Başkanlık vekâletine Orhan Gencebay'lı yanıt

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Merkez Bankası Başkanlığı'nın vekâleten yönetilmesi konusuna Orhan Gencebay'ın 'Aşkı Ben mi Yarattım' şarkısıyla açıklık getirdi.

İSTANBUL - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Merkez Bankası Başkanlığı'nın vekâleten yönetilmesi konusuna Orhan Gencebay'ın 'Aşkı Ben mi Yarattım' şarkısıyla açıklık getirdi. Şener, "Bunu biz icat etmedik. Geçmişte de bu kurum vekâleten yönetilmiş. Beş kez beş aydan uzun bir süre vekâleten bu kurum yönetilmiş. Yani 5x5 formülü uygulanmış" dedi.
Ekonomi Muhabirleri Derneği'nin (EMD) düzenlediği sohbet toplantısında konuşan Abdüllatif Şener, tek parti iktidarı olmalarına rağmen Merkez Bankası Başkanlığı atamasında 'tek partiye dayalı' bir sistem olmadığına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanlığı tek partili değil ki. Atama kararnamesi Cumhurbaşkanı'na gitti ve kabul görmedi. Yenisini gönderdik onun sonuçlarını bekliyoruz. Umarım 5x5 formülü bu sefer yaşanmaz" diye konuştu.
Bakan Şener, Merkez Bankası Başkanlığı için adı geçen Adnan Büyükdeniz'in 'Faiz haram' anlayışında olduğu ve böyle bir kişinin atanmasının sistemle inatlaşma olup olmayacağı yönündeki eleştirilere karşılık, faizsiz bankacılığın çok yaygın bir konu olduğu ve talepten dolayı ortaya çıktığı cevabını verdi. Şener, Merkez Bankası Başkanlığı'na yapılacak atama konusunda da, Erdem Başçı'nın en çok yıpratılan isim olduğuna işaret ederek, eski başkanın devam etmesi yönünde birtakım fikirler geldiğini, ancak yeni isimler önerilmediğini kaydetti.
Toplantıda, "Yeni başkan Prof. Dr. Yusuf Tuna mı olacak?" soruna yanıt vermekten kaçınan Bakan Şener, "benim de isteğim, kararnamesi onaylanmış ve yerine oturmuş bir başkanın geçmesi" diye konuştu. Bakan Abdüllatif Şener, YTL'ye herhangi bir müdahalede bulunmayacakları yönünde de bir açıklama yaptı.
PARA SOĞUK: 20 yılda gelen doğrudan yabancı yatırımlar bir yılda Türkiye'ye geldi. Toplam doğrudan yatırım dışında sermaye girişi miktar itibarıyla çok bol oldu. Sermayenin kalitesinde de değişim yaşandı. Bu yılın ocak, şubat aylarında 13.2 milyar dolarlık sermaye girişi oldu. Bunun yüzde 75.2'si doğrudan yatırım ve uzun vadeli yatırım olarak gerçekleşti. Türkiye'den para çekilecek ve sorun çıkacak düşüncesi içinde değilim. Paranın soğuk para olduğuna inanıyorum. Çekilecek bir para değil.
ENFLASYON İNMEKTE DİRENÇ GÖSTERİYOR: Enflasyon ilk aylarda sanki biraz aşağı inmekte direnç gösteriyor gibi gözüküyor. Ama şu anki süreçte hedefe aykırı, hedefi bozucu herhangi bir görüntü yok. Son yıllarda ekonomik büyümeyle birlikte enflasyon da düşüyor.
KURU OYNATMA OPERASYONU YOK: Her zaman cari açıktan korkuluyor çünkü, geçmişteki sorunlar hep ondan geldi. Türkiye'de cari açıkla bağlantılı olarak bir ara en fazla konuşulan konu kur sistemiydi. Dalgalı kur sistemi var ve Merkez Bankası'nın ilan ettiği politikalar var. Bunlar çerçevesinde kuru bilinçli olarak yerinden oynatmaya yönelik bir operasyon yok.
ÖNCE VERGİ: Tüm şirket ve firmaların devlete karşı yükümlülükleri bulunuyor. Bu yükümlülüklerin başında da vergi geliyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesindeki şirketler satıldığında buradan ortaya çıkan gelir öncelikle bu şirketlerin banka yükümlülükleri nedeniyle doğrudan hâkim ortağın borcuna mı mahsup edilsin yoksa, devletin başka alacaklarına mı öncelik tanınsın sorusu var? Bana kalırsa öncelikle devlet vergi alacağını tahsil etmelidir, devlet vergi alacağını tahsil ettikten sonra kalan miktar diğer borçların karşılığı olabilir.
UYGULANAN PROGRAM KEMAL DERVİŞ'İN DEĞİL: Uyguladığımız ekonomik programın sosyal boyutu da var. Uyguladığımız program IMF'nin değil, Kemal Derviş'in hiç değil.
İSTİKRAR YENİ ENSTRÜMANLAR YARATTI: Siyasi istikrarın kalıcı olduğuna duyulan güven ve bu atmosfer, ülkede daha önce kullanılmayan yeni potansiyelleri ortaya çıkarıyor.
Mortgage sistemi kanun tasarısı önümüzdeki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmeye başlayacak. İstanbul ve İzmir'de vadeli işlemler Borsası devreye girdi. Bunların hepsi bu güven atmosferinin sonucu.
GALATAPORT VE TÜPRAŞ: Galataport ihalesi yeniden yapılabilir. Bir Galataport ihalesi olmuştur, mahkeme bir karar vermiştir ve o karar doğrultusunda dosya kapatılmıştır. Yeni bir Galataport ihalesinde karar verecek diye zorunluluk yoktur. Tüpraş'ta esastan karar verildiğinde, konu Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından değerlendirilecek.
2006'DA SEÇİM YOK, MÜJDE YOK: Benim edindiğim izlenime göre içinde bulunduğumuz 2006 yılında seçim görünmüyor. Esnafa vergi indirimi konusunda mevcut dengeyi bozucu herhangi bir uygulamaya gidilmeyecek.
BANKACILIKTA YABANCI PAYI YÜZDE 14'Ü AŞTI: Finansbank'la birlikte Türk bankacılık sektöründeki yabancı payı Borsadakiler hariç yüzde 14'ü aştı. Bankacılık sektörüne ilgi olduğu doğru ama Türkiye açısından baktığımızda likiditenin sadece bankacılık sektörüne kaydığını söylememiz doğru olmaz diye düşünüyorum.