Babacan: Taşıyacağız

Devlet Bakanı Ali Babacan, başkan Durmuş Yılmaz'ın istifa restine rağmen Merkez Bankası'nı İstanbul'a taşımakta kararlı: "Türkiye'nin uluslararası finans merkezi olacaksa bu İstanbul olmalı. Bu durumda başkentiniz daha güçlü bir başkent olur. TMSF Ankara'daydı, Ahmet (Ertürk) beye sorun, nerede işini iyi yaptı?"

ANKARA - Merkez Bankası'nın taşınması konusundaki tartışmaları değerlendiren Devlet Bakanı Ali Babacan, "Taşınma konusu siyasi bir karardır" dedi. Merkez Bankası'nın taşınmasının 2009 İstanbul vizyonunun bir parçası olduğunu, IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarının 2009 yılında İstanbul'da yapılacağını söyledi.
Merkez Bankası'nın taşınması için TBMM'nin yasal düzenlemeleri yapması gerektiğini ifade eden Babacan şunları söyledi:
"İstanbul'la ilgili 2009 için vizyonumuz var. Ankara'nın gücü devlet kurumlarından geçmez. TMSF, Ankara'daydı. Ahmet beye (Ertürk) sorun 'Nerede işini iyi yaptın' diye. Finans operasyonunun tek bir şehirde toplanmasının artıları çok. Uluslararası finans merkezi olan bir ülkenin başkenti daha güçlü bir başkent olur. Türkiye'nin siyasi ağırlığı da artar. Fakat bu konu olgunluktan uzak, çok duygusal bir şekilde tartışıldı."
2009'da taşınır mı?
İstanbul'un uluslararası finans merkezi olması gibi büyük bir vizyonun, sadece bir kuruluşun İstanbul'a taşınması tartışmasına indirgenmesine üzüldüğünü ifade eden Babacan, 'Merkez Bankası 2009'a kadar İstanbul'a mı taşınacak' sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Bunların takvimi konuşulur. Belli bir süre içinde konuşulur, birimlere bakılır, hangisi burada kalabilir, hangisi İstanbul'da daha iyi çalışır. Finans operasyonunun tek bir şehirde toplanmasının artıları çok çok büyüktür. Eğer bütçemiz müsait olursa, aracılık maliyetlerini sıfırlayacağız. Halkbank, Ziraat için zaten binalar belirlendi, hazırlıklar sürüyor, Merkez Bankası'nın lojistik açıdan değerlendirmesi gerekir. Hangi birimler Ankara'da, hangi birimler İstanbul'da kalacak bunlara karar verilir" dedi.
Babacan, Merkez Bankası'nın bağımsızlığına ilişkin olarak, "Merkez Bankası, tarihinin hiçbir döneminde bizim hükümetimiz dönemindeki kadar bağımsız olmamıştır. Hükümetle beraber alınan kararlar vardır. Kur politikası, enflasyon hedefi gibi. Ancak yasal çerçeve çizildikten sonra Merkez Bankası günlük işlemlerinde bağımsızdır. Fakat bağımsız bir yapıda olmak izole olmak anlamına gelmemelidir" diye konuştu.
'Cari açıkta sorun yapısal'
Dalgalanmanın enflasyon açısından belli bir maliyeti olduğunu kaydeden Devlet Bakanı Babacan, "Ama cari açık konusunda bir miktar faydası oldu. 'Kur artsın cari açıkta sorun kalmaz' diye bir şey yok. Cari açık daha çok yapısal bir sorun" dedi. Hazine'nin avrobond takasına yönelik eleştirileri yanıtlayan Babacan, "Türkiye her yıl 100 milyar dolar civarında borçlanma ve geri borç ödeme yapar. Seçim sebebiyle takas söz konusu değil. Siyasi kaygılar kararların dışında tutulur" diye konuştu.
Asla sabit kur sisiteminin uygulanmayacağını söyleyen Babacan, "Yedi yıllık bir plan açıkladık. Sadece 2006 değil, 2007'den sonra da yedi yıllık bir süreç içinde serbest kur rejiminin uygulanacağını dünyaya ilan ettik" dedi.



Yılmaz'dan taşınmaya istifa resti
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasıyla ilgili bir karar alınırsa istifa edeceğini söylemişti. Yılmaz, geçen hafta Malatya'da yaptığı konuşmada, Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasının kanun değişikliği gerektirdiğini hatırlatarak, "Kanun parlamentodan geçerse bize düşen görev, bu kanuna beğensek de beğenmesek de uymak. Ama çok güçlü bir inancımız var ise Merkez Bankası'nın İstanbul'a gitmesinde bir fayda görmüyorsak, o zaman bize düşen, kanunu uygulamamak. Uygulamamanın yolu da bunu uygulayacak birisine görev vermek. Ama ben şunu söylüyorum, Merkez Bankası'nın İstanbul'a gitmesinin dışında yapılması gereken işler var. Nedir onlar? Uluslararası standartta muhasebe düzeni, vergi düzeni, herkesin saygı duyduğu uluslararası standartta hukuk düzeni. Bu tür tedbirlerin alınması lazım. Olursa bir yer uluslararası mali merkez olur. Onun dışında, bizatihi herhangi bir kurumun bir yerde bulunmasının doğrudan doğruya buna çok katkı sağlayacağını düşünmüyorum" dedi.


'Dalga alarmından korkmayalım'
Babacan, IMF'nin ikinci dalga uyarısı konusunda şunları söyledi: "Uluslararası piyasalarda dalgalanmalar her zaman yaşanabilir. Önceden bir dalga geliyor diye takvimini, sayısını açıklamanın çok doğru olduğuna inanmıyorum. Herkes buna inanırsa bugün piyasalardaki göstergeleri şimdi olduğu gibi görmezsiniz, farklı noktalara doğru dengeler yeniden hareket etmeye başlar. Göstergelerde bir değişiklik yoksa, bu durum, bunun konuşulduğunu, ancak kimsenin buna inanmadığını gösterir. Risk her zaman olabilir, 3.4 ve 5. dalgalanma olabilir, çünkü dünya ekonomileri zor bir dönemden geçiyor, ancak Türkiye ekonomisi, iç ve dış dalgalara karşı artık daha korunaklıdır. Dalga gelecek diye kesin konuşan bir kere çok büyük bir hata yapar. Uluslararası kuruluşların bu türden açıklamalarını şöyle okumak gerekiyor; gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülke, ileride olabilecek dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirini almalı ki, olur da böyle bir dalga gelirse kimse şaşırmasın, kimsenin canı yanmasın ve daha az hasarla atlatabilsin. Bunları hep uyarı niteliğinde okumak lazım."
IMF'nin son açıkladığı raporların, daha önceki verilere göre yapılmış tahminleri içerdiğini ifade eden Babacan, bu türden raporlarda Türkiye ekonomisine ilişkin en son verilerin yer almayabileceğini kaydetti. Babacan, son açıklanan raporda, ne ağustos enflasyonu ne de en son büyüme rakamlarının dikkate alındığını söyledi.