Babacan: Hükümetimiz en sert tedbirleri almaktan kaçınmayacaktır

Bankacılara seslenen Devlet Bakanı Babacan, istikrar için gerektiğinde en sert tedbirleri almaktan kaçınmayacaklarını söyledi.

ANKARA - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan, "Güven ve istikrar adına hükümetimiz ve tüm otoritelerimiz gerektiğinde en sert tedbirleri almaktan kaçınmayacaktır" dedi.

Babacan, 49 banka yöneticisiyle Devlet Konukevi’nde bir araya geldiği toplantıda yaptığı açıklamada, içinde bulunulan dönemde daha istikrarlı ve sağlıklı finansal yapının tesisi için elde bulunan tüm politika araçlarının eş güdüm içinde kullanılmasının önem taşıdığına dikkati çekti.

Başta Merkez Bankası ve BDDK olmak üzere Hazine Müsteşarlığı ve SPK gibi yetkili kuruluşların da bu konuda önemli yetki ve politika araçlarına sahip olduğunu ifade eden Babacan, bu çerçevede kurumlar arası koordinasyonun Türkiye ’ye yönelik risklerin yönetilmesinde hayati öneme haiz olduğunu söyledi.

Türkiye’nin 2011-2013 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programını bu gelişmeleri ve beklentileri dikkate alarak hazırladıklarına işaret eden Babacan, şöyle devam etti:

"OVP’nin temel hedefi 2011-2013 döneminde yıllık ortalama olarak yüzde 5 bir büyümeyi gerçekleştirmek, enflasyonu yüzde 5 seviyesine çekmek ve cari işlemler açığının GSYH’ye oranını yüzde 5-6 arasında tutmaktır. Burada temel stratejimiz kredi genişlemesi ve iç talep artışının cari açık öngörüsüyle tutarlı bir şekilde gelişmesini sağlamaktır. Gerek iç gerek dış finansmanda vadelerin uzamasını sağlamak yine stratejimizin diğer bir önemli unsurudur. Bu suretle finansal ve makro ekonomik istikrarın korunmasını ve daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz.

Para ve maliye politikaları bu hedefler ve strateji doğrultusunda
şekillendirilmektedir. Mali disipline devam ederek bir yandan cari açık üzerindeki baskının azaltılması, diğer yandan para politikasının esnekliğinin artırılması hedeflenmektedir."

Babacan, kamu maliyesinde 2010 yılında öngörülenden daha da olumlu sonuçlar alındığına dikkati çekerek, "2011-2013 hedeflerine baktığımızda ihtiyatlı, gerçekçi, ulaşılabilir ve tutarlı bir çerçeve belirlenmiştir. Temel makro ekonomik hedefler ve strateji doğrultusunda Merkez Bankamız, BDDK ve diğer ilgili kurumlarımız gerekli zamanda gerekli adımları atmaktadır" dedi.

Babacan, bankacılık sektörünün geleceğe yönelik plan ve uygulamalarının atılan adımlarla tutarlı bir biçimde belirlenmesinin finansal istikrarın devamı ve güçlendirilmesiyle Türkiye’nin temel hedefine ulaşmasına büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

TAHVİL İHRAÇLARINDAKİ STOPAJ ORANI
Merkez Bankasının açıkladığı para politikası çıkış stratejisi kapsamında zorunlu karşılık oranlarının Nisan ayından başlamak üzere kademe kademe artırıldığı ve artırılmakta olduğunu, Nisan, Temmuz, Eylül, Kasım ve Aralık’ta bunlarla ilgili adımlar atıldığını anımsatan Bakan Babacan, zorunlu karşılıklara faiz ödenmesinin durdurulduğunu, rezerv birikimi için daha esnek bir mekanizmanın devreye sokulduğunu, 3 aylık repo ihalelerine son verildiğini, farklı tarihlerde Merkez Bankası gecelik borçlanma faiz oranının kademe kademe 5 puan düşürüldüğünü anlattı.

Ali Babacan, politika faiz oranlarının yine son Para Politikası Kurulu’nda 50 baz puan azaltılmasına karar verildiğini hatırlatarak, zorunlu karşılık oranlarının, mevduat vade yapılarına göre belirlendiği ve kapsamının genişletildiğini ifade etti.

Babacan, BDDK tarafından, konut kredileriyle, konut teminatı altında kullandırılan tüketici kredilerinde kredi değer oranının en fazla yüzde 75 olarak düzenlendiği, bu oranın ticari gayri menkullerde yüzde 50 olarak belirlendiği, bazı tüketici kredilerinde uygulanan kaynak kullanımı destekleme fonu oranının yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarıldığını, kredi kartlarında asgari ödeme oranlarının kademe kademe artırılacağının ilan edildiğini söyledi.

Bankaların yurt içine Türk Lirası cinsi tahvil ihracına izin verildiğini belirten Babacan, hem SPK hem de BDDK’nın ayrı ayrı düzenlemelerle bu kapıyı açtığını, Türkiye’de ihraç edilen Türk Lirası cinsinden tahvillerde Banka Sigorta Muamele Vergisinin yüzde 5’ten yüzde 1’e indirilmesinin kararlaştırıldığını kaydetti.

Yine yurt dışı tahvil ihraçlarında tüm vade dilimlerinde yüzde 10 olan stopaj oranının vadeye göre farklılaştırılacağını, bunun da kararının verildiğini belirten Babacan, "Buna göre, 1 yılın altındaki tahvil ihraçlarında yüzde 10 stopaj devam ederken 1 yılla 3 yıl arasındaki ihraçlarda yüzde 7, 3 yılla 5 yıl arasındaki ihraçlarda yüzde 3, 5 yılın üzerindeki ihraçlardaysa bu stopaj oranı sıfıra düşürülmüştür. Bununla ilgili kararname şu anda imzadadır ve bunun en kısa zamanda Resmi Gazetede yayımlayarak yürürlüğe girmesini bekliyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Babacan, yüzde 8 olan sermaye yeterlilik oranı sınırının yüzde 12 olarak uygulanmasına BDDK tarafından bu dönemde de kararlıkla devam edildiğine işaret etti.

“TÜRKİYE, FARKLI PERFORMANS ORTAYA KOYDU"
Türkiye’nin pek çok ülkeye göre çok farklı ve başarılı bir performans ortaya koyduğunu belirten Babacan, "Tüm bu kriz, bu türbülansta Türkiye, olumlu bir şekilde ayrışmıştır" diye konuştu.

2010 yılının 9 ayında sağlanan yüzde 8,9’luk büyümenin hem Avrupa hem OECD bölgesinde en yüksek büyüme oranı olduğuna işaret eden Babacan, bunun ayrıca istihdam oluşturan bir büyüme olduğunu da söyledi.

Türkiye’nin tüm uluslararası iş örgütü üyeleri içinde istihdamı en hızlı yükselten, işsizlik oranını en hızlı düşüren birkaç ülkeden biri olduğunu vurgulayan Babacan, bu durumun büyümenin sürdürülebilirliği açısından çok önemli bir gösterge olduğunu kaydetti. Babacan, "Geleceğe daha güvenle bakabiliyorsak, istihdamla ilgili olumlu gelişmeler temel belirleyici olmuştur" dedi.

Bakan Babacan, kamu kesiminin harcamalarının bu büyümeye katkısı olmadığını, bunun tamamen özel sektör eliyle gerçekleştiğini ifade ederek, "Suni değildir, geçici tedbirlerle sağlanmış bir büyüme değildir. Türkiye’de güven ve istikrar ortamının sağlanmasıyla elde edilmiş bir büyümedir. Tüketici güveni vardır. Halkımız korkmadan alış verişini yapmaktadır. Reel sektör güveni vardır, reel sektörümüz yatırım yapmaktadır. Reel sektör güven endeksi son 4 yılın en yüksek seviyelerindedir" şeklinde konuştu.

Babacan, bankaların geleceğe güvenle baktığını, 2010’da yaklaşık yüzde 30’luk bir kredi artışının bankaların geleceğe güvendiğinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu hızlı büyümesinde bankacılık sektörünün 2010’da izlediği çizginin belirleyici olduğunu söyledi. Babacan, "Bu tüketici güveni, reel sektör güveni ve finans sektörünün güvenini toplayıp alt alta yazdığımızda da büyüme ve istihdam oluştu Türkiye’de" dedi.

"...GELECEĞE YÖNELİK İHTİYATLI BİR TUTUM ALINMASI GEREKTİĞİ ORTADA"
2010 yılında kamu borcunun gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 41,4’e kadar düşeceğini belirten Babacan, "Yani 45,5’dan 41,4’e. Böyle bir konjonktürde son derece istisnai bir durumdur" dedi.

Türkiye’nin risk primlerinin çok çok düşmesi, pek çok risk göstergesinin tarihi düşük seviyelere inmesinde basiretli, ihtiyatlı kamu maliyesi yaklaşımının çok büyük etkisi bulunduğunu söyleyen Babacan, kamunun ne yapacağını daha açık ve net ortaya koymasıyla, özel sektöre daha geniş bir alan açıldığı, bunun da büyüme stratejisinin en önemli ayaklarından biri olduğunu kaydetti.

Gıda fiyatlarındaki sıçramaya rağmen enflasyonun hedeflere göre önemli bir sapma göstermediği ve özellikle çekirdek enflasyonun yüzde 2,5 civarında seyrettiğini, bunun tarihi düşük seviyeler olduğunu ifade eden Babacan, bu başarılı performansta kamu maliyesinin, para politikalarının, SPK, BDDK gibi düzenleyici-denetleyici kuruluşların basiretli tutumunun son derece önemli rol oynadığını kaydetti.

Yüksek oranlı kredi büyümesi, canlı iç talep ve emtia fiyatlarının yüksek seviyesini korumasının, 2010 yılında cari açığın öngörülenin önemli ölçüde üzerinde seyretmesine sebep olduğunu ifade eden Babacan, "Yaptığımız son tahminler cari açık miktarının bu sene 40 milyar doları geçeğini bize göstermektedir" diye konuştu.

Mevduat ve portföy girişi ağırlıklı bakıldığında ödemeler dengesinin finansmanında da herhangi bir sorunla karşılaşılmadığına dikkati çeken Babacan, bu konuda da dengeli, sıhhatli bir tablonun göründüğünü, ancak geleceğe yönelik ihtiyatlı, çok daha dikkatli bir tutum alınması gerektiğinin ortada olduğunu söyledi.

"İSTİKRARI KORUDUĞUMUZ SÜRECE TÜRKİYE’NİN ÖNÜ AÇIKTIR"
Güven ve istikrar adına hükümetin ve tüm otoritelerin gerektiğinde en sert tedbirleri almaktan kaçınmayacağını vurgulayan Babacan, şunları kaydetti:

"İstikrar burada temeldir. İstikrarı hep beraber Türkiye’de koruduğumuz sürece Türkiye’nin önü açıktır. Türkiye’de biz hep sürdürülebilir büyümeden bahsettik bugüne kadar. ’Bugün, yarın, üç ay, beş ay bir hızlı büyüyelim de ondan sonrasına sonra bakarız’ hiç demedik. Pek çok ülke hala günü kurtarmaya çalışırken, pek çok ülke bugünün, yarının ancak hesabını yaparken, biz çıktık 2009 ortalarında bir yıl, iki yıl, üç yıl sonra neler yapacağımızı ortaya koyduk. Hep uzun vadeli yaklaştık. Sadece içinde bulunduğumuz dönemin büyüme oranıyla ilgilenmedik. Her yıl yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme oranı elde etmek için çalıştık. Bundan sonra da bu yaklaşımımız devam edecek.

2011 yılı seçim takvimi olarak, siyasi takvim olarak baktığımızda her ne kadar özel bir yıl olarak görünse de, biz sadece 2011 değil 2012’yi, 2013’ü de düşüneceğiz, ondan sonrasını da düşüneceğiz ve bu büyümenin sürdürülebilir bir büyüme olmasını mutlaka sağlayacağız. Aksi halde bu, gelecek nesillere ihanet etmektir. Bugünü kurtarmak adına, ’bugün şöyle güzel bir tablo ortaya çıksın da yarını sonra düşünürüz’, bu, bizim yaklaşımlarımızda hiç olmadı ve olmayacak da."

"RASYONEL ADIMLAR ATACAĞIZ"
Türkiye için doğru, rasyonel ve sonuç getirici adımlar atacaklarını belirten Babacan, özellikle son haftalarda uygulanan politikaların oldukça özgün ve dünyanın da çok ilgisini çeken, dünya basınında, dünya finans çevrelerinde, yatırımcılar arasında çok tartışılan politikalar olduğunu söyledi. Babacan, "Biz bu politikalara güveniyoruz. Kurumlarımız, otoritelerimiz doğru zamanda doğru adımlar atmıştır ve inşallah hep beraber sonuçlarını da görürüz. Bu adımların Türkiye için güzel sonuçlar getireceğine inanıyoruz. Elimizde her türlü enstrüman var, her türlü araç var. Gelişmelere göre, küresel gelişmelere göre, Türk ekonomisindeki gelişmelere göre biz bunlara yön veririz" dedi.

Babacan, Merkez Bankasının temel amacı olan fiyat istikrarı konusunda her türlü araç bağımsızlığına sahip olduğunu, finansal istikrarla ilgili konularda da pek çok kurumun eşgüdüm içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Böyle bir ortamda mutlaka hep beraber Türkiye’nin istikrarı için çalışılması gerektiğini ifade eden Bakan Babacan, "Kamu olsun, özel olsun, reel kesim olsun, finans kesimi olsun herkes aynı gemide, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti gemisindeyiz ve genel istikrarı sağlam tutabilmek bu geminin sapasağlam fırtınada, rüzgarda, yağmurda hedefine doğru ilerleyebilmesi için hep beraber aynı vizyonu, aynı yaklaşımı paylaşmamız gerekiyor" diye konuştu.

Bu arada, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan başkanlığındaki toplantıya, Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların genel müdürleri ile Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vedat Akgiray katıldı.

Türkiye ekonomisi ve finans sektöründe 2010 yılında yaşanan gelişmelerin ele alındığı toplantıda, 2011 yılına ilişkin görünüm ve beklentiler de değerlendirildi, son dönemde uygulamaya konulan düzenlemeler ele alındı.

Öte yandan, toplantı Bakan Babacan’ın açılış konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam ediyor. (aa)

bigPara.com