Çelebi: Türkiye, 5 yılda yarattığı istihdamı 1 yıl içinde kaybetti

Çelebi: Türkiye, 5 yılda yarattığı istihdamı 1 yıl içinde kaybetti
Çelebi: Türkiye, 5 yılda yarattığı istihdamı 1 yıl içinde kaybetti

Süleyman Çelebi, Türkiye?nin işgücü arzını 27 milyon kişi olarak tespit ettiklerini, bunun 6 milyonunun ise işsiz olduğunu ifade etti.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türkiye'de 2002 ile 2007 yılları arasında yaratılan 1 milyon 345 bin kişilik net istihdamın, 2008 krizinde silinip gittiğini belirtti. Çelebi, reel ücretlerdeki gerilemeye de dikkat çekti
Haber: MURAT ÖĞÜTÇEN / Arşivi

İSTANBUL - Devrimci İşçi Sendikaları Konfedarasyonu(DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türkiye’de yaşanan istihdam sorunu ile ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Çelebi, Türkiye ekonomisinin 2002 ile 2007 yılları arasında yılda ortalama yüzde 7 oranında büyüdüğünü, fakat aynı dönemde ülkemizde sadece yüzde 1.2’lik istihdam artışı yaşandığını belirtti. Süleyman Çelebi, 5 yıllık süreç içinde yaratılan 1 milyon 345 bin kişilik net istihdamın kriz döneminde yok olduğunu söyledi.
Çelebi, Türkiye’nin öncelikli gündem maddesinin ekonomi olması gerektiğini buna karşın sorunun çözümüne yönelik olarak yetkililerin yeterince güçlü adımlar atmadığı belirtti. Süleyman Çelebi,” Ülkede bir çığlık var fakat bu çığlık yeterince anlaşılamıyor” dedi.
DİSK Genel Başkanı Çelebi, Türkiye’de işçilerin yasal sürelerin üzerinde çalıştığını, çalışma sürelerinin yasal seviyeye indirilmesi halinde 2.5 milyon insana istihdam sağlanacağını söyledi.
Türkiye ekonomisine dair genel değerlendirmelerinizi alabilir miyim?
Kriz ortamındayız. Öncelikle belirtmek isterim ki, DİSK olarak, Türkiye’de krizin etkisi hissedilmeden biz görüşlerimizi yetkililere çok net olarak belirttik.
Kamuoyu ile paylaştık. Raporlar sunduk. Fakat uyarılarımız mualif bir ses olarak algılandı ve gerekleri yerine getirilmedi. Türkiye, bugün alınması gereken tedbirleri başlangıçta alamadığı için, dünya ekonomik krizinin bedelini çok ağır olarak ödüyor. Sayın Başbakanımızın ifade ettiği gibi kriz bizi teğet geçmedi. Tam tersine krizin bedelini en ağır koşullarda ödeyen bir ülke konumuna geldik.
Türkiye bugün kriz ortamında sizce genel ekonomik faaliyetlerin toparlanması ve istihdam sorunun çözümü için ne gibi politikalar uygulanmalıdır?
Bazı bilgileri sizinle paylaşmak isterim. Emek piyasasına iş bulmak için her yıl ortalama 850 bin kişi dahil oluyor. Bu insanlara iş bulunması gerekiyor. Toplam işgücü arzımız ise 6 milyonu işsiz olmak üzere 27 milyon. Türkiye’nin bu ortamda farklı gündem maddeleri bulunuyor. Halbuki, Türkiye’nin en önemli gündem maddesi ekonomik kriz ve buna bağlı olarak yaşanan işsizlik olmalıdır. Fakat bu sorunlar geçiştirilmeye çalışılıyor.
Türkiye’nin yaşamakta olduğu ekonomik çalkantılar bizi toplumsal anlamda bir faciaya sürüklüyor. Kürt sorunu son dönemde gündemde. Biz bu konuyu erteleyelim demiyoruz. Aynı zamanda demokratikleşme sorunlarımızda var. Bu konular çok önemli. Fakat bugün, bu konulardan çok daha acil bir sorunumuz var. Ekonomik kriz ülke nüfusunun bütün kimliklerini ilgilendiriyor. Kürdü de, Lazı da, Çerkez’i de ilgilendiriyor.
Ülkede bir çığlık var fakat bu çığlık yeterince anlaşılamıyor. Ve ekonomik sorunların çözümüne yönelik olarak yeterince güçlü adımlar atılmıyor. Alınmayan tedbirlerin bedelleri ağır olur. Bunalımlar, intiharlar, cinnetler...
Biz bu sorunlara dikkat çekiyoruz. Türkiye o noktaya doğru ilerliyor. Hatırlatmakta fayda var. Türkiye ekonomik büyüme gerçekleştirdiği dönemde de yeterince istihdam sağlayamadı. Neo-liberal politikalar, ekonomi ve sosyal yapı arasındaki ilişkiyi koparmış durumda. Kamuoyunda ekonomik büyüme, sosyal boyutundan soyutlanmış olarak ele alınıyor. Halbuki iktisadi bilimi, ekonomik büyüme ile işsizliğin çözülmesi sorununu birlikte ele alır. 2002 ile 2007 yılları arasında Türkiye yılda ortalama yüzde 7 oranında büyüdü fakat aynı dönemde net istihdam artışı sadece yüzde 1.2 oldu. Bu döneme ilişkin istihdamdaki artış, 1 milyon 345 bin kişi olarak gerçekleşti. 2008 krizi ise bu artışın tamamını silip süpürdü.
Türkiye’nin, 2002 ile 2007 yılları arasında yarattığı istihdamın krizde tamamen yok olduğunu söylüyorsunuz?
Evet yaratılan sınırlı istihdamda bu krizde yok oldu.
Reel ücretlerde de ciddi anlamda sorunlar söz konusu sanıyorum...
Evet ciddi sorunlar var. Büyüme gerçekleşiyor, fakat reel anlamda ücretlerde gerilemeler söz konusu oluyor. Son açıklanan 500 Büyük Sanayi Şirketi verilerinde, emeğin toplam sanayi maliyetleri içindeki payının 2008 yılında yüzde 11’e düştüğünü görüyoruz. Halbuki, 1999 yılında bu oran yüzde 20 düzeyindeydi. Fakat, emeğin maliyetinin düşmesi krize engel olamadı.
Türkiye’yi, Avrupa ile çalışanlarına verilen ücret açısından kıyaslayabilir misiniz?
Avrupa ülkelerinde toplam ücretlerin milli gelir içindeki payı yüzde 50’nin üzerinde iken, Türkiye’de ise bu oran yüzde 25’nin altında bulunuyor. Türkiye’de işçilerin refahtan pay alması, sosyal konumun güçlendirilmesi, çalışma saatlerinin düşürülmesi gerekiyor.
Ortalama bir Türk işçisinin çalışma süresi ne kadardır? Avrupa’daki rakamlarıda paylaşmanızı isterim...
Avrupa’da haftalık çalışma 45 saatin altında bulunuyor. Türkiye’de ise ise 60 saat civarında.
İstihdam sorununu çözümüne gelecek olursak sizin önerileriniz nelerdir?
Bize göre işçinin ortalama çalışma süresi düşürülmelidir. Bizim yaptığımız incelemelere göre, çalışma süresinin bir saat aşağı çekilmesi, 126 bin kişiye istihdam olanağı sağlayacak. Sanayi ve kayıtlı sektörlerle ilgili olarak söylüyorum. Oysa bizim ülkemizde kayıtdışı sektörlerde bazen 65 saatlik çalışma süreleri de oluyor. Türkiye’de eğer çalışma süreleri yasanın öngördüğü düzeye indirilirse tam 2.5 milyon kişinin istihdam olanağı sağlayacağını düşünüyoruz.
Yasal süre ne kadar?
45 saat. Bizim yaptığımız çözüm için bir öneridir. Aslında bizim söylemek istediğimiz yasadışı çalışma sürelerine son verilmesi anlamına geliyor. Yasa günde 8 saat diyor. Buna dikkat edilmelidir.
Türkiye’de işsizlik kaça düşerse kısmi de olsa bir rahatlama olur?
İşsizlik resmi rakamlar dikkate alındığında yüzde 16’lara kadar çıkmıştı. Gereken tedbirler alınırsa işsizlik yarı yarıya iner. Kısmide olsa bir rahatlama olur. Fakat istenilen elbette işsizlik sorununu tamamen ortadan kalmasını sağlamak. Bu konuda bütünsel tedbirlere ihtiyaç var. Girdi maliyetlerinde bazı düzenlemelere ihtiyaç var.
Mevcut ortamda ekonomik sıkıntılar nasıl azaltılabilir?
Kriz ortamında güvence veren bir sosyal devlet olgusu ortada bulunmuyor. Sosyal koruma artırılmalıdır.  DİSK olarak krize karşı sosyal program hazırladık. Burada çalışma saatlerinin düşürülmesinden, sosyal harcamalarının artırılmasına kadar uygulanabilir tedbirler var. Ayrıca, 800 TL altında geliri olan hanelere ek bir sosyal paket verilmelidir. Burada işsizlik sigorta fonunun devreye girmesi gerekiyor. Fakat, işsizlik sigortası fonu, istimlâk bedelleri de dahil olmak üzere GAP projesi gibi alanlarda kullanılıyor. Yani, devlet topladığı vergilerle yapması gereken yatırımları işsizlik sigortasından karşılıyor.

‘Köye dönüş’ başladı
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türkiye’de ekonomik kriz nedeniyle tersine göç yaşandığını belirtti. Çelebi, şehirde umudu kalmayan insanların ekonomik sıkıntılar sebebiyle ve sığınma amaçlı köylerine döndüklerini ifade etti. Süleyman Çelebi,” Ekonomik sorun yaşayan insanlar köylerine dönüyor ama üretime katılamıyorlar. Çünkü tarım girdileri çok yüksek. Mazot, gübre ve elektrik maliyetleri çok fazla” dedi.
Süleyman Çelebi, 5 hafta süren ‘Eve Kapanma Pazara Çık’ kampanyasını da eleştirdi. Çelebi, ” Pazara çık kampanyası uygulamaya kondu. Bu toplumla alay etmek demektir. Baskı altında tutulan ücretlerle, insanların alım gücünün sıfırlandığı ve gelecekten umudunu kesmiş insanların alışveriş yapması kolay değil. Toplumsal sorunlar algılanamıyor”dedi.