Diyarbakır ağlıyor

Diyarbakır'da göçün sonucu, yoksulluk ve işsizliğin ete kemiğe bürünmesi olmuş. Şehirdeki çalışabilen nüfusun yüzde 60'ı işsiz. Nüfus belirsiz, 800 bin hesaplayan da var, 1 milyon iddiasında bulunan da. Belediyenin toplam bütçesi sadece 65 milyon YTL.
DTP'li Belediye Başkanı Osman Baydemir, kaynak konusunda ve Ankara'yla ilişkilerde dertli: "15 günde bir halk toplantısı yapıyorum, gelenler 'Başkan gıda istemiyorum, emeğimle çalışmak istiyorum' diyor."
Haber: NAZMİ BELGE / Arşivi

DİYARBAKIR - Türkiye'de en çok konuşulan kentler araştırması yapılsa büyük olasılıkla Diyarbakır ilk sıralarda yer alır. Verdiği göçün yanı sıra aldığı göç ve göçün nedenleri de bu kenti gündemde tutmaya yetiyor.
İşsizlik ve yoksulluğun adeta 'ete kemiğe büründüğü' kentte, çalışabilen nüfusun yüzde 60'ı işsiz durumda. Şehir planlamacılarına göre, 1990 yılında 375 bin olan nüfus göç nedeniyle bugün 841 bin kişiye ulaştı. Gayriresmi verilere göre bu rakam 1 milyonu buluyor. Göç, artık biraz yavaşlasa da kentte altyapı, konut ve ulaşım sorunu da gündeme getiriyor.
Belediyenin sıkıntıları çözebilmek için kentten elde ettiği gelir yani toplam bütçesi sadece 65 milyon YTL. Bunun 35 milyon YTL'si yatırımlara ayrılırken, kalanı ağırlıkla personel olmak üzere diğer işlere harcanıyor. Diyarbakır'ın Demokratik Toplum Partili (DTP) Belediye Başkanı Osman Baydemir, en büyük sıkıntıyı, 'politik istikrarsızlık ve buna bağlı olarak
ekonomik istikrarın sağlanamaması' olarak özetlerken, kentin sorunları, ihtiyaçları ve çözüm önerileri konusunda Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı'na ulaşamadığını belirtiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ile 1-1.5 yıldır görüşemediğini belirten Baydemir, yurtdışından buldukları finasman konusunda ise Ankara'nın 'direnciyle' karşılaştıklarını belirtiyor.
Buna rağmen, son aylarda Ortadoğu'nun en büyük canlı hayvan borsasını hizmete sokan, 10 yıldır bitirilemeyen ve yılda 500 bin yolcu taşıyacak Diyarbakır Otogarı'nın açılışını yapan Baydemir, Darkapı semtinde de 82 bin metrekare araziye üzerinde 35 bin ağaç, tenis kortu, baketbol sahası, koşu parkuru dinlenme mekânları yer alan 'Ayşenur Zarakolu Özgür Kadın Parkı'nı açmaya hazırlanıyor. Radikal, Diyarbakır'ı, DTP'li belediye ile AKP'li hükümetin 'takıldığı' noktaları, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'den dinledi. İşte Osman Baydemir'e göre Diyarbakır:
Başbakan'la 1.5 yıldır görüşemiyorum: "Son 1-1.5 yıldır Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşme şansımız olmadı. Sayın Cumhurbaşkanı, sayın Meclis Başkanı'yla görüşmek de çok mümkün olmadı. 2005'in Ağustos ayında sayın Başbakan Diyarbakır'a gelmişti. Kendisine kentin ekonomik ve sosyal kalkınmasını, çözüm yollarını içeren rapor sunmuştuk. Açıkçası bunların hiçbirine yanıt alabilmiş değiliz. Belediye başkanlığı yapmış ilk başbakan olarak bizi en iyi anlayabilecek potansiyele sahip olan kişinin sayın başbakanın kendisi olduğunu düşünüyorum. Yeter ki gerçekten anlamaya çalışsınlar.
En iyi ziyaretçimiz İçişleri Bakanlığı: Bakanlarla ve milletvekilleriyle görüşme konusunda sorunum yok. Bizi en çok ziyaret eden, en sıcak ilişkimizin olduğu yer İçişleri Bakanlığı. 15-20 günde bir müfettiş geliyor. 'Başkan, niye bu tebrik kartını yazdın, Kürtçe kullandın. Niye bu açıklamayı yaptın' diye soruyor. (Gülüyor)
Belediyeye arazi tahsisinde direnç var: Basit bir örnek Özelleştirme idaresine devredilen bir kamu arazisi vardı. Zirai donatımın yeri. Mahkeme değerini üç trilyon tayin etti. Biz Maliye Bakanlığı'na gittik ve 'bir trilyona özelleştirme idaresi burayı bize versin' dedik. Sonuç almadık. İddia ediyorum İstanbul, Bursa, İzmir olsa bunların lafı dahi olmaz.
Şüpheyle karşılanıyoruz: Devlet Planlama Teşkilatı'ndan geçmek zorunda olan yurtdışı kaynaklı yerel yönetimlerle ilgili projelerde şüpheyle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Ama bu hiç (kredi) gelmiyor anlamında algılanmamalı. Bunlar incelenirken, zaman zaman şu sorular kulağımıza geliyor: "Neden Kastamonu, Tokat değil de Diyarbakır?"
Unakıtan, herhalde çok meşguldü, unuttu: (Arazilerin tahsisi konusunda Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile görüştüğünüzde size ne dedi sorusu üzerine), 'Büyük memnuniyetle bakarız. Elimizden bir şey gelirse yaparız' demişti, ama herhalde yoğunluk nedeniyle unuttular.
Seçim kaygısını bırakın: Diyarbakır'a politik hesaplar veya seçim kaygısıyla yaklaşılmamalı. İkinci husus, 70 yılın ihmali ve son 20 yılın çatışma ortamının yarattığı yıkım. Sorun bir tane değil. Bu kentte çalışabilir nüfusun bana göre yüzde 60'ı işsiz. Türkiye'de, AB'ye entegrasyon ile istikrarlı ve yaygın ekonomik kalkınmayı sağlayabilmek için bölgeler arası gelişmişlik farkını yok edecek politikalara ihtiyaç var.
Bölgesel metropol kentler yaratalım: 5084 sayılı en son Teşvik Yasası'ndan önce 36 ilimiz yararlandırılmaya çalışıldı. Ardından kimi baskılarla 46 ile çıkarılmaya çalışıldı, sonra 50 ili aştı. Düzce, Osmaniye dururken kimse Hakkâri'ye Şırnak'a yatırım yapmaz. Sektörel bazdaki teşvikle yeni bir sistem yaşama geçirilebilir. İfade etmeye çalıştığım: Gelin Türkiye'de birden fazla bölgesel metropol kent yaratalım. Ve bu söylediğim Kürt sorunundan bağımsızdır. İstanbul Türkiye sanayi vergisinin yüzde 46'sını ödüyor. Bu Türkiye için tehlike çanı. İstanbul'da deprem olsa Türkiye gelirinin yüzde 46'sını yitirir. Gelin yedi İstanbul daha yaratalım. Biri Diyarbakır, biri Van, diğeri Trabzon neden olmasın.
Söylenen değil söyleyen önemli oluyor: En kötüsü Türkiyede her şey kodlandırılmış. Türkiye'de bir doğrunun ifadesi önemli değil, kimin tarafından ifade edildiği önemli sayılıyor. Bunu (sıkıntıları ve ihtiyaçları kastediyor) ben değil de bir başkası söylese hiçbir sıkıntı olmayacaktı. Mesele bence burada.
Çatışma olmasaydı işsizlik bu kadar olmazdı: Kürt sorunun bir boyutu ekonomik. Bunun kültürel, siyasi diğer boyutları da var. Cumhuriyet tarihine baktığımızda ciddi ihmal söz konusu. Aynı zamanda son 20 yıldır yıkımı ve yoksullaşmanın derinleşmesinin nedeninin kendisi Kürt sorunu. Çatışma ortamı olmasaydı, insanlar yaşamını yitirmemiş olsaydı, çalışabilir nüfusumuzun yüzde 60'ı işsiz olmayacaktı. Kürt sorununun tek başına çatışma stratejisiyle veya tek başına güvenlik koduyla ele alınması ve çözüm yöntemi geliştirilmesinin ortaya çıkardığı sonuçtur bu. Barışçıl, diyaloğa dayalı süreç başlamalı.
Talep var yatırım yok: 15 günde bir halk toplantısı düzenliyorum. 100-200 kişi katılıyor. Kimi eleştiriyor, kimi beğenisini söylüyor. Herkesin kullandığı ortak dil ise şu: 'Ben gıda istemiyorum. Emeğimle çalışmak istiyorum.' Bu onurlu bir davranış ve bunu büyük bir potansiyelin göstergesi olarak okumak gerekiyor.
Türkiye Kürt'üyle barışmalı: Türkiye her şeye rağmen laik sistemi ve parlamenter yapısıyla Ortadoğu'da model olabilecek bir ülke. Tek engel: Türkiye'nin kendi Kürt yurttaşlarıyla barışık olmaması. Bu başarılabilirse eminim ve inanıyorum tüm Kürtlerin gözleri Diyarbakır'da, Ankara'da olacak.
Çözüm Ankara'da: Gerçekten DTP 'seçilmiş milletvekilleri' belediye başkanları, seçilmiş diyorum çünkü yüzde 10 baraj nedeniyle parlamentoya giremediler, çözümü Ankara'da, Diyarbakır'da görüyorlar. Diyalogda görüyorlar ama maalesef bu hâlâ karşılanabilmiş değil. Türkiye kendi Kürt'üyle barışır, Kürt'ünü kucaklarsa bu böyle olacaktır.
Aydınların çağrısı: Geçen hafta 300'ü aşkın aydının ortak çağrısını çok değerli buluyorum. Bunun, bizleri özlemini duyduğumuz barış ortamına yakınlaştıracağını düşünüyorum. Tam da aydınlara özgü bir tavır.
Park orman kuruluyor
Diyarbakır'da 82 bin metrekarelik alana kurulan Ayşenur Zarakolu Özgür Kadın Parkı bölgenin ve kentin ilk ve tek 'park ormanı' unvanına sahip olacak. Parkta 30 bin adet değişik türde çiçekli bitki 4 bin adet yer örtücü gül, 3 bin adet 60 değişik türde boylu ağacın yer alacağı parkta, 900 metre uzunluğunda koşu ve yürüyüş parkuru, 250 metre uzunluğunda ıhlamur ağaçlarının çevrelediği bulvar, beş çoçuk oyun parkı, iki yazlık ve kışlık kafeterya, bir tenis kortu basketbol sahası ve 50 bin metrekare çim alan bulunacak. 2007 yılının bahar ayında açılması planlanan park, Diyarbakır Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Orman Yüksek Mühendisi Dr. Memduh Iğırcık tarafından projelendirildi. İstanbul Esenler'de benzer ölçülerdeki bir parkın 24.5 milyon YTL'ye inşa edildiğini belirten Iğırcık, Zarakolu Parkı'nın maliyetinin ise 4.5 milyon YTL olacağına dikkat çekti.