'Bu ay enflasyon yüksek çıkacak yılı ise yüzde 5'in altında kapatır'

'Bu ay enflasyon yüksek çıkacak yılı ise yüzde 5'in altında kapatır'
'Bu ay enflasyon yüksek çıkacak yılı ise yüzde 5'in altında kapatır'

Başkan Durmuş Yılmaz, ?2010 ilk yarısında baz etkisi nedeniyle yıllık enflasyonda dalgalanma görülebilir? dedi. FOTOĞRAF: CİHAN YILDIRIM / AA

Vergi indirimlerinin sona ermesiyle birlikte yılın ikinci yarısında ekonomide daha zayıf bir seyir izleneceğini söyleyen Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, buna karşın Türkiye'nin Çin, Hindistan gibi durgunluktan erken çıkan ülkeler arasında yer aldığını vurguladı

ANKARA - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, beklentilerin aksine bu ay enflasyonun biraz yüksek çıkacağını, belirtip, “Ancak aylık bazda artsa bile yıllık bazda enflasyonun düşmeye devam edeceğini tahmin ediyoruz, yüzde 5’in altı olabilir, bilemiyoruz” dedi. Yılmaz, Eskişehir’de düzenlenen ‘Para Politikaları’ konulu konferanstaki konuşmasında, enflasyonu TÜİK’in hesapladığını anımsatıp, kendi bünyelerinde yaptıkları çalışmalara göre enflasyona ilişkin tahminde bulunduklarını hatırlattı.
Bu yıl sonu itibarıyla yıllık enflasyonun belirsizlik aralığı alt sınırına yakın gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini kaydeden Yılmaz, 2010 ilk yarısında baz etkisi nedeniyle yıllık enflasyonda dalgalanmalar gözlenebileceğini söyledi. 

İkinci yarı talep zayıf
Ellerindeki verilerin ve yatırım göstergelerinin, önümüzdeki dönemde yatırım talebinde belirgin bir canlanmaya işaret etmediğini vurgulayan Yılmaz, “Tüketim talebinin ikinci çeyrekte sergilediği kayda değer yükselişten sonra vergi indirimlerinin sona ermesiyle birlikte, yılın ikinci yarısında daha zayıf bir seyir izlemesi beklenmektedir” dedi.
Durmuş Yılmaz, buna karşın hem reel kesim hem de tüketici güven endeksinde iyileşme olduğunu, bunun da önümüzdeki dönemde kısmi toparlanmaya işaret ettiğini vurguladı. 

İşgücünde sınırlı iyileşme
İşgücü piyasasında son dönemde sınırlı bir iyileşme gözlendiğini anlatan Yılmaz, ancak toplam talebe ilişkin belirsizlikler ve atıl kapasite fazlalığının, yatırımlarla birlikte istihdam kararlarını da olumsuz yönde etkilediğini bildirdi. Yılmaz, “İşgücü piyasasında sınırlı iyileşme var, ne kadar kalıcı olduğu konusunda net bir fikrimiz yok, bir iki ay daha gözlem gerek” dedi.
Faiz indirimlerine rağmen finansal koşullardaki ek sıkılığın kısmen sürdüğünü ifade eden Yılmaz, küresel ekonomide toparlanma sinyalleri görülmekle beraber 2010’a ilişkin belirsizliklerin önemini koruduğunu vurguladı.
“Analizlerimiz 1 puanlık indirimin iktisadi faaliyetteki dalgalanmaların şiddetini önemli ölçüde azalttığını gösteriyor” diyen Yılmaz, para politikasının aşağı yönlü esnekliğini uzunca bir süre korumasını beklediklerini kaydetti.
Son dönemde küresel risk algılamalarında gözlenen toparlanma eğiliminin Türkiye’nin risk primine, yurtiçi piyasa faizlerine ve döviz kurlarındaki oynaklığa olumlu yönde yansıdığını vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:
“İhracatçılarımızda TL’nin değerli olması nedeniyle bazı tedirginlikler söz konusu. Şu anda yaşanan husus tamamen dolar/avro paritesindeki değişkenliklerden kaynaklanıyor. Türkiye’de risk algılanması olumluya doğru gidiyor. Yatırım açısından da olumlu görünüyor.”
Yılmaz, kurla ilgili gelişmelerin ekonominin makro temellerini yansıtmaması halinde Merkez Bankası’nın bunu gidereceğini bildirdi. 

Firmalar hâlâ kötü durumda
Bankalara olan kredi borcunu ödeyemeyip temerrüde düşen firmaların sayısının son bir yıl içinde belirgin bir artış gösterdiğini ifade eden Yılmaz, karşılıksız çıkan banka çekleri ve yeni kurulan şirket sayısındaki olumsuz görünümün, son dönemde azalmakla  beraber devam ettiğini kaydetti. (aa)

‘Türkiye Çin ve Hindistan gibi’
Yılmaz, dünyada, risk algılaması ve likidite anlamında rahatlamanın söz konusu olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “Dünyadaki büyümeye bakıldığında, sanayi üretimi gibi göstergeler küresel ekonominin hâlâ zayıf olduğuna işaret ediyor. Küçülme eğiliminin azalmaya başlamasına karşın ciddi toparlanmadan söz etmek için erken diye düşünüyoruz. Endekslere bakıldığında Türkiye ekonomisi Çin ve Hindistan gibi durgunluktan erken çıkan ülkeler arasında yer aldı. Küresel risk algılamalarındaki toparlanmanın Türkiye’deki piyasalara da olumlu yansıdığını görüyoruz. Bu gelişmeyi döviz ve reel faizlerde, TL’nin dolar karşısındaki değerinde görüyoruz.”

2010 ortası daha iyi oluruz
İkinci bir dış dalga olmaması halinde 2010 ortalarına doğru bugünkünden daha iyi konumda olunacağını ifade eden Yılmaz, “İster sosyal güvenlik açığı ister diğer açıklar olsun bizim için önemli olan toplam talebin nasıl etkilendiği. Sosyal güvenlik açığı azaltılmalı, tasarruf açığının kapanması için uzun vadeli fonlar artmalı. Bu sosyal güvenlik reformundan geçiyor” dedi.

Banka kârları düşecek
Yılmaz, bankaların 2010 yılında bu sene gördükleri kârları görmeyecekleri de kaydetti.
Yılmaz, Net Hata Noksan kapsamında bankacılık dışında bulunan, sonradan mali sisteme giren tutarı 1.5 milyar dolar olarak hesapladıklarını bildirdi. 

OVP tutarlı, içine bakıyoruz
2010 bütçesine ilişkin bir soruya ise Yılmaz, “Bu konuda yeni bir şey söz konusu değil. Mali disiplinle ilgili yapılanları şu andaki kararlarımızın içine yerleştirmiş durumdayız. Dolayısıyla Orta Vadeli Program (OVP) kendi içinde tutarlı ve gerçekçi bir program. O nedenle sorunun cevabı şu; biz bundan sonra söylenenlere değil söylenenlerin altının, içinin  nasıl doldurulacağına bakıyoruz. Onlar gerçekleştirebildiği müddetçe, para politikası açısından bir şey görmüyoruz. Ancak, ortaya konulan rakamların tutturulması gerekir.”