Bir tuhaf yönetim ataması

Bir tuhaf yönetim ataması
Bir tuhaf yönetim ataması
Bank Asya'ya mali durumdaki zayıflıkla ilgili bir gerekçeye dayanarak değil, başka bir nedene dayanarak yönetim ataması yapıldığından, atanan yönetimin bankanın mali durumundaki seyrin sorumluluğunu da taşıdıkları çok açık.
Haber: UĞUR GÜRSES / Arşivi

RADİKAL-BDDK, aldığı kararla Bank Asya’da yönetim kurulunu belirleyen imtiyazlı payın yüzde 63’lük bölümünün Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. Karar Bankalar Kanunu’nun 18. Maddesine göre alınmış. Kararın gerekçesi şu; “imtiyazlı paya sahip bazı ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıdıklarını gösterir bilgi ve belgelerin verilen süreye rağmen Kuruma intikal ettirilmediği” olarak açıklanıyor.
Bank Asya’daki yüzde 63’lük payın TMSF tarafından kullanılmasına dair karar yasadaki şu fıkraya dayandırılmış: “Kanunun Nitelikli paya sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden nitelikli paya sahip ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde, diğer ortaklık hakları Kurumun bildirimi üzerine Fon tarafından kullanılır.”


Yani yaklaşık 20 yıldır faaliyette bulunan bankanın ortakları birden ‘belirsiz’ hale mi gelmiş?

BDDK, bankanın ortaklarında aranan nitelikleri kimin kaybettiğini söylemiyor. Ama ‘bilgi gelmedi’ diye bu kararı almış. Burası çok tartışmalı. İkincisi de, mevcut ortaklara izni veren de BDDK. Üçüncüsü, bankanın genel kurulu olmadan bu kararın yürürlüğe girmesi bile tartışmalı.
Bu hukuki sorunları bir tarafa bırakırsak, asıl sorun şurada; bunun politik bir ‘el koyma’ olduğu çok açık. Geçmişte kadroları ile ortak ve güç birliği içinde olunan ama sonra karşıt olarak konumlanan bir cemaati saf dışı bırakmak için tüm mekanizmalar hukuk içinde ya da dışında, devreye sokulmuş durumda. Belli ki banka da bu kapsamda hedef alınıyor.
Çok açık ki; bankanın mali durum zayıflığı ya da likiditesi ile ilgili bir gerekçe ya da yasal bir dayanağa atıf yok. Deyim yerindeyse pek de ‘eften püften’ bir gerekçeyle, hatta ‘halka açılırken bu izni kim vermişti bu bankaya?’ sorusunu da sorduracak tuhaflıkta bir manevra yapılmış oldu. Bankaya paralarını yatıran ya da ticari bir ilişkisi olan kesimlerde şüphe yaratacak, güven sarsmaya dönük bir hamle.
İşin tuhaf yanı, mali durumdaki zayıflıkla ilgili bir gerekçeye dayanarak değil, başka bir nedene dayanarak yönetim ataması yapıldığından, atanan yönetimin bankanın mali durumundaki seyrin sorumluluğunu da taşıdıkları çok açık.
Unutmayalım ki; politik olarak hedef alınan bir banka ya da şirket, dar olarak o sektörde, geniş açıyla ekonomide bir tuğla. Bu tuğlayı bugün için ‘kitabına uygun’ ama hukuk zorlanarak, politik hedeflerle çekmek tüm ülkeye zarar verecek. Belki de geri dönülmez zararlara yol açacak.

bigPara.com