'60 milyar dolar, müdahale için var'

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın bütün dünyayı etkilediğini ama dalga boyunun Türkiye'de daha büyük olduğunu vurgulayarak...

ANKARA - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın bütün dünyayı etkilediğini ama dalga boyunun Türkiye'de daha büyük olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin neden daha fazla etkilendiğini bir kere herkesin kendisine sorması gerektiğini söyledi.
Hisarcıklıoğlu, Merkez Bankası Başkanı da dahil olmak üzere, Türkiye'de hiç kimsenin kur seviyesiyle ilgili bir rakam açıklaması yapamayacağını vurguladı. Hisarcıklıoğlu, "Dalgalı kurda kimsenin, 'Doların fiyatı şu olacak. Şuraya oturması normaldir' demesi olmaz" diye konuştu.
'Yönlendirmeye dikkat'
Merkez Bankası'nın bugün için sahip olduğu döviz rezervinin 60 milyar dolar seviyesinde olduğunu anımsatan Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "Bu döviz rezervini zamanında alırken niye aldılar? Gerekirse müdahale etmek üzere. Alırken de müdahale değil miydi? Alırken de müdahaleydi, satarken de müdahale.
Alırken kimse eleştirmiyor da satarken mi eleştirecek? Kim, hangi pozisyonu aldıysa, o tarafa doğru yönlendirme içinde. Ona dikkat etmek lazım. Bir kişi kazanıyor, 72 milyon kaybediyor."
Rifat Hisarcıklıoğlu, 18-19 Kasım'da İstanbul'da yapılacak Dünya Türk İşadamları Kurultayı'na ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hisarcıklıoğlu, kurun bu seviyelerde kalması halinde maliyet enflasyonunun yükseleceğini, muhakkak maliyetlere yansıyacağını belirtti. Hisarcıklıoğlu, sanayici ve ihracatçıları da kurdaki artışın sağladığı satış kolaylığı rehavetine kapılmamaları, esas sorunlarından uzaklaşmamaları çağrısında bulundu.
43 milyar dolarlık azalma
Bütün dünyada yaşanan ancak Türkiye'de daha fazla etkilenen dalgalanma nedeniyle İstanbul Borsası'ndaki Türk şirketlerinin değerinin 43 milyar dolar gerilediğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bunun sadece hesap edilebilen rakam olduğunu, görünmeyen kayıplarla toplam zararın daha çok olduğunu savundu.
Rifat Hisarcıklıoğlu, "Yani Türkiye'nin serveti 43 milyar dolar azalmıştır. Herkes çok dikkatli olmalı. Siyaset mi, ekonomi mi? Fakitleşmenin kimseye faydası yok, zenginleşirsek hepimiz kazanırız. Siyaseti hiçbir zaman ekonominin önüne geçirmemeliyiz" dedi.
Ekonominin beklentilere dayandığını, bu nedenle beklentilerin iyi yönetilmesi gerektiğini ifade eden TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye'de bir süredir makroekonomik göstergelerin unutulmaya başlandığını belirtti.
'Fatih Özatay'ı okuyun'
'Enflasyonda revizyon gerekir mi' sorusu üzerine Rifat Hisarcıklıoğlu, Radikal Gazetesi köşe yazarı Fatih Özatay'ın bu konudaki yazılarının çok iyi okunmasını önerdi. TOBB Başkanı, Prof. Dr. Fatih Özatay'ın tespitlerine göre çekirdek enflasyonun yönünün hâlâ aşağı olduğunu, ama beklentilerin iyi yönetilememesi halinde bu görünümün bozulabileceğini de ifade etti.
TOOB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, beklentilerin olumluya çevrilebilmesi için mikro yapısal reformların bir an önce yapılması gerektiğini vurguladı. Hisarcıklıoğlu bir soru üzerine de hükümetin 4 milyar 500 milyon YTL'lik ek tedbirleri tasarrufla sağlaması gerektiğini, Türkiye'nin bundan sonra herhangi bir vergi artışına tahammülü olmadığını ifade etti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, son olarak Merkez Bankası'nın faiz artırma kararı almasının kaçınılmaz olduğunu anlattı.
'Ders çıkarmamız lazım'
Rifat Hisarcıklıoğlu, piyasalardaki dalgalanmanın aslında herkes için bir sinyal olduğunu belirterek şunları söyledi: "Kanaat önderleri, yönlendiriciler, herkes için müthiş bir sinyal verdi. Bundan ders çıkarmamız lazım.
Gündemin birinci maddesinin 'ekonomi' olması gerek. Biz de dış konjonktürün yanında, esas dalga boyunun yüksek oluşunun nedeni; iç konjonktür. Bütün dünya bundan etkilendi, ama kendi gündemimizi biz etkiliyoruz, biz oluşturuyoruz. Kendi kararlarımızı, hareketlerimizi ona göre belirliyor olmamız lazım.
Ekonomi matematik ilmine dayanır, ama matematikteki gibi iki çarpı iki dört değildir. Beş senede gördük ki biz beklentileri yönetmeliyiz. İşin özü bu. 2001 yılına göre ekonomimiz çok güçlü. Kırılganlık yok mu dersek? Tabii var. Kırılganlık var, ama 2002 ile mukayese etmek mümkün değil. Yani burada kötüyü satın almamak lazım. İyiyi satın alırsak iş iyiye, kötüyü satın alırsak kötüye gider."