Bir uyarı da stand-by için

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, son haftalarda yaşanan gelişmelere dikkat çekerek hükümetin, IMF ile anlaşmayı kesin sonuca bağlamasını ve yurtiçinde siyasal dalgalanmalara neden olacak gündem sapmalarına izin vermemesini istedi.

ANKARA - TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, son haftalarda yaşanan gelişmelere dikkat çekerek hükümetin, IMF ile anlaşmayı kesin sonuca bağlamasını ve yurtiçinde siyasal dalgalanmalara neden olacak gündem sapmalarına izin vermemesini istedi.
Sabancı, IMF ile yeni anlaşmanın imzalanmasının gecikmesi, bütçeye yük getirecek alışkanlıkların yeniden canlandığı izleniminin uyandırılması ve dış politikadaki belirsizliklerin, iç ve dış piyasaların tedirgin bakışlarının Türkiye üzerine yönelmesine neden olduğunu kaydetti. Sabancı, OSTİM Sanayici ve İşadamları Derneği'nin genel kuruluna katılarak bir konuşma yaptı.
ABD'nin faizlerde yaptığı artışın Türkiye'yi birkaç gün içinde olumsuz etkilemesinden, Türkiye'nin risklere hâlâ ne kadar açık olduğunu herkesin kolaylıkla anlayabileceğini vurgulayan Sabancı, "Faiz artışı nedeniyle ABD Hazine bonolarına yönelen fonların gelişmekte olan ülke piyasalarını terk etmeye başlaması, Türkiye açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişmedir" dedi.
Cari açık uyarısı
Türkiye ekonomisinin ne içeride, ne dışarıda en ufak bir güven kaybına tahammülü olmadığını da sözlerine ekleyen Ömer Sabancı, "Cari açığın bugün ulaştığı boyutlar, açığın finanse edilmesinde bir kesintiye tahammülümüz olmadığını gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin çok daha güç koşullardan geçtiğini hatırlatan Sabancı, bu güçlükleri aşarken, IMF ile yapılan stand-by anlaşmalarının önemli bir pozitif etkisi olduğunu ileri sürdü. Sabancı, "Anlaşmanın yeni diliminin de bu işlevlerin devamı için büyük önemi var. İmzanın gecikmesi, bütçeye yük getirecek" uyarısı yaptı.
Sabancı, Türkiye'nin, yakaladığı nispeten istikrarlı ortamı, bir atılıma dönüştürmek zorunda olduğunu, bunu sağlamak için de mevcut ortam titizlikle korunurken, yapısal eksiklerin tamamlanması ve AB müzakerelerinin bir sanayi stratejisi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini anlattı.
Sabancı, makro düzeydeki olumlu gidişin, mikro hücrelere yeterince yansımadığını belirterek, Türkiye'nin en önemli sorunu olan işsizliğin yeterli ölçüde azalmamasının, yabancı sermaye girişlerinin ve yatırımların gerektiği gibi artmamasının, yapısal bazı eksikliğin devam ettiğini ve politikalara yön verecek sanayi stratejisinden yoksun olunduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.
Büyümenin bazı sektörlerde son derece yavaş kaldığını, bazılarında küçülme bile bulunduğunu dile getiren Sabancı, işsizliğin ağır sorun olmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.
Türkiye KOBİ'lerin Çin'i olabilir
Avrupa'nın büyük şirketlerinin, dev firmalarının yeni açılım alanı olarak Çin'i belirlediklerini vurgulayan Sabancı, Türkiye'nin ise KOBİ'lerin Çin'i olabileceğini söyledi. Sabancı bu konuda şunları ifade etti:
"Avrupa'nın KOBİ'leri de yabancı ülkelerde yatırım ihtiyacı içindeler ama Çin'e gitmeye güçleri yetmiyor. Bunun yerine Türkiye'ye gelmeyi istiyorlar. Biz bunu uzun süredir görüyorduk ve 'Türkiye Avrupa için bir üretim üssü olabilir' diyorduk. Avrupa'nın yeni sanayileşme hedeflerini ortaya koyduğu Lizbon Stratejisi'nin en önemli ayaklarından birinin KOBİ'lerin gelişmesi olduğuna dikkat çekmeye çalışıyorduk. Son zamanlarda gerek Danimarka'da, gerek İtalya'da, gerekse Almanya'da, bize neredeyse aynı sözlerle şunu dile getirdiler: 'Türkiye KOBİ'lerin Çin'i olabilir.' Bu söz, hükümetimizin takip etmesi gereken çok önemli bir gerçeğe parmak basıyor. Bu gerçeği büyüteç altına almakta fayda var. "KOBİ'lerin gelişmesinin önünün açılması gerektiğini de kaydeden Sabancı, "Ancak bunun ne devlet desteği ile olması mümkün, ne de çoğunlukla bizim KOBİ'lerimizin sermayeleri atılım yapmaya yeterli. O zaman yapılacak şey, yabancı sermayeyi KOBİ'lere çekecek özel programlar uygulamak" diye konuştu.