'ABD ve Avrupa'da faiz yükselmeden ekonomiler iyileşti diyemeyiz'

'ABD ve Avrupa'da faiz yükselmeden ekonomiler iyileşti diyemeyiz'
'ABD ve Avrupa'da faiz yükselmeden ekonomiler iyileşti diyemeyiz'

Uluşahin, ?Bankalar mevduat tabanını kaçırmamak için Merkez Bankası?nın faiz indirimlerini mevduat faizlerine yansıtamıyor. Bu yüzden Merkez Bankası faizini 6?lara indirirse bankalar mevduat faizini ancak yüzde 9?lara çekebilir. Bu durumda kredi faizleri yüzde 15-16?lara büyük firmalar içinse 11-12?lere iner? dedi.

Global krizde dibe ulaşıldığını söyleyen Şekerbank CEO'su Uluşahin, 'ABD ve Avrupa'da faiz artırımının ertelenmesi iyileşmenin daha başlamadığına işaret ediyor' dedi Türkiye ekonomisinde toparlanma işaretleri gördüklerini, tüketim ve kredi talebinin arttığını da söyleyen Uluşahin'e göre sonbahar ayları Türkiye açısından kritik önemde
Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

İSTANBUL - Şekerbank İcra Kurulu Başkanı (CEO) ve Genel Müdürü Meriç Uluşahin, global ekonomilerde iyileşmeden bahsedilebilmesi için Amerika ve Avrupa’da faizlerin yükselmesi gerektiğini belirterek, “Faiz artırımları ertelendikçe ekonomilerdeki iyileşmenin daha başlamadığını düşünüyorum” dedi.
Türkiye’nin ise bu global kriz ortamında ‘daha şanslı ülkeler’ listesinde yer aldığına işaret eden Meriç Uluşahin, yılın ilk çeyreğine göre son dönemde tüketimde artış yaşandığına, bunun yanı sıra birey ve şirketlerin kredi taleplerinde de kıpırdanma başladığına dikkat çekiyor. 

Sonbahar aylarına dikkat!
‘Sonbahar ayları Türkiye açısından önemli’ diyen Meriç Uluşahin, önümüzdeki dönem dolar kurunun 1.40 TL’nin altına inmesinin zor olduğunu, mevduatını kaçırmak istemeyen bankalar yüzünden aylık mevduat faizlerinin ise yüzde 9’ların altına inmesini beklemediğini söylüyor. 
Global kriz ve Türkiye’ye ilişkin sorularımızı yanıtlayan Şekerbank İcra Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Genel Müdürü Meriç Uluşahin, kredi, mevduat, faiz oranları, döviz gibi çok merak edilen konularda şu değerlendirmelerde bulundu:
Global kriz bir süre yatay seyredecek: Global kriz bitti demek için çok erken ve iyimserlik gibi geliyor bana. Ama buradan daha fazla dip yapar mı ben yapmayacağını düşünüyorum. Bir süre yatay seyir korunacak. ABD’nin bazı ekonomik verilerinde hafif toparlanmalar görülüyor. Son iki çeyrektir gelen datalara göre son gelen datalar biraz daha talebin arttığını gösteriyor. Geldiğimiz noktada şunu söyleyebilirim artık sistematik kriz bitti.
Borsalarda eski yükselişler olmaz: Ama tüketimin canlanması biraz zaman alacak gibi. Bizler borsalarda artık eskisi gibi hızlı yükselişler görmeyeceğiz. Kımıldamaları göreceğiz. Küçük adımlarla olacak eski yükselişler olmaz.
Emtia fiyatlarına dikkat: Son dönemde emtia fiyatları yükseliyor. Petrol, bakır, demir gibi tüm emtia fiyatlarında yükselişler yaşanıyor. Ancak bu ekonomilerin hareketlenmesinden ziyade daha çok Çin’in parasını kullanmak için yeni alanlar araması ve buralara yönelme çabası. Yani talebe bağlı bir yükseliş yaşanmıyor. Biraz suni çıkışlar oluyor.
Faiz yükselmezse ekonomiler iyileşti denemez: ABD ve Avrupa’da ekonomiyi kurtarmak adına çok para pompalandı. Bu paranın yeniden sistemden çekilmesi için faizlerin yükselmesini bekliyoruz. Bu ertelendikçe aslında ekonomideki iyileşmenin daha başlamadığına işaret ediliyor diye düşünüyorum.
Krizde ikinci dip beklemiyorum: Krizde ikinci bir dip de beklemiyorum. Bu kriz bir süre yatay devam edecek ve gecikmeli, açısı daha dar bir düzeltmeye gidecek.
Ekonomide toparlanma görüyoruz: Türkiye’de krediler neden daha hızla aşağı gelmedi çünkü bunda şirket ve bireylerin artan risk primi etkili oldu. Bankalar artan risklerini fiyatlarına yansıtıyorlar. Şimdi elimiz biraz daha açıldı. Ekonomideki küçülmenin biraz toparlandığını görüyoruz. Orada yukarı giden trend görülürse krize dayanabilen bu tip firmalar da toparlanacaktır.
Sonbahar kritik önemde: Ekim ayında IMF toplantıları var. Buna ilişkin iki türlü beklenti oluştu. Vergilerle ilgili düzenlemeler sonrasında ekimde IMF ile yeni bir anlaşma yapılabilir beklentisi arttı. Ama ekonomik verilerin iyileşmesi Hükümetin IMF ile anlaşmaya yanaşmaması için elini de kuvvetlendiriyor.
Yani Hükümet sağlam bir bütçe ile çıkabilirse o zaman IMF programı olmasa bile sıkıntı yaşanmaz. Ama hem IMF’siz, hem de iyi bir bütçe ile çıkamazsak o zaman sıkıntı var. Bu iyileşmenin yeniden geri dönüşünü görebiliriz.
O yüzden sonbahar kritik bir dönem. Orada ya beklentiler IMF olacak, yada hükümetin sağlam bir maliye politikasını gösteren programla geliyor olması lazım.
En büyük risk ise hem IMF olmayıp, hem de hükümetin iyi bir mali program açıklamaması...
Ama şu anda piyasa oyuncuları IMF ile bir anlaşma ihtimalini daha yüksek görüyor. Ama olmazsa da piyasanın morali bozulmaz sadece hükümet sağlam orta vadeli bir programla gelsin.
Ekonomiyi müşterilerimizden izliyoruz: Ekonomiyi müşteri tarafından gelen sinyallerle izliyoruz. Kredi talebinden tüketici kredilerinden görüyoruz. Çeklerin dönüş dengesinden görüyoruz. Önce aksaklıklar burada başlıyor sonra ekonomik verilere yansıyor.
Tüketimde kıpırdanma başladı: Şu anda tüketim tarafında biraz kıpırdanma görüyorum. Ama ağustos ayı ramazan olacağı için yeniden yavaşlama yaşanacak.
Maketten ev satışı kesildi,  bitmiş evlere talep başladı: Tüketim tarafı derken örneğin bireysel tarafta ev kredilerinde inşaat firmalarıyla yaptığımız görüşmelerde bu kıpırdanmayı görüyoruz. Eski heyecanlar yok ama geçen yılın sonundan itibaren herşey çok durmuştu. Örneğin projeden ev satma talebi kesilmişti. Şimdi çok rağbet gören yerler dışında projesi başlamayan maketten yapılan satışlar artık kalmadı.
Belli bölgelerde tamamlanmış konutlara talepler başladı. Sıfırdan maket satışları hâlâ yok.
Çünkü hâlâ ‘acaba bu proje biter mi?’ diye o inançsızlık var. İnsanlar projeleri görmek istiyor. Bu dönemde bir fırsat olduğunu düşünen ve cebinde parası olanların konut talebi var bir de ihtiyaç nedeniyle alanlar var. Eskisi gibi fiyatlar yükselecek ben kredi alayım üçüncü evimi alayım fiyatlar zaten yükselecek daha yukardan satarım diyenler kalmadı.
Şirketler kredi talep etmeye başladı: Krizin zirve yaptığı günlerde bankalar kredi vermiyor eleştirileri yapıldı. Ancak o dönem büyük firmaların kredi talepleri durmuştu. Şimdi orada yeniden talepler gelmeye başladı. Şimdi bankalar da eskiye göre bu taleplere daha sıcak bakmaya başladı. Çünkü bankacılık sektörü için önemli bir kaynak olan sendikasyonlar aralık ayı ve yılın birinci çeyreğine göre daha rahat. Ayrıca yurtdışındaki bankaların da Türkiye’ye bakışları daha farklı oldu. Sistematik kriz de biraz durulduğu için o battı, bu battı beklentisi ortadan kalktı. Piyasalar bu açıdan rahatlamış görünüyor. Bankalar da kredi talebine daha sıcak bakıyor.
Döviz kredilerinde de biraz kıpırdanmalar oldu. Marjlar daralmasına karşın kurlardaki düşüşle yeniden cazip hale geldi.
Kredi talebi enerji sektöründen: Kredi tarafında en çok talep enerji projelerinden geliyor. Hâlâ talep var. Şirketin yatırımı vardı krizde durdurmuştu şimdi yeniden başlatanlar oldu. Bu talep çok ciddi değil ufak ufak başladı. Ödemesiz dönem yapabiliyorsak vadeyi açıyorsak faizde cazip olabiliyorsak kredi talebi geliyor. Kredi tarafında mayıstan bu yana kıpırdanma var.
Orta ölçekli şirketler kredi kullanamıyor: Orta ölçekli şirketler tarafında kredi talebi ise nispeten daha az. Çünkü bankalar orada daha temkinli gidiyorlar ve şirketlerden teminat istiyorlar. Bu firmaların büyük firmalara göre teminat sağlama imkânları ise daha kısıtlı. Orada kredi talebinde kıpırdanma daha yavaş.
Kredi faizleri daha hızlı düşecek: Eskiye göre faiz indirimleri kredi faizlerine daha hızlı yansıyacak. Krizin en derin olduğu dönemdeki baskı biraz bankaların üzerlerinden kalktı gibi. Bankalarda ekonomideki ve kredi talebindeki bu sınırlı kıpırdanmaları gördükçe biraz daha faiz indirelim demeye başladı. Biraz rekabet bile başladı diyebiliriz. Krizde sadece büyük firmalarda rekabet olmuştu.
Şube açılışları hızlanacak: Şube açılışlarında biraz hareketlenme olacak. Şube açılımları da bir süredir durmuştu. Son çeyrek veya 2010 ilk çeyreğinde şube açılışları olacak gibi görünüyor.
Bankalar mevduat müşterisini kaçırmak istemiyor: Bankalar mevduatlarını kaçırmak istemiyor. Çünkü müşteri faizlerin indiği yerde alternatif yatırım araçlarına yöneliyor. Gayrimenkul döviz veya başka yatırım araçları gündeme gelecek. Bu nedenle bankalar Merkez Bankası faiz indirimlerini mevduat faizlerine yansıtamıyor. Çünkü müşterilerinize kredi olarak verecekseniz TL tabanınızı kaybetmemeniz lazım. Yurtdışı kaynak bulma imkânı biraz artmasına karşın en iyi olduğumuz zamanları yakalamaktan çok uzağız. Bu nedenle bankacılık sektörü için mevduat halen en iyi kaynak olmayı sürdürüyor.
Mevduat faizleri yüzde 11’lerden 10’lara iniyor ama kredi tarafı yüzde 24’lerden 20’ye hatta 18’e daha hızlı iniyor. Yani faizdeki bu spreadler hızla daralıyor.
En büyük engel batık krediler: Bankacılık sektörünün kısa dönemde en büyük engeli batık krediler. Biz krizde ayakta durmakta zorlanan firmaların sorunlarını hissediyoruz. Önümüzdeki çeyrekte de bunu hissetmeye devam edeceğiz. Takipteki kredilerdeki artışın yılın son çeyreğine kadar devam edeceğini düşünüyorum.
Sonbahar aylarından itibaren bankaların takipteki kredi oranının azalacağını tahmin ediyorum. Ekonomi açısından sonbahar ayları gerçekten önemli. 

Şekerbank’ın hedefi KOBİ değil, küçüklerin bankası olmak
Şekerbank’ın hedeflerini de açıklayan Meriç Uluşahin, “Hedefimiz ilk 10 özel banka içinde yer almaktı. Bu arada küçük işletmelerin lider bankası olmayı hedefledik. Kobi bankacılığı demedik. Biz kobinin küçüğü ve bir altına daha çok odaklandık. Zaten KOBİ’lerde hep vardık. Şimdi bir altına yani esnaf dediğimiz mikro dediğimiz veya 3 milyon ciroya kadar büyüklüğü olan 500-600 bin kredi büyüklüğü ile yoluna devam edecek bir kesime daha çok odaklandık. Bankacılıkla hiç tanışmamış ciddi bir kesim var biz buraya odaklanmayı hedefledik. 

2010’da 10-15 yeni şube
Kriz yılında bile ağustos ayına kadar altı tane yeni şube açtıklarını söyleyen Uluşahin bu konudaki politikaları hakkında da şu bilgiyi verdi: “Yılsonuna kadar dört şube daha açacağız. Yani 2009’da toplam 10 tane şube açacağız. Önümüzdeki yılda 10-15 şube açabiliriz diye görünüyor. Tabii bunu ekonomideki büyüme küçülme etkileyecektir.” 

Kriz mevduatın önemini artırdı
Yılın ilk yarısında kârında yüzde 20’lik artışla dikkatleri üzerine çeken Şekerbank’ın faaliyetleriyle ilgili de bilgi veren Meriç Uluşahin şunları söyledi:
“Bizim bilançomuzun en önemli yanı sürdürülebilir kârlılık. Yılın ilk yarısında kârımız yüzde 20 artarak 103.2 milyon TL’ye ulaştırdık. Bizim sadece menkul kıymete dayalı değil aynı zamanda krediye de bağlı gelirlerimiz var. Bankamızda mevduatın krediye dönüşüm oranı yüzde 85-86 gibi yüksek bir seviye. Krizin bankacılara hatırlattığı en önemli şey ise bankacılığın müşteri tabanlı olması. Yani kriz, kaynağı müşteriden alıp onu müşteriye ekonomiye sunmak olduğunu hatırlattı. Bir piyasadan borçlanıyorsunuz ancak iki, üç yıl sonra ‘Bu piyasa var mı?’ sorusunun yanıtını bilmiyorsunuz. Zaten bu krizde de en büyük sıkıntı buradan çıktı. Bu nedenle mevduat bankacılığı çok önemli bir noktaya geldi diye düşünüyorum.
Vade kısa olsa bile mevduatın yenilenmesi durumunda aslında kendi içinde uzun bir kaynak haline de geliyor. Şekerbank’ın en kuvvetli tarafı bu diye düşünüyorum.
Kriz bile olsa büyüme stratejimizden vazgeçmiyoruz dedik yılsonu için aktiflerde yüzde 8-10’luk kredilerde ise yüzde 12-15’lik büyüme hedefledik. Bunu planlarken, ilk çeyrekte dururuz ikinci çeyrekte biraz kıpırdanırız üç ve dördüncü çeyrekte hızlanırız diye öngördük. Buna uygun gidiyoruz. Aktifimizi büyütürken de kredi tarafında orta, küçük ve mikro denen Anadolu’da yaygın müşteri profiline ulaşmayı hedefliyoruz. Orada biraz daha niş alanlar seçmeye özen gösteriyoruz.
Her türlü ticari ve bireysel tüm kredilerde varız. Bunun dışında niş alanları seçtik. Eko Kredi ile tarım, enerji, yalıtım kredileri yani enerji verimliliğini artıran çevreyi koruyan  kredi paketleri oluşturduk. 

Finans merkezi Avrupa’dan kayıyor
Uzun yıllar finansın merkezi olan Avrupa’nın artık kan kaybetmeye başladığına da dikkat çeken Meriç Uluşahin, şu değerlendirmede bulundu:
“Finansın merkezi Avrupa’dan hafif ortaya doğru kayıyor. Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler, Eski Sovyetler Birliği ülkeleri ve Türkiye’nin de dahil olduğu merkeze doğru kayma yaşanıyor. Finansın merkezi kayıyor, yatırımlar kayıyor. Bu kriz döneminin dağılmasından sonra da bu trendin devam edeceğini düşünüyoruz. Bu anlamda Kazak bir ortak en iyi ortaktı. Onların da Uzakdoğu, Çin ve  Rusya’ya kadar ağları vardı. Tabii ki ortaklık sonrası bu ağdan da yararlandık.
Şekerbank’ın yüzde 33.98 ortağı Kazak Turan Alem Bank Securitys’in stratejik ortak olduğunu yönetim kurulunda yer almasına karşın yönetime karışmadığını da söyleyen Meriç Uluşahin, “Grubun Türkiye’ye bakışları son derece pozitif. Türkiye’de kalmaya bu şekilde devam edecekler gibi görünüyor” bilgisini de verdi.

Merkez faizi 6’ya, mevduat 9’lara iner
Uluşahin faizlere ilişkinse şu tahminde bulundu; Merkez Bankası’ndan 18 Ağustos toplantısında 0.50 puanlık bir indirim bekliyoruz. Buna göre gecelik faiz yüzde 7.25’e gelir. Orada en radikal beklenti faizin 5’e kadar gideceği yönünde. Hadi 6’larda olacağını düşünelim. Ben o zaman banka mevduat faizlerinin yüzde 10’un altına inebileceğini düşünüyorum. O zaman mevduatta yüzde 9 faiz oranları gündeme gelebilir. Kredi faizlerinde ise muhtemelen yüzde 15-16’ları, çok büyük firmalar içinse yüzde 12-11’leri konuşabiliriz. 

Dolar 1.40’ın altında zorlanır
Kurlarda 1.40’ların altında zorlanırız diye düşünüyorum. Bu seviyelere insek bile çok kalamayız. Ama IMF anlaşması olursa o zaman başka. Çünkü bu anlaşma ile Türkiye’ye taze kaynak girişi sağlanacak. Öyle bir dönemde Merkez Bankası piyasada tek alıcı olacaktır. Ama yılsonuna kadar iniş çıkışlar sürecektir, dolarda 1.40-1.42’lere kayabiliriz diye düşünüyorum. 

Mevduatta vadeler 2-3 aya uzuyor 
‘Merkez Bankası faiz oranlarında indirime devam edecek’ beklentisine ekonomiye güven eklenince  mevduatta da vadelerin uzadığını söyleyen Meriç Uluşahin, “Bu bir nevi ekonomiye güvenin göstergesidir. Biz bankacılar hep mevduat bir ayın üzerine çıkamıyor diye yakınırdık. Şimdi ilk defa şunları görmeye başladık. Son dönemde muşteriler 2-3 aylık mevduat talepleriyle bize gelmeye başladılar. Eskiden faizleri yüksek tutsak bile insanlar bir aylık mevduatı tercih ederlerdi. Şimdi ise biz teklif etmeden Merkez Bankası faiz indirecek beklentisiyle üç aya kadar olan vadelerin faiz oranlarını soran müşterilerimiz var. Tabii şu anda bunun oranı düşük. Ancak istikrarın kalıcı olacağına ilişkin endişeler ortadan kalkarsa bu tutarlılık, güven devam ederse belki mevduatta bir ay vade kırılabilir” dedi. 

Borcuna en sadık çiftçi Trakya’da
Şekerbank’ın tarımda hep çok iddialı bir banka olduğunu da hatırlatan Uluşahin, “Tarımda mutlaka varız. 70 bin civarında küçük çiftçi müşterimiz var. Bu sayı tarıma dayalı firmalarla 100 binlere ulaşıyor. Çiftçilerde batık oranları yüksek. Şu anda yüzde 3.5’ler düzeyinde. Bu nedenle kredi faizleri de farklı. Çİftçilerde aksamalar oluyor. Operasyonel olarak biraz daha uğraşılı bir alan. Ama diğer taraftan borcuna sadık ve ödeyen bir kesim” dedi.
Meriç Uluşahin’in verdiği bilgiye göre, borcuna en sadık çiftçi Trakya bölgesinde bulunuyor.