2006 Yatırım Rehberi (1)

  • İMKB, 2005'te tarihi zirveleri aştı. Sadece son bir ay içinde yedi rekor kırıldı...
  • Uzmanlar, 2006'nın borsa için 2005'e göre daha zorlu geçeceğini öne sürüyor...
  • Üç alandaki gelişmeler borsayı etkiler: AB ile müzakere sürecindeki ilişkiler, erken seçim ve ABD'nin faiz artırması...
  • Uzmanlar: 2006'da endeksteki eğilimin yönü kadar, sektör ve hisse seçimi önemli...
  • 50 bin seviyesi direnç noktası sayılıyor. Olumlu senaryoda 60 bine çıkmak mümkün...

    Radikal dizi
  • Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

    BAŞLARKEN
    2005 yılı yatırım araçları için de bir devrim yılı oldu. Yıllardır tasarrufların güvenli limanı olan repo, düşen getirileri yüzünden neredeyse tarihe gömülürken, uzun yıllar bireysel yatırımcılar için umut kapısı haline gelen Hazine bonoları eski şaşaalı günlerini çok gerilerde bıraktı. Küçük yatırımcılar için 2005 yılının tartışmasız en iyi yatırım aracı olacağı söylenen yatırım fonları ise kendisinden beklenen performansı bir türlü gösteremedi. Getirisi düşük kalan yatırım fonları eski itibarını kaybetti. Yılın şüphesiz en göz kamaştıran piyasası ise yüzde 50'lere varan getirisiyle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ydı. Yabancı yatırımcıların yoğun ilgisiyle şahlanan borsa, sadece son bir ayda yedi kez üst üste rekor kırarak tarihinin en istikrarlı ve sert yükselişlerinden birini yaşamış oldu. Riski sevmeyen yatırımcılar için 2005 yılının özellikle ikinci yarısından sonra en güvenli liman ise kuşkusuz bir ve üç aylık mevduat oldu.
    Evet yılı böyle kapatıyoruz. Peki 2006'da ne olacak? İşte biz de bu sorunun cevabını aradık ve tüm yatırım araçlarını yani İMKB, bono, döviz, yatırım fonları ve mevduat piyasasını sizler için mercek altına aldık. Araştırmamıza son bir yılın favorisi gayrimenkulü ve 2006'da uygulamaya girecek olan ipoteğe dayalı konut finansmanı sistemi mortgage'ı da eklemeyi unutmadık. Bu arada tüm yatırım araçları için 1 Ocak 2006'da değişecek olan vergi oranlarının yatırımcıya nasıl yansıyacağını da vergi uzmanı Ekrem Sarısu inceledi. Uluslararası piyasalar uzmanı Ateşan Aybars ise yurtdışı piyasalarda dolaşarak 2005 ve 2006 değerlendirmelerini sizler için yorumladı.
    Yazı dizimizde ayrıca uzun vadeli yatırım aracı olan Bireysel Emeklilik Sistemi'nin katılım koşullarına da yer verdik.
    Evet, hazırsanız dizimize 2005 yılının yıldızı İstanbul Menkul Kıyletler Borsası ile başlıyoruz...


    AB'den müzakere tarihi alınması, IMF ile yeni stand-by, dev özelleştirmeler, enflasyonun yüzde 10'un altına inmesi ve TMSF'nin milyar dolarlık ihlalelerdeki satışlarıyla yaptığı tahsilatlarla çoşan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın belki de en başarılı yılını geride bırakıyoruz. 2005 yılına 24 bin 971 binden başlayan İMKB sadece son bir ayda kırdığı yedi rekorla yılın bitimine bir hafta kala 38.919'a ulaştı. Başka bir ifade ile yaklaşık 11.5 ayda İMKB 13 bin 948 puan yükseldi.
    Son haftalarda biraz kâr realizasyonları gözlenmesine karşın 2006 yılında da yükselişin süreceğini ümit eden büyük oyuncular portföylerinde önemli bir değişiklik yapmadılar.
    Özellikle 2005 yılındaki zirve çıkışlarının mimarı olan ve İMKB'deki hisselerin yüzde 66.42'sini elinde bulunduran yabancıların portföy büyüklüklerini korudukları gözleniyor. Bu yatırımcı grubunun 2004 sonu itibarıyla hisse oranı ise yüzde 54.94 idi. Bu değişim bile İMKB'deki çıkışın gerçek mimarlarını ortaya koyuyor.
    Ancak dev özelleştirmeler, not artırımları, IMF ile anlaşma, gibi tüm beklentileri kullanarak 2005'te rekor üstüne rekor kıran İMKB'de artık balon oluştuğu ve yakında patlayacağını öne sürenler de artmaya başladı.
    Borsa balonu gerçekten patlar mı? Aslında iki kesimin de ortak görüşü 2006 yılının Türkiye ekonomisi ve dünya ekonomileri açısından çok daha zorlu geçeceği yönünde. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın faizde nasıl bir politika izleyeceğine ilişkin belirsizlikler, petrol fiyatları ve global ekonomideki sorunlar Demokles'in kılıcı gibi başımızın üzerinde sallanacak.
    İyimser de kötümser de çok
    Bu arada 2005'in kâbusu olan petrol fiyatlarının 2006 yılındaki seyri, AB ve IMF ile ilişkiler, erken seçim riski, ekonomik programda ve enflasyon, büyüme, cari açık gibi göstergelerdeki olası bozulmalar tüm piyasalarının seyrinde belirleyici olacak.
    İşte iyimserlerle kötümserler bu noktada ayrılıyor. Kötümser kesim gerek iç, gerekse dış konjonktürün 2005 kadar uygun olmadığını bu nedenle 2006'da borsa balonunun patlayacağını öne sürüyor. ABD'nin her faiz artırımının Türkiye dahil gelişmekte olan ülke borsalarına olan talebi azaltacağı, hele bir erken seçim olursa ekonomik göstergelerin hızla bozulacağı bunun da belirsizliği sevmeyen borsadaki satışları artıracağını öne sürüyor. Bu arada 2005'i zirveye taşıyan AB ile müzakere sürecinin başlaması, Erdemir, Tüpraş, Telekom gibi dev özelleştirmelerin 2006'da azalması kötümserleri destekliyor.
    Türkiye'nin risklerini görmezden gelmediklerini söyleyen iyimserler, 2005 kadar olmasada yeni yılda da Petkim, THY, Milli Piyango ve enerji özelleştirmeleri oldugunu hatırlatıyor. Geçen yıl İMKB'ye can veren şirket birleşmeleri ve yabancı ortaklıkların 2006'da hızlanarak süreceğine dikkat çeken borsacılar, büyük şirketlerin halka arzlarında da artış olacağını bunun piyasaya yeni yatırımcı çekeceğini bekliyor. Tabii en büyük beklenti ise halen 'hayli spekülatif' kategorisindeki Türkiye'nin kredi notundaki yeni artırımlar... 2006'da da ilk yarıda not artırımının devamını bekleyen uzmanlar, artırımlar sayesinde notunun düşüklüğü yüzünden Türkiye'ye gelmemiş önemli fonların da piyasaya kazandırılabileceği görüşünde.
    Sonuçta, riskleriyle ümitleriyle yeni bir yıla giriyoruz. Yeni zirveleri deneyebilmesi içinse yine özelleştirmeler, şirket birleşmeleri ve AB'ye ilişkin olumlu gelişmeler gerekiyor. Bu arada unutulmamalı ki, piyasanın en önemli subaplarından biri hisselerin yüzde 66.42'sini elinde tutan yabancılar...
    İMKB'nin şansı yabancı
    Bir bölümünü Türk yatırımcılar oluştursa bile yabancı fonların hisse miktarı İMKB'nin 18 yıllık tarihinin en üst seviyesinde. Türkiye'ye uzun vadeli baktığı tahmin edilen bu fonların zaten piyasada önemli bir alıcı olmaması yüzünden de Türkiye'den ayrılma şansları oldukça zayıf. Başka deyişle yüksek portföyleri nedeniyle İMKB'yi bir erken seçim, savaş, deprem, ekonomik göstergelerde şiddetli bozulma, AB ve IMF ile iplerin kopması gibi çok radikal değişim olmadığı sürece piyasayı belli seviyelerde tutmaya çalışacaktır. İşte dillendirilmeyen İMKB'nin en büyük şansı da bu.
    '2006'da hisse seçimi önemli'
    Zeynel Balcı
    Acar Menkul Değerler Araştırma Müdürü

    2005 yılı piyasalar açısından verimli geçti. 2006'da bunun olumlu etkileri daha az olmakla birlikte devam edebilir. Piyasalar yeni yılda 2005 yılındaki önemli beklentileri bulmakta zorlanabilir. Ayrıca, FED'in faiz artırım konusundaki tavrı, erken seçim, Ortadoğu, yabancı sermaye akışı, AB ve IMF ile ilgi gelişmeler, FED'in faiz artırımları daha yakından izlenecek. Teknik açıdan bakacak olursak orta uzun dönemli çıkışın devam ettiği görülüyor. Orta dönem için 34.500-35.000, uzun dönem için 32.000 desteklerinin üzerinde çıkışın devamı beklenebilir. Dirençlere baktığımızda ise orta dönem için 40.000-44.000 ilk dirençler. Uzun dönemli ilk direnç 50.000'de. Bu seviye geçilirse 60.000 sonraki direnç olacaktır. Endekste trendin yönü kadar 2006'da sektör ve hisse seçimi de önem taşıyacak.



    'Vergi oranı inmeli'
    2006'da hisse senedi kazancından yüzde 15 oranında vergi alınacağını hatırlatan Erhan Topaç 'Vergi yüzde 5 seviyesine inmeli' diye konuştu

    2006 yılı başından itibaren hisse senedi kazançlarına yüzde 15 stopaj vergisi getirilmesinin aracı kurum ve hisse senedi yatırımcılarına yükler getireceğine dikkat çeken Gedik Menkul Değerler Genel Müdürü Erhan Topaç, söz konusu düzenlemede birtakım değişiklikler yapılması gerektiğini vurguluyor. Topaç yasaya ilişkin eleştirilerini ve çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı;
  • Yasa ile sermaye piyasasındaki sınırlı her türlü teşvik kalkmıştır. Hisse senedi gibi riskli yatırım araçlarına hiç bir vergi teşviki kalmamıştır. Üç aydan az elde tutulduktan sonra satılan hisse senedi ve vadeli işlemlerde verginin yüzde 5 olarak tekrar düzenlenmesi piyasamız açısından yararlı olacaktır.
  • Söz konusu yasa ile A tipi yatırım fonlarının pratikte hiçbir anlamı kalmamıştır.
  • Yasa müşteriler adına vergilerin toplanmasından tüm sorumluluğu aracı kurumlara veriyor. Biz tüm dünyada olduğu gibi yatırımcıların kendilerinin beyanname vermesini öneriyoruz. Eğer yatırımcıların beyanname vermesi istenmiyorsa, uygulama bir sene ertelenerek vergi toplanması Takasbank veya Merkezi Kayıt Kurulu tarafından yapılmalıdır.
  • Yeni yasa aracı kurumlara ciddi bir iş yükü ve maliyet geriyor. Kurumlar için yeni yatırım ve yazılım gereksinimi ve kalifiye personel ihtiyacı doğacaktır. Hisse senedinin özelliği nedeniyle kurumlar her gün tevkif suretiyle kesinti yapıp karşılık ayırmak zorunda kalacaklar. Aracı kurumların bu ek maliyeti karşılamakta zorlanacağı açıktır.
  • Aynı türden menkullerin zararları bir yılı aşılmadığı sürece kârlardan muhsup edilebilecek. Yaşanması muhtemel dö nemsel zararların gelecek yıla taşınamaması mali piyasalara olumsuz yansıyacak yatırımcı portföylerinin erimesine neden olacaktır. Bu nedenle zararın beş yıl taşınabilmesi ve bu süre içinde zarar muhsubuna imkân verilmesi uygun olacaktır.
  • Yeni yasa ile sadece aynı türden menkul kıymetlerin arasında zarar mahsubuna izin verilmekte. Oysa örneğin hisse senedi, bono, vadeli işlemler gibi aynı türden kazançlar arasında mahsup imkânı olmalıdır.
  • İlk üç ayda kâr edip vergi ödeyen yatırımcı takip eden dönemlerde zarar ederse ödenen verginin hangi sürede geri alınabileceği netleştirilmeli. Aynı durum A kurumundan elde edilen kazançtan B kurumundaki zararın indirilmesi için verilecek beyannameler içinde geçerlidir.
  • Temettü kazançları beyana tabi. Temettüden vergi alınması haksızlığına son verilmelidir.
  • Tevkifat matrahının tespitinde Takasbank saklama masrafları ve kredi faizlerinin maliyetlere dahil edilmesi gerekir.
    '50.000'leri görebiliriz'
    İMKB'de tarihsel fiyat/kazanç (f/k) test edilebilir. Bu ise 3,7 sente (49.800) denk geliyor. Bu hesaplamaları yaparken, tabii kurumlar vergisindeki 10 puanlık düşüşün şirket kârlarına olumlu etkisini de hesaba katıyoruz. Öte yandan Türkiye'nin kredi notunda gerçekleşecek artışlarla 60.000'leri de görebiliriz. Ancak 2006'da Türkiye bazı zorluklarla karşılaşabi-lir. Petrol fiyatındaki çıkış, dünya faiz oranlarında artış, AB ve IMF ile ilişkilerdeki gerginlik gibi. Bunlar gerçekleşirse 30.000'e inebilir.

    YARIN: 2006 yılının gözde sektörleri