Doğan bankacılık sektöründen çıktı

Doğan Holding, Dışbank'taki yüzde 89.34'lük hissesini, dün resmen Fortis'e devrederek, bankacılık sektöründen çıktı.

İSTANBUL/BRÜKSEL - Doğan Holding, Dışbank'taki yüzde 89.34 oranındaki hissesini resmen Hollanda-Belçika ortaklığındaki Fortis Bank'a 880 milyon avuro bedelle devretti.
DoğanHolding Yöne tim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, devir töreninde yaptığı konuşmada medyayla bankacılığın kolay bir yol arkadaşlığı yapmadığını belirterek, "Benim açım-dan sorun olmasa bile, dışarıdan algılamalar farklı olabiliyor. İşte bu nedenle kendimi Dışbank'la yollarımı ayırmak zorunda hissettim'' dedi. Dışbank'ın Fortis Bank'a devri nedeniyle Dışbank Genel Müdürlüğü'nde bir tören düzenlendi.
Türkiye'nin 7. büyük özel bankası Türk Dış Ticaret Bankası'nın (Dışbank) çoğunluk hisselerini devralan Hollanda-Belçika sermayeli Fortis Bank SA/NV Avrupa'nın en büyük 20 finans kuruluşu arasında. Fortis, 31 Mart 2005 itibarıyla, 571 milyar avroluk aktif büyüklüğe, 28.6 milyar avroluk piyasa değerine, 52 bin çalışana sahip.
Ad değişikliği kasımda
Fortis, Dışbank'ın kalan yüzde 10,66 oranındaki hisse senetlerini almak için Türk yasalarına uygun girişimleri başlatacağını da açıkladı. Açıklamada, bir milyondan fazla hesap bulunduran Dışbank'ın müşterileri arasında 120 bin küçük, 10 bin orta ölçekli işletmenin yer aldığı, bankanın Türkiye'de 173 şubesi bulunduğu belirtildi. Fortis, 1987'den beri faal olduğu Türkiye'de Dışbank'ın şube sayısını 300'ün üstüne çıkaracağını ve kasımdan sonra Dışbank adını Fortis olarak değiştireceğini bildirdi. (Radikal, aa)
Doğan: Mutlu ve hüzünlüyüm
Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, Dışbank'ın devir töreninde şu konuşmayı yaptı:
"Değerli misafirlerimiz, sevgili arkadaşlarım. İş hayatına atılmamın üzerinden 45 yılı aşkın bir süreç geçti. Bu süre içinde birlikte çalıştığım arkadaşlarıma çeşitli konuşmalar yaptım. Bugün sizlere belki de bütün hayatım boyunca unutmayacağım bir konuşma yapacağım. Bu konuşmada hem mutluluk var. Hem de hüzün. İtiraf edeyim, hayatımda ilk defa bu kadar karışık duygularla bir konuşma yapıyorum. Hüzün var ama bu başarısızlıktan kaynaklanmıyor. Tam aksine, bir başarı hikâyesinin kutlaması için buradayız. Küçük bir banka olarak bugüne getirdiğimiz Dışbank'ı bugün uluslararası bir marka olma yolunda devrediyoruz. İsterseniz size bu başarıyı rakamlarla anlatayım. Öyle uzun sayısal verilere ihtiyaç yok. Fazla değil, bundan sadece 11 yıl önce Dışbank'ı aldığımız zaman, özvarlığı 25 milyon dolardan, aktif büyüklüğü de 500 milyon dolardan azdı, sadece 20 şubesi vardı ve 700 kişi çalışıyordu. Şimdi aradan 11 yıl geçti. 11 yıl kurumların ömründe öyle uzun bir süre değildir. Ama bakın, 1990'ların o Dışbank'ı bugün hangi büyüklüğe geldi.
Bankanın özvarlığı 700 milyon dolara çıktı. 5.5 milyar dolardan fazla aktif büyüklüğü, 170 den çok şubesi var. Ve ben, bugün 4 bin 500 çalışanı olan, büyük bir kurumun yöneticileri önünde konuşuyorum. Bu bilanço, hiç şüphesiz artılarla kapatılmış bir başarı bilançosudur. İçinizden şunu söylediğinizi işitir gibi oluyorum. Öyleyse bu hüzün niye? Çok basit. Bu bir veda hüznüdür... Dışbank'a benimle başlayan, birlikte bu başarılara imzasını atan, müesseseye inanmış, onu ailesi saymış, büyük bir arkadaş gurubuna veda ediyorum. Bu veda hüznü, başarıdan kendine de pay istiyor. Yani bu ayrılış günümde çelişki yaşıyorum. Başarılıyız, mutlu olmam gerekiyor ama, aynı zamanda sizlerden ayrıldığım için hüzünlüyüm.
İş dünyasında duygular daha çok başarı ile şekillenir. Demek ki, başarı duygusunu paylaşan başka duygular da varmış. Biliyorum yine içinizden bana şu soruyu soracaksınız. Bu kadar başarılı bir banka kurmuşken, birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızı bu kadar seviyorken, ayrılmaktan da hüzün duyuyorsanız, bankayı niye satıyorsunuz? Buna bütün samimiyetimle cevap vereyim. Türkiye ve dünya son 10 yılda birkaç büyük ekonomik kriz atlattı. Dışbank bütün bu ağır sınavlardan başarıyla geçti. Dimdik ayakta kaldı. Başka bazı bankalar batarken, Dışbank reytinglerini yükseltti. Ama önümde başka gerçekler vardı.
Çocuklarım bankacılıktan çok medya işiyle ilgilenmeyi seviyor ve ne yazık ki medya ile bankacılık kolay bir yol arkadaşlığı yapamıyor. Benim açımdan sorun olmasa bile, dışardan algılamalar farklı olabiliyor. İşte bu nedenden dolayı Dışbank'la yollarımı ayırmak zorunda hissettim. Konuşmamın başında hislerimin karışık olduğunu, üzüntü ile mutluluk arasında gidip geldiğimi söylemiştim.
Şimdi geleyim mutluluğuma. İki bakımdan mutluyum. Birincisi bu kadar severek büyüttüğümüz bankamızı Avrupa'nın en güçlü finans kuruluşlarından birine devrediyoruz. Fortis, kendi ülkesinde değil, bütün Avrupa'da hatta dünyada başarısı, güvenilirliği, saygınlığı ile bilinen bir müessese. Son 10 yılın en başarılı finans kuruluşlarından. Siz arkadaşlarımı böyle sağlam ve başarılı bir kuruma emanet ettiğim için mutluyum. Bu konuda kendime düşen sorumluluğu yerine getirdiğimi düşünüyorum. İkincisi AB yolunda emin adımlarla yürüyen Türkiye'ye kuvvetli bir Avrupa bankası ve sermayesi gelmesinden mutluyum. Ayrılmanın hüznünü, bu saydıklarım azaltıyor. 11 yıldır bankanızı bütün krizlerden koruduğunuz, her geçen yıl başarısını pekiştirdiğiniz ve benim başımı dik tutmamı sağladığınız için hepinize çok çok teşekkür ediyorum.
'Dayanışma gösterdik'
Çok iyi bir dayanışma gösterdik. Ben sizin başınızı eğdirtmedim, siz de benim başımı. Hepinize mutluluk ve sağlık diliyorum. Kalbim ve gözüm hep sizlerle olacak. Son sözüm Dışbank'ın yeni sahiplerine. Fortis'in değerli yöneticileri. Size iyi bir banka devrediyoruz. Başarılı ve dürüst insanlarla çalışacaksınız. 11 yıldır bizimle gösterdikleri performansı sizinle de göstereceklerine inanıyorum. Uluslararası yönetiminiz Dışbanklıların becerisiyle birleşince çok güzel şeylerin olacağına güveniyorum.
İstikbal vaat eden bir ülkeye geliyorsunuz. Batı standartlarına ve değerlerine ulaşmak isteyen bir halka hizmet sunacaksınız. Bankanın devri sırasındaki görüşmeler mesleki mükemmelliğin örneğiydi. Türkiye'ye, Dışbank'a ve bizlere gösterdiğiniz güven için sizlere teşekkürlerimi sunuyorum.
Ve hoş geldiniz diyorum."