'Bal gibi de getiririz'

'Zenci-beyaz ayrımı gibi'
Erdoğan, Merkez Bankası atamalarına ilişkin eleştirilere tepki gösterdi: "Eşinin başı açıkmış, örtükmüş. Zenci-beyaz ayrımı yapanlar nasıl lanetle anılıyorsa bunu yazanlar da öyle anılacak. Liyakat sahibini işin başına getiriyoruz. Bal gibi de getiririm."

İSTANBUL - AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanlığı'na vekâleten atanan Erdem Başçı ve Başkan Yardımcılığı kararnamesi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e gönderilen İbrahim Turhan ile ilgili eleştirileri 'ayıp' olarak nitelendirdi.
"İnsanların eşlerinin başı açıkmış, başı örtükmüş. Buna göre bir yere atanır mı?" diye soran Erdoğan AKP Fatih İlçe Teşkilatı 2'nci Olağan Kongresi'ndeki konuşmasında, Merkez Bankası Başkanlığı'na yapılan atamaya da değinerek, "Alanında yetki sahibi, liyakat sahibi olanı işin başına getiriyoruz. Bal gibi getiririm" dedi.
'Zenci-beyaz ayrımı gibi'
Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Merkez Bankası ile ilgili atılan adımda neler yazıyorlar, neler çiziyorlar. Ayıp. İnsanların eşlerinin başı açıkmış, başı örtükmüş. Buna göre bir insan bir yere atanır mı? Böyle saçmalık mı olur? Yani biz ehliyet, liyakat sahibi bir insanı eşinin başı örtülü diye onu layık olduğu yere getirmeyecek miyiz? Bunu yazan çizen gazetecilerin hepsine şunu söylüyorum; nasıl ki bir zamanlar zenci-beyaz ayrımı yapanlar bugün lanetle anılıyorsa, onlar da tarih önünde lanetle anılacak. Eşinin başı açık olanın da benim gönlümde yeri özeldir, başı örtülü olanın da yeri özeldir. Yeter ki, liyakatı, ehliyeti olsun. Yeter ki, onlarla koordineli bir şekilde çalışabilelim. Kalkıp neler söylüyorlar, neler yazıyorlar. 'Yok okul arkadaşı'. Okul arkadaşı olursa, birini getiremeyecek miyim? 'Belediyede onun kadrosundaymış'. Eğer belediyede benim kadromda olsa getiremeyecek miyim? Böyle saçmalık mı olur? Şimdiye kadar hangi iktidara bu soruları sordular. AK Parti iktidarına gelmiş bu soruları soruyorlar. Bu sorulara hakkınız yok. Bal gibi de getiririz. Biz kalkıp da çarşıdan, pazardan, sokakta iş bulamayanı getirip yerleştirmiyoruz. Alanında yetki sahibi olan, ehliyet sahibi olan, liyakat sahibi olanları getirip, bu işlerin başına koyuyoruz."
Aynı tacizlerin geçmişte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildiğinde kendisine de yapıldığını ve bunun yapılmaya devam edildiğini belirterek, "Belediye başkanı olunca sorunları çözdük. Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kadroda başarılı olanları arkadaşları neden daha sonra değerlendirmeyeyim? diye konuştu.
'Marka isimler ne yaptı?'
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunların çok bildikleri marka isimler var. Onları da gördük. O marka isimler döneminde bu ülkenin nasıl sömürüldüğünü gördük. Bir şey yaptılar mı, yapabildiler mi? Onları konuştular mı? Yok. Sadece bunlara imkân vereceksin. Eğer bunlara imkân verirsen iyisin, ama hortumları kesersen çok kötüsün. İşte bunların bilinmesi lazım."
Unakıtan'a sahip çıktı
Erdoğan, kendilerine vurmak isteyenlerin yatıp kalkıp Maliye Bakanı hakkında altı ay içinde üç tane gensoru önergesi verdiklerini belirterek şunları söyledi:
"Son gensoruda bakanım dedi ki' Bir hafta sonra tekrar gelirsiniz'. Gensoru müessesesi de sulanıyor. Ne yazık ki, atıyor çamuru ama bu arada kendisi de batıyor. Bir genel başkan kalkıp orada cevap verebiliyor mu? Bir bakanın bakanlığına ait lojmanda kalmasını eleştiriyor. Buna mani yok."
Başbakan Erdoğan, yolsuzlukla mücadelede atılan adımlardan en önemlilerinden bir tanesinin de sadece imarzedelere ödenen 8.5 milyar YTL olduğunu, ayrıca görev süreleri içinde çalışanlardan nema adı altında toplanan 14 milyar YTL'yi de ödediklerini anlattı. Erdoğan, "Yalnız bu iki ödeme 22-23 katrilyon. Türkiye'ye yaptığımız yatırımların neredeyse tamamı. Bunlar olmasaydı, bu paralar da yatırıma gidecekti" diye konuştu. Erdoğan, kendilerinin 'IMF'ye köle' gibi gösterildiğini de belirterek sözlerini, "Allah'tan başka kimseye köle değiliz" diye tamamladı.