Denetim çok, sonuç yok

Akaryakıt Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu, son iki yılda 7.9 milyar dolarlık vergi kaybına yol açan akaryakıt kaçakçılığının denetiminin 17 ayrı kurum tarafından yapıldığını belirledi.
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi
ZİHNİ ERDEM / Arşivi

ANKARA - Akaryakıt Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu, son iki yılda 7.9 milyar dolarlık vergi kaybına yol açan akaryakıt kaçakçılığının denetiminin 17 ayrı kurum tarafından yapıldığını belirledi. Denetimdeki çok başlılığa karşın, yaptırımlar yetersiz kalıyor. Örneğin akaryakıta fiyatı ucuz solvent karıştırmak, sadece 'ticarete hile karıştırma' suçuna giriyor.
Hazırlanan rapora göre, kaçakçılıkla mücadelede öncelikle, Gümrük Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı sınır birlikleri görev yapıyor. Düzenleyici ve denetleyici kurum olarak Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun yer aldığı sektörle ilgili olarak ayrıca, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Birimleri, Gelir İdaresi Başkanlığı, Maliye Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü (BAHUM), Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Mali Şuçlar Araştırma Kurulu (MASAK), Denizcilik Müsteşarlığı, Sanayi Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Çevre ve Orman Bakanlığı denetim yapıyor.
İletişim sağlanamıyor
Gümrük işlemlerinde esasen sadece gümrük idaresi görevli olmasına karşın, bakanlık ve diğer mücadeleci kurumların önemli bir kısmının da gümrük işlemlerinde ilgili mevzuatları gereğince yetkili oldukları vurgulanan raporda, bazen sadece gümrük sahası içinde birimi bulunan kurum sayısının 14'ü bulduğu belirtildi. Raporda, "Bu kadar çok sayıda kurumun olduğu bir yerde de akaryakıt kaçakçılığı yapmak isteyenlere çok sayıda kapı da açılmış olmaktadır. Saha içinde birden fazla kurumun olması ve bunların aralarında hızlı ve etkin bir iletişimin olmaması sonucunda da kaçakçılık eylemleri ortaya çıkabilmektedir" denildi.


Büyütmek için tıklayınız

Gümrük Müsteşarlığı'nın personel yapısına ilişkin değerlendirmelere de yer verilen raporda, 1993'te 9 bin 172 personeli bulunan müsteşarlığın personel sayısının 7 bin 664'e düştüğü belirtildi. Bu personelin ise sadece 1313'ünün muhafaza personeli olduğu dile getirildi. Personel sayısındaki azalmaya karşılık 1993 yılında 44.7 milyar dolar olan dış ticaret hacminin 2004 yılında 160.2 milyar dolara yükseldiği ifade edildi.
Raporda, mücadeleci kurumlar arasında yeterli koordinasyon bulunmamasının, kaçakçılığın önlenmesinde önemli bir eksiklik olduğu vurgulandı. Raporda, bu konuda şu görüşlere yer verildi:
'Organize olamıyorlar'
"Akaryakıt kaçakçılığı işiyle iştigal edenlerin, kaçakçılığın yurtiçi ve yurtdışı ayağını yapılandırırken ve mücadeleci olarak bilinen kurumların personelini ikna ederken gösterdiği organize nitelik karşısında, kaçakçılıkla mücadele etmede görevli ve yetkili olan kurumlar ve kuruluşların organize olamakta zorlandıkları, mücadeleci kurumların dağınık, yetersiz ve donanımsız görüntü arzettiği, özellikle genel kolluk kuvvetleri arasındaki yetki mücadelesinin ve kurumsal taassup unsurlarının varlığının bilindiği, bütün hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, kaçakçılıkla mücadelede etkisiz kalındığı ortaya çıkmaktadır."
Cezalar yetersiz
Raporda, akaryakıt kaçakçılığıyla aslında bir anlamda karapara aklandığı ancak karapara aklama suçunun cezasının yetersiz olduğu vurgulandı. Karapara aklamaya dönük cezaların uluslararası hukuka paralel olarak artırılması önerilen raporda, yeni TCK'da 15 yıldan 8 yıla indirilen zamanaşımı süresinin de bu suçlar için yeniden 15 yıla çıkarılması gerektiği belirtildi.
Raporda, fiyatı ve ÖTV'si düşük olduğu için akaryakıta katılan solvent, bazyağı gibi maddelerle ilgili cezaların da Türk Ticaret Kanunu'ndaki 'ticarete hile karıştırma' suçu kapsamına girdiği ve hapis bile yatmadan para cezasıyla kurtulunduğu dile getirildi. Ayrıca, akaryakıt kaçakçılığı dahil olmak üzere her türlü kaçakçılıkla mücadelenin bir güvenlik ve asayiş sorunu olarak algılanmaması gerektiği, polisiye önlemlerle kaçakçılığın önlenemediği ve önlenemeyeceğinin görülmesi istendi.