'Bisküvici dede'ye veda

'Bisküvici dede'ye veda
'Bisküvici dede'ye veda
İş dünyasının sembol isimlerinden Türkiye'de bisküvi ve çikolata üretiminin öncülerinden Ülker'in kurucusu Sabri Ülker, 92 yaşında yaşamını yitirdi.

EKONOMİ SERVİSİ

Cumhuriyetin ilk kuşak sanayicilerinden çocukların ona taktığı isimle ‘Bisküvici Dede’ Sabri Ülker, 92 yaşında hayatını kaybetti. Bisküvi işine daha ilkokul çağında bir çocukken yazları Besler Bisküvi Fabrikası’nda çalışarak başlayan Sabri Ülker, arkasında 10 milyar doları aşkın cirosuyla ‘Yıldız’ imparatorluğunu bıraktı. Yaşlılık sebebi ile öldüğü açıklanan Sabri Ülker’in cenazesi bugün Fatih Camii’nde öğlen namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Eski Kozlu Mezarlığı’nda defnedilecek.
Sabri Ülker, 1920 yılında Kırım’da doğdu. Hayatının çocukluk dönemi, Kırım’daki Sovyet ihtilalinin etkisiyle oldukça zor geçti. Zorlu çocukluk anıları ona Ülker’i kurduğunda “Biz her insanın, hangi ülkede yaşarsa yaşasın, güzel bir çocukluk geçirme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz” sözünü söyletti. Kırım’da yaşanan sıkıntılara dayanamayan aile 1929 yılında İstanbul’a göç etti. 9 yaşında İstanbul’a gelen ancak hafızasında o günlerin izi hiç silinmeyen Sabri Ülker, çocukluğunu şöyle anlatmıştı: “Çok acılı anlarımız, günlerimiz ve aylarımız geçti. Unutmak mümkün mü? Bütün bağ, bahçe ve tarlalara el konularak, ‘Hepsi devletindir, baştan dağıtacağız’ dendi. Eğitimli, çalışkan ve kendi düşüncelerinde olmayan insanları Urallar’a, Sibirya’ya sürmeler ve toplu kurşuna dizmeler başladı. Babamızı ve bizi defalarca bu sürgün kafilelerine soktular.” 

Han’dan 54 fabrikaya
Sabri Ülker Kadırga İlkokulu’nu bitirdikten sonra ortaokulu Bilecik’te, liseyi ise Kütahya’da okudu. Mühendis olmayı hayal ediyordu ancak koşullar el vermedi. Yükseköğrenim için Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Âli’sine kaydolduğunda 2. Dünya Savaşı başladı. Ülker, tam da bu günlerde bisküvinin tadını unutan çocuklar için ağabeyi Asım Ülker ile birlikte bisküvi üretmeye karar verdi.
Çocukluk yıllarında çalıştıkları bisküvi fabrikasından ve ailenin bir süre işlettiği şekerleme dükkânından tecrübelerine güvenerek, 1944’te Eminönü’ndeki Nohutçu Han’da küçük bisküvi atölyesi satın aldılar. Sabri Ülker, daha sonra o günleri şöyle anlattı: “Tahmin edersiniz 1944’te, 2. Dünya Savaşı’nın sorunlarını yaşayan genç Cumhuriyetimizde üretim aletlerini bulmak çok zordu. 1944 yılı sonbaharında sabahın erken saatlerinde, İstanbul’un o zamanlardaki iş merkezi sayılan, Eminönü’ndeki Nohutçu Han’a geldim. Yaklaşık 100 metrekarelik alandaki kazanları, kepçeleri, kalıpları, arkada duran fırını ve diğer aletleri tek tek inceleyerek ‘Bu işi başarmalıyım’ dedim.” O günlerde ‘olmaz’ denilen iş, bugün 10 ülkede 54 fabrika ve 300 marka ile 80 ülkeye ihracat yapan Yıldız Holding’e dönüştü. 

Mütevazı yaşadı
Sabri Ülker’in iş hayatındaki başarısının ardında, mutlu özel hayatının da büyük etkisi vardı. Eşi Güzide Hanım’la mütevazı bir yaşamı seçen Sabri Bey’in hayatlarındaki en büyük acı evlatları Ali Ülker’i küçük yaşta kaybetmeleri oldu. Kaybettikleri evlatlarının anısını, adını verdikleri torunları Ali Ülker’de yaşattılar. Diğer evlatları Ahsen Özokur ve Murat Ülker de ailenin değerlerini benimsediler. Sabri Ülker, 2000 yılında Ülker Grubu’nun onursal başkanlığını üstlenerek, yönetim bayrağını oğlu Murat Ülker’e devretti. Sabri Ülker 2010 yılında, hayat arkadaşı Güzide Ülker’i kaybetmenin acısını yaşadı. Gelecek nesillere daha yaşanır bir Türkiye ve dünya bırakabilmek için sivil toplum kuruluşlarıyla koordinasyon içinde çalışmanın önemine inandığını ifade eden Sabri Ülker, TEMA Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı. Sabri Ülker başarısının sırrını şöyle anlatıyordu: “Başarının temelinde önce, bıkmadan, usanmadan çalışmak gelir. Üretilen bir malın iyi olması, müşteriye cevap vermesi gerekir. Tanıtmaya çok önem verilmeli. Reklama ilk günden itibaren önem verdik, şimdi de veriyoruz, daima vereceğiz... 1950’den beri Ülker´in reklamını yapmaktayız. Özellikle, kaliteli bir malın reklamı yapıldığı zaman, elde edilen netice büyük oluyor.”

Güzel bir çocukluk geçirsinler diye
Ülker markasını taşıyan ilk bisküvi üretildiğinde 24 yaşındaydım. Bir zamanlar bizlerden ‘genç müteşebbisler’ diye söz ederlerdi. Bugün ise çocukların ‘bisküvici dedesi’ oldum ve bundan çok mutluyum. Bizler savaşları, yıkımları, göçleri gördük. Herkesin güzel bir çocukluk geçirme hakkına sahip olması gerektiğine inandım. Akşam babaların çocuklarına götürebilecekleri bisküvileri, çikolataları, gofretleri üretmenin hazzını her zaman hissettim.

Hiç sevmediği söz ‘kriz’di
Sabri Ülker, konuşmalarından birinde kriz sözünü hiç sevmediğini belirtmişti. Sıkıntılardan kurtuluş yolunun üretim olduğuna inanan Ülker, “Zor bir dünyada, dünyanın zor bir bölgesinde büyüklüğünün hakkını vermek zorunda olan bir ülkenin vatandaşlarıyız. Bu onuru taşımanın temel şartı, ülkesini, devletini, bayrağını çok sevmek ve ona sımsıkı sarılmaktır” diyordu.

Tatili tedavimde öğrendim
“Hayatım hep çalışmakla geçti” diyen Ülker, tatil keyfinin varlığını tedavi sırasında öğrendiğini anlatıyordu. Ülker, “Pazarları dışında tatil keyfini ancak tedavimde doktorumdan öğrendim. Oğlumu kendi işinde yeterli, araştırıcı, bilime önem veren, çalışmayı seven biri olarak yetiştirmeye çalıştım. Oğlumla ilgili tek şikâyetim tavsiyelerimi mübalağalı almış olmasıdır.”

Ülker Godiva’yla dünyaya açıldı
Ülker, 2007’de lüks çikolata markası Godiva’yı 850 milyon dolara bünyesine kattı. Godiva tüm uluslararası iştirakleri, markaları, tesisleri, ticari sır ve patentleri ile Ülker’in bünyesine girdi. Godiva’yı satın alması aynı zamanda ilk kez bir Türk şirketinin dünya çapında lider bir markayı satın alarak adını duyurmasını sağladı.

Global markalarla ortaklık kurdu
Yıldız Holding şirketleri dünyanın önemli şirketleriyle yüzde 50-50 ortaklıklar kurdu.
İlk yabancı ortaklığı 1993’te Avrupa’nın en büyük nişasta üreticisi Cerestar.
2003’te İsviçreli Hero ile birlikte Türkiye’nin ilk yerli bebek maması fabrikası kuruldu.
2005’te Amerikalı Kellogg’s ile ortaklığa imza attı, kurulan Kellogg Med şirketiyle Türkiye’de kahvaltılık gevrek üretimi başladı.
2009’da Avrupa’nın en büyük sakız firmalarından biri olan Gumlink ile Continental Confectionery Company’i kurarak, sakız ve şekerleme üretimi başladı.
2010’da Avrupa’nın önde gelen çay üreticilerinden Laurens Spethmann Holding AG & Co. KG (LSH) ile ortaklık yaparak, Milford Yıldız şirketi kuruldu. Aynı yıl global bir baharat firması olan McCormick ile Türkiye’de yeni bir şirket kurmak için anlaştı. Ayrıca meyve suyu üreticisi Eckes-Granini Group ile ortaklık anlaşması imzalandı.
2011’de İsveçli hijyen ve kâğıt devi SCA, Komili Kâğıt A.Ş’nin yarısına ortak oldu.

İş dünyasını üzdü
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Türkiye ekonomisine büyük hizmetleri olmuş, iş dünyamızın duayen isimlerinden Sabri Ülker ağabeyimizin vefatından büyük üzüntü duydum. 1940’lı yıllarda üretim yolculuğuna başlayan efsane işadamlarımızdan Sabri Ülker’in iş dünyasındaki başarısı herkes için bir rol model niteliğindedir.
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: Ülkemizin öncü sanayicilerinden, cesur girişimci Sabri Ülker’in vefatını üzüntüyle öğrendim. Sabri Ülker, iş dünyasında örnek alınacak pek çok işe imzasını koymuş başarılı bir işadamıydı. Aynı zamanda eğitim alanında yaptığı çalışmalarla da anılacak olan Sabri Ülker’e Allah’tan rahmet, ailesi, sevenleri ve tüm Ülker camiasına, tüm ihracat ailesi adına başsağlığı diliyorum.
İTO Başkanı Murat Yalçıntaş: 1944 yılında başladığı sanayicilik yolculuğunda ülkesini düşünen, kendi insanına hizmeti önemseyen, ilkeli bir işadamı olarak öne çıktı. Ülker’in kurucusu olmaktan daha çok, o Türkiye’ye mal olan hayırsever ve sosyal sorumluluk sahibi bir işadamı olarak daima mütevazılığıyla gönülleri fethetti.

Öngörüleri yatırımlarına yön verdi

1944
Sabri Ülker, iş dünyasına ilk adımını 1944 yılında Eminönü’ndeki Nohutçu Han’da küçük bisküvi atölyesiyle attı. Ağabeyi Asım Ülker ve üç çalışanla birlikte 100 metrekarelik bu atölye Ülker’in tohumlarının atıldığı yer oldu.

1948
Eski Sağmalcılar Köyü’nde ilk bisküvi fabrikasını kurdu. Üretimini üçe katladı.

1970
Ankara’da Anadolu Gıda’yı kurdu.

1974
200 bin dolarlık ilk ihracatını yaptı.

1975
Uluslararası firmalarla rekabet edebilmek için Ülker’de Ar-Ge departmanını kurdurdu.

1979
İstanbul’da kurulan ikinci fabrikayı çikolata üretimine tahsis etti.

1980
1980’lerden itibaren Ülker’in üretim çeşitliliğinin zenginleşmesini sağladı.

1992
Bitkisel-endüstriyel yağ ve margarin konusunda tecrübesini üretime dönüştürme kararını aldı.

1996
Süt endüstrisine girilmesine önayak oldu. Uluslararası firmalarla ortaklıklar gerçekleştirdi.

2000
Ülker’in onursal başkanlığını üstlenerek yönetimi Murat Ülker’e devretti. Fikirleriyle yol göstermeye devam etti.

bigPara.com