'1.5 milyar dolarlık projemiz var'

Alarko Holding hem kurucuları Üzeyir Garih ve İshak Alaton'un, hem de yöneticilerinin her zaman altını çizdikleri gibi Türkiye'nin en büyüğü değil, en sağlamı olmayı hedefledi.
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

Alarko Holding hem kurucuları Üzeyir Garih ve İshak Alaton'un, hem de yöneticilerinin her zaman altını çizdikleri gibi Türkiye'nin en büyüğü değil, en sağlamı olmayı hedefledi. En önemli hedef olarak Türkiye'nin en sağlamı olmayı öne alan Alarko Holding'in Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu 2004'e ve geleceğine ilişkin planlarını anlattı.
Nasıl bir yıl geçirdi Alarko Holding?
2004'te genelde hedeflerimizi aştık.
Neydi bu hedefler?
Turizmde başlangıçta Irak krizi nedeniyle ciddi endişeler vardı. Fakat Irak krizinin öngörülenden daha kısa bir zaman alması ve endişelerin de gerçekleşmemesi çok olumsuz etki yapmadı. Belki mayısta bir miktar negatif etkisi oldu. Fakat ondan sonraki aylarda turizm sezonu oldukça iyi geçti. Tesislerimizde yüzde 90 doluluk oldu. Turizm açısından 2004 Türkiye'de de iyi oldu ama Alarko'da da olağanüstü iyi bir yıl yaşadık. 2004'te çok önemli projelere başladık. Bunun başında İstanbul-Ankara demiryolu projesi geliyor.
Hızlı tren projesi mi bu?
Konuya bir açıklık getireyim. Mevcut yol rehabilite ediliyor ve ileride yalnızca yük nakliyesi için kullanılacak hale getiriliyor. Hemen yanında da yeni bir platform yapılıyor ve o platformda 250 kilometre/saat hızla bir geliş bir de gidiş yolu var.
Sizin aldığınız ikinci proje mi?
Hem ikincide, hem de birincide varız. Mevcut yolu rehabilite ediyoruz. Bugün hem yük, hem insan taşıyan mevcut yol rehabilite ediliyor ve ikinci yolun devreye girmesiyle birlikte yalnızca yük taşımasında kullanılacak. Bunun yanında hızlı trenin Ankara-Eskişehir bölümünün inşaatı bizde. Bu da bu yılın sonunda veya en geç önümüzdeki yılın başında tamamlanacak. Eskişehir-İstanbul 2005'te ihaleye çıkacak. Bu da 2006-2007'de tamamlanır. Şöyle söyleyeyim 2007'nin sonu geldiğinde İstanbul'dan Ankara'ya 3 veya 3 saat 15 dakikada gelmek mümkün olacak.
Peki o zamana kadar Ankara'dan Eskişehir'e hızlı gidip, Eskişehir'den
İstanbul'a yavaş mı geleceğiz?

Veya Afyon'a kadar yavaş gelinecek oradan sonra hızlı trenlerle daha hızlı bir şekilde ilerlenecek. Bu, alternatif ulaştırma araçlarının geliştirilmesi açısından oldukça önemli bir proje. Türkiye 1950'den beri demiryollarına hiç yatırım yapmadı. Karayollarına çok büyük bir ağırlık verildi. Denizyollarını da ihmal ettik. İstanbul'un trafiğini hafifletilmesi için önemli rolü olabilecek denizyollarını ihmal ettik. Ama o konuda da ciddi yatırım yapılıyor. Demiryolları bununla birlikte ciddi bir yatırımın içine giriyor. Özellikle İstanbul ve Ankara'da. Bugün Anadolu yakasındaki bir kişinin sabah kalkıp, havalimanına gitmesi, orada beklemesi, uçağa binmesi, Ankara'ya gitmesi dört, beş saat sürüyor. Halbuki hızlı demiryoluyla üç saatte Ankara'ya gidilecek. Büyük bir zaman tasarrufu sağlıyor. Bu proje Türkiye için çok önemli. Çünkü Türkiye'nin ticari ve endüstriyel merkezi İstanbul ile idari merkez Ankara'yı birleştiriyor. Projenin birinci ayağı başladı. İnşallah önümüzdeki yıl başlarında bitmiş olacak. İkinci kısım da ihaleye girecek yakında ve o da 2007'de bitmiş olacak.
Başka ne var?
İkinci önemli projemiz İstanbul Metro Projesi'nin başlamasını beklediğimiz Taksim-Yenikapı ayağı. İhaleyi biz aldık, projenin tüm idari formaliteleri bitti. Kredi paketi hazır, iş düğmeye basmaya bakıyor. Projede bir köprü ve tarihi eserler sorunu vardı. O da halledildi. Köprü geçişini de belediye başkanının geliştirdiği bir köprü konseptiyle çözdük. Bu projeye de 2005 yılı içinde başlamayı düşünüyoruz. Kredi paketi hazırlandı.
Ne zaman bitecek?
Projenin toplam süresi 30 ay. Rahatlıkla tamamlanacak. Metro tümüyle toprağın altından geçecek. Projenin büyüklüğü 270 milyon dolar. Üçüncü proje yine bir metro projesi hattı. Dört Levent-Ayazağa hattı. Bu da 70-80 milyon dolarlık bir iş. Ona da bir iki ay önce başladık. 2006'nın sonunda tamamlanacak. Önümüzdeki yıllarda İstanbul için çok önemli olacak bir projemiz daha var. Bu Bolu Melen çayından İstanbul'a su taşıma projesi. Bu projede dört veya beş müteahhit çalışıyor. Bizimki yaklaşık 70 kilometrelik bir bölüm.
Adapazarı'ndan alıp suyu İzmit'e götürüyoruz. 2 metre çapında boru döşüyoruz. İşimiz zannederim 2005-2006'da biter. Tamamı ne zaman biter bilmiyorum. Daha Boğaz geçişi ihale edilmedi. İstanbul İSKİ'nin çok başarılı çalışmalarıyla su problemini çözdü. Ama bu daha çok yağışa dayalı bir çözüm. Yağışlar azaldığında, barajlara gelecek su da azalıyor. İstanbul aşağı yukarı dört-beş yıldır çok yağışlı bir sezon yaşadı. Bu sene çok kurak geçiyor. Böyle kurak geçerse o zaman 2007-2008'e doğru İstanbul'da su probleminin çıkacağı muhakkak. O zaman Melen Projesi'nin önemi çok büyük ölçüde artıyor. Oradan getireceğimiz su İstanbul'un su sorununu çözmekte oldukça büyük bir önem arz ediyor. Melen Projesi'ne İstanbul'un ihtiyacı var. 2007-2008'de şehirleşme devam ettiği takdirde -ki ediyor bu projelerin hayata geçirilmesi şart.
Bir başka projemiz ise Adana Metrosu. Birinci bölümü tamamlandı. İkinci bölümü için Hazine ile görüşüyoruz. Türkiye'deki belli başlı projelerimizi aşağı yukarı böyle sıralayabiliriz. Bunun yanında iki projemiz daha var. Biri Tüpraş'ın İzmit'teki rafinerisinin iyileştirilmesi, diğeri Kırıkkale Rafinerisi. İzmit rafinerisi başladı. 2006'da bitecek. Kırıkkale Rafinerisi de bu aralar başlayacak ve 2007'ye doğru bitecek. Türkiye'deki projelerimiz bunlar. Yurtdışında da altı projemiz var. Bunlardan Astana Havalimanı Projesi bitti. Sayın Nazarbayev'den açılış için gün bekliyoruz. 445 kilometrelik Batı Kazakistan Otoyolları 2006'da bitecek. Bir başka projemiz de Almaata-Bişkek otoyolu. O da 2005'in sonunda tamamlanacak. Cezayir'deki rafineri projemiz önümüzdeki yılın sonunda bitiyor. Moskova'daki sigara fabrikasını 2005 sonunda teslim edeceğiz. Rusya'da Sahalin'deki petrokimya tesisini 2006 başında bitiriyoruz. Moskova'daki çocuk hastanesi 2005 yılında başlayıp, 2006 yılının sonunda bitirilecek.
Şu anda ne kadarlık iş var elimizde?
Elimizdeki işlerin toplamı yurtdışı da dahil 1 milyar 250 veya 1.5 milyar dolar civarında.
Müteahhitlik iyi. Turizm de iyi geçti.
Turizmde gerçekten 2004 yılı gayet iyi geçti. İmalatta ise Alarko Carrier olarak genelde yatırım malı üreten bir şirketiz. 2004'te yatırım malları talebinde ciddi artış oldu. Fakat onların bize yansıması 2005'e sarktı. Türkiye'de ısıtma, soğutma, klima cihazları inşaatlar tamamlanırken alınır. Fakat 2004'te gerek ihracat, gerekse Türkiye'de şehirlere doğal gaz verilmesindeki artış nedeniyle iyi bir sezon geçirdik. Ama hedeflerimizin aşağı yukarı yüzde 4-5 gerisinde kaldık. Birçok şehre gaz veriliyor şu anda. Sokaklarda altyapı çalışmaları devam ediyor. Bunların hepsi kombi olarak bize dönecek. 2005'te özellikle ısıtma sektöründe ciddi bir canlanma bekliyoruz. Yatırım malları şeklindeki talepte de artış öngörüyoruz. Carrier ile ortaklık anlaşmamızın ilk ciddi sonuçları 2004'te ortaya çıktı. Bir çatı klimasının üretimini Türkiye'ye aldık. İlk ihracatı da gerçekleştirdik.
Ortağınız Carrier bu tip klimayı yalnız Türkiye'de mi ürettiriyor?
Avrupa ve Ortadoğu pazarına Carrier markasıyla ihraç edilecek bu tip klimalar yalnızca Türkiye'de üretilecek. Burada önemli olan Carrier'in ürün gamında olup da daha önce Avrupa'da ürettiği ürünlerin Türkiye'ye doğru kayması ve Türkiye'nin bundan sonra da yeni Carrier mamüllerini üretmek için de aday haline gelmesi. Bu çok önemli. Bunun ilk ciddi tecrübesine çatı klimasıyla başladık. Yavaş yavaş diğer ürünlere doğru da bunu geliştirmenin yollarını deniyoruz.
Gayrimenkule yabancı ilgisi
Yavrucu AB ile müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte Türkiye'ye yurtdışından gayrimenkul için çok ciddi paralar geleceğine inanıyor. 2004 yılında bu rakamın 1 milyar doların üzerinde olduğunu söyleyen Yavrucu şöyle konuşuyor:
"Ama 2005'te bu rakamın 1.5 ile 2 milyar dolarlar mertebesine gelmesi gerekiyor. Yabancılar konut alacak. Toplu talep 2006 ve 2007'de daha çok güney ve Ege sahillerine yönelik olarak gelişecek. Şöyle bir şey var. Avrupa'da gidebilecekleri yerler de doldu. Fransa'nın, İspanya'nın, İtalya'nın modası geçti ve doldu. Yabancıların artık oralara gidip de yabancıların ev almasını gerektirecek çok fazla neden kalmadı. Kuzeyde ise Almanya ve İskandinav ülkelerinde geliri çok yüksek, yaşlanan bir nüfusu var. Türkiye'nin Ege ve güney sahilleri ise bu yaştaki insanların yaşamaları için ideal. Dört mevsim güneş var. Soğuğu, kışı çok az olan, ilkbaharı, sonbaharı ve yazı çok fazla olan bölgeler. İnsanlar da o aldıkları paraları ne yapacaklar bu yaştan sonra."
Alarko Holding Genel Koordinatörü Yavrucu henüz kesinleşmiş bir projeleri bulunmamakla birlikte Bodrum'da çok büyük projenin arazi temini için görüşmeler yaptıklarını belirtiyor.
'Şirketlerin üç topu var'
Yavrucu 2005 yılında ekonominin yüzde 4-5 oranında büyümesini öngördüklerini belirtiyor. Türkiye'nin çok dinamik bir ülke olduğunu ifade eden Yavrucu şunları kaydediyor:
"Ancak Türkiye çok dinamik bir ülke. Ekonomideki kayıtlı para kadar, bir paranın da kayıt dışı döndüğü gerçek. Bu paralar da bir yerde yatırıma gidecek. O paralar da aktif hale getirilebilirse söylediğim oranların da üzerine çıkılabilir.
Ama yüzde 5'i yakalayacağımıza inanıyorum. Zaten yakalamamızda gerekir. Türkiye'nin her yıl istihdam çağına gelen yeni nüfusuna iş yaratabilmesi için yüzde 6'lar, 7'ler hatta 8'ler mertebesinde büyümesi lazım. Ama Türkiye bu kadar büyük bir kaynağı yaratacak güce sahip değil bugün. Ancak yurtdışından doğrudan yatırım şeklinde gelecek ve içeride gelirin artması sonucu yükselecek tasarruf seviyesinin ortaya çıkaracağı kaynaklarla bunu gerçekleştirebilir"
Ayhan Yavrucu yüzde 5 büyüyecek bir Türkiye'de Alarko'nun yüzde 10 oranında büyüyeceğini öngördüklerini söylüyor. Alarko'nun yüzde 10 değil de yüzde 20 oranında da büyüyebileceğini ifade eren Yavrucu şunları söylüyor:
"Alarko'nun bu kapasitesi, bu gücü, bu kredibilitesi de var. Ama hedefimiz her zaman Türkiye'de en sağlam üç şirket arasına girmektir. Bu felsefe hiç değişmez ve bu şirketin iki kurucusunun genlerinde vardır. Bunu şirketin kültürüne Üzeyir bey ile İshak bey yerleştirdi. Bu bütün yöneticilerimizde vardır. Türkiye'de en büyük değil, en sağlam olma gayreti içindeyiz. Üzeyir beyin bir felsefesi vardı. Derdi ki 'Bir şirketin üç topu vardır. Toplardan biri kâr, diğeri ciro, sonuncusu da likidite topudur. Kârınız düşebilir o lastik toptur. Düşer sonra çıkar. Ciro topu da lastiktir. O da düşer sonra geri zıplar. Likidite topu demirdir. Düştü mü ayağınızı ezer zıplamaz. Onun için likidite topuna çok dikkat edeceksiniz ve onu düşürmeyeceksiniz. Onu düşürdük müydü öbür iki topun hiçbir önemi yoktur. Onların zıplaması hiçbir şey ifade etmez. Likidite bizi sağlam yapar ve bizim şirketlerimizde karar verme pozisyonundaki herkes para, likidite yönetimini çok iyi bilir."
Alarko'dan açık pozisyon şikâyeti
20 milyon dolar ihracat hedefini gerçekleştirdiklerini hatta bir miktar aştıklarını belirten Yavrucu şunları söylüyor:
"İleride daha iyi noktalara geleceğiz inşallah, ancak döviz kurlarındaki sıkıntı bir gerçek. Sattığınız malın fiyatı dolar karşısında sürekli gerilediği için orada hiç kâr marjı kalmadığı gibi gerçekten satış fiyatları girdi maliyetlerinin de gerisinde kaldı. Öyle enteresan ki doları 1 milyon 350 bin liradan hesap ederek sattığımız malın bazı girdileri için ithalat yaparken dolara 1 milyon 450-500 bin lira ödemişiz. Pahalı girdi ile ucuz bir mal satıyoruz.
Böyle bir sıkıntı var. Yalnız bizim değil herkesin böyle bir sıkıntısı var"
Merkez Bankası'nın müdahalesiyle bu durumun değişmeyeceğinin altını çizen Yavrucu'ya göre çare bankaların pozisyon açmasını önlemek. Bu noktada Merkez Bankası'na ve BDDK'ya (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu)
önemli görev düştüğünü söyleyen Alarko Holding Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu şöyle konuşuyor:
"Dövize talep gelecek. Dövize nasıl talep gelir? Tüketim ve yatırım malları talebinin artmasıyla gelir. Bir de borç ödemeyle böyle bir talep oluşur. Burada Merkez Bankası'nın, BDDK'nın yapacağı şudur: Bankaların
açık pozisyon yaratmasına imkân vermeyecek. Bunu çok ciddi bir şekilde kontrol edecek. Eğer etmezse işte o zaman sanayinin çok büyük bir zararı olur. Dolar kuru 1 milyon 350 binlerden daha aşağıya gider. O zaman da Türk özel sektörünün dışarıda hiç rekabet şansı kalmaz. Onun
için BDDK bankaların açık pozisyon üretmesine imkân vermeyecek."
'Altı ay daha hareket olmaz'
Yavrucu bankaların iştirakleri olan şirketler üzerinden açık pozisyon yapmalarının da önlenmesi gerektiğine işaret ediyor "BDDK bu noktada ben ne yapayım dememeli" diye konuşuyor. Türkiye'nin 2001 banka krizinin etkilerinden hâlâ kurtulamadığını belirten Yavrucu "Artık dolaylı yollarla da olsa açık pozisyon yaratılması engellenmelidir." diyor.
Alarko Holding Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu'ya göre BDDK ve Merkez Bankası tüm yetkilerini kullanarak açık pozisyonu engellemezse döviz yılın ortalarına kadar böyle seyredecek. Yani Türk Lirası hafif hafif de olsa değerlenmeye devam edecek. Ayhan Yavrucu'ya Alarko'nun döviz konusunda her zaman tedbirli olduğunu hatırlattığımız da da şöyle cevap veriyor:
" Doğru, geçmişte her zaman tedbirli olduk, şimdi de tedbirliyiz. Ekonominin bütünü içinde tek başınıza şirket olarak aldığınız tedbirlerle bütün bu kötülükleri ortadan kaldırmanız mümkün değil. Ekonomide bu tür durumlar mutlaka size yansıyor. Belki yüzde 100 yansımıyor ama yüzde 20-30 oranında yansıyor. Türk Lirası değerlendikçe maliyetler yukarıya doğru çıkıyor. Tabii fiyatla maliyet arasındaki fark, maliyetin fiyatı geçmesi nedeniyle anında zarara dönüşüyor. Buna ne kadar dayanabilirsiniz ki? Sizin elinizde Merkez Bankası yok ki para basıp zararı finanse edesiniz.