin rahatlığı
Bilinmeyene ya da ilgilenilmeyen şeyle karşı direnç geliştirmek zor değil ancak teknoloji gibi bir konuda insanı sıkıntılı bir yalnızlığa da itebilir. İtiyor da. Bir sonraki kuşağın bilgisayar, internet kullanmama gibi bir lüksü kaldı mı? Anaokulunda İngilizce konuşmayı, internette bilgi aramayı öğrenen bir nesle karşı parlak ve kıvrak bir zihne sahip olma dışında ne koz kaldı? Ne mutlu ki etrafımızdaki örneklere bakarak en güzel okullara gidip, en güzel öğretmenlerden ders alanların çoğunun yine hiçbir halta yaramaz biri olarak 'tornadan' çıktığını görüyoruz. Davetli olarak birçok eğitim kurumunda seminerler verdim. Türkiye'nin en güzel okullarını, en zengin ailelerin ihtimam ishali olmuş, yavrucaklıktan bile çıkmış yavrularını gördüm. Eğer o binalarda ya da o çocukların gözlerinde gördüğüm gerçeklerin anne babalarının hayallerindekilerle en ufak bir paralelliği olsaydı belki başka şeyler de yazabilirdim. Ama binalardan, klişelerden ve önyargılardan umut bekleyenler için bilgi çağı da pek bir şey sunamıyor anlaşılan.

Ticaretin, siyasetin, iletişimin, tüketimin, haber, haberci, üretim, hizmet gibi yüzyıllara yayılan geleneksel kavramların reddedilemeyecek şekilde değiştiği bir dönemi yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemin ve ilk adımlarını attığımız bir sonraki fazın kilit noktalarını benim burada özetlemem zor. Ayrıca böylesine karmaşık ve ayrıntılı bir konuya da haksızlık olur. Eğer İngilizce bilen ve insafsız kurye bedellerine rağmen yurtdışından kitap satın alabilen azınlıktansanız bir küçük tavsiyede bulunmadan edemeyeceğim.

Uzun zamandır ilgiyle takip ettiğim Ray Kurzweil'in geçen sene okuma fırsatı bulduğum 'Age of Spiritual Machines' adlı kitabı bence yaşadığımız çağı anlamaya yönelik merakları olan herkesin okuması gereken bir kaynak. Bir kısmını yayınevinin internet sitesinden de okuyabilirsiniz.

Boynuz kulağı geçince
Kurzweil'in 'ruhani makineler'i anlatan kitabının çıkış noktası şu: basit ancak insanların çok vaktini alan işlemleri daha hızlı yaparak kalbimizi kazanan bilgisayarlar birkaç yıl önce saniyede trilyonlarca işlem yapabilme gücünü ev kullanıcılarının basit PC'lerine kadar soktular. Yine birkaç yıl önce dünya satranç şampiyonunu 'ezerek' yendiler. Bugünkü maharetleriyse ortada...

Silikon tabanlı işlemcilerin sınırlarına dayandığımız dönemde holografik bellek, nano teknoloji gibi gelişmeler sayesinde aslında daha gördüğümüzün hiçbir şey olmadığı ortaya çıktı. Hayatımızın her yanına sızan bilgisayarların artık her geçen gün daha çok yerde ve kaçınılmaz zorunluluk halinde karşımıza çıkacağına şüphe yok. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve her geçen gün yeni bir dönüşümü çoğu zaman fark etmeden yaşayacağız.

Böyle bir dönemde dev makinelere, kolumuzdaki saate ya da cebimizdeki telefona giren bilgisayarlar öğrenme yeteneği de kazanacak. Önce öğrenecek, sonra öğretecek, bir süre sonra da 'karar verebilecekler'. Bunca işlem gücü, bunca gelişmiş sistemlerin nereye ulaşması bekleniyordu ki?
1 ve 0'ın kesinliğinin aksine insani esneklik ve kıvraklığa sahip makinelerin çağı nasıl olacak dersiniz? Onu da bir aksilik olmazsa yine Kurzweil'in kitabından haftaya özetleyeyim.

 Haberle ilgili siteler

» TV programının ses kaydı
» Amazon.com'da Age of Spiritual Machines
» Penguin Books



Günlük teknoloji konsantresi: Teknosohbet.TV10 dakikalik teknoloji konsantresi Facebook Grubu: MserdarKSanal Alem Facebook neslinin hizmetinde...

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • tekno çöplük  (Yazan: doğan bakırcı)
  • bilim kurgu  (Yazan: Kerem Arman)
  • Blade Runner  (Yazan: Galip Baydar)
  • Gelişen Teknolojiyİ Anlamak  (Yazan: Nilüfer AKCAN)
  • Teknoloji=Amaç?  (Yazan: tlly bts)
  • Boynuz ve kulak...  (Yazan: Mehmet YALDIZ)
  • teknoloji araçtır  (Yazan: vahdet şener)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 6 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    6

     'Sanal Alem' ekimizdeki diğer haberler
    » Commodore64 dizüstünde
    » DVD'de hibrid dönemi
    » Almanya'da çocuk pornosu avı
    » Hollanda kazan kaldırdı
    » Linux+Skype
    » Yeni nesil televizyon standartları
    » Apple iPhone neyi değiştirecek?
    » E-korsanlar bağımsız ada peşinde

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #195
    "Bakıyorum anlaşabilir miyim diye. O ayrı telden çalıyorsa, boşver başlamasın, kendim yaşayayım diyorum. ABS gibi. ABS duramayacağın noktada devreye girer ve durdurur, kaza yapmanı önler."
    Yıldız Tilbe platonik aşkların sahiciliğini araba aksesuvarlarının yardımıyla anlatıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.