Babacan: Kur rejimi sigortadır

Devlet Bakanı Babacan, serbest kur mekanizmasının 'sıcak para'nın yarattığı risklerin önündeki en önemli frenleyici faktör olduğunu söyledi. Babacan, "37 milyar dolarlık sermayenin hepsinin kısa sürede çıkması hem teoride hem de pratikte mümkün değil" dedi.

ANKARA - Devlet Bakanı Ali Babacan, son dönemde piyasalarda Arjantin örnek gösterilerek Türkiye için dile getirilen 'borç ödememe önerileriyle ilgili olarak 'Bu tür fikirleri elimizin tersiyle iteriz' dedi. CNN Türk televizyonunda çeşitli konulardaki görüşlerini açıklayan Devlet Bakanı Babacan "Başka ülke borcunu ödemedi, ne güzel oldu' diye öneriler var. Bu tür fikirleri de elimizin tersiyle iteriz, kesinlikle tartışmaya açmayız. Ekonomide güvenin temel olduğuna inanıyoruz. Türkiye ekonomisi 2.5 yılda bu kadar hızlı mesafe kaydettiyse bu güven ve istikrardır. Biz güveni temel alan bir ekonomi politikasıyla devam ediyoruz'' diye konuştu.
'Kalite değişti'
Devlet Bakanı Ali Babacan, serbest kur mekanizmasının hızlı sermaye giriş ve çıkışlarının önündeki en önemli frenleyici faktör olduğunu söyledi. Babacan, "37 milyar dolarlık sermayenin hepsinin kısa sürede çıkması hem teoride hem de pratikte mümkün değil" dedi. Hızlı sermaye çıkışlarında Merkez Bankası'nın kura çok da müdahale etmeyeceğini defalarca yatırımcılara açıkladığını hatırlatarak, "Aşırı oynaklık müdahalesi geçerli, ancak Türkiye'den bir hızlı çıkış yaşanıyorsa, bu hızlı çıkışın sonucunda oluşacak kur artışı, çıkışı önemli ölçüde zaten düzenliyor" dedi. Türkiye'de 37 milyar dolar civarında yabancıların portföyünde bir sıcak paranın olduğunun söylendiğinin hatırlatılması üzerine Babacan, aslında sıcak para tabirinin tüm portföy yatırımları için kullanıldığını, detayına bakıldığında son dönemde ülkeye giren portföy yatırımlarının kalitesinin önceki dönemlere göre farklı olduğunu anlattı. Babacan, Türkiye'de uzun vadeli getiri peşinde koşan yatırımcıların sayısının oldukça fazla olduğunu ifade etti.
Babacan, 37 milyar dolar olarak ifade edilen sıcak paranın sermayenin hepsinin kısa sürede çıkışının hem teoride hem de pratikte de mümkün olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Çünkü bir çıkış başladığında bonoların fiyatı düşüyor, hisse senetlerinin fiyatı düşüyor. Çıkabilecek miktar değer olarak düşmüş oluyor. Üstelik bizim serbest kur rejimimiz söz konusu. Hızlı çıkışlarda Merkez Bankamızın kura çok müdahale etmeyeceği, Merkez Bankası tarafından defalarca açıklandı. Aşırı oynaklık müdahalesi geçerli ancak eğer Türkiye'den bir hızlı çıkış yaşanıyorsa, bu hızlı çıkışın sonucunda oluşacak kur artışı, çıkışı önemli ölçüde zaten düzenliyor. Hızlı çıkışlarda yabancı yatırımcılar iki türlü etkileniyor: Bir sahip oldukları varlıkların değeri düşmeye başlıyor. Döviz yükseldiğinde almak isterlerse daha pahalıya alıyorlar.''
Türkiye'nin aslında gerçek anlamda serbest kur rejimini yeni yeni yaşadığını ifade eden Babacan, yönlendirilebilir dalgalı kur önerisine ilişkin bir soru üzerine, şunları söyledi: "Bunların hepsi hikâye. Ya serbest kur rejimi vardır ya da devlet bir şekilde müdahale ediyordur. Bizim serbest kur ve serbest sermaye hareketleri konularında asla ve asla taviz vermemiz olmaz. Bu konuları tartışmaya dahi açmayız. Tabiki dinleriz, bu politikalar uzun vadeli politikalar, bunlar akşamdan sabaha değiştirilecek politikalar değil.''
Piyasalarda dalgalanmaların her zaman olacağını ifade eden Babacan, artık Türkiye'de kur yükseldiği ya da düştüğü zaman bir şeylerin kötüye gittiğine işaret etmediğini söyledi. "Her dönemde kuru beğenmeyenler var" diyen Babacan, kur serbest piyasa mekanizmasında oluşuyorsa, alan ve satan arasında yoğun bir işlem hacmi ile oluyorsa o andaki kura doğru kur demek gerektiğini dile getirdi. Bağımsız bir Merkez Bankası'nın bulunduğunu vurgulayan Babacan, "Merkez Bankamıza, şöyle yapın, böyle yapın diye yönlendirmem olmamıştır. Ama sık sık toplantı yaparız. Makro politikalarla ilgili ortak kararlar geliştiririz, ama o noktadan sonra karar Merkez Bankası'nındır" diye konuştu.
'Halk itibar etmesin'
Olumlu eleştirileri dinlediklerini anlatan Ali Babacan, "Bizimle görüşmeden konuşanlara halkımızın kesinlikle itibar etmemesi gerekiyor; ideolojik, siyasi maksatlar vardır arkasında. Türkiye'nin gerçekleri ortada. Bunun doğru yorumunu yapanlar var.
İsabetli eleştiri yapanlar var ama öte yandan gerçekleri eğip büküp farklı şekilde göstermek son derece yanlış" dedi. Reformların geniş ortamlarda tartışılması gerektiğini ifade eden Babacan, "Bugün sosyal güvenlik, 72 milyon insanımızı ilgilendiriyor. Bu kadar geniş yankı bulacak reformu biz apar topar yapamazdık" diye konuşmasını tamamladı.
Yabancı yatırımcılar Türkiye'ye sessizce geliyor
Devlet Bakanı Ali Babacan, doğrudan yabancı sermayenin akşamdan sabaha girmesini beklemenin de yanlış olduğunu ifade ederek, "Çok sayıda Avrupalı banka, Türk bankalarla görüşme halinde, Almanya Başbakanı Schröder çok sayıda Alman işadamıyla birlikte mayısta Türkiye'ye geliyor" dedi. Birçok ülkeden firmaların sessizce geldiğini vurgulayan Babacan, çünkü hiçbir firmanın rakibinin Türkiye ile ilgileniyor olmasını bilinmesini istemeyeceğini ifade etti.
Yüzde 6.9 faiz dışı fazla
Babacan, 2004 yılındaki faiz dışı fazlanın şu andaki hesaplamalara göre yüzde 6.9 gibi bir rakam olacağını belirterek, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında da çok yüksek bir faiz dışı fazlayla devam edeceklerini açıkladıklarını söyledi.
Türkiye'nin 2004 yılında 15.5 milyar dolarlık cari açık verdiğini ve aynı dönemde 17.4 milyar dolarlık yatırım ürünü ithalatı bulunduğunu söyleyen Devlet Bakanı Ali Babacan, "Eğer yatırım ürünü ithalatı bu rakamın yarısı kadar olsaydı cari açığımız şimdiye göre yarı yarıya daha az olacaktı. Cari açıkta bizim en çok dikkat ettiğimiz, konsantre olduğumuz konu tüketim ürünleri ithalatı" diye konuştu.
IMF nisanda Türkiye'de
Ali Babacan, niyet mektubunda güncellemeler için nisanın ilk haftasında IMF heyetinin Türkiye'ye gelebileceğini söyledi. Babacan, şunları kaydetti:
"Niyet mektubunun taslağını hazırladığımızda tarihler aralıktı. Dört ay içinde 2004'e ait tüm rakamlar belli olacak. Dört aylık gelişmeler var, bunları projeksiyonlarımıza yansıtmamız gerekecek. Niyet mektubunun içindeki tabloları, hedefleri yeniden gözden geçirmemiz lazım. Bunların telefonla, mail ile yapılabilmesinin biraz zor olacağını düşünüyoruz. Nisan ayının ilk haftasında bir IMF heyetini, bir haftalığına Türkiye'ye davet edebiliriz. En son niyet mektubundaki güncellemeler için nisanın ilk yarısında yasalarla ilgili çalışmalar tamamlanırken, bir yandan davet edebileceğimiz heyetle niyet mektubundaki güncellemeyi yapıp, IMF yönetimine gitmeden önce son noktayı Türkiye'de koyabiliriz
diye düşünüyorum."
Babacan bankacılık sisteminde kişi başına mevduat garantisini 50 milyar liraya indirdiklerini hatırlatarak "Türkiye'deki milli gelire göre 50 milyar lira yüksek bile. Bunun daha da düşmesi gerekiyor düşecek de. Ekonomik ortam ne zaman müsait görülürse kuruluşlar karar verecek" dedi. Türkiye'ye gelecek heyette,Rıza Moghadam'ın yerine getirilen Türkiye masası şefi Lorenzo Giorgianni'nin yer alması bekleniyor.