Adım adım İmar soygunu

BDDK raporu
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun raporuna göre Uzan ailesi
İmar Bankası'nın içini şöyle boşalttı: Önce yüksek faizle mevduat toplandı. Hintli uzmanların da desteğiyle hazırlanan yazılım sayesinde genel müdürlük, şubelerin sistemine girdi ve mevduat rakamlarını küçülttü.
Şubeler de ortak
Şubeler de küçültülmüş mevduatları envantere işledi. Son aşamada ise bu hayali kayıtlar BDDK ve Maliye Bakanlığı yetkililerine sunuldu. Uzanlar bu şekilde 8 katrilyon 500 trilyon 545 milyar 799 milyon olan gerçek mevduatı 1 katrilyon 563 trilyon 171 milyar 738 milyon lira olarak gösterdi.

İSTANBUL - Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) hazırladığı ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na da sunulan 55 sayfalık rapor Uzan ailesinin İmar Bankası'nın içini nasıl boşalttığını aşama aşama ortaya çıkardı. Yıllardır süren 'boşaltma operasyonu' nedeniyle bankaya el konulduktan sonra mizanda 1 katrilyon 563 trilyon 171 milyar 738 milyon görünen toplam mevduatın gerçek miktarının 8 katrilyon 500 trilyon 545 milyar 799 milyon olduğu anlaşıldı.
Bankada büyük patron Kemal Uzan tarafından kurulan kusursuz boşaltma sistemi tarihin en büyük banka dolandırıcılığına olanak sağladı. BDDK'nın raporuna göre soygun beş aşamada yapıldı. İlk aşamada bankanın şubeleri 'yüksek faiz' reklamlarıyla mevduat topladı ve bunu kayıtlarına yansıttı.
İkinci aşamada genel müdürlük şube bazında toplanan mevduat rakamlarına sistem yoluyla ulaştı. Üçüncü aşamada ise boşatma operasyonu başladı. Genel müdürlükte Kemal Uzan ve üst düzey yönetici ekibin görevlendirdiği kişiler, bankanın bilgisayar altyapısını kuran Uzanlara ait Merkez Yatırım ve Ticaret'in geliştirdiği yazılımlarla mevduat rakamlarını küçülttü. Merkez Yatırım ve Ticaret'in polise göre Hintli uzmanların da desteğiyle geliştirdiği harika yazılım döviz tevdiat hesaplarındaki işlemlerde de kullanıldı.
Mevduat küçültüldü
Gerçek mevduatın onda biri bankanın resmi yetkililere verilen bilanço, defter ve diğer kayıtlarında yer aldı. Örneğin 31 Ocak 2003 tarihinde BDDK'ya bildirilen bilanço bakiyesinde toplam mevduat 942 trilyon 694 milyar lira iken, gerçek rakam 7 katrilyon 821 trilyon lira idi. BDDK'ya gönderilen 31 Mayıs 2003 tarihli bilançoda mevduat rakamı 864 trilyon 587 milyar lira, gerçek mevduat rakamı ise 7 katrilyon 847 trilyon lira idi. 'Küçültülen' mevduat rakamlarının yer aldığı listeler genel müdürlükten banka şubelerine gönderildi. Haziran ve ağustos aylarında yapılar iki tespitte bu farkın mevcut olduğu görüldü. Bu aşamada
'küçültülmüş' mevduat rakamlarını içeren listeler şubelere gönderildi.
İmar Bankası soygununun dördüncü aşamasında şubeler, genel müdürlükten gelen ve küçültülmüş mevduat rakamlarını içeren listelere göre envanter defterine kayıt yaptı. Şubelere gönderilen listelerde başta mevduat olmak üzere şubelerine ait verilerin 'küçültüldüğünü' gördükleri halde itiraz etmeyen şube yöneticilerinin büyük kısmının İmar Bankası soygunun figüranları olduğu ve özellikle büyük şubelerin yöneticilerinin operasyonda
aktif rol aldıkları tahmin ediliyor.
Soygunun beşinci aşamasında ise 'küçültülmüş' rakamların bulunduğu
'düzeltilmiş' defter ve diğer tüm kayıtlar hem Genel Müdürlük, hem de şubeler tarafından aralarında BDDK ve Maliye Bakanlığı elemanlarının bulunduğu resmi yetkililere sunuldu. Çok kurnazca yapılan soygunu fark
edemeyen BDDK küçültülmüş rakamlar üzerinden düzenlenen bilançoları
'sağlam' ilan etti. Maliye Bakanlığı bu bilançolara dayanarak vergi tahsil etti.
BDDK denetçileri 15 Ağustos 2003 yılında Merkez Yatırım ve Ticaret A.Ş.'de yaptıkları araştırmada bilançolarda TL mevduat ve döviz tevdiat hesaplarını küçültmeye yarayan yazılım programının varlığını tespit etti. Bu programla aynı zamanda tüm şubelerin hesaplarına müdahale etmenin mümkün olduğu otaya çıktı.
Mudiler neden fark etmedi?
Kemal Uzan tarafından yazdırılan 'becerikli' bilgisayar programı bankanın mevduat toplamını şube bazında defteri kebir hesaplarının bakiyelerini azaltmak suretiyle düşürürken, müşteri bazında izlenen hesap bilgilerine ise müdahalede bulunmuyordu. Diğer bir ifadeyle şube bilgi işlem sisteminde
bir mudiye ait hesaplar tek tek gerçek hesap bilgilerini yansıtmaya devam ettiği için şubeler işlem yaptırmak isteyen mudilerle bir problem yaşamıyordu. Yani müşteri şubeye gittiği zaman kendisine sistemden sahip olduğu paranın gerçek miktarı söyleniyor ve bu miktar üzerinden faiz ödemesi yapılıyordu.
BDDK denetçilerinin ise genel müdürlük tarafından sunulan bilanço, gelir tablosu ve mizanlara dayanarak soygunu belirlemeleri mümkün değildi. Çünkü cin fikirli Kemal Uzan'ın yazdırdığı programla üretilen tablo ve bilançolar kendi içlerinde tutarlıydı. Soygunun varlığı ancak bankanın 169 şubesinde aynı anda denetim yapılması durumunda ortaya çıkabilirdi.



Soygun nasıl yapıldı?
  • Bankanın şubeleri mevduatı toplayıp, kayıtlarına yansıttı.
  • Genel müdürlük, şubeler bazında toplanan söz konusu mevduata ilişkin rakamlara sistem yoluyla ulaştı.
  • Genel müdürlükte, Uzanlara ait Yapı Ticaret tarafından oluşturulan ve kayıtlar üzerinde her türlü oynamaya imkân veren özel yazılımlar sayesinde fiili mevduat rakamı küçültüldü. Bu rakamlar kullanılacak nihai rakamlar olarak şubelere gönderildi.
  • Şubeler bu rakamları esas alarak envanter defterlerine kayıt yaptı.
  • Bu defterler ve diğer tüm kayıtlar hem genel müdürlük hem de şubelerce ilgili mercilere (BDDK, Vergi İdaresi, TCMB) ibraz edildi. Vergi, resim ve harç gibi yükümlülükler bu rakamlar üzerinden ödendi.


    Vurgun için ilk adım 'baba Uzan'dan'
    İmar Bankası'nın baş operasyon sorumlusu bankanın patronu Kemal
    Uzan katrilyonlarca liralık vurgunun ilk adımını bankanın hem bilgi işlem, hem de muhasebe sistemini amaçlarına uygun oluşturarak attı. Türk bankacılık sisteminde genel olarak şubelerin kayıt ve raporlama sistemi genel müdürlük birimlerinden ayrı olarak yapılandırılıyor. Şubeler gerçekleştirdikleri tüm işlemlerin kayıtlarını kendileri tesis ediyor ve gün sonunda kayıtları genel müdürlüğe gönderiyor. Mutabakat sağlanması durumunda şubeler defteri kebir ve envanter kayıtlarını ve diğer tüm yasal defterlerini kendileri dolduruyor ve notere onaylatıyor.
    İmar Bankası'nda ise durum farklıydı. Bankanın bilgi işlem ve otomasyon sisteminin altyapısı yine bir Uzan Grubu şirketi olan Merkez Yatırım ve Ticaret A.Ş. tarafından oluşturulmuştu. Sistemin idame ettirilmesi, kayıt yedeklerinin (back up) muhafazası ve raporlamaya ilişkin verilerin üretilmesi yine aynı şirket tarafından gerçekleştiriliyordu.
    İmar Bankası'nda, genel müdürlük şubelerden aldığı verileri canının istediği gibi değiştiriyor ve şubelere gönderiyordu. Şubeler de değişiklikleri içeren cetvelleri ve ilgili tarihten yaklaşık altı ay sonra kendilerine gönderilen yevmiye kayıtlarını yasal defterlerin temeli olarak kabul ediyordu. Şube bazında tutulacak her türlü kayıt ve defter tümüyle genel müdürlüğün inisiyatifindeydi.
    En basit bankacılık işlemlerinde dahi şubeler sürekli olarak genel müdürlükten izin ya da onay almak zorundaydı. Şubeler faaliyetleri için zorunlu bilgileri bilgi işlem ve otomasyon sisteminden alamıyor veya bu bilgileri bilgisayar ekranından göremiyordu.
    Örneğin bankanın şubeleri mudilere ilişkin bilgilere ulaşabiliyor, ancak
    mevduat da dahil olmak üzere hiçbir bilanço hesabının anlık bakiyesini sistem online olsa bile göremiyordu.