Çok 'enerjik' yaşadı, hızlı ölüyor

Dünyada kafeinsiz içeceklerin popülaritesi her geçen gün artarken, Türkiye pazarında da enerji içecekleri 2003 yılı itibarıyla hızlı bir yükseliş yakaladı. Aynı yıl enerji içecekleri pazarının büyüme oranı diğer içecek gruplarının iki buçuk katını buluyordu.
Haber: TUGAY SOYKAN / Arşivi

Dünyada kafeinsiz içeceklerin popülaritesi her geçen gün artarken, Türkiye pazarında da enerji içecekleri 2003 yılı itibarıyla hızlı bir yükseliş yakaladı. Aynı yıl enerji içecekleri pazarının büyüme oranı diğer içecek gruplarının iki buçuk katını buluyordu. Ancak sağlığa zararları sürekli tartışılan, Fransa ve Danimarka başta olmak üzere çeşitli ülkelerde yasaklanan enerji içeceklerinin başı Türkiye'de de yargıyla derde girdi. Tüketici Hakları Derneği'nin açtığı davada Danıştay, enerji içecekleri tebliğinde değişiklik öngören ikinci tebliği de iptal etti. Böylelikle enerji içeceklerinin piyasada toplatılması gündeme geldi.
Enerji içeceklerinin sağlığa zararları dünyada ve Türkiye'de sürekli tartışma konusu oluyor. Enerji içeceklerinin Türkiye pazarına girişi de, içerdiği kafein miktarının 150 miligramdan fazla olduğu gerekçesiyle Tarım Bakanlığı'nın yasaklama girişimi yüzünden bir hayli olaylı geçmişti. Ancak daha sonra bu ürünlerin pazara girişlerinin önü yine Tarım Bakanlığı'nca açıldı. Satışlardaki patlama da bunun arkasından geldi. 2003 yılında 3 milyon kutu olan satış rakamı, 2004 yılında 10 milyon kutunun üzerine çıktı. 2005 yılının sonunda ise bu rakamın iki katı satış bekleniyor.
Türkiye içecek pazarının büyüklüğünün Ocak-Ekim 2004 itibarıyla 2.8 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, enerji içecekleri pazarı 15 milyon dolar payla henüz çok küçük görünebilir. Ancak en hızlı gelişen bir içecek pazarı olduğu da bir gerçek.
AC Nielsen'in verilerine göre, bar, restoran, spor salonu ve kantinler hariç sadece evlerde tüketilen enerji içeceği ve sporcu içeceği pazarı 2004 yılında yüzde 83.5 büyüdü. Türkiye'deki toplam içecek pazarının aynı dönemde sadece yüzde 31.2'lik bir büyüme gerçekleştirdiği dikkate alındığında, enerji içeceklerindeki büyümenin, genel büyümenin yaklaşık iki buçuk katı olduğu görülüyor. Bu paralelde 2004 yılıyla birlikte yabancı ve yerli enerji içecekleri şirketleri, gelişen Türkiye pazarından daha fazla pay kapmak için yarışa girmiş durumda. Şu anda Türkiye'de 25 enerji içeceği markası satılıyor. Uzmanlar küçük partiler halinde daha birçok markanın pazara girmesiyle, toplam marka sayısının 42'ye ulaştığını belirtiliyor. Ancak Tüketici Hakları Derneği'nin ikinci kez açtığı davanın sonucu, bu hızlı yükselişi şimdilik frenlemiş görünüyor.
Taraflar ne diyor?
Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar, kararı sevinçle karşıladıklarını belirterek "Bu, lehimize sonuçlanan ikinci dava. İlk açtığımız davayı da kazanmıştık ancak Tarım Bakanlığı 4 Şubat 2005 tarihinde iptal edilen tebliğ ile özü itibarıyla aynı olan bir tebliğ çıkardı. Son olarak 22 Haziran 2005 tarihinde Danıştay bu tebliğin de yürütmesini durdurdu" dedi. Çakar, Danıştay'ın son kararla Tarım Bakanlığı'nın yanlışını ikinci kez düzelttiğini dile getirdi. Danıştay'ın bu kararının ardından da enerji içeceklerinin toplatılması gündeme geldi.
Bu noktada ellerine henüz resmi bir bildirim ulaşmadığı, karar ellerine ulaştığında Tarım Bakanlığı ile görüşmelere başlayacaklarını belirten Red Bull Genel Müdürü Aykut Ferah ise "Türkiye Gümrük Birliği'ne üye bir ülke olduğundan enerji içeceklerindeki kafein miktarları konusunda da AB standartlarına uymak zorundadır. AB ülkelerinde de bu oran, iki tip olmak üzere, litrede 150 ve 350 miligram olarak belirlenmiştir. Bu son Danıştay kararının AB Komisyonu tarafından yargılanarak mahkûm edileceğini düşünüyoruz. Çünkü İtalya'da buna benzer bir dava komisyon tarafından bozuldu ve İtalya cezalandırıldı. Enerji içecekleri konusundaki bu son karar 3 Ekim müzakerelerinde de başımızı ağrıtacaktır. Çünkü AB ülkelerinde bu ürün satılıyor ancak bizde satılmıyorsa, ortada bir sıkıntı var demektir" dedi.
Türkiye'de enerji içeceklerinin iki buçuk sene yasaklandığını, ancak o zaman AB Komisyonu'nun Tarım Bakanlığına baskı kurarak enerji içeceklerinin yeniden piyasaya çıkmasını sağladığını dile getiren Ferah "Yine aynı durum yaşanacak. Ama her şeyden önce kararı görmeliyiz. Karar elimize ulaştıktan sonra hakkımızı arayacağız" diye konuştu. İstanbul'da 8 milyon avroluk yatırıma hazırlanan İtalyan menşeli Tiger Shot'un Türkiye Genel Müdürü Birol Cebecioğlu ise "Bu iş çocuk oyuncağına döndü. Piyasa güven vermiyor. Bize kafeinsiz enerji içeceği yapın deseler ona da razıyız. Ancak sürekli belirsizlik söz konusu, bu nedenle de 8 milyon avroluk yatırımımızı askıya aldık. Önümüzü göremiyoruz. Artık bizi rahat bıraksınlar" diedi. Red Dragon Pazarlama Direktörü Yılmaz Hürdağ ise baskılar bu şekilde sürdüğü takdirde Türkiye pazarından çekilebileceklerini belirtti.
Türkler uyarıları dinlemiyor
Danıştay'ın aldığı kararda 'Türk toplumunun uyarıları dikkate almama kültürü' gerekçe olarak gösteriliyor. Özellikle alkolle kullanılmaması gereken enerji içecekleri, Türkiye'de gençler tarafından çoğunlukla alkolle karıştırılarak içiliyor. Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar: "Kutuların üzerinde uyarılar yer almasına karşın bunlara uyulmadığı aşikârdır. Ayrıca bazı enerji içeceklerinin reklamlarında sürekli gece hayatı görüntülerinin yer alması da alkolle içilmesine teşviktir" diyor. Alkolle alındığında veya aşırı kullanıldığında sağlığa zararları olduğu, hatta ani ölümlere yol açabileceği üretici firmaların yetkilileri tarafından da kabul edilen enerji içeceklerinin bilinçli tüketiminin sağlanmasının ise yine firmalara düşen bir görev olduğunu dile getiren Tiger Shot'un Türkiye Genel Müdürü Birol Cebecioğlu şunları söylüyor:
"Bu konuda elimizden geleni yapmaya kararlıyız. Avrupa'da enerji içecekleri uzun yola çıkmadan önce kamyoncuların ya da sınavlara çalışan öğrencilerin tükettiği bir içecektir. Türkiye'de de bu kültür yerleşmeli. Alkolle alınmadığında vücuda verebileceği zarar, bir fincan kahvenin verebileceği zararla eşdeğerdir. Uyarıları dikkate almama ise bir tercih meselesidir. Bunu kim engelleyebilir ki?"
Enerji içeceklerinin sağlık açısından risklerini değerlendiren Gıda Mühendisleri Odası ise bu içeceklerin bir an önce piyasadan toplatılması gerektiği görüşünde. Enerji içeceklerinin sağlık açısından sakıncasız olduğunun daha kanıtlanmadığını belirten Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Başkanı Petek Ataman, "Enerji içeceklerinin sağlığa yönelik risklerini dile getiren birçok yayın bulunuyor. Enerji içeceklerinin, içerdikleri yüksek kafein miktarının yol açabileceği sağlık risklerinin yanı sıra; diğer uyarıcı maddelerin birbirleri ve kafein ile etkileşimleri ve tüm ürünün alkol ile birlikte alınması durumunda yaratabileceği risklere yönelik kaygıları içeren çok sayıda bilimsel rapor mevcut. Sayılan riskler ani ölümlere kadar uzanıyor" diyor.
"Hakkında bilimsel anlamda bunca tartışmanın olduğu bu ürünlerin yasal olarak içeriğinin belirlenmesinde bilim adamlarının görüşüne uyulması gerektiğini düşünüyoruz" diyen Ataman, "İnsan sağlığına uygunluğu tartışılır olan bir ürüne izin vermek doğru değildir" açıklamasını yapıyor.
Enerji içeceklerinin tebliğ savaşları

  • Enerji içecekleri ilk olarak 2000 yılında, içeriğindeki kimi maddelerin yüksek oranlarda bulunması sebep gösterilerek, 57. hükümet tarafından yasaklanmıştı.
  • 6 Mart 2002 tarihinde yayımlanan 'Türk Gıda Kodeksi Enerji İçecekleri Tebliği' ile bu tarz içecekler için yeni sınırlamalar getirilmiş ve özellikle, bu içeceklerdeki kafein miktarı 350 miligramdan 150 miligrama düşürülmüştü. Bu gelişmenin ardından Red Bull firması yaptığı yatırıma rağmen pazardan çekilmiş ve ithal enerji içecekleri de formül değerlerini düşürmüştü.
  • 9 Mart 2004 tarihinde enerji içecekleri ile ilgili yeni bir tebliğ yayımlanmış ve enerji içeceklerinde kafein miktarı 350 miligrama çıkarılmıştı. Bu süreçte pazardan çekilen firmalar, pazara tekrar dönmüşlerdi.
  • 9 Mart tarihinde çıkarılan tebliğin Tüketici Hakları Koruma Derneği'nin Danıştay'da açtığı dava sonucu 24 Kasım 2004'te yürütmesi durdurulmuş ve formül değerleri yüksek olan ürünlerin 10 Ocak 2005 tarihine kadar toplatılması istenmişti.
  • Danıştay 10. Dairesi'ne 27 Aralık'ta bakanlık itiraz etmiş, daha sonra da 4 Şubat 2005'te yeni bir tebliğ düzenlenerek, içeceklerdeki kafein miktarı düşürülmüş, 18 yaşın altındakilere enerji içeceği satış yasağı getirilmiş ve şirketlere de altı aylık geçiş süresi tanınmıştı.
  • 22 Haziran 2005'te alınan son Danıştay kararıyla da 150 miligram üstünde kafein içeren enerji içeceklerinin satışı durduruldu.


    İç pazar talebi Hintli denimcilere yaradı

    Denimde Türkiye'nin en önemli rakiplerinden biri olan Hindistan, bir süredir kaybettiği ivmeyi, tüketici talebi ve yeni moda akımlarıyla yeniden kazandı. Yıllık yüzde 15-20 büyüme öngören sektörü ateşleyen, gençlerin giyim zevki oldu

    Denimde Türkiye'nin en önemli rakiplerinden Hindistan, bir süredir kaybettiği ivmeyi ülkedeki perakende devrimiyle yeniden kazanmış gibi görünüyor. Denim ürünlerde güçlenen moda akımları ve tüketici talebi, Hindistan'da denim endüstrisine de yeni bir ivme kazandırdı. Hindistan'daki toplam denim kumaş üretim kapasitesi yıllık 300 milyon metre civarında, ancak önümüzdeki 12-18 aylık süreçte bu miktarın yıllık 400 milyon metreye yükselmesi bekleniyor. Bu dönemde yapılan yeni yatırımlar da 225 milyon dolara ulaşacak. Geçtiğimiz dönemde moda akımlarındaki belirsizlikten olumsuz etkilenen endüstri şimdi yıllık yüzde 15-20 civarında bir büyümeye hazırlanıyor.
    Hindistan'ın iç pazarı için yaptığı denim kumaş üretimi yaklaşık 100 milyon metre civarında. Zaten yüzde 15-20 değerindeki yüksek büyüme oranı da temelde Hindistan iç pazarından gelen talepten kaynaklanıyor.
    Hindistan'da denim ipliği fiyatları uluslararası pazara göre daha yüksek. Ülkenin en büyük denim imalatçılarından Raymond Denim'in yöneticilerine göre "Ülkedeki perakende devrimi kesinlikle denim sektörüne yardımcı oldu." Ülkedeki perakende satış yerlerinin çoğalmasıyla konfeksiyona talep hissedilir oranda arttı. Genç kızların yarattığı yeni talep bu yükselişte belirleyici oldu. Çocuk giyim üreticileri de sıkça denim kullanmaya başladı.
    Kota sonrası zayıf talep
    Aslında kota sonrası dönemde denim kumaş üreticileri hazır giyim ihracatçılarından çok daha yüksek bir talep olacağını umuyorlardı. Ancak bu gerçekleşmedi. Konfeksiyon ihracatında beklenen yüzde 20-25'lik büyüme ancak yüzde 8-10 civarında gerçekleşti. Üstelik konfeksiyon üreticileri tarafından ithal kumaş kullanımı da önemli oranda arttı. Hindistan'ın yaptığı denim kumaş ithalatı yılda 30 milyon metreye ulaşmak üzere. İthalatın büyük bir kısmı kalite olarak sadece kabul edilebilir olsa da fiyat faktöründen dolayı Çin'den yapılmakta. Rainbow Denim'den R. Bhatia'ya göre "Konfeksiyon ihracatçılarının ithalat için Çin'i seçmesinin nedeni fiyatlar, hızlı teslimat ve ayrıca Çinli üreticilerin sunduğu ve Hindistan'da kolaylıkla bulunamayan yeni 'finishing' yöntemleri.
    Moda nedeniyle tüm Hintli denim üreticileri süslü modellere odaklanmış durumda. Yerel pazarda -klasik mavi denimin dışında-gölgelendirilmiş ve sıra dışı yöntemlerle yıkanmış modellere talep var. Bunlar mavi ve siyah koyu gölgeleri, yeşil ve grinin yeni gölge tonları ve yenilikçi görüntü veren çapraz taramalar... Neredeyse her Hintli üretici bu çizgide çalışıyor.
    Örneğin Raymond Denim bir çok 'strech' kumaş üretimi yapıyor ve kumaş atkılarında yün, ayrıca keten ve polyester kullanıyor. Yine Hindistan'ın önemli denim üreticilerinden biri olan Mafatlal Burlington da yenilikçi kumaş çeşitleri ile rekabetçi olmaya çalışıyor.
    Ülkedeki her denim üreticisi bugün iç ve dış pazardaki müşterilerine yenilikçi kumaşlar sunabilmek için çalışıyor. Bay Bhatia'ya göre bu hem daha iyi fiyat belirlemeyi sağlamak hem de eğilim şiddetini yitirdiğinde dahi piyasada kalabilmeyi garantilemek için yapılıyor. Bhatia Hindistan'da yaşanan sıkıntının arka planına ilişkin de bir yorumda bulunuyor: "Yaklaşık beş altı yıl önce yüksek talep ve fiyatları gören çok sayıda küçük üretici kot pazarına daldı. Bu da pazarda doygunluk yarattı ve büyük üreticiler dahi kötü etkilendi. Sektör bunun yeniden tekrarlanmasını istemiyor. Endüstri yeniliklere ve yüksek katma değerli ürünlere yoğunlaşmışken bu yapılanma desteklenmiyor. Kumaşa uygulanması gereken birçok işlem kıyafet hazır olduktan sonra yapılıyor."
    Sektörün uzmanlarına göre her büyük alıcı Hindistan'la ilgileniyor fakat Hindistan giyim sektörü üretim olanaklarındaki aksaklıklar nedeniyle geniş kapsamlı siparişleri karşılamaktan uzakta görünüyor. Raymond günde 30 bin parça kapasiteli bir yıkama ve sonlandırma ünitesi kurarak başlangıç yaptı. Ülkede gelecek 18-24 ayda bu tip fabrikalardan çok daha fazlasının kurulacağı yönünde bir beklenti var.
    Gelecekteki beklenti
    Kuzey Amerika ve Avrupa'da birçok şirket kapanırken, Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinden gelen denim kumaş ve konfeksiyon talebi şu anda oldukça iyi ve en azından önümüzdeki 8-12 ay içinde böyle devam etmesi bekleniyor. Endüstrinin beklentisi önümüzdeki 2-3 yıl içinde denim talebinde, her yıl için en az yüzde 3 ile 5 arasında bir artış olması. Ancak talepteki genişlemeye bağlı olarak ülkelerin arzında da önemli değişiklikler olacak. Özellikle Mısır, Pakistan ve Türkiye gibi ülkelerin bu dönemde önemli oranda denim ürünü arz edeceği hesaplanıyor.
    Ancak beklenti uluslararası pazardaki fiyatların güçlü talebe bağlı olarak sabit kalması yönünde. Yine de kimi uzmanlar yeni eklenen firmalar sebebiyle fiyatların önümüzdeki yıl düşeceği görüşünü savunuyor. MBIL'nin Yönetim Kurulu Başkanı Rajiv Dayal'a göre "Hindistan'da ve dünya çapında denim üretimi yapan şirketler yaşamaya devam etmek için yenilikçi, farklı ve yüksek katma değerli ürünleri rekabetçi fiyatlarla sunmak zorunda."
    Hindistan denim sektörü
  • Hindistan şu an yılda 300 milyon metre denim üretirken bu rakamın gelecek bir sene içinde 400 milyon metreye çıkması bekleniyor.
  • Aynı dönemde Hindistan'da sektöre yapılacak yeni yatırımların da 250 milyon doları bulabileceği hesaplanıyor.
  • Hindistan'da denim ipliği fiyatları uluslararası pazarlardaki fiyatlara oranla çok daha yüksek
  • Hindistan'da yaşanan ve 'perakende devrimi' olarak adlandırılan
    talep genişlemesi en çok denime yaramış görünüyor
  • Genç ve orta yaşlı erkeklerin tercihi olan denim Hindistan'da çok hızlı bir şekilde kadınların da birinci tercihi haline geliyor.
  • Kotasız ticaretin ülkenin ihracatını yüzde 20-25 düzeyinde artırması bekleniyordu. Ancak gerçekleşen artış yüzde 8-10 arasında kaldı.
  • Hindistan'ın son bir yıl içinde yaptığı denim ithalatı 30 milyon metreyi buldu. Üstelik bu ithalatın önemli bir kısmı da Çin Halk Cumhuriyeti'den.
  • Hintliler özellikle düşük fiyatı ve yenilikçi finishing yöntemleri sebebiyle ithalatta Çinli üreticileri tercih ediyor.
  • İç pazarda değişen talebin yapısına uygun olarak denim üreticileri mavi renkteki klasik denimin yanında yenilikçi ürünler geliştirmeye çalışıyor.
  • Hintli uzmanlara göre ülkede çok az sayıda kaliteli denim yıkama tesisi var ve bu tesislerde kalite kontrolü ve tutarlılığı sağlanamıyor.
  • Hintli üreticiler önümüzdeki 2-3 yılda dünya küresel denim talebinin yılda ortalama yüzde 3-5 artmasını bekliyor.
  • Ancak denim talebindeki bu artışa karşılık olarak Pakistan, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerin de denim pazarındaki payının büyüyeceği öngörülüyor.
  • Diğer bir tahminse fiyatlala ilgili. Bir kesim dünyadaki güçlü talebe bağlı olarak fiyatların sabit kalacağını söylerken diğer bir kesim sektöre yeni eklenen firmalar sebebiyle fiyatların yükseleceğini belirtiyor.
    Kaynak: Emerging Textiles