AKP 'sınır'da anlaşamadı

Bankacılık sektörüne yabancı sermaye sınırı konusunda Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Devlet Bakanı Ali Babacan ayrı düştü. Şener, 'kişisel görüşüm' kaydını düşerek, yabancılara bankacılıkta sınır olması gerektiğini belirtirken, Babacan, Türkiye'nin hiçbir sektörde yerli-yabancı ayrımını gündeme getirmemesi gerektiğini belirtti.

ANKARA - Bankacılık sektörüne yabancı sermaye sınırı konusunda Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Devlet Bakanı Ali Babacan ayrı düştü. Şener, 'kişisel görüşüm' kaydını düşerek, yabancılara bankacılıkta sınır olması gerektiğini belirtirken, Babacan, Türkiye'nin hiçbir sektörde yerli-yabancı ayrımını gündeme getirmemesi gerektiğini belirtti.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda devam eden Bankacılık Kanunu tasarısı görüşmesi sırasında soruları yanıtlayan Babacan, Türkiye'nin hızlı büyüyen ekonomisi, genç ve dinamik nüfusu ile tüketici kredileri açısından cazip bir ülke olduğunu söyledi. Nitekim son zamanlarda tüketici ve konut kredileri ile KOBİ'lere açılan kredilerde büyük bir artış yaşandığını, bu artışın bir süre devam edeceğinin görüldüğünü kaydeden Babacan, bankacılık sektörüne ilgi gösteren yabancılara, nedenini sorduklarında da tüketici kredisi ve KOBİ potansiyelini anlattıklarını belirtti.
'Gerçekler görülmeli'
Türkiye'nin artık AB'ye tam üye olma yolunda ilerlediğini ifade eden Ali Babacan, böyle bir konjonktürde Türkiye'nin hiçbir sektöründe asla yerli-yabancı ayrımı yapılmaması gerektiğini dile getirdi. Kaldı ki, sektörde yabancılara bir kısıtlama getirilse bile dolambaçlı ortaklıkların gündeme gelebileceğini savunan Babacan, "Görünürde farklı, gerçekte farklı ortaklıklar söz konusu olabilir. Bunu istemiyoruz, gerçek ne ise onun görünmesini istiyoruz" dedi.
Şener ise 2005 başında yüzde 3 olan bankacılık sektöründeki yabancı payının yüzde 11'e ulaştığını, yıl sonunda bu rakamın yüzde 15'i bulacağını söyledi. 2004 yılı başından itibaren Türk bankacılık sektörüne canlı bir talep olduğunu vurgulayan Şener, bankacılık sektöründe yabancı sermayeye sınır konulması görüşünü koruduğunu, ancak bunun 'kişisel kalmak zorunda' olduğunu belirtti.
Bakan Şener, mutlak bir oran olmasa da belli bir sınır konulmasında yarar olduğunu kaydederken, gelişmekte olan ülkelerde yabancı payları çok yüksek düzeyde seyrederken, gelişmiş ülkelerde yabancı payının çok düşük düzeyde olduğuna dikkat çekti.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin de enflasyondaki düşüşle bankaların kârlılığının azaldığını, bu ortamda geleceğe dönük yol haritası oluşturmaya başlayan bankaların taze paraya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Taze paranın ya kârdan ya da patrondan gelebileceğini, bu nedenle yabancı ortaklık arayışının yoğunlaştığını vurgulayan Bilgin, BDDK olarak kendilerine yapılan ortaklık başvurularını analiz ederken, sadece bunların bankacılık yapabilecek niteliklere sahip olup olmadıklarına baktıklarını anlattı. Bilgin, "Herhangi bir şekilde yerli yabancı ayrımı yapmıyoruz. Ancak tabii ki 48 yerli bankamızın bir araya gelip, birlikte çözüm bulmasını tercih ederiz" diye konuştu.
'Cari açık sorun değil'
Öte yandan, Ali Babacan, Bankacılık Kanunu tasarısının görüşmeleri sırasında CHP milletvekillerinin cari işlemler açığıyla ilgili eleştirilerini yanıtlarken, cari açığın finansmanında bir sorun yaşanmadığını savundu. Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya gibi ülkelerin AB'ye üyelik sürecinde 7-8 yıl boyunca yıllık yüzde 5-5.5 oranında büyüme yakaladıklarını ve bu sırada yüksek cari işlemler açığı verdiklerini belirten Babacan, Türkiye'de de yüksek büyüme nedeniyle yatırım malı ithalatındaki artışın cari işlemler açığını artırdığını söyledi.
Geçen yıl 17.5 milyar dolarlık makine ithalatı yapıldığını, bu yılın ilk 6 ayında da makine ithalatının arttığını kaydeden Ali Babacan, eğer geçen yıl makine ithalatı 10 milyar dolar eksik olsaydı cari açığın 8 milyar dolarda kalmış olacağını ve böylece hiçbir tartışma da yaşanmayacağını dile getirdi.
Bankacılık Yasa tasarısının 65 maddesinin görüşmeleri tamamlandı. Örtülü kazanç aktarımını düzenleyen 60. madde tasarıdan çıkartılırken, bankaların, çalışanlarına ait vakıf ve sandıklara hiçbir şekilde kaynak aktaramayacağı hükmü getirildi.
'İnancı kötüye kullanan' banka kuramayacak
Geçici maddeleriyle birlikte 193 maddeden oluşan tasarının kabul edilen önemli bazı maddeleri şöyle:

  • Banka kuramayacak kişiler arasına, müflis, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, dolanlı iflas gibi suçlara ek olarak inancı kötüye kullanma da eklendi.
  • Yeni bir banka kurmak için asgari sermaye şartı 30 milyon YTL olarak belirlendi.
  • Özel finans kurumlarının adı 'katılım bankası'na çevrilerek tümüyle bankacılık mevzuatı kapsamına alındı.
  • Kâra da zarara da ortak olmak üzere özel finans kurumlarına yatırılan paralar, mevduat sigortası fonu kapsamına alınarak, mevduatın yararlandığı tüm garantilerden yararlanacak.
  • Bir kişinin bir bankada doğrudan veya dolaylı sahip olduğu pay oranı yüzde 10, yüzde 20, yüzde 33 veya yüzde 50'nin üzerine çıktığında, ya da altına indiğinde BDDK'nın izni aranacak.
  • Bankaların birleşme, bölünme ve hisse değişiminde Rekabet Kurulu ve Sermaye Piyasası Kurulu'ndan görüş alınması gerekmeyecek.
  • Bankaların üst düzey yöneticileri, 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu hükümlerine tabi olarak her yıl mal beyanında bulunacaklar.
  • Bağımsız denetim kuruluşları denetim esnasında, bankanın varlığını tehlikeye sokabilecek veya yöneticilerin kanunu ihlal etmiş olduğunu saptarsa, durumu derhal BDDK'ya bildirmekle yükümlü olacaklar.