'2010'da Türkiye'den fazla büyüyüp 50 şube açacağız'

'2010'da Türkiye'den fazla büyüyüp 50 şube açacağız'
'2010'da Türkiye'den fazla büyüyüp 50 şube açacağız'

Faik Açıkalın, ?Yapı Kredi olarak büyümek ve yola devam etmek için depomuzda yeteri kadar benzin var? dedi.

Yapı Kredi Genel Müdürü Açıkalın, '2010'da yüzde 10'ların üzerinde olacağını hedeflediğimiz büyüme ile hem Türkiye ekonomisinin hem bankacılık sektörünün üzerinde büyümeyi öngörüyoruz' dedi

İSTANBUL - Yapı Kredi Bankası Murahhas Azası ve Genel Müdürü Faik Açıkalın, bankacılık sektörünün 2010 yılı için Türkiye ekonomisinin üzerinde bir büyüme senaryosu olduğunu belirterek, “Yapı Kredi olarak biz de hem bankacılık sektörünün, hem de Türkiye ekonomisinin üzerinde bir büyüme hedefliyoruz. Yüzde 10’ların üzerinde olacağını hedeflediğimiz büyüme ile 2010’da Yapı Kredi’nin Türkiye ekonomisinin  üzerinde büyüyeceğini öngörüyoruz” dedi.
Ekonomi basını temsilcileriyle sohbet toplantısı düzenleyen Açıkalın Türkiye ekonomisinin yılı yüzde 5.2’lik küçülme ile kapatmasını beklediklerini ifade edip “2010 için iyimseriz. Türkiye ekonomisinin 2010 da yüzde 3.2 pozitif büyüme gösterebilir. 2011’de ise yüzde 4’lük bir büyüme tahminimiz var” diye konuştu.

Sorun küçükler ve kartta
Şu ana kadar bankacılıkta çok önemli bir sorun yaşanmadığını mevcut sorunların kredi kartları ve küçük işletmeler gözlendiğini belirten Açıkalın, “Ancak kurumsal ve ticari bankacılık cephesinde bir sorun yok. Önemli bir sıkıntı olacağını tahmin etmiyoruz. Hatta öyle ki eğer kriz yaşarsak Türkiye’de yaşamayı tercih ederiz diyen bankacılar var” dedi.
Yapı Kredi’nin hedefleri hakkında da bilgi veren  Açıkalın, şöyle dedi: “Biz 2010 yılında sektör için yüzde 5 ile yüzde 10 arasında bir büyüme bekliyoruz. Yapı Kredi’nin büyümesi ise yüzde 10’un üzerinde olacaktır. Yani hem sektörün hem de ülke ekonomisinin büyümesinin üzerinde büyüme bekliyoruz. Şubeleşme hedeflerinde geçici bir duraklama olsa da yeni şubeler açmayı sürdüreceğiz. 2010 yılında 50’nin üzerinde yeni şube açmayı planlıyoruz.”
Açıkalın, “Şu anda Yapı Kredi’nin iştirakleriyle birlikte 17 bin 200, banka olarak da 14 bin personeli var. Şube sayımız ise 850’ye yaklaştı. Şube sayısı itibarıyla Türkiye’nin dördüncü büyük bankasıyız. Sermaye yeterlilik rasyomuz yüzde 17 düzeyinde. Yani büyümek ve yola devam etmek için depomuzda yeteri kadar benzin var” diye konuştu.
Açıkalın, Merkez Bankası’nın faiz indirimine devam edecek gibi göründüğünü de belirtti. 

Mevduatta rekabet sürer
Açıkalın, ‘bankacılıkta rekabetin dinamiği yeni dönemde neler olacak’ sorusuna, “Kredi kartlarında, ticari bankacılıkta rekabet sürecek. Faizlerdeki düşme nedeniyle rekabet artık varlık yönetimine kayacak. Fon yönetimi öne çıkacak” değerlendirmesinde bulundu. 
Açıkalın, bankacılığın esas fon kaynağının mevduat olduğunu belirtip, “Rekabet mevduat eksenli devam edecek. Ancak yurtiçinde kısa vadede önemli bir tasarruf artışı olmayacağına göre, bankalar sendikasyonlarla kaynak sağlamayı sürdürecek” görüşünü ifade etti.
Proje finansmanı konusuna da değinen Açıkalın şöyle konuştu: “Fonlanabilir proje sayısı düştü. Şimdi rekabet enerji projelerinde. Ayrıca Libya, Cezayir, Rusya gibi ülkelerdeki altyapı yatırımlarına yönelik müteahhitlik projeleri yanı sıra gayrimenkul projeleri de  revaçta. Yapı Kredi olarak şu ana kadar 4.5 milyar dolarlık proje finansmanı sağladık. Önümüzde bir dizi bekleyen proje de var. Enerji projeleri öncelikli olmaya devam edecek.”

Görevimiz kredi değil
Açıkalın, bir soru üzerine bankaların temel görevinin kendilerine emanet edilen mevduatları korumak olduğunun altını çizerek, şöyle dedi: “Bankaların görevi kredi vermek değildir, bankaların birinci sorumluluğu mevduat sahibinin parasını, bankayı doğru yönetip sağ salim mevduat sahibine söz verdiği gibi geri dönüşünü sağlamaktır. İkincisi de dış kreditörlerimize karşı olan sorumluluğumuzdur. Ondan sonra da para kalırsa sermayedarlara vermektir.”

IMF çıpası olumlu
Açıkalın IMF ile yapılacak bir anlaşmanın ise olumlu etkisi olacağını belirtip şöyle konuştu: “Şu anda temel göstergeler, ülkenin aritmetiği ve rakamları bir IMF anlaşmasını mecbur eder nitelikte değil. Hükümetin açıkladığı orta vadeli program ayakları yere basan, mantıklı bir program. Ama diğer taraftan şahsi kanaatim, IMF gibi bir çıpanın mevcudiyeti özellikle doğrudan yabancı yatırımın ülkeye yaklaşımını  pozitif etkiler.”

Reel sektör toparlanmazsa bankacılık sıkıntıya girer
Toplantıda küresel ekonomi ve Türkiye’ye ekonomisine etkileri konusunda sunum yapan Yapı Kredi Başekonomisti Cevdet Akçay da rakamlara bakıldığında mevcut krizin 2001 krizinden daha derin olduğunu belirterek, “Ancak krizin hayata yansımasına bakılırsa 2001 krizi tabii ki çok daha derin. Artık herkes krizde en kötünün geride kaldığına inanıyor. Ancak toparlanmanın o kadar hızlı olmayacak” dedi.
Akçay, reel sektör ile bankacılık arasındaki doğrudan bir ilişki olduğunu hatırlatarak “Reel sektör toparlanamazsa bundan bankacılık da olumsuz etkilenir. O yüzden her şey büyümeye bağlı” diye konuştu.
Akçay, Merkez Bankası’nın likidite yönetiminde oldukça başarılı bir politika izlediğini belirterek, “Artık meşhur Ayşe Teyze de bu düşük faiz seviyesine alışmalı” dedi. (Radikal)