'Dolandırıcılık kastı var'

Yönetim Kurulu Başkanı Dinç Bilgin'in 14 yıl ağır hapis ve yaklaşık 500 milyon YTL para cezasına, işadamı Cavit Çağlar'ın da nitelikli dolandırıcılıktan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldığı 23 sanıklı Etibank'ın zarara uğratılmasıyla ilgili davanın gerekçeli kararı tamamlandı.

İSTANBUL - Yönetim Kurulu Başkanı Dinç Bilgin'in 14 yıl ağır hapis ve yaklaşık 500 milyon YTL para cezasına, işadamı Cavit Çağlar'ın da nitelikli dolandırıcılıktan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldığı 23 sanıklı Etibank'ın zarara uğratılmasıyla ilgili davanın gerekçeli kararı tamamlandı.
Davanın gerekçeli kararında mahkûm olan sanıkların, bankadaki görevlerini kötüye kullanarak, kaynakları 'yoğun dolandırıcılık ve iç etme' kastıyla hareket ettikleri belirtildi. Etibank ile ilgili kararın da 'Tespit ve Değerlendirmeler' bölümünde Etibank özelleştirmesinin usulsüz olduğu belirtilerek şu görüşlere yer verildi:
"Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü, İpek Ortak Girişim'den taahhütname alınması koşuluyla Etibank'ın ihalesi ve devrine ilişkin iznin verilmesinin uygun olacağına karar verdi. Özelleştirmenin yapılması, bu hususların yerine getirilmiş olması koşuluna değil, bu hususların yerine getirileceğine dair taahhütname verilmesi koşuluna bağlanmıştır. Bu taahhütname yöntemiyle kamu ve kamu adına denetim yapma mevkiindeki kişiler aldatılmak istendi. Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun (ÖYK) Etibank ihalesine ilişkin kararı hukuka uygun değildir ve bu kararın alınmasında hileli davranışlara başvurulduğu tespit edilmiştir."
'Suçun varlığı ortadan kalkmaz'
Kararda, sanık Dinç Bilgin ve arkadaşlarının bankadan iç edilen paralardan bizzat istifade etmemiş olmalarının 'suçun rengini veya varlığını ortadan kaldırmadığı', bu durumun TCK 61 maddesi uyarınca verilecek cezanın belirlenmesinde dikkate alındığı ifade edildi. Sanıkların suça konu eylemleri gerçekleştirmelerindeki amaçlarının, mudiler tarafından emanet olarak kendilerine tevdi edilen ve sınırsız mevduat garantisi nedeniyle de devlet ve dolayısıyla toplum tarafından üstlenilen parayı 'iç etmek' yani 'aşırmak' olduğu vurgulandı.
Kararda bankanın Medya-İpek Holding'e devrinden kısa süre sonra, Bankalar Kanunu'nun 64'üncü maddesi kapsamında izlemeye alındığı ve zararının 27 Ekim 2000'de TMSF'ye devri itibarıyla 694 milyon 998 bin dolara ulaştığı kaydedildi.