Doğalgazda çelişki: Hani kontrat devri kötüydü?

Geçen yıl doğalgazda kontrat devri yerine ithalatı hedefleyen bir tasarı hazırlayan hükümet, 'Kontrat devri ucuzluk getirmez' demişti. Ancak bu yıl kontrat devrine izin veren yasa kabul edildi.
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi

ANKARA - Türkiye'yi, adeta 82 yıl önce kaldırılan kapitülasyonla yeniden karşı karşıya bırakan Botaş'ın doğalgaz kontrat devri konusunda hükümetin tam bir kargaşa yaşadığı belirlendi. Hükümetin geçen yıl haziranda TBMM'ye sunduğu ve kontrat devri yerine ithalatın önünü açmayı hedefleyen yasa tasarısının gerekçesinde, 'Kontrat devri, doğalgazda ucuzluk getirmez' görüşüne yer verildi. Bu tasarı Meclis'te yasalaşmayı beklerken, AKP'li iki milletvekilinin imzasıyla hazırlanan yasayla ise Türkiye'nin doğalgaz piyasası Rus Gasprom'un insafına bırakıldı.
Doğalgaz piyasasını serbestleştirmeyi amaçlayan Doğalgaz Piyasası Kanunu'ndaki hükümler de, 'Bu nasıl piyasa özelleştirmesi' dedirtecek çelişkiler içeriyor. Bir yandan piyasayı rekabete açmayı amaçlayan yasa, diğer yandan da özel şirketlerin Botaş'ın gaz alım anlaşması yaptığı ülkelerden gaz alımını yasaklıyor. Hükümetin doğalgaz kontrat devri konusundaki kafa karışıklığı, Meclis Genel Kurulu gündemindeki 23 Haziran 2004 tarih ve 1/834 sayılı yasa tasarısının gerekçesine yansıdı.
2001 yılında çıkarılan Doğalgaz Piyasası Kanunu'nun öngördüğü kontrat devri yerine Botaş dışındaki şirketlerin doğalgaz ithalatı yapmasının önünü açmayı amaçlayan tasarının gerekçesinde, kontrat devrinin fiyatta ucuzluk getirmeyeceği itirafı şöyle yer aldı:
'Aşikâr bir durum'
"Kontrat devirlerinin gerçekleştirilemeyeceği anlaşılmış olup, miktar devri ile yükümlülüklerin Botaş üzerinde kalmasının yanısıra, tek fiyatlı olan kontratın parça parça devredilmesinin, devralanlar için kontrat sonuna kadar alış fiyatlarında bir değişimin sözkonusu olmadığı, kanun ile kimsenin piyasa payının yüzde 20'yi geçemeyeceği gibi konular da göz önünde tutulduğunda tüketici açısından bir rekabet sonucu fiyat düşüşü yaratamayacağı da aşikârdır."
Ancak bu yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda 1.5 yıldır görüşülmeyi beklerken, AKP'li Soner Aksoy ve Fatma Şahin imzasıyla hazırlanan ve Meclis'te kabul edilen yasayla, Botaş'ın kontratlarının, satıcı ülke şirketinden ön onay alan şirketler arasında yapılacak ihaleyle devredilmesi yoluna gidildi. Bunun ilk uygulaması da geçen hafta gerçekleştirildi ve 16 milyar metreküplük doğalgaz kontratını devretmek için açılan ihalede, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK) tarafından 37 şirkete yeterlilik belgesi verilmiş olmasına karşın, Gasprom'dan ön onay alabilen dört firma teklif verdi.
Çelişki var
Doğalgaz Piyasası Kanunu'nun, Gasprom'un ön onayı olmadan kontrat devrine izin vermeyen tartışmalı geçici 2. maddesinin devamı da yasanın amacı ile tam bir çelişki içinde. Amacı, 'doğalgazın, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde tüketicilerin hizmetine sunulması' olarak belirlenen Kanunun geçici maddesinde ise özel şirketlerin, Botaş'ın doğalgaz aldığı ülkelerden gaz ithalatı yasaklanıyor. Söz konusu düzenlemede, "Botaş'ın mevcut sözleşmelerinin var olduğu ülkeler ile bu sözleşme süreleri sona erinceye kadar hiçbir ithalatçı şirket tarafından yeni gaz alım sözleşmesi yapılamaz. Söz konusu mevcut sözleşmelerin sona erdiği tarihten itibaren aynı miktarlar için yeni ithalat sözleşmeleri yapılabilir" deniliyor.
Soruşturma tehdidi
Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Botaş yetkilisi, görevde olduğu sırada yaptıkları temaslarda satıcı ülkelerin hiçbirinin kontrat devrine muvafakat vermediğini, bunun üzerine Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'na başvurarak, 'kontrat devri' yerine yasada ikinci yöntem olarak öngörülen 'miktar devri' yoluna gidilmesini önerdiklerini söyledi. Ancak Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'nun resmi bir yazı göndererek, Botaş'ı, yasanın amir hükmünü çiğnemekle suçladığını belirten aynı yetkili, Botaş Yönetim Kurulu üyeleri hakkında da soruşturma tehdidi savrulduğunu anlattı.
Kontrat devrine ilk başta, Botaş'ı 'Al ya da öde' garantisinden kurtarmak için gerek duyulduğunu, ancak, bugüne kadar geçen sürede kadar ne Türkiye'nin ne de Botaş'ın yükümlülük nedeniyle ceza ödemediğini kaydeden yetkili, "Türkiye'nin alım yükümlülüğü yıllık 25 milyar metreküp. Bu seneki tüketim, 26 milyar metreküp oldu. Bundan sonra da bunun altına düşmez. Dolayısıyla, kontrat devrinin Botaş'ı alım garantisi yükümlülüğünden kurtaracağı iddiaları yersiz" diye konuştu.
Botaş'taki görevinden 1 Haziran 2005 tarihinde istifa eden eski genel müdür Mehmet Bilgiç de, söz konusu istifasına gerekçe olarak, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'nun Botaş'ı kontrat devrine zorlamasını göstermişti.
'Gasprom, Ali Şen'e ait Bosphorus'un ortaklarından'
CHP'li Sanayi Komisyonu üyesi Tacidar Seyhan, tartışmalı yasanın Meclis'teki görüşmeleri sırasında, bu düzenlemeyle, gazı satan yabancı şirketin Türkiye'de gaz dağıtımını yapacak şirketi de ele geçirebileceğine dikkat çektiğini söyledi. Seyhan, "Nitekim geçen haftaki ihaleyi kazanan Ali Şen'e ait Bosphorus'un ortakları arasında, Gasprom'un Almanya'daki şirketi de var. Bu sistem dünyanın hiçbir ülkesinde yok" diye konuştu.
Seyhan, 1992 yılında Avrupa'da da kontrat devrinin tartışıldığını, ancak İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya gibi ülkelerin kontrat devrine karşı çıktığını, bu sistemin fiyatlarda ucuzluk getirmeyeceğini görerek, kontrat devri yerine, ülke sınırına kamu şirketi tarafından getirilen gazın ülke içindeki dağıtımının 'miktar devri' yoluyla özelleştirildiğini ifade etti.
CHP'li Kemal Sağ da, tartışmalı yasa değişikliğinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmesinde, bu düzenlemeyle, Rus kontratının tarafı olan Gasprom'un ya da Cezayir kontratının tarafı olan Sonatrak'ın onayını almadan hiç bir şirketin Botaş'ın lisansını devralamayacağına dikkat çekti.
Öte yandan, CHP'li Enver Öktem de TBMM Başkanlığı'na bir soru önergesi vererek, geçen haftaki kontrat devri ihalesini kazanan şirketlerde Gasprom'un doğrudan ya da dolaylı ortaklığı bulunup bulunmadığını sordu.
EPDK: Garanti vermeyiz
Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'ndan konuyla ilgili olarak dün yapılan yazılı açıklamada, kontrat devrinin gerçekleştirilmemesinin Avrupa Birliği tarafından eleştiri konusu yapıldığı savunuldu. Doğalgaz tedarikçileri ile ihaleye katılan şirketler arasındaki, 'satıcı ön onayı' sürecinin tamamen EPDK'nın kanuni görev alanı dışında olduğu belirtilen açıklamada, "Yasal mevzuatın sonucu ve rekabetin doğası gereği, kontrat devri ihalesi sonrasında kurumumuz tarafından herhangi bir şirkete müşteri garantisi verilmesi söz konusu değildir. Kontrat devri ihalesinin sonuçlarının üzerinden sürdürülmekte olan tartışmalar başından beri bu ihalelerin yapılmasına karşı olan tekelci anlayış ile paralellik taşımakta ve ihalelerin onaylanmasını engelleme çabası olarak değerlendirilmektedir" denildi.