'AB'yi izleyin, IMF'nin desteğine gerek olmaz'

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Türkiye'nin, AB müzakereleri çerçevesinde, ekonomik ve yapısal koşulları yerine getirdiği sürece IMF'nin mali desteğine ihtiyacı kalmayacağını söyledi.

ANKARA - Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Türkiye'nin, AB müzakereleri çerçevesinde, ekonomik ve yapısal koşulları yerine getirdiği sürece IMF'nin mali desteğine ihtiyacı kalmayacağını söyledi. Vorkink, bütçe disiplini, makroekonomik istikrar ve yapısal reformların sadece IMF'nin değil, AB'nin de istediği koşullar olduğunu vurguladı. Dünya Bankası Türkiye Direktörü, AB ile müzakere sürecinde, IMF ve Dünya Bankası'nın, Türkiye ile AB Komisyonu arasında ikincil bir role sahip kurumlar olarak görev yapacaklarını belirtti.
Türkiye'nin IMF ile yeni bir standby'a gitmesinin en önemli amacının, hükümetin ekonomide istikrarı sürdüreceğine dair kararlılığını, ulusal ve uluslararası düzeyde göstermek istemesi olduğuna işaret eden Vorkink, IMF'den alınacak krediden çok, Türkiye'nin, üç yıl daha IMF ile kendisini bağlamasının ekonomideki kararlılığını göstereceğini, bu sürecin Türkiye'yi AB'nin ekonomik kriterlerine daha da yaklaştıracağını ifade etti.
Program kararlılığın teyidi
Vorkink, "Ayrıca, AB ile müzakerelere başlayan bir ülkenin IMF ile de bir program yürütmesi, yabancı yatırımcıların (Türkiye'nin ekonomik programında değişiklik yapmayacağını göstermesi nedeniyle) daha çok Türkiye'ye gelmesine katkıda bulunur" diye konuştu. "Türkiye'nin, bundan sonraki ekonomik ve sosyal istikrarı, yapısal reformların sürdürülmesine bağlı'' ifadesini kullanan Vorkink, sosyal güvenlik, vergi, bankacılıktaki reformların, hem Türkiye'nin istikrarını kalıcı hale getireceğini, hem de AB ile entegrasyonu hızlandıracağını işaret etti.
Türkiye için orta vadede kamu yönetimi, eğitim ve istihdam piyasası reformuna ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Andrew Vorkink, şöyle devam etti:
"Kamu yönetimi reformu, yolsuzlukların en aza indiği etkin bir kamu yönetiminin yanı sıra mahalli idarelerin güçlendirilmesini de amaçlıyor. İkinci olarak mali sektör reformu, bankaların, sermaye piyasasının ve sigorta kuruluşlarının daha iyi ve sağlıklı çalışmasını hedefliyor. Sosyal güvenlik reformu, eğitim reformu, istihdam piyasası reformu, Türkiye'nin önemli reformları olacak. Bunlar, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde daha kalifiye bir işgücü olmasını sağlar."
Yabancı yatırım ümidi arttı
Hükümetin, özellikle eğitimdeki KDV'yi indirmesini olumlu bulduğunu kaydeden Vorkink, Türkiye'nin geleceğinin eğitimde olduğunu vurguladı. "Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye girişi açısından, bir yıl öncesine göre, daha ümitli bir durumdayım" ifadesini kullanan Vorkink, "Türkiye, 10 kat daha küçük Bulgaristan ile aynı düzeyde doğrudan yabancı sermaye çekiyor. Halbuki Türkiye, Bulgaristan'ın 10-15 katı doğrudan yabancı sermaye çekebilmeli" dedi.