118 katrilyon liralık risk

Ekonomik yapının en önemli yapılarından birini oluşturan gelir idaresinin yeniden yapılandırılması IMF desteğinde sürdürülen ekonomi programının da gündemine otururken, hazırlanan yasa tasarısı, tarafları mennun etmedi.
Haber: HANİFE ŞENYÜZ / Arşivi

ANKARA - Ekonomik yapının en önemli yapılarından birini oluşturan gelir idaresinin yeniden yapılandırılması IMF desteğinde sürdürülen ekonomi programının da gündemine otururken, hazırlanan yasa tasarısı, tarafları mennun etmedi. Bürokrat da, mükellef de siyasetçi de tasarının 'yeniden düzenlenmesi'nden yana.
IMF ile yapılacak 3 yıllık standby'ın da önkoşullarından biri olan gelir idaresinin yeniden yapılandırılması, bir yılı aşkın bir süredir üzerinde çalışılarak tamamlandı. Başbakanlık'ta son şekli verilen yasa tasarısı, kimseyi memnun etmedi. Gelir İdaresi'ne dönüşecek olan Gelirler Genel Müdürlüğü bürokratları, bu haliyle tasarının kendilerini memnun etmediğini vurguluyorlar. Mükellef de öngörülen yapının etkin bir gelir idaresi ortaya çıkarmadığını, bunun kayıtdışı ile mücadelede alınan mesafenin de kaybedileceği anlamına geleceği gerekçesiyle tasarıyı onaylamıyor. Genel bir memnuyetsizliği ifade eden taraflar, "Gelir İdaresi iyi bir modele dayanmazsa, risk oluşur. 118 katrilyon liranın toplanması (2005 yılı gelir hedefi), performans zayıflığı kaosa yol açar. İdarenin demotive edilmemesi gerekir" dedi.
Gelir İdaresi'nin merkez-taşrabölge teşkilatlanmasının bir bütünlük taşıması, yetkilerin taşra ve bölge teşkilatlarının kaldırılarak merkez idarenin yüklerinin hafifletilmesi, performansa dayalı bir yönetim anlayışı ile zihniyet değişikliğinin de yasada kavranması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Sorunları çözen sistem
Örneğin, şubelerin direkt vergi daireleri ve mükelleflerin sorunlarını çözen bir yapıya kavuşturulması, çok iyi işleyen ve mükellefe hizmet eden mekanizmanın kurulması gerektiği vurgulanıyor.
Ayrıca bugün 3 bin civarındaki denetim birimlerinin de çoklu yapıdan tek yapıya dönüştürülmesi gereği vurgulanıyor. Sayıca az olan Maliye Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanları Kurulu'nun yine bakana bağlı ve bağımsız olarak kalması ama gelirler kontrolörleri, vergi denetmenleri ve diğer denetim elemanlarının bu tek çatıda toplanması gerektiği belirtiliyor.
TÜSİAD gündeme getirdi
Mükellef kesimin bir bölümünü oluşturan TÜSİAD, tasarının yeniden ele alınması gerektiğini Ankara'da yapılan Yüksek İstişare Konseyi'nde gündeme getirdi.
Başbakan Tayyip Erdoğan'a bu konuda yapılmış çalışmaların sunulabileceği ifade edildi. Mükelleflerin önemli kısmını bünyesinde barındıran TOBB da tasarının yeniden ele alınmasını istiyor. Tasarıya son şeklini veren Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in de, tasarıya katkı veren Vergi Konseyi Başkanı Mustafa Uysal'ın da tasarının istenilen şekilde düzenlenemediğini ifade ettiği biliniyor.
Bu durumdan siyasiler de çok hoşnut değil. Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan tasarı henüz Meclis'e sevk edilemedi. Devlet Bakanı Abdüllatif Şener denetim boyutuyla tasarıda bazı hususların düzeltilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kayıt dışıyla mücadelenin şartı
TÜSİAD idarenin yeniden yapılandırılması çalışmalarına destek vermek için akademik bir çalışma yaptırmıştı. TÜSİAD, kamuoyuna da açılan yasa tasarısı üzerindeki itirazlarını içeren görüşünü Başbakanlığa iletti. Tasarı yeniden düzenlenmediği takdirde kurum, aynı görüşü Meclis'e de gönderecek ve gelir idaresinin yeniden yapılandırılması modelinin sağlıklı bir şekilde oluşturulması için çabalarını sürdürecek. TÜSİAD'a yakın kaynaklar, "Türkiye bunu beceremezse, kayıt dışı ekonomi ile mücadelede mesafe kaybedilmiş olacak" görüşünü vurgularken, IMF ile yapılacak yeni programın da önkoşulu olarak bu düzenlemenin gündemde olduğuna dikkat çektiler.
Dünyada gelir idarelerinin en etkin yapılar olduğuna vurgu yapılırken, idarenin dar bir yapıya sığdırılmasının söz konusu olamayacağı, yığılmaların önlenmesi ve kalitenin artırılması için statünün önem taşığı belirtilirken, Amerikan Gelir İdaresi IRS'in direkt başkana rapor sunduğu örneği veriliyor. Bir yetkili, "Bu idare tarafsız, objektif ve siyasi etkiden uzak yapıya kavuşmalı. Bu yapılmadığı takdirde, kötü niyetli insanların çalıştığı kurum haline gelir. Kalitenin bozulması ahlaken çöküşü beraberinde getirir" dedi.