AB'ye 'plan'lı gireceğiz

Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik yolunda 3 Ekim 2005'te başlayan ve müzakere sürecinin ön hazırlığı olarak bilinen tarama sürecinde AB Konseyi'nin temel tartışma konusu olan Türkiye, bu tartışmaları kapatmak için 'sessiz' bir çalışma yürütüyor.
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik yolunda 3 Ekim 2005'te başlayan ve müzakere sürecinin ön hazırlığı olarak bilinen tarama sürecinde AB Konseyi'nin temel tartışma konusu olan Türkiye, bu tartışmaları kapatmak için 'sessiz' bir çalışma yürütüyor. AB'ye ödevlerini bugüne kadar 'program' formatında belirleyen Ankara, Başmüzakereci Ali Babacan öncülüğünde şimdi 'plan' formatına geçiyor. Bu geçiş, AB'ye üyelik sürecinde tüm kurum ve kuruluşların 'uyum kapasitesi'nin AB'ye tüm ayrıntılarıyla bildirilmesi, bu kapasitenin geliştirilmesi için atılacak stratejik adımların belirlenmesi anlamına geliyor.
Her başlık için taahhüt
Müzakere pozisyonlarına göre hangi kurumun nasıl çalışıp, nasıl değişeceğini, Türkiye'de böylelikle ne tür gelişmeler yaşanacağını gösterecek 'Ulusal Plan' üzerindeki çalışmalara hız kazandırıldı. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) koordinasyonunda gerçekleştirilen çalışmalara Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) da desteğiyle tüm bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar katılıyor. Türkiye'nin AB üyeliği sürecindeki ilk 'ulusal plan'ı olacak belge, önümüzdeki günlerde tamamlanacak ve yaz başında AB Komisyonu'na teslim edilecek.
Hazırlanacak ulusal planda, AB'nin Katılım Ortaklığı Belgesi ile Türkiye'nin önüne koyduğu tüm hedeflerin nasıl yerine getirileceği somutlaştırılıyor.
Planda, siyasi ve ekonomik kriterlerin müzakere sürecinde nasıl değerlendirileceği ve belirlenen 35 müzakere başlığında ne tür çalışmalar yapılacağı anlatılıyor. Bu plan, Ankara'nın üyelik yolunda AB'ye bugüne kadar verdiği taahhütlerin dökümünü tüm kurumlar bazında ele alıyor ve kurumların bu taahhütleri yerine getirmesi için kurum kapasitelerini geliştirmek üzere hem Türk hükümetinden hem de AB'den gelecek desteğin önemine vurgu yapıyor.
Ulusal planda, Türkiye'den iki yıl içinde ilerleme bekleyen Katılım Ortaklığı Belgesi hedeflerine 'tam uyum' sözü dikkati çekiyor. Türkiye'nin makroekonomik anlamdaki gelişimi kadar, işkence olayları, sivil-ordu ilişkisi, kadın hakları ve dinsel özgürlükler gibi alanlardaki gelişimin de, kurumların temel hedefi olacağı planda belirtiliyor. Bu çerçevede AB'ye uyum doğrultusunda TBMM'den çıkarılacak yasaların kurumların değişiminde temel rol oynayacağı anlatılıyor ve Ankara'nın her uygulamada AB denetimine açık olacağı kaydediliyor.
'AB'ye taviz vermedik'
Bu arada, kamuoyunda kimi zaman "AB'ye taviz veriyoruz" şeklinde yaklaşımlar ortaya çıktığını belirten Başmüzakereci Babacan, "Şu ana kadar hangi konuda taviz vermişiz? Yaptığımız her şey kendimiz için" dedi. AB ile müzakere süreci boyunca siyasi konuların sık sık öne çıkabileceğini aktaran Babacan, bunun sonucu etkileyeceğine inanmadığı, ancak sürecin yavaşlamasına neden olabileceğini ifade etti.
'Ayrıntı istiyorlar'
'Ulusal Plan'ın AB'nin isteği doğrultusunda hazırlandığını belirten diplomatik kaynaklar, bu isteğin anlamını şöyle anlatıyor: "Türkiye, bugüne kadarki programlarında AB ödevlerini belirledi ancak kimin, neyi, nasıl yapacağını açıkça anlatmamıştı. AB, Türkiye'deki değişimin ne kadar sürede gerçekleşebileceğini görmek istiyorlar."