Bir dünya devi Çin (3)

Çin, yılda 10 milyar dolarlık dış yatırımla en fazla sermaye ihraç eden ülkelerden. Üstelik bu sadece resmi rakam.
Haber: MEHMET ÖĞÜTÇÜ / Arşivi

Çin aynı zamanda dışarıya en fazla sermaye ihraç eden ülkeler sıralamasında da ön sıralarda bulunuyor. 30 binin üzerinde Çinli firma (çoğu KİT), dış pazarlara her yıl resmi rakamlara göre 10 milyar doların üzerinde yatırım yapıyor. Resmi yollar dışında dışarıya yatırılan sermayenin çok daha fazla olduğuna inanılıyor. 1995'te Fortune 500 Büyük Firma listesinde üç Çinli firma varken, bu sayı 1999'da beşe, 2003'te ise 11'e yükseldi. Çin giderek çokuluslu şirket stratejilerini benimseme yolunu seçti. Hükümetin bu politikayı daha güçlü şekilde desteklemesi isteniyor.
'Going Abroad' (yurtdışına açılma) stratejisi Çin hükümeti tarafından ilk defa 1997-1998 Asya mali bunalımı sonrasında benimsendi. 2002 sonuna kadar Çin Eximbank yurtdışındaki Çin şirketleri için düşük faizli kredi ve garanti olarak yaklaşık 36 milyar dolar sağlamış. Bu sayede dışarı açılmanın yolu daha da açılmış. Yurtdışı Çin yatırımları ihracattaki patlamanın itici güçlerinden biri. Ayrıca, sözleşme değeri 150 milyar dolara yaklaşan yurtdışı mühendislik/taahhüt işlerine de zemin hazırlamış. Halen 2.5 milyon civarında Çinli işçi yurtdışındaki bu projelerde çalışıyor.
Çinli firmalar, başlangıçta denizaşırı Çinlilerin yoğun olduğu ve geniş pazar imkânları sunan ABD, Kanada ve Avustralya ile ilgileniyorlardı. Çin'in yurtdışı genişlemesi, süratli büyümesinin gerektirdiği petrol, alüminyum, demir cevheri, kereste, kauçuk gibi hammadde ve doğal kaynaklara ulaşma hedefiyle de ilgili. Bu amaçla, Avustralya, Brezilya, Sibirya, Papua Yeni Gine, Sudan, Kazakistan gibi ülkelerde ortak yatırım ya da tamamen Çin'e ait şirketler kuruldu. Dış politika ve güvenlik mülahazaları da yatırım kararlarını etkiliyor.
DTÖ üyeliği ne getirdi?
DTÖ üyeliği ne getirdi, ne götürdü?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Çin gibi bir ekonomik devin dünya ticaret sisteminin dışında kalması, küresel ekonominin sağlığı ve işleyişi bakımından düşünülemezdi. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliğini sadece ticaret liberalizasyonu ve pazar açılımı ile sınırlı görmemek lazım. Bu, ekonominin her sahasını derinden etkileyecek bir tarihi karar oldu. Hatta orta ve uzun vadede rekabetin siyasi sistemi demokratikleştirici etki yapması da bekleniyor. Özellikle hizmetler sektöründe ciddi açılımlar yapması, yasal ve kurumsal reformları hızlandırarak yatırım ortamını iyileştirmesi, Çin'e yatırımcıların güvenini artırdı. Ticaret korumacılığını törpülemesinin yanı sıra ülke içindeki ihracata yönelik üretime yatırımın risk primini de azalttı.
Bu durum, yabancı sermaye küresel dağılımını önemli ölçüde Çin lehine yeniden biçimlendirecek. Tüm işaretler, özellikle de şirket alım ve birleşmelerinin mümkün hale gelmesiyle ve de hizmetler sektörünün açılmasıyla yabancı sermaye hacminin ve kalitesinin rekor düzeye tırmanacağını gösteriyor. Özelleştirme diye telaffuz etmeseler de Çin KİT'lerinde yabancıların pay alması mümkün hale geliyor. Çin'in DTÖ'ye girebilmek için vermiş olduğu taahhütler listesi oldukça kapsamlı ve uzun. Gümrük tarifelerinde önemli indirimleri kabul etti. Bu yıl ortalama düzeyi yüzde 10'un altına çekmeyi öngörüyor. Buğday gibi önemli tarım ürünlerinde tarifekota sistemi getirerek, gümrük tarifelerini neredey- se sıfıra çekiyor. Devlet eliyle ticaret kotaları hatırı sayılır ölçüde kaldırı-lıyor. Telekomünikasyon, dağıtım, bankacılık, sigortacılık, varlık yönetimi ve doğrudan yabancı yatırımcılara menkul kıymetler gibi, geçmişte sıkı sıkıya korunan kritik hizmet sektörlerinde açılım yapılıyor. Fikri mülkiyet haklarının korunmasında uluslararası standartlar kabul edildi.
Çin'in bölgeleri arasındaki gelişme dengesizliği, yabancı sermaye dağılımında da kendisini gösteriyor. Yabancı yatırımcıların yaklaşık yüzde 80'i doğudaki nispeten daha çok gelişmiş kıyı eyaletlerinde yoğunlaşırken, merkez ve batı bölgeleri, yatırım akımlarından çok küçük bir pay alıyor. DTÖ üyeliği, kısa ve orta vadede bu dengesiz gelişmeyi ağırlaştıracak gibi görünüyor. Belki zamanla emek yoğun imalat sektörünün ve doğal kaynak arayışındaki yabancı sermayenin 'Go West' stratejisine uyarak ve devletin azgelişmiş bölgelerdeki muazzam altyapı yatırımlarından, teşviklerinden yararlanmak için ba-tıya yönelmesi beklenilebilir. DTÖ üyeliği sonrasında, beklendiği gibi, iç ekonomide ciddi uyum güçlükleri yaşandı. Sadece tarım sektörünün ithalata açılması, en az 8 milyon buğday üreticisinin işsiz kalması sonucunu doğurabilir.
Öte yandan, DTÖ üyeliği yabancı firmalar için Çin'de muazzam yeni fırsatlar yaratıyor. DTÖ üyeliği ertesinde OECD ülkelerindeki işletmeler süratle mevcudiyetlerini artırıyorlar. Bu akımın bir kısmı da içeride iyi nemalandırılmayan iç tasarrufların önce dışarıya kaçması, sonra yabancı sermaye teşvik ve güvencelerinden yararlanacak şekilde geri gelmesi (roundtripping) şeklinde görülmelidir. Nitekim, Cayman adaları yabancı sermaye gönderen ülkeler arasında ön sıralarda yer alıyor. Tayvan ve Çinli azınlıkların hâkim oldukları diğer Güneydoğu Asya ülkeleri de.
Yeni sermaye stratejisi
İşte bu nedenledir ki, yeni koşullara uyum sağlayacak şekilde Çin'in yabancı sermaye stratejisi köklü değişime uğruyor. Yeni dönemde imalat sanayisindeki yabancı yatırımın tedricen azalacağı, buna karşılık hizmetler sektöründe yatırımların süratle genişleyeceği söylenebilir. Özellikle de finans, sigortacılık, telekomünikasyon, iç ticaret ve enerji sektörlerinde ciddi hareketlenme bekleniyor. Dahası, diğer Asya ülkelerinden Çin'e, mevcut ya da planlanan yatırımların kayması süreci hızlanacak. Bu durum, özellikle yabancı yatırım çekmeden Çin ile yarışan ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) ülkelerini ve kendi firmalarını ekonomilerinde tutamayan Japonya ve Tayvan'ı kaygılandırıyor.
Sözgelimi, Çin'in telekomünikasyon sektörü tam bir patlama yaşadı. Sabit hat şebekesine sadece 2000 yılında 35.6 milyon abone ilave edilirken, cep telefonunda aynı yıl 42 milyon yeni abone girdi piyasaya. Böylece, China Mobile'in toplam cep telefonu abonelerinin sayısı 85 milyona çıktı. Ve Çin Temmuz 2001 itibarıyla ABD'yi geçerek, dünyanın en büyük telekom piyasası haline geldi.
Tayland ile ücret rekabeti
Bütün dünyanın aşırı düşük ücretleri nedeniyle işgücü maliyetleri konusunda rekabet etmekte zorlandığı Çin'i sıkıştıran ülkeler var. Bunlardan birisi de Tayland.
Güneydoğu Asya Ülkeler Birliği (ASEAN) ülkeleri Çin'deki süratli gelişmenin (ayrıca DTÖ'ye katılmasının) küresel yatırım akımlarını saptıracağından kaygı duyuyorlardı. Hatta kendi ülkelerindeki bazı çokuluslu firmalar Çin'e kaymaya başlamıştı. Oysa, aradan geçen birkaç yıl gösterdi ki Çin'deki canlanma ve büyüme bu ekonomilere de olumlu yansıyor. ASEAN ülkeleri, Çin sermayesinden aslan payını alıyor.
Şanghay'daki China Worldbest şirketler grubu, Tayland'ın doğusunda iki fabrika işletiyor. 107 milyon dolar yatırmışlar bu tesislere. İlginçtir ki, Çinli firma Taylandlı işçilerin maliyetini daha düşük buluyor. Taylandlı işçiler ayda 150 dolara, Şangaylılar ise 180 dolara çalışıyormuş. Grup Tayland'da iki yeni yatırım daha planlıyor.
YARIN: Çin Seddi'ni aşan firmalar