Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Sanal Alem 


M. Serdar Kuzuloğlu Facebook nesli Ramazan'ı bozdu

24/09/2007 (21323 defa okundu)

M. Serdar Kuzuloğlu

Gazetemizin gayri-resmi teknoloji editörü Kaan Sezyum'un son yazısındaki bir konuyu düzelterek bu haftaki programımıza başlıyoruz: ben MSN Messenger kullanmıyorum! Zuzu namıyla adres listenize eklediğiniz şahıslardan, hal ve hareketlerinden ben sorumlu değilim. Bu mesnetsiz iddiayı bir tokat gibi kendisinin suratına böylece çarpıyorum. Geçelim asıl meselelere.
İstanbul dışında da var mıydı bilmiyorum ama eski ramazanları ifa ettiğimiz yıllarda bizim evimizde 'havagazı' adlı bir şey vardı. Bugün bizi Rus'un eline baktıran doğalgaz neyse o zaman da havagazı oydu. Çocuk aklımla havagazı lafını bile kafamda bir türlü oturtamazdım. Hatta mahalleden bir abimiz sahil yolundaki gazhaneyi kastederek içerde yüzlerce işçinin yellenerek bu nimeti evimize yolladığı söylediğinde olabilir mi diye düşünmüştüm (yoksa cidden öyle miydi?). Hatta biraz ocaktan koklamıştım ve fena halde başımı döndürmüştü (yani ikisi arasında çok da fark yoktu cidden). Kafamda o gazhaneye dair canlanan resmi anlatmak; hatta çizmek isterdim ama yakışık alacak cinsten değil; üzgünüm.
İşte o yıllarda tam iftar vaktine yakın (her fırsatta çaktırmadan yiyip-içip 'zor dayandım' havalarına giren sahtekâr ben de dahil olmak üzere) kurulduğumuz sofrada yemek ısıtılırken bütün şehir aynı anda yüklendiği için o havagazı ip gibi olur; hatta bazen sönerdi. Sonra kimi zaman sabırla yeniden yakılır, kimi zaman da piknik tüpü denen o milli aksesuvarla olaya devam edilirdi.
Şimdi iftar saatinde evde olmak gibi bir şeyi hayal bile edemiyorum. Her gün gazete penceresinden onca insanın o saatte nasıl evine dönebildiğini hayretle seyrediyorum. Dolayısıyla doğalgazda aynı olay tekrar etmekte midir bilemiyorum. Ama artık bambaşka bir detay var. İftar saatinde internet UÇUYOR! Yani hızlanıyor falan demiyorum, uçuyor. Tecrübeyle ve yazılım testleriyle sabit. Millet sofraya kurulunca boşalan hatlarda Serdar kulunuz 1995'ten beri sürdürdüğü 'interneti komple çekmek' projesinde büyük yol kat ediyor.
Geceleriyse yatmadan önce cep telefonumdan posta kutuma bağlanarak Facebook mesajlarını temizliyorum. Hay Hak; ne yapıyormuşsunuz bu Facebook.com yokken kim bilir? O onu eklesin, bu bunu eklesin. Hayır, arkadaş ekleyince ne oluyor yani sevap mı yazıyor? Ayrıca bu 'muhabbet içinde olma' meselesinin dost, arkadaş ve tanıdık olma gibi merhaleleri var. Adını bildiğin herkesle bağlanmak nasıl bir hırstır? Bağlansa da bitmiyor. O gruba giriyor, buna bilmem ne yapıyor, ona vampir ısırığı atıyor, ötekini dürtüyor, berikinin fotoğrafını yükleyip yorum yazıyor...
Bu Starbucks, MSN ve Facebook olayına vâkıf olabilmiş değilim zaten. Ama en sevdiğim şey milletin Facebook profiline girip arkadaşlarına bakmak. Kimilerinin listesi maşallah manken ajansı kataloğu gibi. Benim gibi tekno-kafa bir adamınkiyse tahmin edeceğiniz cinsten... Güzel fotoğraflı kızların beni arkadaş olarak eklemesini umutsuzca beklerken Ekşi Sözlük'ten SSG'nin arkadaşlık teklifi geldi (listeye bir sap daha!).
Onayladım hemen çünkü profili içimi rahatlattı. Benim listede yine bir iki tane kız var, Sedat'ınki maşallah Sofular Hamamı erkekler günü... İçim kıyıldıkça açıyorum onun sayfasını. Eğer bu âlemde SSG 'ying' ise
'yang' da Saan Kezyum (ebcet ile şifreleyecektim ama 'zuzu'nun intikamı olsun!).
Sezyum deyince aklıma geldi. Bakın ne diyor büyük sanatçı Arif Altunkaya 'MSN aşkım' adlı eserinde: MSN aşkım, hadi online ol benim aşkım (getir.net/db8).
Ramazan münasebetiyle edepli bir YouTube avı seansındayken karşıma bir de Şule Güleç çıktı. Kendisi bir somyada bıngıl bıngıl yuvarlanarak 'parolasını kalbime gömdüm / MSN'im hiç açılmayacak / çevrimdışı görünüyorum / bana şifremi kim hatırlatacak?' sözleriyle beni kaldırdı Puslu Kıtalar Atlası'nın parmağımı yutan bir sayfasına attı (getir.net/db9). Bunları hep iyi niyetli şeyler olarak yorumlamak istiyorum. Zaten şu son Ekin&Soka yazımdan sonra etliye sütlüye bulaşmama kararı aldım (getir.net/dba). Ama yine dayanamadım
Şule hanımın eserini MSN'in Türkiye ve bölge başkanına yolladım. Cevapsız bırakmaması bir yana öyle bir sessizliğe girdi ki uzun yıllara dayanan muhabettimizin sallandığı kanısındayım.
Bu ramazan yazımı en eski hacker öykümle sonlandırayım. Uzun yıllar önce rahmetli anneannemin bir arkadaşına Hac zamanı Arabistan'dan beş vakit ezan okuyan bir duvar saati hediye gelmişti. İkisi de her gün saati gelsin de başlasın diye başında sabırla bekler, beni de çatlatırlardı. Bir gün dayanamayıp içini açınca gördüm ki içinde bildiğimiz bir kaset var geri alıp alıp çalıyor. Bir sonraki vakitte ezanı bekleyen o iki nurlu insan Deep Purple'dan Smoke on the Water'ı duyunca öyle dehşete düşmüştü ki saat koltuğun kenarına vurularak kırılmıştı.
Hani Nil Karaibrahimgil diyor ya, modern zamanlarda aşk dubbidubidu mudur? Ben de işte o 'dubbidubidu'nun peşindeyim nice zamandır. Şen ve esen kalın, hayırlı ramazanlar.



Günlük teknoloji konsantresi: Teknosohbet.TV10 dakikalik teknoloji konsantresi Facebook Grubu: MserdarKSanal Alem Facebook neslinin hizmetinde...

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • İroni mutfağı   (Yazan: Ümit Zeynep Kayabaş)
  • Bayılıyorum Serdar beyin   (Yazan: Ümit Zeynep Kayabaş)
  • Hacker Öykünüz  (Yazan: halis şahin)
  • facebok :)  (Yazan: Emrah Güvenenler)
  • Köşe yazıları ve kişisellik...  (Yazan: aziz yılmaz)
  • Ramazanlara nasıl bakalım.  (Yazan: )
  • modern VA-NU gibi bir ramazan   (Yazan: Kadir Öner)
  • Elinize sağlık  (Yazan: Noyan Ali Bıyıktay)
  • Deep Purple  (Yazan: )
  • Nerede o eski 1 mbit  (Yazan: Cemal Yiğit YILDIRIM)
  • Yeni Bir Konu  (Yazan: suden derin)
  • sorun nedir?  (Yazan: )
  • facebook.un ic yüzü.   (Yazan: )
  • Hoş yazılar; facebook-nostalji  (Yazan: Recep Yeşiloğlu)
  • :)  (Yazan: hasan g. sarioglu)
  • Kadir Bey benim Ağabeyim...  (Yazan: )

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 23 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9

     'Sanal Alem' ekimizdeki diğer haberler
    » Anti-facebook
    » Boş zaman mı?
    » Tek diskte 1TB
    » WiMAX gerçek oluyor
    » Sanal dünyada görmek
    » iPhone Orange'ın
    » Tayland YouTube'a karşı
    » Rakamların dili
    » Aklınızdaki adresi hemen alın!
    » Video paylaşımı pornografiye yaradı

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #229
    "Uzayacağa benzer,
    Tutuştuğumuz lades.
    İşi gücü bırakıp
    Mezarlığa nazır
    Bir eve taşındım.
    Ölüm, sen beni aldatamazsın,
    Aklımda!"
    Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısındaki "Her canlı ölümü tadacaktır," yazısından sonra Zaman'dan Hasan Sutay, Behçet Necatigil'in Lades şiiriyle konuya noktayı koyuyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.