500 milyon dolara çıkacak

'Özyeğin Üniversitesi'

Yunanlılara sattığı Finansbank'ın yönetim kurulu başkanlığını sürdüren Hüsnü Özyeğin, üniversite kuracak. 'Özyeğin Üniversitesi'nin 2007'de açılacağını belirten Özyeğin, "Kubbede bir hoş sada kalsın istedim" dedi. Kuruma 300 ile 500 milyon dolar arasında bir yatırım yapılacağı
belirtiliyor.
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

İSTANBUL - Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnüs Özyeğin, bankasının yüzde 46 hissesini 2.8 milyar dolara Yunanlı NBG'ye (National Bank of Greece) sattığı için müşterilerin olumsuz bir tavır göstermediğini belirterek 'Satış sonrası Finansbank'ın verdiği 2 milyon 340 bin adet kredi kartının yalnızca 26 tanesi iptal edildi' dedi. Bankasının çoğunluk hissesinin NBG'ye devir işleminin tamamlanmasından sonra basınla sohbet toplantısı düzenleyen Özyeğin çeşitli konularda şu görüşleri dile getirdi:
OLUMSUZ TAVIR GÖSTERİLMEDİ: 2005 yılının ağustos ayında Türkiye'de bu konuda bir araştırma yaptırmışlar. Oradan çıkan sonuçlar bir Türk bankasına talip olması konusunda onları cesaretlendirmiş. Zaten satışın açıklanmasından sonra bizim cephede bir sıkıntı olmadı. 2 milyon 340 bin kredi kartımızdan sadece 26'sı iptal edildi. Call Center'ı arayıp bankayı Yunanlılara sattığımız için iptal ettiklerini söylemişler. Söyledikleri bu. Mevduat çekilişi de kesinlikle olmadı. 2006'nın ilk altı ayında da mevduatımızda sebebini bu satışa bağlamıyorum ama diğer bankaların çok üzerinde artış var.
BANKAYI NEDEN SATTIM?: İyi fiyat buldum mu her malımı satarım diyecek kadar duygu yoksunu değilim. Ancak bankacılık Türkiye'de son beş yılda her yıl yüzde 40 büyüdü. Biz de sektörün 10-15 puan üzerinde büyüyoruz. Şu anda Türkiye 360-380 milyar dolarlık bir ekonomi. 2010'da bu rakam 500 milyar dolar olacak. Finansbank'ın bugün 1.2 milyar dolar olan sermayesinin bu büyüme hızıyla 2010 yılında 4.5-5 milyar dolara ulaşması söz konusu. Türkiye benzeri ülkelerde istikrar gelince büyüme hızlı olur. Böyle bir büyüme sürecinde yüzde 56 hissenin sahibi olarak kalmakta ısrar etmem bankanın gelişmesine engel olacaktı. Ya gereken sermayeyi aktarmakta zorlanacağımız için banka hızlı büyüyemeyecekti, ya da ben hissemi azaltıp buna imkân sağlayacaktım. Önümüzdeki 10 yıl hem Finansbank, hem de diğer Türk bankaları için önemli bir fırsat penceresi sunuyor. Finansbank'ın bu fırsatları kaçırmasını istemedim ve güçlü bir ortağı bu nedenle aldım.
NEDEN YUNANLILAR? Finansbank'a çok sayıda talip vardı. Ancak biz bu satışı yaparken fiyatın yanı sıra iş yapma biçimi ve şirket kültürünün benzer olmasına da çok dikkat ettik. Bu anlamda bize en çok benzeyen NBG idi. Bazı talipler yurtdışındaki bankalarımızın hiçbirini istemedi. Bazıları birkaçını istedi. Ancak o durumda da hesaplar karışacaktı. Bu nedenle olay Türkiye'deki banka üzerinde yoğunlaştı. NBG bize yönetim tarzında bir değişiklik olmayacağını da ifade etti. Türkiye'deki bazı banka satışlarında yönetimin çeşitli birimleri satın alan bankanın merkezindeki birimlerde irtibatlandırılıyor. Bu olmayacaktı. Biz de kredilendirme ve müşteri portföyüne ilişkin bazı soruların cevabını istedik. Biliyorsunuz Finansbank Anadolu'da çok güçlü. Biz Gaziantep'te, Kayseri'de, Denizli'de, Konya'da KOBİ'lerle çok iyi ilişkiler içindeyiz. Biz KOBİ'leri en zor günlerde, ne 1994'te ne 2001 krizinde bıraktık. NBG'ye bu şirketlerin bilanço durumları sıkıntılı olabilir, bir miktar kayıtdışılık söz konusu. Siz bunları nasıl karşılarsınız. Bunlar bizim iyi müşterimizi ve kredi veriyoruz dedik. NBG'nin başkanı Takis de bana 'Hüsnü aynen bizde de böyledir. Endişe etmeyin' dedi. Tüm bunları düşününce en iyi uyumun NBG ile olacağına karar verdik. Finansbank, NBG'nin en büyük yurtdışı yatırımı ve bu satınalma onları daha da uluslararası hale getirdi. Yabancı fonların payı da yüzde 42'den yüzde 46'ya çıktı.
NBG İÇİN ÖNEMLİYİZ: Finansbank NBG yerine çok büyük bir bankaya satılmış olsaydı önemi azalırdı. Çünkü o bankanın aktiflerinin yüzde 2-3'ü olsaydı Finansbank'ın aktiflerinin toplamının önemi azalırdı. Halbuki bugün aktif büyüklüğümüz NBG'nin aktif büyüklüğünün yüzde 13-14'ü. Daha önemlisi piyasa değerimiz. Piyasa değerimiz NBG'nin piyasa değerinin üçte biri. Bu da bizi onlar için önemli kılıyor.
EMEKLİ OLMAYACAĞIM: NBG benim de yönetim kurulu başkanı olarak devam etmemi istedi. Zaten hâlâ bankada hissemiz var. Ama benimle yapılmış bir sözleşme yok. Zaten ben bankacılık hayatımda hiçbir zaman sözleşme imzalamadım. Benim anlaşmalarım güven esaslıdır. Yanımdaki üst düzey elemanlar için de bu geçerlidir. Emekli olmayacağım. Bankanın garajına bundan önce olduğu gibi bundan sonra da her sabah en erken otomobil benimki olacak. Ancak günlük işleyişin biraz dışına çıkacağım. Daha çok staretejik konularda karar verici olacağım. Finansbank'ın bundan sonraki başarısı da benim için çok önemli. Bugün için NBG'de bir görev ya da taahhüt altına girmemiz söz konusu değil ama ileride neden olmasın.
YURTDIŞINDAKİ BANKALARIMIZA YOĞUNLAŞACAĞIZ: Finansbank ismini Türkiye dışında iki taraf da artık kullanmayacak. Yurtdışındaki Finansbankların isimleri ve logoları değişecek. Bu konuda bir Türk danışmanlık şirketi çalışmaya başladı. Bu bankaları Finansbank'a 600 milyon dolar ödeyerek satın aldık. Bu bankalar sermaye sınırında oldukları ve biz de taze para koymadığımız için potansiyellerini realize edemiyorlardı. Şimdi sermayelerini artırıp daha iyi kazanan bankalar haline getireceğiz. Fiba Holding olarak iyi yaptığımız birçok iş var. Bunlardan biri de Marks and Spencer. Şirket Rusya ve Ukrayna'yı da bize verdi. Rusya'da şu eanda iki mağazamız var. Bu sayı önümüzdeki yılın mart ayına kadar 10'e çıkacak. Türkiye'de ise 120 milyon dolar ciro yapan 27 mağazamız var. Rusya'da da 2008 sonunda Türkiye cirosunu yakalarız. Romanya'da da hem inşaat, hem alışveriş merkezi işimiz devam ediyor.
YENİ GİRİŞİMLERİ DESTEKLEYECEĞİM: Bundan sonra gelecek vaat eden, ilginç alanlarda faaliyet gösteren şirketleri destekleyeceğim. Bu özel sermaye (Private Equity) şeklinde olacak. Yabancı özel sermaye şirketleriyle birlikte veya yalnız başımıza da bu işi yapabiliriz. Ancak bir girişim sermayesi gibi sıfırdan veya çok küçük şirketlere katılm şeklinde değil de belirli bir hacme ulaşmış yapılara iştirak şeklinde olacak. Bu arada tesadüflerle girdiğimiz inşaat sektöründe de faaliyete devam edeceğiz. Burada işi inşaat şirketlerine yaptırıyoruz. Biz bir gayrimenkul geliştirme şirketi (devoleper) olarak faaliyet göstereceğiz. Tepe Grubu'ndan satın aldığımız dört alışveriş merkezini geliştirmeyi sürdüreceğiz. Turizme de devam edeceğiz. Ancak müşterilerimizle rekabet etmeyi kesinlikle düşünmediğimiz için Antalya gibi sahil şeridine kesinlikle gitmeyeecğiz.
KÜLTÜREL ZENGİNLİKLER İÇİN VAKIF KURACAĞIM: Biz Pera'nın 1491 yılında yapılan ve en eski binası olan Galata Mevlevihanesi'nin restorasyonunu yapıyoruz. Bu sırada Türkiye'nin kültürel zenginliğini ortaya çıkarmak için bir vakıf kurmaya karar verdik.



İlk uğur kredisi Vehbi Koç'a
Özyeğin 41 günde kurduğu ve 26 Ekim 1987'de İstanbul Gümüşsuyu'nda faaliyete geçen Finansbank'la ilgili şu anısını unutamadığını söylüyor:
"Açılışta iki davetli vardı. Birisi Türk sanayiinin duayeni rahmetli Vehbi Koç, öbürü de Türk bankacılık dünyasının duayeni rahmetli Kazım Taşkent'ti. Saat 09.00 gibi davet ettim 11.00'de açılış yaptık. Vehbi beye çok önem verdiği Tat için o zamanın parasıyla 1 milyon TL uğur kredisi verdim. Şahsi imzasını istedim vermedi. Açılış sonrası Divan Oteli'ne gitmesi için kendisine makam aracım olan Doğan marka otomobili tahsis ettim. Hoşuna gitti. Çünkü banka kuran birinin ilk adımda Mercedes ya da başka pahalı bir otomobili seçmemesi kendisini memnun etmişti."
Özyeğin bundan sonraki iş yaşamında da Vehbi Koç'u örnek alacağını belirterek şunları söylüyor:
"Bundan sonra da Vehbi beyi örnek alacağım ve çalışmaya devam edeceğim. Vehbi bey de hatırlarsanız vefatından önce Antalya Migros'u dolaşmış daha sonra döndüğü Talya Otel'de hayata gözlerini kapamıştı."


Özyeğin Üniversitesi 2007'de geliyor
Türkiye için eğitimin önemini vurgulayan Özyeğin 2007 yılında önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza atacak. 'Özyeğin Üniversitesi' 2007 yılının sonbaharında kapılarını öğrencilere açacak. 'Kubbede bir hoş seda kalsın istedim' diyen Hüsnü Özyeğin şunları söylüyor:
"İlk kez bir girişime ismimi veriyorum. 2001 krizi Türkiye'de üniversite kurma hayalimin altı yıl ertelenmesine sebep oldu. Geçen sene ağustosta tekrar çalışmalara başladık. Önümüzdeki sene eylülde öğrenci almayı planlıyoruz" dedi.
'Özyeğin Üniversitesi' adını alacak kurum Türkiye'nin gerçeklerine cevap verebilecek, yenilikçi, yaratıcı vizyon ve özgüven sahibi mezunları olan, uluslararası kimliği bulunan, Rusça ve Çince gibi dillere önem veren, Avrupa Birliği'nde göç alacak ülkelerin de ihtiyaç duyacağı eleman yetiştiren bir üniversite olacak. Özyeğin, "Bunun için önemli kaynak ayırmayı planlıyoruz. Yönetebileceğimiz kadar dersem daha doğru olur. Şimdiye kadar hiçbir şirkete adımı koymadım ama buna koymak istiyorum. İstanbul'da üniversite için yer arıyoruz. Kampüs alanının 100 dönüm olmasını istiyorum. Herhalde kiralık bir yerde başlayacağız" diye konuştu.
Gruba yakın çevreler Özyeğin'in üniversite için 300-500 milyon dolar arasında bir yatırım yapacağını ifade ediyor.