AB: Krizde iyi dayandınız, notunuz daha yüksek olmalıydı

AB: Krizde iyi dayandınız, notunuz daha yüksek olmalıydı
AB: Krizde iyi dayandınız, notunuz daha yüksek olmalıydı

AB Komisyonu ?Türkiye?de büyüme ve ekonomik kriz: Çalkantılı dönem geride mi kalıyor?? isimli rapor yayımladı. Komisyon, ?Türkiye AB?yi yakalama sürecine girdi? dedi.

AB'ye göre Türkiye, krizde rating kuruluşlarının kendisine verdiği nottan çok daha iyisini hak etti. Ekonomiye övgüler düzen AB 'Ancak reformlara devam etmelisiniz' dedi

BRÜKSEL - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu (IMF) kaynağı kullanmadan küresel krizi tek başına göğüsleyebilmesinin ‘en büyük başarı’ olduğunu belirtti. “Türkiye’de büyüme ve ekonomik kriz: Çalkantılı dönem geride mi kalıyor?” başlıklı raporunda II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Türk ekonomisini analiz eden AB Komisyonu, 2002 yılına kadar ‘zayıf ve kırılgan’ kalan Türkiye’nin ekonomik göstergelerde son yedi yılda sonra gerçek anlamda AB’yi yakalama sürecine girdiğini bildirdi.
Türkiye ekonomi tarihinden ve 2001 krizinden bahsedilen raporda, 2002-2007 döneminde IMF ve AB destekli reformlar güçlü ifadelerle övülürken 2007-2008 döneminde, “Türkiye’deki seçimlerin yarattığı siyasi belirsizlik, iç reformlarda ve AB ile müzakerelerde yavaşlama yanında küresel koşulların kötüleşmesi nedeniyle” ekonominin kademeli olarak yavaşladığı hatırlatıldı. AB Komisyonu raporunda Türkiye özetle şöyle anlatılıyor:

* Küresel krizde Türkiye kredi derecelendirme kuruluşlarının kendisine verdiği nottan çok daha iyisini hak etti.

* Bu dönemde dövizdeki oynaklık Brezilya, Güney Kore, Polonya ve Macaristan’dan daha az oldu. İMKB’deki düşüş Polonya ve Macaristan borsalarındaki kaybın gerisinde kaldı. Türkiye’nin risk primindeki düşüş gelişmekte olan diğer ülkeleri solladı.

* Krizde Türkiye’de ihracat ve sanayi üretiminin, son aylardaki toparlanmasıyla birlikte gelişmekte olan diğer ülkelerin ortalamasına kıyasla genelde daha iyi performans gösterdi.

* 2001 krizinin ardından yeniden yapılanan Türk bankacılık sektörü küresel krize avantajlı girdi.  Bankacılık sektörü birçok açıdan güçlü: ABD’deki riskli kredilerle hemen hiçbir bağlantısı yok, sermayeleri büyük ölçüde mevduatlara dayanıyor ve uluslararası fonlamaya bağımlı değiller. Tüketici kredileri toplamı düşük, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 10’u kadar ve döviz riskleri iyi muhafaza altında. Güçlü sermaye yeterlilik ve karlılık oranlarına sahipler. Şu ana kadar sağlam duruyorlar, reel sektördeki felaket nedeniyle önemli bir kayıpları yok.

* Kriz başladığında Türkiye için en büyük endişe büyük cari açığın ve özel sektörün devasa döviz borçlarının finansa edilemeyeceği korkusuydu. Türkiye’nin dış ödeme yükümlülüklerinde zorlanacağı kaygısı boş çıktı. Krizde iç talebin daralması ve enerji fiyatlarındaki gerilemeyle cari açık hızla azaldı. Ekonomiye güvenin göstergesi olarak milyarlarca dolar kayıtsız sermaye girişi oldu. Bankalar kolaylıkla dışarıdan borçlanmayı ve borçlarını ödemeyi sürdürebildi. 2001 krizinde yaşananların tam tersine döviz yükseldiğinde halk döviz satarak gidişatı tersine çevirdi.

* Küresel krizde Türkiye iç ve dış şoklara karşı çok daha dirençli olduğunu gösterdi,

* Geçmişte yaşadığı mali krizlerin aksine Türkiye IMF’ye ihtiyaç duymadan krizi kendi başına göğüsleyebilmesi en büyük başarı.

* Türkiye birçok engeli aşmayı başardı fakat büyüme potansiyelini tamamen yakalayabilmesi için reformları sürdürmeli. 

* AB süreci (Türkiye’nin gelişmiş ülkeleri) yakalama sürecinin geçmişe kıyasla daha hızlı ve az engebeli olmasına katkı yapabilir. (aa)