Birliklerde 'dışarıdan' müdahale endişesi

Birliklerde 'dışarıdan' müdahale endişesi
Birliklerde 'dışarıdan' müdahale endişesi
Son torba yasa, üretici birliklerinde yönetime iki üyenin dışarıdan girmesini ve bu isimleri bakanlığın belirlemesini öngörüyor. TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin "Üretici ve ortak olmayan kooperatif yönetiminde olmamalı" diyor.
Haber: JALE ÖZGENTÜRK / Arşivi

Türkiye ’nin 2001 ekonomik krizinde en büyük fatura tarım sektörüne çıktı. Çiftçiyi ayakta tutmak için kuruluşu 100 yıl öncesine giden tarım satış kooperatif birliklerinin “ölüm fermanı” Dünya Bankası ve IMF politikalarıyla hazırlandı.
Sayıları 17’den bugün 13’e inen birlikler hala ayağa kalkmaya, üreticisine destek olmaya çalışıyor.
Bu kooperatiflerin 57 ilde 500 bin ortağı var. 13 birliğe bağlı kooperatif sayısı ise 296. Birlikler ekonomik kurtuluş mücadelesi verirken, bağlı oldukları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı torba yasa ile yeni bir düzenleme getirdi.
Birlikleri geleceğe hazırlamak amacıyla çıkartılan yeni düzenlemede yer alan bir madde ise soru işaretleri yarattı. Buna göre “Birlik yönetim kurulu seçimlerine kooperatif ortağı olmayan ve tek ölçütü ‘dört yıllık yüksekokuldan mezuniyet’ olan iki üye, bakanlık onayıyla girebilecek.”
Yeni düzenleme ne anlama geliyor, neler getiriyor? Bu soruların yanıtını, sadece zeytinyağı üretimi değil markalaşması açısından da başarılı bir sınav veren TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin’le konuştuk.
Türkiye’de birlikler nasıl bir süreçten geçti?
Türkiye’de birliklerin kuruluş tarihi 100 yıl öncesine gidiyor. Örneğin Ege Bölgesi’nde 1900’lerin başında TARİŞ üzüm, pamuk, zeytinyağı ve incir üreticilerini kapitülasyon tüccarlarına karşı koruyan birlikler olarak kurulmuş. Ancak zaman içinde siyasilerin vesayeti altına giren birlikler, siyasetçilerin oy deposu olarak görüldü. Bu durum hem kooperatif ortaklarının ilişkilerini erozyona uğrattı, hem de birlikleri evrensel kooperatifçilik değerlerinden uzaklaştırdı. Birlikler kara delik olarak nitelendi. 2001 krizinde IMF, Dünya Bankası politikalarıyla çiftçiye zaman tanınmadan rehabilitasyon projeleri başlatıldı. Bu süreçte TARİŞBANK da haksız yere elimizden alındı.
Evrensel kooperatifçilik değerleri nedir?
Avrupa Birliği’nde kooperatiflerin 350 milyar Euro cirosu var. Tarım kooperatiflerinin tarım ekonomisinde etkinliği ise yüzde 75 civarında. İskandinav ülkelerinde, Hollanda’da bu oran yüzde 90’ları buluyor. AB bütçesinin yüzde 50’si tarıma harcanıyor. AB ülkeleri tarımsal ürününü üretimden pazarlamaya kadar kooperatifler vasıtasıyla organize ediyor. Yani kooperatifçilik bir hobi değil, bir davranış biçimi. Bu sayede üreticileri de tarım içinde tutuyorlar. Bizde ise kooperatifçilik siyasi iradenin aracı olarak kullanıldı. Ve acı reçeteler çıkarıldı.
Rehabilitasyon projesinin üzerinden 13 yıl geçti. Ayakta kalan birliklerden birisiniz. Neler yaptınız?
Rehabilitasyon sürecinde önce yeni bir strateji hazırladık. Sadece üretimi değil ürünümüzü pazarlama ve markalaşma konusunda da yeniden yapılandık. Profesyonel bir ekibimiz var. Markalaşma için önemli adımlarımız oldu. Bunu yapabilmek için 28 bin ortağımızla ilişkilerimizi güçlendirdik. Biz ürünümüzü sadece kendi ortağımızdan alıyoruz. Ürünümüz yoksa yok diyoruz ama güven veriyoruz. Müşteri sadakatimiz yüksek. Üretimde ise ortağımızı ayakta tutmak için zeytin sıkma tesislerini modernize ettik. AR GE bölümünü geliştirdik. Yeni ürünler üretiyoruz. Şirketleşmeye ağırlık verdik. Geçmişte dört birlik iç içeydi, ayrıldı. Bugün biz TARİŞ soyadlı dört kardeşiz sadece. Aldığımız tüm önlemler ve yeniden yapılanma çabalarımız sayesinde artık “TARİŞ Zeytinyağı Birliği için tehlike geçti” diyebiliyoruz.
Torba Yasa ile birlik yönetimlerine yeni düzenlemeler geliyor. Nasıl yorumladınız?
‘Tarım Satış Kooperatifi ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Örnek Anasözleşmelerine İntibak Usul ve Esaslarının Belirlenmesine Dair Tebliğ’ 8 Nisan’da yürürlüğe girdi. Ana sözleşme dramatik bir durumla karşı karşıya bırakıyor bizi. Düzenlemeye göre artık ortak olmayan kişiler, sadece üniversite mezunu olan kişiler, yönetim kurullarına girebilecek.
Nasıl olacak bu?
Kooperatif yönetim kuruluna aday olmaya karar veriyorsunuz, bakanlığa başvuruyorsunuz. İsimleri bakanlık seçiyor ve siz de seçime girebiliyorsunuz. Tek kriter 5 yıl tecrübe. Ben şöyle bir niyet hissediyorum. Bu kurumların yönetimlerine bir şekilde müdahale edilmek isteniyor.
Kooperatiflerin daha etkin yönetilmesi için değil mi?
Hayır. Ben denetime bir şey demiyorum, aksine olması gereken bir sistemdir. Bağımsız yönetimi biz kendimiz seçiyoruz zaten. Mevcut yönetim ve denetim kurulları kaldırıldı, doğrudur. Ancak örneğin Koç Holding’e hükümet dışardan bir kimseyi atayabilir mi? Burası bir kooperatiftir. Tek müşterek payda da ortak olmaktır. Ürünün erbabı olmak, çiftçi olmak da yetmez, kişi kendi ürünüyle ilgili olmalı. Yönetici üniversite mezunu olacak diyebilirsin ama canı isteyen ilgisiz insanlar buraya aday olamaz.
İtiraz hakkınız yok mu?
Yasal olarak inceliyoruz. Bizim karşı çıktığımız, dışarıdan herkese müracaat hakkının tanınması. Tabii ki buradaki yöneticiler değişecektir. Ama ben yerimi bir çiftçiye veririm, caddeden geçene veremem. Bu çağdaş kooperatifçiliğin neresinde var anlamış değilim. Kooperatifler ürüne değer kazandıran sistemlerdir. Bu tür müdahaleler doğru değil. Bakanın seçeceği bir yönetici olmaz. Devlet olarak her türlü denetimi yaparsın. Bu ciddi bir tehdittir. Bizler zaten büyük ekonomik sorunlarla boğuşurken, bir de köstebeklerle uğraşmayalım!

Alsancak borcu bitirip, yatırıma kaynak olacak


Son günlerde başlayan gökdelen furyasıyla çok katlı konut alanı haline gelen İzmir’de projeler birbiri ardına geliyor. Bu projelerden birini de TOKİ Emlak GYO ile birlikte ÖZAK GYO yapacak. Projenin 400 milyon TL civarında olduğu belirtiliyor.
Buradaki 133 bin 553 metrekarelik arsa TARİŞ İncir Birliği ile TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nindi. Cahit Çetin projenin imzalarının atıldığını söylüyor. Proje nedeniyle heyecanlı, çünkü gelir ortaklığı sistemi ile yapılacak karma proje sayesinde birliğin güçleneceğini belirtiyor. Çetin şunları söylüyor
“Ciddi bir kazanç bekliyoruz. Arazimizin tarihi bir özelliği yok. Borçlarımızdan kurtulmak için çok önemli bir proje. Dertlerimize ilaç olacak. Ortaklarımızın da gücü artacak. Yatırımlarımıza kaynak oluşturacak. Borçlarımızı kapattığımız gibi, önemli bir gelirimiz de olacak.”

bigPara.com