28 milyon Türk, günde 5.5 liradan az kazanıyor

Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 42'sinin günlük geliri 4 doların altında. Yeni bir yoksulluk türü var Türkiye'de. Bu yoksullar ne aile, ne arkadaş, ne de komşularından herhangi bir yardım alabiliyor.
Yoksulları da dikkate alan ekonomik büyüme için öncelikler açık: Eğitim, sağlık, toprak reformları sürmeli. Devlet, kırsal alana yatırımdan vazgeçmemeli.
Yoksulluk ve demokrasiden uzaklığın Türkiye'yi çatışma ortamına sürüklemesi kaçınılmaz. Bu yüzden temel önceliğimiz demokratik yönetim için yapılan reformlara katkıda bulunmak.
Daha eşit ve müreffeh bir toplum için gerekli istihdamı yaratmada özel sektörün payı oldukça büyük. Özel sektörle işbirliğimizin yansımaları, Türkiye'de önümüzdeki dönem daha çok görülecek.
Kadın-erkek eşitsizliği de sürüyor Türkiye'de. Bu eşitsizliğin çözümüne dönük bütün projelerin yanındayız.
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) İnsani Gelişme Raporu'nda Türkiye'de kişi başına gelirin yükseldiği ifade edilse de, Birleşmiş Milletler'in (BM) Türkiye için 'yoksulluk ve demokrasi' uyarıları önümüzdeki dönemde daha da artacak.
UNDP Türkiye Temsilcisi Jakop Simenson, Türkiye'de nüfusun yüzde 42'sinin günlük gelirinin 4 doların (yaklaşık 5.5 YTL) altında olduğuna dikkat çekerek, "Bir de uzun dönemli olan, geleneksel aile ve arkadaş bağı sayesinde kolaylıkla ortadan kaldırılması mümkün olmayan 'yeni yoksulluk'ta artış var" dedi. UNDP'nin Türkiye'deki önceliğinin demokratik yönetimin geliştirilmesine dönük projelere katkı olduğunu belirten Simenson, yoksullukla demokrasinin ilişkisine de vurgu yaptı.
Simenson, 2015'e kadar yolsulluğun yarı yarıya azaltılması için ülkelere yardım, ticaret ve güvenlik alanlarında öneriler sunan 2005 İnsani Gelişme Raporu'nu ve Türkiye'nin bugünkü durumunu Radikal'e değerlendirdi:
Türkiye'de öncelik demokrasi: UNDP Türkiye'nin özellikle demokratik yönetim yani yerel yönetim reformu ile ilgili reformlarına katkıda bulunuyor. Ülkede yerlerinden edilmiş kişiler, kadınların güçlenmesi, yerel ve merkezi düzeyde siyasi süreçlere ve karar alma mekanizmalarına katılması temel önceliklerimiz arasında.
4 dolarlık gelir: UNDP, Türkiye'ye yoksullukla ilgili desteği ve uyarıları sürdürecek. Çünkü Türkiye nüfusunun yüzde 42'sinin günlük geliri 4 doların altında. Bir de uzun dönemli olan, geleneksel aile ve arkadaş bağları sayesinde kolaylıkla ortadan kaldırılması mümkün olmayan 'yeni yoksulluk'ta artış var. Bu gruba girenler daha çok kentlerde yaşıyor ve aileleri, arkadaşları, komşuları dahil kimseden yardım alamıyor. Bu insanlara daha kolay ulaşmak için geliştirilen projeleri destekleyeceğiz. Kadın-erkek eşitsizliği sürüyor. Bu eşitsizliğin çözümüne dönük projelerin de yanındayız.
Özel sektör işbirliğine hız: Kalkınma projeleri için özel sektör önemli rol oynuyor. Gerekli istihdamı yaratmada özel sektörün büyük payı var. Özel sektörle işbirliğimizin yansımaları Türkiye'de önümüzdeki dönem görülecek.
Yoksul yanlısı büyüme:

  • Verimlilik ve büyümeye katkıda bulunma potansiyeline sahip olduğu için eğitime herkes tarafından erişim sağlanmalı.
  • Hastalıklar verimliliğin düşmesine yol açtığı için sağlık alanındaki eşitsizlikler azaltılmalı.
  • Mali transferler de gerekli. En zayıf durumdaki gruplara gelir transferleri, kuraklık gibi sorunların yaşandığı dönemlerde istihdam sağlamak için yapılabilecek transferler ve çocukları okullara-sağlık kliniklerine çekmek için teşviklere yönelik transferler.
  • Toprak reformu yoksulların güçlendirilmesi için şart.
  • Devlet kırsal alanlara yatırımdan vazgeçmemeli.
    Yoksulluk çatışma doğurur: Kişiler arasındaki gelir eşitsizlikleri ille de çatışmaya yol açmaz. Ancak gruplar arasındaki gelir, sosyal ve siyasi boyutlardaki eşitsizliklerle silahlı çatışmalar arasında bağlantı olduğunu gösteren birçok kanıt var. Gruplar arasındaki eşitsizlikler çözüme kavuşturulmadığı sürece ihtilaflar sürecek ve kaynakların istismar edilmesi, uyuşturucu ve diğer suçlar gibi açgözlülükten kaynaklanan çatışmalarla ihtilaflar birbirine karışacaktır.
    Devlet haksızlık yapmasın: Eşitsizliğin, yoksulluğun ve hükümetin toplumdaki gruplarla iletişim kuramamasının yarattığı çatışmalara en iyi örnek Nepal'den gelir. Nepal'de isyanın başladığı 1996'da, çatışma bölgesindeki yoksulluk düzeyi yüzde 70'in üzerindeydi. Aynı dönemde, başkent çevresinde yoksulluk oranı yüzde 4 civarındaydı. Nepal'deki alt kast üyeleri, nüfusun yüzde 15'ini oluşturduğu halde, kamu görevlerinin yüzde 2'sinden daha azı bu kesime verilmişti. Haklı ya da değillerdi ama devletin haksızlık yaptığını düşünüyorlardı. Bu duyguyla başlattıkları mücadele 8 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bu tür olayların önlenmesinin en iyi yolu çok boyutlu sorunlarda ilerleme sağlanması, hükümetle-haksızlığa uğradığını düşünen gruplar arasında köprü kurulması ve siyasi güvenin oluşturulmasıdır.
    Daha çok-kaliteli yardım: Yardım, ticaret ve güvenlik alanlarındaki önerilerimizi açalım. Yoksul ülkelere daha çok ve kaliteli yardım gerekiyor. Yardımı veren ülkeden mal ve hizmet alımına bağlı yardımlara son verilmeli diyoruz. Yardımlar verilirken, bir ülkeden aşırı sayıda politika değişikliği istenmemesi ve yardım veren ülkeler arasında daha iyi koordinasyon sağlanmasından yanayız.
    Ticarette reform: Ticaret sisteminde reform şart. Kalkınmakta olan ülkelerin mallarına uygulanan yüksek gümrük duvarlarının indirilmesi gerekiyor. Gümrük duvarları kalkınmakta olan ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor. Sırf bu yüzden bu ülkeler yılda 24 milyar dolar kaybediyor. Yatırımlara verilen dolaylı zararlarla bu bedel 72 milyar dolara çıkıyor ki, bu rakam 2003'te dünyada yapılan tüm resmi yardımların değerine eş.
    Ateşli silahlar yasak: Çatışma olasılığı yüksek ülkelere daha çok yardım yapılması, dünyada ortak güvenliğin sağlanması için ortak politikalar oluşturulması gerekiyor. Kolayca çatışma yaşanan yerlere küçük ateşli silah ihracatının derhal yasaklanması şart.