Baykal: Ofer olayı İkinci Türkbank vakası

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Tüpraş hisselerinin yüzde 14.75'inin satışı ve Galataport ihalesini '2.Türkbank olayı' olarak niteledi ve "Yarın parlamento aritmetiği değişince hiç kuşku duymayın yine Yüce Divanlar işleyecek" dedi.

ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Tüpraş hisselerinin yüzde 14.75'inin satışı ve Galataport ihalesini '2.Türkbank olayı' olarak niteledi ve "Yarın parlamento aritmetiği değişince hiç kuşku duymayın yine Yüce Divanlar işleyecek" dedi. Konuyla ilgili hükümet hakkında gensoru önergesi vereceklerini açıklayan ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ı televizyonda tartışmaya çağıran Baykal, hükümetin tasarrufunun Türkiye'nin uluslararası ilişkilerini etkileyecek boyutta olduğunu söyledi. Deniz Baykal, Ofer ailesiyle ilişkileri CNNTürk'te yayımlanan 'Ankara Kulisi' programında şöyle değerlendirdi:
Önce Kuşadası Limanı: Bu Türkiye'nin en önemli konusu. Daha önce de Türkbank olayında bu yaşanmıştı. Maliye Bakanı bu konuda sıkıştırılınca, 'Ben aktif pazarlama yapıyorum' diyor. Aktif pazarlamayı bir ailenin üzerinde yapıyorsun. Sen buluşuyorsun yetmiyor, Başbakan dört defa buluşuyor, hatırlamıyor. Sabah hatırlamıyor, öğlen hatırlıyor. Ben 30 yıl önceki buluşmayı yapmadığımı hatrlıyorum da, sen iki gün önce yaptığın buluşmayı niye hatırlamıyorsun? Çiğ mi yedin, karnın ağrıyacak? Abdestinden mi kuşku duyuyorsun? İlk halka Kuşadası Limanı. İhaleyi bir şirketten alıp bunlara vermişler. Bunlar aldıktan sonra, ihale şartlarını değiştirmeye başlamışlar. 'Burada rant merkezler yapacağız' demişler. Kıyı Kanunu'ni ihlal eden yönetmelik çıkarmışlar. Ofer'in temsilcisi
'Yönetmelik hukuka aykırıysa kanun çıkararız' demiş. Bunu söyleyen millevvekili değil, siyasi parti yöneticisi değil. Neye güveniyor. Üç gün sonra kanun çıkıyor. Nasıl çıkıyor kanun?
Arkasından ikinci halka. Aynı aile bu defa karşımıza Tüpraş'ın ihalesinde çıkıyor. Tüpraş'ın yüzde 14,75'inin satılması kararı 28 Şubat'ta alınıyor.
1 Mart'ta teklif veriliyor. Bu işle ilgilenecek, Tüpraş'ın yüzde 14.75'ine teklif verecek başka aile yok. Sadece bu aileyle buluşmalar yapılıyor. 3 Mart'ta iş bitiriliyor. Bu bürokratik hız rekoru.
Üçüncü halka Galataport. İhaleden pis koku geliyor. İhale yapılıyor,
'müthiş fiyat verdi' diye kıyamet kopuyor. Sonra anlıyoruz ki 49 yılda ödenecek. İlk beş yılda ödenecek para fındık fıstık parası. Koç, 'Bilseydim holdingi bırakır kendim girerdim' diyor. Bu kadar yoğun pazarlık yapan Maliye Bakanı Pasifik'te iş yapan Musevi ailesine anlatmayı başarıyor da, burnunun dibindeki Koç'a anlatmayı niye başaramıyor?
Gensoru geliyor: Meclis açılınca gensoru vereceğiz. Şimdi siyasi hesaplaşma yapacağız. Yarın parlamento aritmetiği değişince hiç kuşku duymayın yine Yüce Divanlar işleyecek.
Gel konuşalım: Başbakan akşam çıkacak televizyona,
'İcraatın İçinden'de, oydu buydu diyecek. Bir gel de televizyonda bunu karşılıklı konuşalım. İnsanlar iktidar oldukları zaman her şeyi yapma hakkına sahip olduklarını düşünüyor. Daha önce de Türkbank
olayında bu yaşanmıştı. Burada da siyasiler satacakları malın alıcısıyla özel ilişki içine giriyor. Kamuoyundan saklı buluşuyorlar. Onların ihtiyaçlarını tespit ediyorlar. Bu yönde düzenlemeler yapıyor, yasalar çıkarıyorlar.
Star'ı da istiyorlar: Bu aile şimdi de medyaya girmeye çalışıyor. Star'a talip. Bu siyasi destek Türkiye'yi nerelere götürür. Kanadalılarla konuşun, o grubun medyada yarattığı etkilerin sorunlarını size anlatırlar. Yani bunlar Filistin-İsrail tartışmasında objektif bakış açısına mı sahip olacak? Reuters, bunları 'Filistin'e düşmanlık niteliğinde sansür uyguladı' diye ilan etti.
Türkbank'tan daha vahim: Ofer olayı ikinci Türkbank vakası. Sonuçları ise daha vahim. Türkbank, içeride, siyasi çerçevede etkinlik arayışıyla ilgiliydi. Bu uluslararası çerçevede Türkiye'nin siyasetinin bağımsızlığını tehlikeye atabilecek süreç. Bunun olumsuzlukları Türkiye'nin kaderiyle ilgili.