200 kişi Omo Türkiye'nin başarı hikâyesini dinlemek için geldi

200 kişi Omo Türkiye'nin başarı hikâyesini dinlemek için geldi
200 kişi Omo Türkiye'nin başarı hikâyesini dinlemek için geldi

Simon Thong (soldan sağa), Aline Santos ve Zeynep Yalım Uzun, sürdürülebilir gelişme hakkında bilgi verdi.

Omo'nun 'Kirlenmek Güzeldir' felsefesini dünyada en iyi hayata geçiren ülkelerin başında gelen Türkiye, diğer ülkelere örnek oldu. Bu amaçla çeşitli ülkelerden 200 kişilik bir ekip, Omo Türkiye'nin başarı hikâyesini dinlemek için İstanbul'a geldi

İSTANBUL - Omo’nun 2004 yılında global marka konumlandırması olarak benimsediği ‘Kirlenmek Güzeldir’ felsefesini dünyada ilk ve en iyi hayata geçiren ülkelerin başında gelen Türkiye, diğer ülkelere de örnek oldu. Bu amaçla dünyanın çeşitli ülkelerinde Omo’yu yöneten 200 kişi, Omo Türkiye’nin başarı hikâyesini dinlemek için Türkiye’ye geldi. 200 kişiden oluşan Omo komitesinin üç gün boyunca Türkiye ile ilgili hikâyeleri dinleyeceğini söyleyen Omo Dünya Başkanı Aline Santos, “Türkiye’de tutkulu ve başarılı bir ekip var. Herkes sizin başarı hikâyenizi öğrenmek istiyor. Bu nedenle Omo ekibini buraya davet ettim” diye konuştu.

Kirlenmek güzeldir kampanyasının Türkiye’de çok başarılı olduğunu ve markaya olan güvenin arttığını ifade eden Santos, “Yaptığımız çalışmalarda gördük ki Türk tüketicisi ne yapmak istediğimizi anlamış. Bu benim kalbime dokundu. Türkiye’deki çalışmalarımız bize diğer ülkeler için ilham kaynağı oldu. Biz sadece deterjan üretip satan bir kuruluş değiliz aynı zamanda faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde annelerin bilinçlenmesine de yardımcı olmaya çalışan bir firmayız” dedi.

Çevreye destek
 ‘Kirlenmek Güzeldir’ felsefesini ilk ve en iyi hayata geçiren ülkelerin başında gelen Türkiye, bu kez de Omo’nun tüm dünyada odaklandığı sürdürülebilir gelişme ve çevre gündeminin merkezine yerleşti. Omo’nun tüm dünyada tüketicisinin ihtiyaç ve beklentilerini çok iyi şekilde takip ettiğini ve tüketicisiyle duygusal bir bağ kurduğunu belirten Aline Santos, “Sürdürülebilir gelişmeyle Omo, küresel ısınmanın etkilerini, enerji verimliğinin kaybını ve su kaynaklarının tükenmesini en aza indirmek istiyor. Bu amaçla tüketicilerimize yeni ve faydalı alışkanlıklar kazandırmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. 100 yıllık geçmişiyle deterjan pazarına yön veren Omo’nun ‘sürdürülebilir gelişme’ adına hayata geçirmeyi hedeflediği projeleri için Türkiye’nin bir kez daha öncü rol üstlendiğini ifade eden Santos şöyle devam etti: “Her çocuğun çocuk olma hakkı yanında, temiz bir dünyada yaşama hakkı da var. ‘Kirlenmek Güzeldir’ felsefesini en iyi özümseyen Türk halkının, sürdürülebilir gelişme ve çevre için yapacağımız çağrıya da en olumlu tepkiyi vereceğinden eminiz.”

Unilever Deterjan Kategorisi Sürdürülebilirlik Stratejisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Thong ise şunları söyledi: “Sürdürülebilirlikte itici güçler, daha az su, daha az atık, daha az karbondioksit gazı ve sürdürülebilir kaynakların kullanımının artırılması şeklinde konumlanıyor. Nasıl daha az su kullanırız? Bunun yolu tüketicileri ön yıkama yapmama konusunda eğiterek yeni bakış açısı kazandırabilmekten geçiyor. Örneğin; Hindistan’da kullanılan deterjanımız ‘hızlı yıkama’ ile her yıkamada iki kova su kazandırıyor. Bu da yılda 14 milyar litre su tasarrufu demek oluyor. Ya da yeni yumuşatıcılarımız yalnızca tek kapakta istenen sonucu veriyor. Ayrıca ürünlerimizin ambalajlarını daha küçük bir hale getiriyoruz. Böylece daha az atık oluşuyor. Tüketicilerimize temizlik için daha düşük sıcaklıkları kullanmalarını öneriyoruz.”

45 yıldır Türkiye’de
Omo’nun Türkiye’de 45 yıldır faaliyet gösterdiğini söyleyen Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakım Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Yalım Uzun, “Türk deterjan pazarının büyüklüğü 340 bin tona, cirosu ise 740 milyon YTL’ye ulaşıyor. Yoğun rekabetin yaşandığı pazarda Omo yüzde 26’lık payla lider” diye konuştu. “Çocuklarımızın enerjisini harcamayalım ve onları susuz bırakmayalım diyen Yalım Uzun, sürdürülebilir bir gelecek için tüketicilerin çamaşır yıkama alışkanlıklarını değiştirmeleri gerektiğini anlattı. Yalım Uzun şunları söyledi:
“Türk insanı renklileri 40 derecede, beyazlarıysa 60 derecede yıkıyor. Tüketicilerin yüzde 44’ü ön yıkama yapıyor. Çamaşır makineleri 6 kg. çamaşır alırken Türk insanı makineyi 3,4 kg. çamaşırla döndürüyor. Tüketicileri çamaşır yıkama ısısına dikkat etmeye, gereksiz ön yıkamadan kaçınmaya ve çamaşır makinesini tam doldurarak çalıştırmaya davet ediyoruz.“

‘Çamaşırları ön yıkama yapmadan yıkayın, tasarruf edin’

Zeynep Yalım Uzun, tüketicilerin çamaşır yıkama alışkanlıklarını değiştirmeleri halinde elde edilecek kazanımları şöyle özetledi:
“Bir yıl boyunca ön yıkama yapanların ön yıkama yapmadığı varsayılırsa toplam 18 milyon YTL değerinde tasarruf edilebilir ya da dört Ömerli Barajı dolusu kadar su tasarrufu sağlanabilir. Bir kişi bir yıl boyunca çamaşırlarını 60 derece yerine, kumaşın cinsine ve lekenin yoğunluğuna göre daha düşük yıkama ısısında yıkarsa 21 günlük elektrik parasından tasarruf edebilir. Tüm Türkiye çamaşır makinelerini yarım doldurmak yerine tam dolu olarak çalıştırsa bir yılda tüm Türkiye’nin beş yıllık içme suyu ihtiyacını karşılayacak miktarda su elde edilebilir.
Unilever Türkiye’nin ev bakım kategorisinde ‘sürdürülebilirlik’ adına son bir yılda Yumoş markasıyla önemli bir atılım yaparak Türkiye’de ilk defa çamaşır kategorisi kapsamında konsantre ürünü tüketicilerle tanıştırdığını ifade eden Zeynep Yalım Uzun, “Yumoş Extra, portföyümüze katılan ilk konsantre ürünümüz olarak tüketicilerimiz tarafından kabul gördü. Konsantre ürünler daha az deterjanla aynı orandaki çamaşırın yıkanmasını sağlıyor. Bu nedenle konsantre ürünlerin sayısını önümüzdeki dönemde artıracağız” diye konuştu. (Radikal)