Artık kuruşun değeri büyük

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti mutlu: "Yılbaşı gecesi ne başım ağrıdı ne midem. Şubat sonunda YTL piyasayı kaplar. Kuruş çok önemli ama halkın alışkanlığı zayıfladığı için kuruş talebi az."
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

İSTANBUL - Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, cuma günü itibarıyla emisyondaki paranın yüzde 22'sinin YTL'ye döndüğünü belirterek, 'Şubat sonunda YTL piyasanın hâkimi olacak' dedi. Gazetelerin ekonomi müdürleriyle sohbet toplantısı düzenleyen Serdengeçti, YTL'ye geçiş sürecinin başladığı an olan 31 Aralık 2004 saat 24.00'ten bu yana geçen beş iş gününde 13.7 katrilyonluk emisyon hacminin yaklaşık 3 katrilyonluk (3 milyar YTL) bölümünün yeni para birimine geçtiğini belirterek şunları söyledi: "Bu gelişme beklentilere uygundur. Ayın ortasındaki ve sonunda maaş dönemleriyle bu oranın daha da yükseleceğini öngörüyoruz. Bayramda YTL'ye dönüşte daha da artış olacak. Şubat sonunda ise YTL'nin piyasaya hâkim olduğunu göreceğiz".
Serdengeçti, YTL'ye geçiş sürecinin başladığı yılbaşı gecesinde yaşadıklarını ise şöyle özetledi: "O, gece ne midem ağrıdı, ne de başım. Biz Merkez Bankası'nda ne günler yaşadık. Zaten stres altında çalışamayan Merkez Bankalı olamaz. Gece saat 24.00'te bankadaydık. Kredi Kartları Merkezi ile bankalarla temas halindeydik. Hemen hemen hiç sorun olmadığını gördük. Saat 04.00 gibi yattım uyudum."
Merkez Bankası Başkanı Serdengençti, paradan sıfır atılması konusundaki duygularının ve o anda ne düşündüğünün sorulması üzerine de şöyle konuştu: "Paradan altı sıfır atılması operasyonunu, enflasyonla mücadeleyi her zaman, yapılması gerekenler olarak gördüm. Bunları yalnızca Merkez Bankası Başkanı değil, tüm kurum yaptı. Bu konularda ve özellikle YTL'ye geçiş konusunda kendimle ilgili bir şey düşünmedim, duygularımı tahlil etmedim. Çünkü süreç devam ediyor ve sürecin mart sonuna kadar devam edeceğini öngörüyoruz."
'Kuruşlar çok önemli'
Serdengeçti'ye göre halk YTL operasyonu konusunda pozitif bir yaklaşım içinde ve bol sıfırlı paradan kurtulmaktan memnun. "Yapılan kamuoyu anketlerinde bunu görüyoruz" diye konuşan Serdengeçi, şunları kaydetti:
"Yeni dönemde kuruşların çok önemli olduğunu hep söyledim. Banknotlar da uyumun daha kolay olacağını düşündük. Çünkü eski banknotlarla yeniler arasında önemli bir boyut farkı yok. Ancak Türk halkının kaybettiği kuruş kullanma alışkanlığını yeniden kazanmasının biraz zaman alacağını düşünüyorduk ve öyle de oluyor. halkımızın kuruş talebi gerçekten az. Halbuki yeterli miktarda kuruş bastık ve basmaya da devam ediyoruz. Şu anda Darphane'de 130, Merkez Bankası'nda 185 ve bankalarda da 65 trilyon TL'lik olmak üzere toplam 380 trilyon TL'lik (380 milyon YTL) yeni kuruş var. İsteyenler bunları darphaneden, Merkez Bankası'nın 21 ve Ziraat Bankası'nın 85 şubesinden temin edebilir. Özellikle İstanbul'da büyük perakende zincirleri de kuruş konusunda tedarikliler. YTL'de tanıtımın hedefi özellikle yaşlılar ve kırsalda yaşayanlardı. Yani toplumun yüzde 20'lik bölümüydü. Anketler bu kesime ulaşmada da başarılı olunduğunu gösteriyor. Tanıtıma eylül yerine bazılarının söylediği gibi temmuzda başlasaydık bıkkınlık olabilirdi. Zamanlamasının doğru olduğuna inanıyorum. Tanıtım bütçesinin yetersiz olduğuna ilişkin eleştirilere gelince şeffaf Merkez Bankası hesap verebilmeli. Bu nedenle parayı savurmamız mümkün değildi. İhale açıldı ve sonucunda da tanıtımı üstlenecek kurum seçildi."
Enflasyonu etkiler mi?
Serdengeçti YTL'ye geçişte yukarı doğru yuvarlamaların fiyat artıracağı iddiaları konusunda iki noktanın altını çiziyor. Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, birinci olarak AB ülkelerinde avroya geçişle birlikte enflasyonun arttığının öne sürüldüğünü belirterek şunları söyledi: "Gerçi avroya geçiş süreci YTL'ye geçiş sürecinden çok farklı. O zaman 12 ülkenin para birimi değişti. Ancak avroya geçildiği yılın başında AB'de enflasyon ortalaması yüzde 2.5 idi. Yıl sonunda bu oranın yüzde 2.2 olduğu ortaya çıktı. Bazı sektörlerde hafif artışlar oldu ama bu genel enflasyon sepetini etkilemedi." İkinci nokta olarak da Türkiye'de 30 yıldır süren yüksek enflasyon nedeniyle fiyatların sürekli olarak 'yukarı yuvarlandığını' söyleyen Süreyya Serdengeçti, 'YTL'ye geçerken de bu olmuşsa eski alışkanlığın devamıdır. Ama her şeyin başı istikrar. İstikrar oturduğu sürece bu alışkanlık da sona erecek. Yuvarlamanın ocak ayı enflasyonuna belki bir ölçüde etkisi olur ama ne kadar olur bilemeyiz. Bekleyip göreceğiz" diye konuştu.
Ocak enflasyonu konuşulur
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, geçtiğimiz aylarda söylediği, "Ocak ayında baz etkisiyle enflasyon çift haneli oranlara çıkabilir" cümlesiyle ilgili olarak da şöyle konuştu:
"Biliyorsunuz ocak ayında yeni enflasyon sepetine geçiliyor. YTL'ye geçişte yukarı doğru yuvarlamanın varlığından söz ediliyor. Ama perakende sektörünün bir kısmının da çok bilinçli davranıp fiyatları aşağı yuvarladığını biliyoruz. Geçtiğimiz aylarda 2004 yılının ilk üç ayında enflasyon oranları çok düşük çıktığı için baz etkisi nedeniyle bu yılın aynı döneminde çift haneli oranların görülebileceğini söylemiştik. Ancak uygulanan politikalar sayesinde enflasyonun kısa sürede kalıcı olarak tek haneye ineceğini umuyoruz. Fakat, ocak ayı enflasyonu yüksek de çıksa, düşük de çıksa çok konuşulacak."
Serdengeçti'nin verdiği bilgiye göre, Merkez Bankası, YTL'ye geçiş konusunda Uluslararası Para Fonu'ndan teknik yardım almış. Kuruşlar konusunda İsveç Darphanesi, banknotlar konusunda ise parasından altı kez sıfır atan Brezilya Merkez Bankası'ndan yetkililerin de aralarında bulunduğu teknik ekipler destek vermiş.
'Doları FED'e sorun'
Serdengeçti 'ABD Doları'nın hali ne olacak' sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Doları, ABD Merkez Bankası FED'e sorun. Bana neden Türk Lirası'nın hali ne olacak diye sormadığınıza şaşıyorum. İstikrar sağlandıkça faizler düşecek ve TL'nin değeri de dengeye gelecek. İstikrarlı bir ülkenin parasının bölgede lider olmasından doğal bir şey olamaz. İstikrarı sağladığınız ölçüde paranız önce içeride sonra da dışarıda talep gelir. Döviz alım ihaleleri, piyasadaki arz ve talepten bağımsız olarak devam edecek. Döviz arzı az olursa alımımız da az, çok olursa çok olacak. Dışarıdan gelen sıcak para konusunda endişeli değilim. Dalgalı kur politikası, sıca paranın spekülatif atağına karşı büyük sigortadır. Nisan ayında FED'in faizleri biraz hızlı artıracağı ve Türkiye'nin cari açığının çokça konuşulmaya başlandığı günlerde döviz tırmandı. Dalgalı kur kurs riskini de içerdiği için Türkiye'nin sıcak para için cazibesini azaltır."
Tarım ve enerji fiyatlarına dikkat
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, 2005 yılında enflasyon hedefleri konusunda iki grup riskin altını çizdi. Birinci grup riski, 'kontrol edilemeyen ve Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikasının etkisiz kalacağı riskler' olarak tanımlayan Serdengeçti, şöyle konuştu: "Sel olur, don olur tarım fiyatları hızla artar. Dünya piyasalarında petrol fiyatları şimdi nispeten düştü ama hızla yükselirse bizim yapabileceğimiz bir şey olmaz. Bunlar risktir, ama risklerin mutlaka gerçekleşeceği düşünülmemelidir. İkinci grup riskler ise bizim tarafımızdan kontrol edilebilir olanlar. İç talep artışı kontrol altında tutulursa, sıkı para ve maliye politikasına devam edilirse, bugünkü gelirler politikası da sürerse bir sorun olmaz."
Serdengeçti, TÜFE'deki yüzde 9.3'lük artışa rağmen hizmet sektöründeki fiyat artışının bunun çok üzerinde olduğunu belirterek, "Bu, geçmişin yüksek enflasyonunun yarattığı alışkanlıktır ve burada bir katılığı gösteriyor" dedi. Kiralardaki yüksek artışların da eski alışkanlıkların bir sonucu olduğunu ifade eden Serdengeçti, "Bu da enflasyonun kalıcı olarak düşmesiyle ortadan kalkacak" diye konuştu.
Cari açığa karşı tedirginlik yok
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, cari açığın 2005'te tehlikeli düzeye ulaşıp ulaşmayacağı ve hangi düzeydeki bir cari açığın tehlikeli olarak algılanması gerektiğine ilişkin soruya ise 'Cari açıkta tehlike sinyali yok' şeklinde yorumlanabilecek şu yanıtı verdi:
"Hangi düzeydeki cari açığın tehlike olarak algılanacağı uzun bir tartışmanın konusu. Önemli olan piyasaların cari açığı nasıl gördüğü. Enflasyonun tek haneye düşürülmesi ve arda arda gelen büyüme, ekonominin direncini artırdı. 1991'deki 1. Körfez Savaşı döneminde yaşadıklarımızın yanında 2003 yılındaki Irak olaylarında yaşadıklarımız çok önemsiz kaldı. Neden? Çünkü o dönemden bu döneme yaşanan iyileşme nedeniyle ekonominin direnci çok arttı. 1990'lı yıllarda Rusya ve Güneydoğu Asya'daki tüm krizlerden ciddi şekilde etkilendik.
O zaman enflasyonunu düşürmüş, büyümesini ve istikrarı sağlamış Doğu Avrupa ülkelerinin krizlerden fazla etkilenmediğini gördük.
Aynı durum şimdi bizim için geçerli. Cari açık konusunda da böyle düşünüyorum."
Sürdürülebilir büyüme
Süreyya Serdengeçti, Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme dönemine girdiğinin anlaşılması için de, yapısal reformların tamamlanması ve ekonominin ardı ardına en az beş yıl birbirine yakın oranda büyümesi gerektiğini belirterek, "O zaman da ya hükümet ya da Merkez Bankası bunun açıklamasını yapar" dedi.