'Borç alan, yarın emir alır'

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Bütçe açıkları verdikçe, dış borca ihtiyaç duydukça Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), Dünya Bankası'nın, ABD'nin ve AB'nin karşısında dik duruş sergileyemeyiz.

İZMİT - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Bütçe açıkları verdikçe, dış borca ihtiyaç duydukça Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), Dünya Bankası'nın, ABD'nin ve AB'nin karşısında dik duruş sergileyemeyiz. Dik duruş, kemikli duruş isteyen, bütçe açığından kurtulur" dedi.
Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin tarihinde ilk kez bu yılı sıfır açığı olan bir bütçeyle tamamlamasını beklediğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İstanbul Şubesi'nin TOBB'la ortaklaşa düzenlediği geleneksel 'Kartepe Zirvesi'nin ikincisinde ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi, soruları yanıtladı. Bütçe açığının Türkiye'nin önde gelen sorunlarından olduğunu belirterek, Sultan Süleyman'ın, "Bugün borç alan, yarın emir alır" sözünü örnek göstererip, şöyle konuştu: "Eğer hükümetler birilerinden emir almaktan hoşlanmıyorsa, kemikli duruş istiyorsa, o zaman bütçe açığı vermemeyi becerecek. Bütçeniz sürekli açık verirse, dış borca muhtaçsanız IMF'nin de, Dünya Bankası'nın da, ABD'nin de, AB'nin de karşısında dik duramazsınız."
'İşler iyi ama dayak var'
Rifat Hisarcıklıoğlu, bütçe açıklarının giderek azalmaya başladığına dikkat çekerek, "Aslında bu yılki bütçede de açık hedefi var. Hükümet 2007'den itibaren denk bütçeye doğru gitmeyi öngörüyor. Ancak, sıkı maliye politikası ve vergi gelirlerindeki artış sayesinde Türkiye tarihinde ilk kez bu yıl açık veren bütçeden kurtulabilir" diye konuştu.
Rifat Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi: "Makro verilere bakınca işler iyi ama diğer taraftan da dayak yiyip duranlar var. İşsizlik azalacağına artmaya devam ediyor. Protestolu senetler artıyor. Bazı sektörler sıkıntı yaşıyor. Bu sıkıntıları yaşayanlar makro ekonomideki iyileşmeyi doğal olarak kabul etmiyor."
TOBB Başkanı, 2001 krizinin ardındam 2002 yılından itibaren dört yıl üst üste gerçekleşen büyümede özel sektörün payının çok ağırlık kazandığını kaydederek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ancak, işsizliğin azalmadığını gören, kârlılığı giderek azalan, geliri artmayan herkes soruyor: Biz neden büyümeyi hissetmiyoruz? Neremiz büyüdü? İşte size örnek. Enflasyon yüzde 8 iken, vergi gelirlerindeki artış yüzde 18. Aradaki 10 puan insanların cebine yansıyacağına devletin kasasına vergi olarak gitti. Üstelik çoğunlukla aynı kesimlerden. Öyleyse kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi daha da önemsemeliyiz." Hisarcıklıoğlu, kaynağını göstermeden hükümetten talepte bulunmadıklarını da kaydederek, şu örneği verdi:
"Elektrik maliyetimizin düşürülmesini istiyoruz. Bunu yapmak çok kolay. Elektrik faturalarında yüzde 2 TRT payı var. Bunu kaldırsalar 200 milyon dolarlık rahatlama sağlar. TRT'ye bakın, özel kanalların 500 kişiyle yaptığı işi 8 bin 200 kişiyle yapıyor. Bunun faturasını niye biz ödüyoruz. Devletin elinde nema oldukça yolsuzluk düzeni de devam eder" dedi.
'Dost bürokrat istiyoruz'
Bürokraside özel sektöre karşı hep şüpheli bakış olduğunu, 'Özel sektör dostu bürokrat' istediklerini belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: "Bir keresinde Devlet Bakanı Ali Babacan'a, 'İyi ki bürokrat oğlu bürokrat olur' gibi bir yasa çıkarmamışlar, o zaman tam yanardık demiştim. Bürokratlarımız şunu unutuyor. Onların çocuklarına da iş kapısı açacak özel sektördür. Artık önümüzü açın, bırakın koşalım."
Yoksulluğu yenme yolu
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin bir an önce sanayi envanterini çıkarıp, hangi sektörlere destek vermesi gerektiğini anlamaya ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, bu görevi üstlenebileceklerini ifade etti. Hisarcıklıoğlu, yoksulluğu yenmenin formülünü de şöyle verdi: "Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat... Bu formülün daha sağlıklı devreye girmesi için özel sektörün önünün açılması, engellerin kaldırılması gerekir." Hisarcıklıoğlu, "Birlikte rahmet, ayrılıkta azap var" sözünü hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı: "Ancak, bakıyoruz iş alanında bunun tersi yaşanıyor. Yoksullukta bir oluyoruz, varlıkta ayrılıyoruz. Çoğumuz, 'Küçük olsun, benim olsun' mantığıyla hareket ediyoruz. Oysa, küçük olan hep senin kalmaz arkadaş. Müthiş bir küresel sermaye fırtınası geliyor. Ortaklık kültürünü geliştirip büyüyemezsek, bu fırtınanın önünde duramayız."