Coca-Cola: Türkiye'ye hep güvendik

Dünyanın en büyük kolalı içkiler şirketi Coca-Cola'nın 'Küresel Pazarlama ve Finans Direktörleri Toplantısı'na katılmak üzere İstanbul'a gelen The Coca-Cola Company İcra Kurulu Başkanı Neville Isdell, Türkiye'yi çok iyi tanıdığını belirterek 'Türkiye'ye hep güvendim ve güveniyorum.
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

İSTANBUL - Dünyanın en büyük kolalı içkiler şirketi Coca-Cola'nın 'Küresel Pazarlama ve Finans Direktörleri Toplantısı'na katılmak üzere İstanbul'a gelen The Coca-Cola Company İcra Kurulu Başkanı Neville Isdell, Türkiye'yi çok iyi tanıdığını belirterek 'Türkiye'ye hep güvendim ve güveniyorum. Ülkenize yatırımlarımız devam edecek' açıklamasını yaptı.
Türkiye'yi tanımayan ve yalnızca ziyaret için gelen bir küresel yönetici olmadığını söyleyen Neville Isdell şunları kaydetti:
"Türkiye'ye 15 ya da 16 kere geldim. Belki de küresel şirket yöneticileri arasında Türkiye'yi benim kadar tanıyan, bilen yok. Antalya, Bursa, Kapadokya, Trabzon ve tüm büyük şehirlerinizi tatil ve iş için ziyaret ettim. Ülkenizin her yerini gezdim. Türkiye'nin küresel faaliyetlerimizde çok daha önemli bir ülke haline geleceğinden hiç şüphem yok ve bunu defalarca herkesin önünde söyledim. Son dört yıldır Türk ekonomisi çok iyi performans gösterdi. Ortaya bu gelişmenin önünü kesecek büyük engel çıkacağını düşünmüyorum. Her zaman küçük iniş çıkışlar olabilir. Ancak nereden nereye geldiğinize bakın. Türkiye yüzde 60-80 enflasyonda savrulurken bile çok iyimserdim. Enflasyonun şimdi nerede olduğuna bakın. Zemin çok daha sağlamlaştı, kırılganlık düzeyi azaldı. Türkiye'nin uzun dönemde AB ile entegre olacağına da inanıyorum. Hangi politik şekilde olacağı, ne kadar zaman alacağı uzmanlık alanıma girmediği için spekülasyon yapamam, ama Türkiye'nin AB entegrasyonu engelenemez."
'Yatırıma devam edeceğiz'
Neville Isdell'e göre, AB ile entegrasyon yolunda bazı küçük engeller olabilir. "Bunlarla her zaman karşılaşılabilir" diyen Isdell şöyle konuştu: "Türkiye'yi ziyaret ettiği için bunları söyleyen bir kişi değilim. Türkiye ekonomisine ve bu ülkenin geleceğine gerçekten inanıyorum. Çok yüksek bir beşeri sermaye gücünüz var. Coca-Cola'nın küresel işlerinde çalışan Türklerin sayısı bunun en önemli kanıtı. Beşeri sermaye bir toplumun gelişme gücü hakkındaki en önemli göstergedir. Her zaman tümseklerle, küçük engellerle karşılaşılır. Ancak biz Coca-Cola olarak Türkiye'de yatırımlarımızı kısmamıza neden olacak büyük bir engelle karşılaşacağımızı düşünmüyoruz. Ekonominize tümüyle entegre olmuş durumdayız. Türkiye'de bugüne kadar yarım milyar dolarlık yatırım yaptık. Bundan sonra da ne kadar gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz." Isdell, hafta başında Coca-Cola'nın 'Coca-Cola Tadında Hayat' adlı reklam kampanyasının New York'tan sonra küresel düzeyde ilk olarak İstanbul'da başlatıldığını belirterek "Bu kampanyayı Türkiye'de başlatmamızın nedeni son dört yılda özellikle son 12 yılda çok başarılı bir pazar olmasıydı. Bunu göstermek için Türkiye'de yaptık. Türkiye bugün Coca-Cola'nın 13'üncü büyük pazarı. Bu yıl 12'nci sıraya yükseleceğine ve bir süre sonra da ilk 10 arasına gireceğine inanıyorum." diye konuştu.
Nevill Isdell, Coca-Cola'nın "kişesel bağımlılığı ya da düşkünlüğü' olduğunu itiraf ettiği Türkiye'deki büyümesinden memnun. "1988 yılında Türkiye'ye gelip Muhtar Kent ile tanıştığımda beni yatırıma ikna etti' diyen Isdell şunları söyledi:
"Yatırımlarımız sürdü ve çok iyi noktaya gelindi. Kampanyanın Türkiye'de başlatılması da bu ülkeye verdiğimiz önemin göstergesi. Topluma ve kültürüne entegre olabilmek çok önemli. Dünya genelindeki başarımızın altında bu yatıyor. Örneğin dünyada Amerikan karşıtı duygular kabardığı ya da Irak savaşı gündeme geldiğinde bize satışlarımızın nasıl etkilendiğini soruyorlar. Biz de çok az diyoruz. Evet biz Amerikan kültürünün bir sembolüyüz ama politik bir şirket değiliz. Toplumla bütünleşebildiğimiz için insanlar bizi farklı görüyor."
'Türkiye ofisinin önemi büyük'
Coca-Cola International İcra Kurulu Başkanı Muhtar Kent de bu noktada devreye girip Türkiye ofisinin Coca-Cola bünyesinde 30'dan fazla ülkeyi yönettiğini belirterek şunları söyledi: "Bu da İstanbul ofisinin gücünü ve merkezin duyduğu güveni gösteriyor. Mr. Neville Isdell, 1988 yılında Türkiye'yi ilk kez ziyaret ettiğinde Esentepe'de 380 metrekarelik iki katlı bir villada 18 kişiyle faaliyet gösteriyorduk."
Şirket tarihinde bir ilke imza atıldı
Coca-Cola'nın küresel pazarlama ve finans bölümlerinin Türkiye'de toplaması şirket tarihinde ilk kez gerçekleşen bir olay. Pazar akşamı başlayan toplantı dün akşam bitti. Coca-Cola'nın Türkiye yönetim ekibinin ve bayilerinin de katılımıyla çarşamba gecesi Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda bir toplantı yapıldı. Gecede Kent ve Isdell konuştu. Ardından da Anadolu Ateşi Topluluğu'nun gösterisi izlendi. Isdell, aynı gece Muhtar Kent'in evinde verilen ve iş dünyasının önemli temsilcilerinin de hazır bulunduğu yemeğe katıldı.
'Beni en çok Mandela etkiledi'
İcra Kurulu Başkanı Neville Isdell, yaşamında kendisini en çok etkileyen kişinin Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela olduğunu söylüyor. 1982-1983 yılında ırk ayırımını protesto için Güney Afrika'dan ayrıldıklarını belirten Isdell şunları anlattı:
"Ancak ayrılmadan önce bir geçiş dönemi vardı. ABD, bu ülkede kalmak isteyen şirketlerinin uyacağı kuralları Sullivan Yasası adlı bir yasayla belirlemişti. Buna göre ABD şirketlerinde ırk ayrımı yapılmayacaktı. Ayrı tuvalet, ayrı kantin bulunmayacaktı.
Hemen uygulamaya geçtik ve böylelikle Güney Afrika yasalarını çiğnemeye başladık. Sürekli müfettişler geldi. Beni sorguladılar. Yasayı çiğnemediğimi söyledim. Ceza alabileceğimi hatırlattılar. Biliyorum dedim. Yani bir nevi gölge boksu yaptık. Sonra şirket ülkeden ayrıldı, ben de Avustralya'ya tayin edildim. Yıllar sonra Mandela hapisten çıktığında Coca Cola'nın ülkeye dönüşü için kendisiyle konuşmaya gittim.
Bir masanın etrafında toplandık. Nelson Mandela'nın sağında oturuyordum. Üniversitede öğrenci birliği yönetiminde olduğumu, ırkçılığa karşı mücadele ettiğimi anlattım. Fabrikadaki uygulamalarımdan bahsettim. Çektiği sıkıntılara rağmen beyazlardan nefret etmiyordu. Beni dinlerken büyük bir dinginlikle elimi tuttu ve, 'Biliyoruz mister Isdell. Neler yaptığınızdan, nasıl davrandığınızdan haberimiz var. Endişe etmenize gerek yok' dedi. Meğer hakkımdaki her şeyi anlatmışlar. Birden sohbetin yönü ve havası değişti."
'Muhtar'ın uyumadığından emin olmalıyım'
Neville Isdell şirketin uluslararası operasyonlarının başına getirdiği ve uzun yıllardır tanıdığı Muhtar Kent'e de, "Ben iyi uyurum. Ancak, Muhtar'ın uyumadığından emin olmak istiyorum' sözleriyle takılıyor.
The Coca-Cola Company İcra Kurulu Başkanı Isdell, "Dünyanın en kıymetli markasını yönetmek nasıl bir duygu? Siz de bazı Fortune CEO'ları gibi çalışmaya sabah 04.00'te mi başlıyorsunuz? Onlar gibi çılgınca çalışıyor musunuz?" sonusuna ise şu yanıtı veriyor:
"Markanın doğası itibarıyla Coca-Cola özel bir iş. Şişenin üzerinde isim, binamızın üzerindeki isim. Kartlarımızda da aynı isim var, yani küresel olarak tanınan bir marka. Anlamamız gereken ismimizin ve sıfatımızın çok önemli olmadığıdır. Önemli olan Coca-Cola ismidir. Önemli ve zor olan markaya hizmettir. Bu mirasa hizmettir. Bu bir yük değil yükümlülüktür. Bililyorsunuz ben emekli olmuştum. Emekliliğimden geri döndüm. Hayatım Coca-Cola ile geçti. Bu yıl şirketteki 40. yılım. Her sabah büyük bir enerjiyle işe başlıyorum. Bu, 40 yıldır yaptığım, bildiğim ve sevdiğim bir iş. Bu büyük bir onur ve ayrıcalık. Coca-Cola'da çalışmak bana enerji veriyor. Ben iyi uyku uyurum, çünkü gideceğimiz yön konusunda şüphem yok. Çok açık bir stratejimiz var.
'Sürdürülebilir büyüme'
Yapmanız gereken günlük işyeri yönetecek en uygun yönetim ekibini kurmaktır. Bu bir ekip işidir, tek kişinin altından kalkabileceği iş değildir. Ben de bu yönetim ekibini kurdum. Muhtar da bu ekibin en önemli parçası. Toplam işin yüzde 80'inden sorumlu. Ben çok iyi uyku uyumakla beraber Muhtar'ın uyumadığından emin olmak istiyorum. Kendisinden de çok memnunum. Şirketimizin mali sonuçlarından memnunum, ancak kısa vadeli değil, sürdürülebilir büyümeye bir an önce geçmemiz lazım. Mutsuz olduğumu söyleyemem ama sabırsız olduğum söylenebilir."