ATO: Tehlike 77 ürünü toplamakla bitmiyor, 691 ithal ürün alarm veriyor

ATO: Tehlike 77 ürünü toplamakla bitmiyor, 691 ithal ürün alarm veriyor
ATO: Tehlike 77 ürünü toplamakla bitmiyor, 691 ithal ürün alarm veriyor

ATO Başkanı Sinan Aygün, 2006 da bir basın toplantısı düzenleyerek sağlığı tehdit eden ithal ürünler i tek tek açıkladıklarını hatırlatarak, Şimdi tekrar uyarıyoruz, denetim şart dedi.

AB'ye uyum kapsamında 2005'te 768 ithal üründe TSE denetiminin kalkmasıyla tehlikenin başladığına dikkat çeken ATO, 'Sanayi Bakanlığı bunların 77'sinin toplanacağını açıkladı ama kalan 691 üründe tehlike sürüyor' uyarısı yaptı

ANKARA - Ankara Ticaret Odası (ATO), Sanayi Bakanlığı’nın önceki gün açıkladığı sağlık açısından tehlike saçan ithal ürün sayısının 77’yle sınırlı olmadığını, bunların dışında 691 ürünün daha tehlike saçmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
2005 yılında AB ’ye uyum kapsamında 768 üründe Türk Standartları Enstitüsü (TSE) denetiminin kaldırıldığını belirten ATO Başkanı Sinan Aygün, 1 Ocak 2006 tarihinden bu yana oyuncaktan şırıngaya,  biberondan yemek tabağına kadar pek çok sağlıksız ürünün Türkiye’ye girdiğini ve vatandaşlar tarafından kullanıldığını vurguladı.
ATO Başkanı Sinan Aygün yaptığı açıklamada, 2005 yılında AB’ye uyum kapsamında yayımlanan bir dizi tebliğle, çoğu Uzakdoğu menşeli 768 üründe TSE denetiminin kaldırıldığını, 1 Ocak 2006’dan bu yana, oyuncaktan şırıngaya, biberondan yemek tabağına kadar yüz binlerce sağlıksız ürünün Türkiye’ye girdiğine ve vatandaşlar tarafından kullanıldığına dikkat çekti. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetim faaliyetleri sonucunda kanserojen olduğu tespit edilen 77 ürünün toplatılması yönünde karar aldığını hatırlatan Aygün, “768 çeşit üründen 77’si piyasadan toplatılacak. Ancak geriye kalan 691 ürün için tehlike hâlâ devam ediyor” dedi.

‘TIR’lar dolusu geldi’
Denetimsiz ithalatın başladığı 1 Ocak 2006 tarihinden bu yana geçen 4.5 yılda Türkiye’ye gemiler ve TIR’lar dolusu mal geldiğini anlatan Sinan Aygün, “Bu malların çoğu satıldı ve vatandaşlar tarafından kullanıldı. Çocuklar bu oyuncaklarla oynadı. Diğerlerini de raflardan tek tek toplamak biraz zor gibi gözüküyor” dedi. Kanserojen olduğu tespit edilen 77 ürünün açıklanması gerektiğini vurgulayan Aygün, şunları kaydetti:
“Bu ürünlerin neler olduğunu açıklamak, toplatmaktan daha etkili olabilir. Toplatma kararı çıkmadan önce satın alan vatandaşlar, ne satın aldıklarını bilsinler ki, o malı kullanmayıp çöpe atsınlar. Ya da rafta görürlerse satın almasınlar. Tüketiciler ve satıcılar hangi malların zararlı olduğunu bize soruyor. Bunların mutlaka açıklanması lazım.”

‘Üç kez uyardık, olmadı’
Sağlığı tehdit eden ithal ürünler hakkında yaptıkları uyarıları hatırlatan Aygün, şunları söyledi:
“ATO olarak bu konuda yetkilileri üç kez uyardık. 27 Şubat 2006 ve 19 Ağustos 2007 tarihlerinde iki kez basın açıklaması yaptık. 18 Mart 2006’da da bir basın toplantısı düzenleyerek tehlikeli ürünleri tek tek açıkladık. Hangi ürünlerin sağlığa zarar verdiğini kamuoyuna ilan ettik. ATO Başkanı olarak ‘Uyarıyorum: Kanser yapıcı ürünlerin Türkiye’yi istila etmesine göz yumuluyor’ dedim. Bunlar arşivlerde kayıtlıdır. O dönemde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı da bizim gibi denetimin kaldırılmasına karşı çıkıyordu. Ancak Dış Ticaret Müsteşarlığı ısrarla denetimin kaldırılmasını savunuyordu. Maalesef haklı çıktık. Yapılan bu hatanın bedelini ise halkımız ödedi. Şimdi dördüncü kez uyarıyoruz. Lütfen yetkililer bu sefer bize kulak versin. Bütün ithal mallar gümrüklerde TSE denetiminden geçirilsin.”
Vatandaşlara bildikleri markaların ürünlerini satın almalarını tavsiye eden Aygün, “1.5-2 TL’ye satılan tişörtleri, 5 TL’ye satılan pantolonları giymeyin. Çocuklarınıza 1-2 TL’ye oyuncak satın almayın. Satın aldığınız ürünlerde TSE damgası arayın” dedi. Aygün, özellikle Uzakdoğu menşeli ürünlerde CE damgası bulunmasının o ürünün mutlaka sağlığa uygun olduğu anlamına gelmediğini de sözlerine ekledi.

‘AB kendisini koruyor’
Avrupa Birliği ülkelerinin standart dışı ürünlerden, ürüne ilişkin herhangi bir ülkede ithalatın engellendiğine dair bilgi de dahil olmak üzere tüm bilgilerin yer aldığı RAPX (Rapeks) adı verilen sistemle kendini koruduğunu vurgulayan Aygün, Türkiye’nin AB’ye üye olmaması nedeniyle sisteme dahil edilmediğini belirtti.
Aygün, AB’ye uyum kapsamında 768 ürünün denetim dışına çıkarıldığını belirterek, “Avrupa Birliği bize denetimi kaldırın diyor ama kendisi denetimden geçirmeden içeri sokmuyor. Avrupa’ya sattığımız mallar aylarca gümrüklerde bekliyor” dedi.

‘Yerli üretici desteklensin’
Denetimsiz ithalat nedeniyle, market ve mağaza raflarının sağlığa zararlı olup olmadığı bilinmeyen ithal ürünlerle dolduğuna, aynı ürünleri Türkiye’de üreterek istihdam yaratan, vergi ödeyen yerli üreticinin ise perişan olduğuna dikkat çeken Aygün, tüketicinin de bu ürünleri kullanarak risk altına girdiğini kaydetti. Türkiye’de üreticinin desteklenmediğini ve vergi yükleri nedeniyle üretim yapmakta sıkıntı çektiğini anlatan Aygün, şöyle devam etti:
“Türkiye’de üreticiler ucuz ithal mallarla rekabet etme derdindeyken bir darbe de denetimsiz ithalat yüzünden yemişti. Şimdi de tüketiciler sağlıksız ürünlerle baş başa bırakılarak darbe yiyor. Daha önce uyarmıştık, şimdi de uyarıyoruz, sağlıksız ürünlerin yurda girmesine izin vermeyin.” (anka)

İşte ATO’ya göre tehlike saçan ürünler!
Sinan Aygün, çoğu Çin, Tayvan, Kore, Malezya, Vietnam gibi Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen ve sağlığa zararlı olan ürünlerle ilgili şu uyarılarda bulundu:

* Güneş gözlükleri gözü ultraviyole ışınlardan korumuyor, gözü bozuyor

* Çin menşeli bazı diş macunları ‘dietilen glikol’ adlı zehirli bir madde içeriyor. Bu macunlar Japonya ve Yeni Zelanda’da toplatıldı

* Porselen yemek takımı, zehirli maddeler olan kurşun ve kadmiyum içeriyor

* Şırıngaların ölçümlemesi yanlış

* Cam biberonun boyası çıkıyor ve sağlığa zarar veriyor

* İdrar sondaları mikrop taşıyor, ameliyat eldivenleri kolayca yırtılıyor

* Diş fırçalarının kıl sertliği yetersiz

* Elektrikli oyuncakların birçoğu emisyon üretiyor, kanser dahil pek çok rahatsızlığa yol açıyor

* İpli oyuncakların ipleri standart ölçülerin üzerinde olduğu için çocuğun boynuna dolanma riski bulunuyor

* Tansiyon aletleri doğru ölçüm yapmıyor

* Otomobil farı yeterli aydınlatmıyor, lastikleri güvenli değil

* Kırtasiye ürünlerini parlatmak için kullanılan nikel ve kalay deriyle temas ettiğinde eklemlerde, böbrek ve karaciğerde birikiyor. Çocuklarda sinir ve bağışıklık sistemini bozuyor.